302. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي إِسْمَاعِيلَ، - وَهُوَ مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ - عَنْ مَعْقِلٍ الْخَثْعَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، - رضى الله عنه - قَالَ الْمُسْتَحَاضَةُ إِذَا انْقَضَى حَيْضُهَا اغْتَسَلَتْ كُلَّ يَوْمٍ وَاتَّخَذَتْ صُوفَةً فِيهَا سَمْنٌ أَوْ زَيْتٌ .
Bize Ahmed b. Hanbel anlattı; bize Abdullah b. Numeyr anlattı; Muhammed b. Ebî İsmâîl’den —ki o Muhammed b. Râşid’dir—; Ma’kıl el-Has’amî’den; Hz. Ali -radıyallâhu anh-’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “İstihâze [özür kanı gören] kadın, âdeti (hayz) bittiğinde her gün [bir kez] gusül abdesti alır ve [kan akışını dindirmek üzere] içerisine sadeyağ (semn) veya zeytinyağı (zeyt) emdirilmiş bir yün parçası (sûfe) kullanır.”