1. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَمْرٍو - عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا ذَهَبَ الْمَذْهَبَ أَبْعَدَ .
Bize Abdullâh b. Mesleme b. Ka'neb el-Ka'nebî anlattı; [dedi ki:] Bize Abdülazîz -İbn Muhammed'i kastediyor- anlattı; Muhammed'den -İbn Amr'ı kastediyor-; o Ebû Seleme'den; o da el-Mugîre b. Şu'be'den naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, tuvalet ihtiyacı için gittiği zaman [insanlardan] uzaklaşırdı.
2. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ الْبَرَازَ انْطَلَقَ حَتَّى لاَ يَرَاهُ أَحَدٌ .
Bize Müsedded b. Müserhed anlattı; [dedi ki:] Bize Îsâ b. Yûnus anlattı; [dedi ki:] Bize İsmâîl b. Abdülmelik haber verdi; Ebû'z-Zübeyr'den; o da Câbir b. Abdullâh'dan naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, hacet gidermek istediği zaman hiç kimsenin kendisini göremeyeceği bir yere kadar giderdi.
3. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، حَدَّثَنِي شَيْخٌ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ الْبَصْرَةَ فَكَانَ يُحَدَّثُ عَنْ أَبِي مُوسَى، فَكَتَبَ عَبْدُ اللَّهِ إِلَى أَبِي مُوسَى يَسْأَلُهُ عَنْ أَشْيَاءَ، فَكَتَبَ إِلَيْهِ أَبُو مُوسَى إِنِّي كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ فَأَرَادَ أَنْ يَبُولَ فَأَتَى دَمِثًا فِي أَصْلِ جِدَارٍ فَبَالَ ثُمَّ قَالَ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَبُولَ فَلْيَرْتَدْ لِبَوْلِهِ مَوْضِعًا " .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; [dedi ki:] Bize Hammâd anlattı; [dedi ki:] Bize Ebû't-Teyyâh haber verdi; [dedi ki:] Bana bir şeyh (yaşlı adam) anlattı ve dedi ki: Abdullâh b. Abbâs Basra'ya geldiğinde ona Ebû Mûsâ'dan hadisler anlatılıyordu. Bunun üzerine Abdullâh, Ebû Mûsâ'ya mektup yazarak ona bazı şeyler sordu. Ebû Mûsâ da ona cevaben şöyle yazdı: “Ben bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydim. Küçük abdest bozmak istedi; bir duvarın dibindeki yumuşak bir zemine geldi ve oraya bevletti. Sonra sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Sizden biri küçük abdest bozmak istediği zaman, idrarı için [sıçramayacak uygun] bir yer arasın.’”
4. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، وَعَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ - قَالَ عَنْ حَمَّادٍ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ " . وَقَالَ عَنْ عَبْدِ الْوَارِثِ - قَالَ " أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ " . قَالَ أَبُو دَاوُد رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ وَقَالَ مَرَّةً أَعُوذُ بِاللَّهِ و قَالَ وُهَيْبٌ فَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ
Bize Müsedded b. Müserhed anlattı; [dedi ki:] Bize Hammâd b. Zeyd ve Abdülvâris anlattılar; Abdülazîz b. Suhayb'den; o da Enes b. Mâlik'den naklen anlattı; [Enes] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem tuvalete girdiği zaman... -[Ravi] Hammâd'dan naklen şöyle dedi: “Allahım! Ben sana sığınırım...” [şeklinde dua ederdi]; Abdülvâris'ten naklen ise şöyle dedi: “Hubus (erkek şeytanlar) ve habâis (dişi şeytanlar) dan Allah'a sığınırım.” [şeklinde dua ederdi].- Ebû Dâvûd dedi ki: Şu'be bunu Abdülazîz'den: “Allahım! Ben sana sığınırım...” şeklinde, bir keresinde de “Allah'a sığınırım...” şeklinde rivayet etti. Vüheyb ise: “Allah'a sığınsın.” dedi.
5. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَمْرٍو، - يَعْنِي السَّدُوسِيَّ - حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، - هُوَ ابْنُ صُهَيْبٍ - عَنْ أَنَسٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ " . وَقَالَ شُعْبَةُ وَقَالَ مَرَّةً " أَعُوذُ بِاللَّهِ " .
Bize el-Hasen b. Amr -es-Sedûsî'yi kastediyor- anlattı; [dedi ki:] Bize Vekî' anlattı; Şu'be'den; o Abdülazîz'den -ki o İbn Suhayb'dır-; o da Enes'den naklen bu hadisi [rivayet etti ve]: “Allahım! Ben sana sığınırım...” dedi. Şu'be dedi ki: Bir keresinde de: “Allah'a sığınırım...” dedi.
6. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَرْزُوقٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ هَذِهِ الْحُشُوشَ مُحْتَضَرَةٌ فَإِذَا أَتَى أَحَدُكُمُ الْخَلاَءَ فَلْيَقُلْ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ " .
Bize Amr b. Merzûk anlattı; [dedi ki:] Bize Şu'be haber verdi; Katâde'den; o en-Nadr b. Enes'den; o da Zeyd b. Erkam'dan naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu helalar (şeytanların) hazır bulundukları yerlerdir. Sizden biri tuvalete geldiği zaman: ‘Hubus (erkek şeytanlar) ve habâis (dişi şeytanlar) dan Allah'a sığınırım.’ desin.”
7. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ قِيلَ لَهُ لَقَدْ عَلَّمَكُمْ نَبِيُّكُمْ كُلَّ شَىْءٍ حَتَّى الْخِرَاءَةَ . قَالَ أَجَلْ لَقَدْ نَهَانَا صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةَ بِغَائِطٍ أَوْ بَوْلٍ وَأَنْ لاَ نَسْتَنْجِيَ بِالْيَمِينِ وَأَنْ لاَ يَسْتَنْجِيَ أَحَدُنَا بِأَقَلَّ مِنْ ثَلاَثَةِ أَحْجَارٍ أَوْ يَسْتَنْجِيَ بِرَجِيعٍ أَوْ عَظْمٍ .
Bize Müsedded b. Müserhed anlattı; [dedi ki:] Bize Ebû Muâviye anlattı; el-A'meş'den; o İbrâhîm'den; o Abdurrahman b. Yezîd'den; o da Selmân'dan naklen anlattı; [Selmân] dedi ki: Kendisine: “Peygamberiniz size her şeyi, hatta tuvalet adabını bile öğretti [öyle mi]?” denildi. O da: “Evet, şüphesiz [Resulullah] sallallâhu aleyhi ve sellem bize, büyük veya küçük abdest bozarken kıbleye dönmemizi, sağ el ile taharetlenmemizi, herhangi birimizin üç taştan azı ile taharetlenmesini veya tezek yahut kemik ile taharetlenmesini yasakladı.” dedi.
8. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا أَنَا لَكُمْ بِمَنْزِلَةِ الْوَالِدِ أُعَلِّمُكُمْ فَإِذَا أَتَى أَحَدُكُمُ الْغَائِطَ فَلاَ يَسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ وَلاَ يَسْتَدْبِرْهَا وَلاَ يَسْتَطِبْ بِيَمِينِهِ " . وَكَانَ يَأْمُرُ بِثَلاَثَةِ أَحْجَارٍ وَيَنْهَى عَنِ الرَّوْثِ وَالرِّمَّةِ .
Bize Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; [dedi ki:] Bize İbnü'l-Mübârek anlattı; Muhammed b. Aclân'dan; o el-Ka'kâ' b. Hakîm'den; o Ebû Sâlih'den; o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı; [Ebû Hureyre] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben sizin için, size [edebi] öğreten bir baba gibiyim. Sizden biri tuvalete gittiği zaman kıbleye dönmesin ve arkasını da ona çevirmesin; sağ eliyle de taharetlenmesin.” [Peygamber] üç taş [kullanılmasını] emreder, tezek ve kemikten [kullanmayı] yasaklardı.
9. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدُ بْنُ مُسَرْهَدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، رِوَايَةً قَالَ " إِذَا أَتَيْتُمُ الْغَائِطَ فَلاَ تَسْتَقْبِلُوا الْقِبْلَةَ بِغَائِطٍ وَلاَ بَوْلٍ وَلَكِنْ شَرِّقُوا أَوْ غَرِّبُوا " . فَقَدِمْنَا الشَّامَ فَوَجَدْنَا مَرَاحِيضَ قَدْ بُنِيَتْ قِبَلَ الْقِبْلَةِ فَكُنَّا نَنْحَرِفُ عَنْهَا وَنَسْتَغْفِرُ اللَّهَ .
Bize Müsedded b. Müserhed anlattı; [dedi ki:] Bize Süfyân anlattı; ez-Zührî'den; o Atâ' b. Yezîd el-Leysî'den; o da Ebû Eyyûb'dan bir rivayet olarak nakletti ki [Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle] buyurdu: “Tuvalete gittiğiniz zaman büyük veya küçük abdest bozarken kıbleye dönmeyin; lakin doğuya veya batıya dönün.” [Ebû Eyyûb dedi ki:] “Şam'a geldiğimizde, kıbleye doğru inşa edilmiş tuvaletler bulduk. Biz onlardan [başka yöne] sapar ve Allah'tan bağışlanma dilerdik.”
10. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِي زَيْدٍ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ أَبِي مَعْقِلٍ الأَسَدِيِّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَتَيْنِ بِبَوْلٍ أَوْ غَائِطٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَأَبُو زَيْدٍ هُوَ مَوْلَى بَنِي ثَعْلَبَةَ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; [dedi ki:] Bize Vüheyb anlattı; [dedi ki:] Bize Amr b. Yahyâ anlattı; Ebû Zeyd'den; o da Ma'kıl b. Ebî Ma'kıl el-Esedî'den naklen anlattı; [Ma'kıl] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, küçük veya büyük abdest bozarken iki kıbleden birine (Kudüs veya Kabe'ye) dönmemizi yasakladı. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Zeyd, Benî Sa'lebe'nin azatlısıdır.
11. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ مَرْوَانَ الأَصْفَرِ، قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ أَنَاخَ رَاحِلَتَهُ مُسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةِ ثُمَّ جَلَسَ يَبُولُ إِلَيْهَا فَقُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَلَيْسَ قَدْ نُهِيَ عَنْ هَذَا قَالَ بَلَى إِنَّمَا نُهِيَ عَنْ ذَلِكَ فِي الْفَضَاءِ فَإِذَا كَانَ بَيْنَكَ وَبَيْنَ الْقِبْلَةِ شَىْءٌ يَسْتُرُكَ فَلاَ بَأْسَ .
Bize Muhammed b. Yahyâ b. Fâris anlattı; [dedi ki:] Bize Safvân b. Îsâ anlattı; el-Hasen b. Zekvân'dan; o Mervân el-Asfer'den naklen anlattı; [Mervân] dedi ki: İbn Ömer'i devesini kıbleye karşı çöktürürken, sonra da [devesine] doğru oturup bevlederken gördüm. Ona: “Ey Ebû Abdurrahmân! Bu [davranış] yasaklanmadı mı?” dedim. O: “Evet, ancak bu sadece açık arazide [bir sütre/engel yokken] yasaklandı. Seninle kıble arasında seni örten bir şey olduğu zaman bir sakınca yoktur.” dedi.
12. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمِّهِ، وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ لَقَدِ ارْتَقَيْتُ عَلَى ظَهْرِ الْبَيْتِ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى لَبِنَتَيْنِ مُسْتَقْبِلَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ لِحَاجَتِهِ
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; Mâlik'den; o Yahyâ b. Saîd'den; o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan; o amcası Vâsi' b. Habbân'dan; o da Abdullâh b. Ömer'den naklen anlattı; [Abdullâh] dedi ki: “Ben [Hafsa'nın] evinin damına çıkmıştım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i iki kerpiç üzerinde, yüzünü Beytü'l-Makdis'e (Kudüs'e) dönmüş olarak hacet giderirken gördüm.”
13. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْحَاقَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبَانَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَهَى نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةَ بِبَوْلٍ فَرَأَيْتُهُ قَبْلَ أَنْ يُقْبَضَ بِعَامٍ يَسْتَقْبِلُهَا .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; [dedi ki:] Bize Vehb b. Cerîr anlattı; [dedi ki:] Bize babam anlattı ve dedi ki: Muhammed b. İshâk'ı, Ebân b. Sâlih'den, o Mücâhid'den, o da Câbir b. Abdullâh'dan naklen hadis rivayet ederken işittim; [Câbir] dedi ki: Allah'ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem bevlederken (işerken) kıbleye dönmemizi yasakladı. Fakat vefat etmeden bir sene önce onu kıbleye dönmüş olarak gördüm.
14. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ رَجُلٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ حَاجَةً لاَ يَرْفَعُ ثَوْبَهُ حَتَّى يَدْنُوَ مِنَ الأَرْضِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ حَرْبٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَهُوَ ضَعِيفٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى الرَّمْلِيُّ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ أَخْبَرَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بِهِ .
Bize Züheyr b. Harb anlattı; [dedi ki:] Bize Vekî' anlattı; el-A'meş'den; o bir adamdan; o da İbn Ömer'den naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hacet gidermek istediği zaman yere yaklaşmadan elbisesini kaldırmazdı. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Abdüsselâm b. Harb, el-A'meş'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etmiştir ve bu [rivayet] zayıftır. Ebû Îsâ er-Ramlî dedi ki: Bize Ahmed b. el-Velîd anlattı; [dedi ki:] Bize Amr b. Avn anlattı; [dedi ki:] Abdüsselâm bize bu hadisi haber verdi.
15. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ عِيَاضٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَخْرُجُ الرَّجُلاَنِ يَضْرِبَانِ الْغَائِطَ كَاشِفَيْنِ عَنْ عَوْرَتِهِمَا يَتَحَدَّثَانِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَمْقُتُ عَلَى ذَلِكَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا لَمْ يُسْنِدْهُ إِلاَّ عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ .
Bize Ubeydullâh b. Ömer b. Meysere anlattı; [dedi ki:] Bize İbn Mehdî anlattı; [dedi ki:] Bize İkrime b. Ammâr anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; o Hilâl b. İyâz'dan; [o da] dedi ki: Ebû Saîd bana anlattı ve dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i [şöyle] buyururken işittim: “İki kişi avret yerleri açık bir halde konuşarak büyük abdest bozmaya çıkmasın. Çünkü Allah azze ve celle buna gazap eder.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu İkrime b. Ammâr'dan başka kimse müsned olarak rivayet etmemiştir.
16. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، وَأَبُو بَكْرٍ ابْنَا أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ مَرَّ رَجُلٌ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَبُولُ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَغَيْرِهِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَيَمَّمَ ثُمَّ رَدَّ عَلَى الرَّجُلِ السَّلاَمَ .
Bize Ebû Bekr'in oğulları Osmân ve Ebû Bekr anlattılar; [dediler ki:] Bize Ömer b. Sa'd anlattı; Süfyân'dan; o ed-Dahhâk b. Osmân'dan; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den naklen anlattı; [İbn Ömer] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bevlederken (işerken) bir adam yanına uğradı ve ona selam verdi. Fakat [Peygamber] onun selamını almadı. Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Ömer ve başkalarından rivayet edildiğine göre Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem teyemmüm etti, sonra adamın selamını aldı.
17. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ حُضَيْنِ بْنِ الْمُنْذِرِ أَبِي سَاسَانَ، عَنِ الْمُهَاجِرِ بْنِ قُنْفُذٍ، أَنَّهُ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَبُولُ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ حَتَّى تَوَضَّأَ ثُمَّ اعْتَذَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ " إِنِّي كَرِهْتُ أَنْ أَذْكُرَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ إِلاَّ عَلَى طُهْرٍ " . أَوْ قَالَ " عَلَى طَهَارَةٍ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; [dedi ki:] Bize Abdül'alâ anlattı; [dedi ki:] Bize Saîd anlattı; Katâde'den; o el-Hasen'den; o Hudayn b. el-Münzir Ebû Sâsân'dan; o da el-Muhâcir b. Kunfuz'dan naklen anlattı ki o, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bevlederken (işerken) yanına geldi ve ona selam verdi. Fakat [Peygamber] abdest alana kadar onun selamını almadı. Sonra ondan özür diledi ve: “Ben, temizlik (abdest) üzere olmadan Allah azze ve celle'yi zikretmeyi kerih gördüm.” -veya “taharet üzere” dedi- buyurdu.
18. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَلَمَةَ، - يَعْنِي الْفَأْفَاءَ - عَنِ الْبَهِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى كُلِّ أَحْيَانِهِ .
Bize Muhammed b. el-Alâ' anlattı; [dedi ki:] Bize İbn Ebî Zâide anlattı; babasından; o Hâlid b. Seleme'den -el-Fe'fe'i kastediyor-; o el-Behî'den; o Urve'den; o da Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem her anında (durumunda) Allah azze ve celle'yi zikrederdi.
19. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ الْحَنَفِيِّ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ وَضَعَ خَاتَمَهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا حَدِيثٌ مُنْكَرٌ وَإِنَّمَا يُعْرَفُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ ثُمَّ أَلْقَاهُ . وَالْوَهَمُ فِيهِ مِنْ هَمَّامٍ وَلَمْ يَرْوِهِ إِلاَّ هَمَّامٌ .
Bize Nasr b. Ali anlattı; Ebû Ali el-Hanefî'den; o Hemmâm'dan; o İbn Cüreyc'den; o ez-Zührî'den; o da Enes'den naklen anlattı; [Enes] dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem tuvalete girdiği zaman yüzüğünü çıkarırdı. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu münker bir hadistir. Bu ancak İbn Cüreyc'den, o Ziyâd b. Sa'd'dan, o ez-Zührî'den, o da Enes'den: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük edindi, sonra onu attı.” şeklinde bilinmektedir. Buradaki vehim (hata) Hemmâm'dandır; bunu Hemmâm'dan başkası rivayet etmemiştir.
20. Hadis
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يُحَدِّثُ عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى قَبْرَيْنِ فَقَالَ " إِنَّهُمَا يُعَذَّبَانِ وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ أَمَّا هَذَا فَكَانَ لاَ يَسْتَنْزِهُ مِنَ الْبَوْلِ وَأَمَّا هَذَا فَكَانَ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ " . ثُمَّ دَعَا بِعَسِيبٍ رَطْبٍ فَشَقَّهُ بِاثْنَيْنِ ثُمَّ غَرَسَ عَلَى هَذَا وَاحِدًا وَعَلَى هَذَا وَاحِدًا وَقَالَ " لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا " . قَالَ هَنَّادٌ " يَسْتَتِرُ " . مَكَانَ " يَسْتَنْزِهُ " .
Bize Züheyr b. Harb ve Hennâd b. es-Serî anlattılar; [dediler ki:] Bize Vekî' anlattı; [dedi ki:] Bize el-A'meş anlattı; [dedi ki:] Mücâhid'i, Tâvûs'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen hadis rivayet ederken işittim; [İbn Abbâs] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki kabrin yanından geçti ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu ikisi azap görüyorlar; hem de büyük [gördükleri] bir şeyden dolayı azap görmüyorlar. Buna gelince; o idrardan sakınmazdı. Buna gelince; o da nemime (laf taşıyıcılığı) yapardı.” Sonra yaş bir hurma dalı istedi; onu ikiye böldü, sonra birini bunun üzerine, diğerini de şunun üzerine dikti ve: “Kurumadıkları sürece belki [azapları] onlardan hafifletilir.” buyurdu. Hennâd [rivayetinde], “sakınmazdı” yerine “örtünmezdi” [ifadesini kullandı].
21. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ قَالَ " كَانَ لاَ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ " . وَقَالَ أَبُو مُعَاوِيَةَ " يَسْتَنْزِهُ " .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; [dedi ki:] Bize Cerîr anlattı; Mansûr'dan; o Mücâhid'den; o İbn Abbâs'tan; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den [yukarıdaki hadisin] manasını nakletti; [bu rivayette]: “O, idrarından örtünmezdi (sakınmazdı).” dedi. Ebû Muâviye ise: “temizlenmezdi” dedi.
22. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ ابْنِ حَسَنَةَ، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَعَمْرُو بْنُ الْعَاصِ، إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ وَمَعَهُ دَرَقَةٌ ثُمَّ اسْتَتَرَ بِهَا ثُمَّ بَالَ فَقُلْنَا انْظُرُوا إِلَيْهِ يَبُولُ كَمَا تَبُولُ الْمَرْأَةُ . فَسَمِعَ ذَلِكَ فَقَالَ " أَلَمْ تَعْلَمُوا مَا لَقِيَ صَاحِبُ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانُوا إِذَا أَصَابَهُمُ الْبَوْلُ قَطَعُوا مَا أَصَابَهُ الْبَوْلُ مِنْهُمْ فَنَهَاهُمْ فَعُذِّبَ فِي قَبْرِهِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ مَنْصُورٌ عَنْ أَبِي وَائِلٍ عَنْ أَبِي مُوسَى فِي هَذَا الْحَدِيثِ قَالَ " جِلْدَ أَحَدِهِمْ " . وَقَالَ عَاصِمٌ عَنْ أَبِي وَائِلٍ عَنْ أَبِي مُوسَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " جَسَدَ أَحَدِهِمْ " .
Bize Müsedded anlattı; [dedi ki:] Bize Abdülvâhid b. Ziyâd anlattı; [dedi ki:] Bize el-A'meş anlattı; Zeyd b. Vehb'den; o da Abdurrahman b. Hasene'den naklen anlattı; [Abdurrahman] dedi ki: Ben ve Amr b. el-Âs, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e gittik. [Peygamber] elinde bir kalkanla dışarı çıktı; sonra onunla örtündü ve bevletti. Biz: “Ona bakın, kadın gibi bevlediyor.” dedik. Bunu işitince şöyle buyurdu: “Beni İsrail'den olan o kişinin başına gelenleri bilmiyor musunuz? Onlara idrar bulaştığı zaman, idrarın bulaştığı yeri keserlerdi. O kişi onları [bunu yapmaktan] nehyetti de bu yüzden kabrinde azap gördü.” Ebû Dâvûd dedi ki: Mansûr, Ebû Vâil'den, o Ebû Mûsâ'dan naklen bu hadiste: “[İdrar bulaşan] derilerini [keserlerdi].” dedi. Âsım ise, Ebû Vâil'den, o Ebû Mûsâ'dan, o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen: “[İdrar bulaşan] bedenlerini [keserlerdi].” dedi.
23. Hadis
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، وَمُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، - وَهَذَا لَفْظُ حَفْصٍ - عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُبَاطَةَ قَوْمٍ فَبَالَ قَائِمًا ثُمَّ دَعَا بِمَاءٍ فَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ مُسَدَّدٌ قَالَ فَذَهَبْتُ أَتَبَاعَدُ فَدَعَانِي حَتَّى كُنْتُ عِنْدَ عَقِبِهِ .
Bize Hafs b. Ömer ve Müslim b. İbrâhîm anlattılar; [dediler ki:] Bize Şu'be anlattı. (H) Bize Müsedded anlattı; [dedi ki:] Bize Ebû Avâne anlattı -bu Hafs'ın lafzıdır-; Süleymân'dan; o Ebû Vâil'den; o da Huzeyfe'den naklen anlattı; [Huzeyfe] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir kavmin çöplüğüne (sübâte) geldi ve ayakta bevletti. Sonra su istedi ve mestleri üzerine mesh etti. Ebû Dâvûd dedi ki: Müsedded şöyle dedi: [Huzeyfe] dedi ki: Ben uzaklaşmaya davrandım, fakat o beni çağırdı; [yanına vardım] hatta topuklarının yanında durdum.
24. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ حُكَيْمَةَ بِنْتِ أُمَيْمَةَ بِنْتِ رُقَيْقَةَ، عَنْ أُمِّهَا، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَدَحٌ مِنْ عَيْدَانٍ تَحْتَ سَرِيرِهِ يَبُولُ فِيهِ بِاللَّيْلِ .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; [dedi ki:] Bize Haccâc anlattı; İbn Cüreyc'den; o Hukeyme bint Ümeyme bint Rukayka'dan; o da annesinden naklen anlattı; [annesi] dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yatağının altında ağaçtan yapılma bir kabı (kadeh) vardı; geceleyin onun içine bevlederdi.
25. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اتَّقُوا اللاَّعِنَيْنِ " . قَالُوا وَمَا اللاَّعِنَانِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الَّذِي يَتَخَلَّى فِي طَرِيقِ النَّاسِ أَوْ ظِلِّهِمْ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; [dedi ki:] Bize İsmâîl b. Ca'fer anlattı; el-Alâ b. Abdurrahmân'dan; o babasından; o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Lanet ettiren iki şeyden sakının!” buyurdu. [Ashab]: “Ey Allah'ın Resulü! Lanet ettiren iki şey nedir?” dediler. [Peygamber]: “İnsanların yoluna veya gölgelendikleri yere hacetini gideren kimsedir.” buyurdu.
26. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُوَيْدٍ الرَّمْلِيُّ، وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَبُو حَفْصٍ، وَحَدِيثُهُ، أَتَمُّ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْحَكَمِ، حَدَّثَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنَا نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنِي حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْحِمْيَرِيَّ، حَدَّثَهُ عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اتَّقُوا الْمَلاَعِنَ الثَّلاَثَ الْبَرَازَ فِي الْمَوَارِدِ وَقَارِعَةِ الطَّرِيقِ وَالظِّلِّ " .
Bize İshâk b. Süveyd er-Ramlî ve Ömer b. el-Hattâb Ebû Hafs anlattılar -hadisi daha tam olanı Ömer'in rivayetidir-; Saîd b. el-Hakem'in kendilerine haber verdiğini [söyleyerek] dediler ki: Bize Nâfi' b. Yezîd haber verdi; [dedi ki:] Hayve b. Şureyh bana anlattı; Ebû Saîd el-Hımyerî ona Muâz b. Cebel'den naklen anlatmış; [Muâz] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Lanet ettiren şu üç şeyden sakının: Su kaynaklarına, yol ortasına ve gölgeliklere büyük abdest bozmak.”
27. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَحْمَدُ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، أَخْبَرَنِي أَشْعَثُ، وَقَالَ الْحَسَنُ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَبُولَنَّ أَحَدُكُمْ فِي مُسْتَحَمِّهِ ثُمَّ يَغْتَسِلُ فِيهِ " . قَالَ أَحْمَدُ " ثُمَّ يَتَوَضَّأُ فِيهِ فَإِنَّ عَامَّةَ الْوَسْوَاسِ مِنْهُ " .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel ve el-Hasen b. Ali anlattılar; [dediler ki:] Bize Abdürrezzâk anlattı; Ahmed: “Bize Ma'mer anlattı; bana Eş'as haber verdi.” dedi; el-Hasen ise: “Eş'as b. Abdillâh'dan; o el-Hasen'den; o da Abdullâh b. Mugaffel'den naklen anlattı.” dedi; [Abdullâh] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden hiç kimse yıkandığı yere (banyoya) bevletmesin, sonra orada yıkanmasın.” Ahmed [rivayetinde]: “Sonra orada abdest almasın; zira vesvesenin çoğu bundandır.” [ifadesini ekledi].
28. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حُمَيْدٍ الْحِمْيَرِيِّ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ - قَالَ لَقِيتُ رَجُلاً صَحِبَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَمَا صَحِبَهُ أَبُو هُرَيْرَةَ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَمْتَشِطَ أَحَدُنَا كُلَّ يَوْمٍ أَوْ يَبُولَ فِي مُغْتَسَلِهِ .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; dedi ki: Bize Züheyr anlattı; Dâvûd b. Abdillâh'dan; Humeyd el-Hımyerî'den -ki o İbn Abdurrahmân'dır-; dedi ki: Ebû Hureyre'nin sohbetinde bulunduğu gibi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in sohbetinde bulunmuş bir adamla karşılaştım; [o adam] şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem birimizin her gün taranmasını veya yıkandığı yere bevletmesini yasakladı.”
29. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُبَالَ فِي الْجُحْرِ . قَالَ قَالُوا لِقَتَادَةَ مَا يُكْرَهُ مِنَ الْبَوْلِ فِي الْجُحْرِ قَالَ كَانَ يُقَالُ إِنَّهَا مَسَاكِنُ الْجِنِّ .
Bize Ubeydullâh b. Ömer b. Meysere anlattı; dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı; dedi ki: Babam bana Katâde'den; o da Abdullâh b. Sercis'den naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem deliklere (yuvalara) bevledilmesini yasakladı. [Ravi] dedi ki: Katâde'ye: “Deliklere bevledilmesinin mekruh görülme sebebi nedir?” diye sordular. O: “Onların cinlerin meskenleri olduğu söylenirdi.” dedi.
30. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ، رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا خَرَجَ مِنَ الْغَائِطِ قَالَ " غُفْرَانَكَ " .
Bize Amr b. Muhammed en-Nâkıd anlattı; dedi ki: Bize Hâşim b. el-Kâsım anlattı; dedi ki: Bize İsrâîl, Yûsuf b. Ebî Bürde'den; o babasından; o da Âişe radıyallahu anhâ'dan naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem tuvaletten çıktığı zaman: “Gufrâneke (affını dilerim)” derdi.
31. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا بَالَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَمَسَّ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ وَإِذَا أَتَى الْخَلاَءَ فَلاَ يَتَمَسَّحْ بِيَمِينِهِ وَإِذَا شَرِبَ فَلاَ يَشْرَبْ نَفَسًا وَاحِدًا " .
Bize Müslim b. İbrâhîm ve Mûsâ b. İsmâîl anlattılar; dediler ki: Bize Ebân anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ, Abdullâh b. Ebî Katâde'den; o da babasından naklen anlattı; [babası] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz bevlettiği zaman cinsel organına sağ eliyle dokunmasın. Tuvalete geldiği zaman sağ eliyle taharetlenmesin. [Su] içtiği zaman da bir solukta içmesin.”
32. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ بْنِ سُلَيْمَانَ الْمِصِّيصِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أَيُّوبَ، - يَعْنِي الإِفْرِيقِيَّ - عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ، وَمَعْبَدٍ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ وَهْبٍ الْخُزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَتْنِي حَفْصَةُ، زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَجْعَلُ يَمِينَهُ لِطَعَامِهِ وَشَرَابِهِ وَثِيَابِهِ وَيَجْعَلُ شِمَالَهُ لِمَا سِوَى ذَلِكَ .
Bize Muhammed b. Âdem b. Süleymân el-Mıssîsî anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Zâide anlattı; dedi ki: Ebû Eyyûb -el-İfrîkî'yi kastediyor- bana Âsım'dan; o el-Müseyyeb b. Râfi' ve Ma'bed'den; onlar Hârise b. Vehb el-Huzâî'den naklen anlattı; [Hârise] dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Hafsa bana Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in; yemeği, içeceği ve giyinmesi için sağ elini, bunlar dışındaki işleri için ise sol elini kullandığını anlattı.
33. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيُمْنَى لِطُهُورِهِ وَطَعَامِهِ وَكَانَتْ يَدُهُ الْيُسْرَى لِخَلاَئِهِ وَمَا كَانَ مِنْ أَذًى .
Bize Ebû Tevbe er-Rebi' b. Nâfi' anlattı; dedi ki: Îsâ b. Yûnus bana naklen anlattı; İbn Ebî Arûbe'den; o Ebû Ma'şer'den; o İbrâhîm'den; o da Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sağ eli; temizliği ve yemeği içindi. Sol eli ise; tuvaleti ve eza olan şeyler içindi.
34. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ .
Bize Muhammed b. Hâtim b. Bezî' anlattı; dedi ki: Bize Abdülvehhâb b. Atâ' anlattı; Saîd'den; o Ebû Ma'şer'den; o İbrâhîm'den; o el-Esved'den; o da Âişe'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin manasını nakletti.
35. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى الرَّازِيُّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ ثَوْرٍ، عَنِ الْحُصَيْنِ الْحُبْرَانِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اكْتَحَلَ فَلْيُوتِرْ مَنْ فَعَلَ فَقَدْ أَحْسَنَ وَمَنْ لاَ فَلاَ حَرَجَ وَمَنِ اسْتَجْمَرَ فَلْيُوتِرْ مَنْ فَعَلَ فَقَدْ أَحْسَنَ وَمَنْ لاَ فَلاَ حَرَجَ وَمَنْ أَكَلَ فَمَا تَخَلَّلَ فَلْيَلْفِظْ وَمَا لاَكَ بِلِسَانِهِ فَلْيَبْتَلِعْ مَنْ فَعَلَ فَقَدْ أَحْسَنَ وَمَنْ لاَ فَلاَ حَرَجَ وَمَنْ أَتَى الْغَائِطَ فَلْيَسْتَتِرْ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ إِلاَّ أَنْ يَجْمَعَ كَثِيبًا مِنْ رَمْلٍ فَلْيَسْتَدْبِرْهُ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَلْعَبُ بِمَقَاعِدِ بَنِي آدَمَ مَنْ فَعَلَ فَقَدْ أَحْسَنَ وَمَنْ لاَ فَلاَ حَرَجَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ أَبُو عَاصِمٍ عَنْ ثَوْرٍ قَالَ حُصَيْنٌ الْحِمْيَرِيُّ وَرَوَاهُ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ الصَّبَّاحِ عَنْ ثَوْرٍ فَقَالَ أَبُو سَعِيدٍ الْخَيْرُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبُو سَعِيدٍ الْخَيْرُ هُوَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbrâhîm b. Mûsâ er-Râzî anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; Sevr'den; o el-Husayn el-Hubrânî'den; o Ebû Saîd'den; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Kim sürme çekerse vitr (tek sayı) yapsın. Kim yaparsa güzel yapmış olur; kim yapmazsa bir sakıncası yoktur. Kim istecmere (taşla temizlik) yaparsa vitr yapsın. Kim yaparsa güzel yapmış olur; kim yapmazsa bir sakıncası yoktur. Kim yemek yerse, kürdanla çıkardığını atsın; diliyle çıkardığını ise yutsun. Kim böyle yaparsa güzel yapmış olur; kim yapmazsa bir sakıncası yoktur. Kim tuvalete giderse örtünsün. Eğer bir kum yığını biriktirmekten başka bir şey bulamazsa, [onunla örtünmek için] arkasını ona dönsün. Zira şeytan Âdemoğullarının avret yerleriyle oynar. Kim böyle yaparsa güzel yapmış olur; kim yapmazsa bir sakıncası yoktur.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Ebû Âsım, Sevr'den: “Husayn el-Hımyerî” diyerek rivayet etti. Abdülmelik b. es-Sabbâh ise Sevr'den: “Ebû Saîd el-Hayr” diyerek rivayet etti. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Saîd el-Hayr, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabındandır.
36. Hadis
حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ، - يَعْنِي ابْنَ فَضَالَةَ الْمِصْرِيَّ - عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ الْقِتْبَانِيِّ، أَنَّ شُيَيْمَ بْنَ بَيْتَانَ، أَخْبَرَهُ عَنْ شَيْبَانَ الْقِتْبَانِيِّ، قَالَ إِنَّ مَسْلَمَةَ بْنَ مُخَلَّدٍ اسْتَعْمَلَ رُوَيْفِعَ بْنَ ثَابِتٍ، عَلَى أَسْفَلِ الأَرْضِ . قَالَ شَيْبَانُ فَسِرْنَا مَعَهُ مِنْ كُومِ شَرِيكٍ إِلَى عَلْقَمَاءَ أَوْ مِنْ عَلْقَمَاءَ إِلَى كُومِ شَرِيكٍ - يُرِيدُ عَلْقَامَ - فَقَالَ رُوَيْفِعٌ إِنْ كَانَ أَحَدُنَا فِي زَمَنِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيَأْخُذُ نِضْوَ أَخِيهِ عَلَى أَنَّ لَهُ النِّصْفَ مِمَّا يَغْنَمُ وَلَنَا النِّصْفُ وَإِنْ كَانَ أَحَدُنَا لَيَطِيرُ لَهُ النَّصْلُ وَالرِّيشُ وَلِلآخَرِ الْقَدَحُ . ثُمَّ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا رُوَيْفِعُ لَعَلَّ الْحَيَاةَ سَتَطُولُ بِكَ بَعْدِي فَأَخْبِرِ النَّاسَ أَنَّهُ مَنْ عَقَدَ لِحْيَتَهُ أَوْ تَقَلَّدَ وَتَرًا أَوِ اسْتَنْجَى بِرَجِيعِ دَابَّةٍ أَوْ عَظْمٍ فَإِنَّ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم مِنْهُ بَرِيءٌ " .
Bize Yezîd b. Hâlid b. Abdullâh b. Mevheb el-Hemdânî anlattı; dedi ki: Bize el-Mufaddal -İbn Fedâle el-Mısrî'yi kastediyor- anlattı; Ayyâş b. Abbâs el-Kıtbânî'den; Şüyeym b. Beytân ona Şeybân el-Kıtbânî'den naklen haber vermiş; [Şeybân] dedi ki: Mesleme b. Muhalled, Ruveyfi' b. Sâbit'i Aşağı Mısır'a vali tayin etti. Şeybân dedi ki: Onunla birlikte Kûm-i Şerîk'ten Alkama'ya kadar yolculuk ettik. Ruveyfi' şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bizden biri, elde edeceği ganimetin yarısı kendisine yarısı da bize olmak üzere kardeşinin zayıf devesini ödünç alırdı. Hatta bizden birine okun ucu ve tüyleri, diğerine ise okun sapı düşerdi.” Sonra şöyle devam etti: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: ‘Ey Ruveyfi'! Belki benden sonra senin ömrün uzun olur; o zaman insanlara haber ver ki: Kim sakalını bağlarsa veya boynuna [nazar için] kiriş takarsa yahut hayvan tezeği ya da kemikle taharetlenirse, şüphesiz Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ondan uzaktır.’”
37. Hadis
حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مُفَضَّلٌ، عَنْ عَيَّاشٍ، أَنَّ شُيَيْمَ بْنَ بَيْتَانَ، أَخْبَرَهُ بِهَذَا الْحَدِيثِ، أَيْضًا عَنْ أَبِي سَالِمٍ الْجَيْشَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، يَذْكُرُ ذَلِكَ وَهُوَ مَعَهُ مُرَابِطٌ بِحِصْنِ بَابِ أَلْيُونَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ حِصْنُ أَلْيُونَ عَلَى جَبَلٍ بِالْفُسْطَاطِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهُوَ شَيْبَانُ بْنُ أُمَيَّةَ يُكْنَى أَبَا حُذَيْفَةَ .
Bize Yezîd b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Mufaddal anlattı; Ayyâş'tan; Şüyeym b. Beytân ona bu hadisi; ayrıca Ebû Sâlim el-Ceyşânî'den, o da Abdullâh b. Amr'dan naklen haber verdi. [Şüyeym], Bâb-ı Elyûn kalesinde onunla birlikte nöbet beklerken bunu zikretti. Ebû Dâvûd dedi ki: Bâb-ı Elyûn kalesi Fustat'ta bir dağ üzerindedir. Ebû Dâvûd dedi ki: O, Ebû Huzeyfe künyeli Şeybân b. Ümeyye'dir.
38. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَتَمَسَّحَ بِعَظْمٍ أَوْ بَعْرٍ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde anlattı; dedi ki: Bize Zekeriyyâ b. İshâk anlattı; dedi ki: Bize Ebû'z-Zübeyr haber verdi; o Câbir b. Abdullâh'ı [şöyle] derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kemik veya tezekle taharetlenmemizi yasakladı.
39. Hadis
حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي عَمْرٍو السَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَدِمَ وَفْدُ الْجِنِّ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا مُحَمَّدُ انْهَ أُمَّتَكَ أَنْ يَسْتَنْجُوا بِعَظْمٍ أَوْ رَوْثَةٍ أَوْ حُمَمَةٍ فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى جَعَلَ لَنَا فِيهَا رِزْقًا . قَالَ فَنَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ .
Bize Hayve b. Şureyh el-Hımsî anlattı; dedi ki: Bize İbn Ayyâş anlattı; Yahyâ b. Ebî Amr es-Seybânî'den; o Abdullâh b. ed-Deylemî'den; o da Abdullâh b. Mes'ûd'dan naklen anlattı; [Abdullâh] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e cinlerden bir heyet geldi ve: “Ey Muhammed! Ümmetine kemik, tezek veya kömür ile taharetlenmelerini yasakla; zira Allah Teâlâ onlarda bizim için rızık kılmıştır.” dediler. Bunun üzerine Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bunu yasakladı.
40. Hadis
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ قُرْطٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا ذَهَبَ أَحَدُكُمْ إِلَى الْغَائِطِ فَلْيَذْهَبْ مَعَهُ بِثَلاَثَةِ أَحْجَارٍ يَسْتَطِيبُ بِهِنَّ فَإِنَّهَا تُجْزِئُ عَنْهُ " .
Bize Saîd b. Mansûr ve Kuteybe b. Saîd anlattılar; dediler ki: Bize Ya'qûb b. Abdurrahmân anlattı; Ebû Hâzim'den; o Müslim b. Kurt'tan; o Urve'den; o da Âişe'den naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri tuvalete gideceği zaman, yanına kendileriyle temizleneceği üç taş alsın; zira bu onun için yeterli olur.”
41. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ خُزَيْمَةَ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ، عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ الاِسْتِطَابَةِ فَقَالَ " بِثَلاَثَةِ أَحْجَارٍ لَيْسَ فِيهَا رَجِيعٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ كَذَا رَوَاهُ أَبُو أُسَامَةَ وَابْنُ نُمَيْرٍ عَنْ هِشَامٍ يَعْنِي ابْنَ عُرْوَةَ .
Bize Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Hişâm b. Urve'den; o Amr b. Huzeyme'den; o Umâre b. Huzeyme'den; o da Huzeyme b. Sâbit'ten naklen anlattı; [Huzeyme] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e istıtâbe (temizlenme) hakkında soruldu. [Peygamber]: “İçinde tezek bulunmayan üç taş ile [yapılır].” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Ebû Üsâme ve İbn Numeyr de Hişâm'dan -İbn Urve'yi kastediyor- bu şekilde rivayet ettiler.
42. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَخَلَفُ بْنُ هِشَامٍ الْمُقْرِئُ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى التَّوْأَمُ، ح وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو يَعْقُوبَ التَّوْأَمُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ بَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ عُمَرُ خَلْفَهُ بِكُوزٍ مِنْ مَاءٍ فَقَالَ " مَا هَذَا يَا عُمَرُ " . فَقَالَ هَذَا مَاءٌ تَتَوَضَّأُ بِهِ . قَالَ " مَا أُمِرْتُ كُلَّمَا بُلْتُ أَنْ أَتَوَضَّأَ وَلَوْ فَعَلْتُ لَكَانَتْ سُنَّةً " .
Bize Kuteybe b. Saîd ve Halef b. Hişâm el-Mukri' anlattılar; dediler ki: Bize Abdullâh b. Yahyâ et-Tev'em anlattı. (H) Bize Amr b. Avn da anlattı; dedi ki: Bize Ebû Ya'qûb et-Tev'em haber verdi; Abdullâh b. Ebî Müleyke'den; o annesinden; o da Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bevletti. Ömer bir testi su ile arkasında durdu. [Peygamber]: “Bu nedir ey Ömer?” buyurdu. [Ömer]: “Bu, abdest alman için bir sudur.” dedi. [Peygamber]: “Ben her bevlettiğimde abdest almakla emrolunmadım; eğer böyle yapsaydım bu [ümmet için bağlayıcı] bir sünnet olurdu.” buyurdu.
43. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، - يَعْنِي الْوَاسِطِيَّ - عَنْ خَالِدٍ، - يَعْنِي الْحَذَّاءَ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَمَعَهُ غُلاَمٌ مَعَهُ مِيضَأَةٌ وَهُوَ أَصْغَرُنَا فَوَضَعَهَا عِنْدَ السِّدْرَةِ فَقَضَى حَاجَتَهُ فَخَرَجَ عَلَيْنَا وَقَدِ اسْتَنْجَى بِالْمَاءِ .
Bize Vehb b. Bakıyye anlattı; Hâlid'den -el-Vâsıtî'yi kastediyor-; o Hâlid'den -el-Hazzâ'yı kastediyor-; o Atâ' b. Ebî Meymûne'den; o da Enes b. Mâlik'den naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir bahçeye girdi. Yanında, beraberinde bir su kabı olan bir çocuk vardı; o çocuk bizim en küçüğümüzdü. [Çocuk] su kabını bir sedir ağacının yanına bıraktı. [Resulullah] hacetini giderdi ve yanımıza su ile taharetlenmiş bir halde çıktı.
44. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، أَخْبَرَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِي أَهْلِ قُبَاءَ { فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَنْ يَتَطَهَّرُوا } قَالَ كَانُوا يَسْتَنْجُونَ بِالْمَاءِ فَنَزَلَتْ فِيهِمْ هَذِهِ الآيَةُ .
Bize Muhammed b. el-Alâ' anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Hişâm anlattı; Yûnus b. el-Hâris'den; o İbrâhîm b. Ebî Meymûne'den; o Ebû Sâlih'den; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Şu ayet: { فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَنْ يَتَطَهَّرُوا } “Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır...” Kuba ehli hakkında inmiştir.” [Ebû Hureyre] dedi ki: “Onlar su ile taharetlenirlerdi; bu yüzden onlar hakkında bu ayet indi.”
45. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا أَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، وَهَذَا، لَفْظُهُ ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، - يَعْنِي الْمُخَرِّمِيَّ - حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَتَى الْخَلاَءَ أَتَيْتُهُ بِمَاءٍ فِي تَوْرٍ أَوْ رَكْوَةٍ فَاسْتَنْجَى . قَالَ أَبُو دَاوُدَ فِي حَدِيثِ وَكِيعٍ ثُمَّ مَسَحَ يَدَهُ عَلَى الأَرْضِ ثُمَّ أَتَيْتُهُ بِإِنَاءٍ آخَرَ فَتَوَضَّأَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَحَدِيثُ الأَسْوَدِ بْنِ عَامِرٍ أَتَمُّ .
Bize İbrâhîm b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Esved b. Âmir anlattı; dedi ki: Bize Şerîk anlattı -lafız onundur-. (H) Bize Muhammed b. Abdullâh -el-Muharrimî'yi kastediyor- da anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Şerîk'den; o İbrâhîm b. Cerîr'den; o el-Mugîre'den; o Ebû Zür'a'dan; o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı; [Ebû Hureyre] şöyle dedi: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem tuvalete geldiği zaman ona bir kase veya bir su kabı içinde su getirirdim; o da onunla taharetlenirdi. Ebû Dâvûd dedi ki: Vekî'nin hadisinde [şu fazlalık vardır]: “Sonra elini yere sürdü. Daha sonra ona başka bir kap [su] getirdim de abdest aldı.” Ebû Dâvûd [ayrıca] şöyle dedi: Esved b. Âmir'in hadisi daha tamdır.
46. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يَرْفَعُهُ قَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ، عَلَى الْمُؤْمِنِينَ لأَمَرْتُهُمْ بِتَأْخِيرِ الْعِشَاءِ وَبِالسِّوَاكِ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ " .
Bize Kuteybe b. Saîd, Süfyân'dan naklen anlattı; o Ebû'z-Zinâd'dan; o el-A'rec'den; o da Ebû Hureyre'den; [Ebû Hureyre] hadisi Peygamber'e dayandırarak şöyle dedi: “Eğer müminlere meşakkat verecek olmasaydım, onlara yatsı namazını geciktirmelerini ve her namazda misvak kullanmalarını emrederdim.”
47. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ " . قَالَ أَبُو سَلَمَةَ فَرَأَيْتُ زَيْدًا يَجْلِسُ فِي الْمَسْجِدِ وَإِنَّ السِّوَاكَ مِنْ أُذُنِهِ مَوْضِعُ الْقَلَمِ مِنْ أُذُنِ الْكَاتِبِ فَكُلَّمَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ اسْتَاكَ .
Bize İbrâhîm b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. İshâk anlattı; Muhammed b. İbrâhîm et-Teymî'den; o Ebû Seleme b. Abdurrahmân'dan; o da Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den naklen anlattı; [Zeyd] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i [şöyle] buyururken işittim: “Eğer ümmetime meşakkat verecek olmasaydım, onlara her namazda misvak kullanmalarını emrederdim.” Ebû Seleme dedi ki: “Zeyd'i mescitte otururken görürdüm; misvağı kulağının üzerinde, tıpkı katibin kulağının üzerindeki kalem gibi dururdu. Ne zaman namaza kalksa misvaklanırdı.”
48. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ الطَّائِيُّ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قُلْتُ أَرَأَيْتَ تَوَضُّؤَ ابْنِ عُمَرَ لِكُلِّ صَلاَةٍ طَاهِرًا وَغَيْرَ طَاهِرٍ عَمَّ ذَاكَ فَقَالَ حَدَّثَتْنِيهِ أَسْمَاءُ بِنْتُ زَيْدِ بْنِ الْخَطَّابِ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ حَنْظَلَةَ بْنِ أَبِي عَامِرٍ حَدَّثَهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُمِرَ بِالْوُضُوءِ لِكُلِّ صَلاَةٍ طَاهِرًا وَغَيْرَ طَاهِرٍ فَلَمَّا شَقَّ ذَلِكَ عَلَيْهِ أُمِرَ بِالسِّوَاكِ لِكُلِّ صَلاَةٍ فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَرَى أَنَّ بِهِ قُوَّةً فَكَانَ لاَ يَدَعُ الْوُضُوءَ لِكُلِّ صَلاَةٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ رَوَاهُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ .
Bize Muhammed b. Avf et-Tâî anlattı; dedi ki: Bize Ahmed b. Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. İshâk anlattı; Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan; o da Abdullâh b. Abdullâh b. Ömer'den naklen anlattı; [Abdullâh] dedi ki: “İbn Ömer'in abdestli olsun veya olmasın her namaz için abdest alması hakkında ne dersin, bu nedendir?” diye sordum. O şöyle cevap verdi: “Esmâ bint Zeyd b. el-Hattâb bana anlattı ki; Abdullâh b. Hanzala b. Ebî Âmir ona; Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in başlangıçta abdestli olsun veya olmasın her namaz için abdest almakla emrolunduğunu nakletmiş. Bu emir ona ağır gelince her namaz için misvak kullanmakla emrolundu. İbn Ömer ise kendisinde güç gördüğü için her namaz için abdest almayı bırakmazdı.” Ebû Dâvûd dedi ki: İbrâhîm b. Sa'd bunu Muhammed b. İshâk'tan: “Ubeydullâh b. Abdullâh” diyerek rivayet etti.
49. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَسُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ مُسَدَّدٌ قَالَ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ فَرَأَيْتُهُ يَسْتَاكُ عَلَى لِسَانِهِ - قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَالَ سُلَيْمَانُ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَسْتَاكُ وَقَدْ وَضَعَ السِّوَاكَ عَلَى طَرَفِ لِسَانِهِ - وَهُوَ يَقُولُ " إِهْ إِهْ " . يَعْنِي يَتَهَوَّعُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ مُسَدَّدٌ فَكَانَ حَدِيثًا طَوِيلاً اخْتَصَرْتُهُ .
Bize Müsedded ve Süleymân b. Dâvûd el-Atekî anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Geylân b. Cerîr'den; o Ebû Bürde'den; o da babasından naklen anlattı. Müsedded, babasının şöyle dediğini nakletti: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, bize binek vermesi için geldik. Onu dilinin üzerini misvaklarken gördüm.” Ebû Dâvûd dedi ki: Süleymân şöyle dedi: “Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdim; misvaklanıyordu. Misvağı dilinin ucuna koymuştu ve ‘Eh, eh!’ diyordu.” Yani öğürüyordu. Ebû Dâvûd [ayrıca] şöyle dedi: Müsedded: “Bu uzun bir hadis idi, ben onu kısalttım.” dedi.
50. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَنُّ وَعِنْدَهُ رَجُلاَنِ أَحَدُهُمَا أَكْبَرُ مِنَ الآخَرِ فَأُوحِيَ إِلَيْهِ فِي فَضْلِ السِّوَاكِ " أَنْ كَبِّرْ " . أَعْطِ السِّوَاكَ أَكْبَرَهُمَا . قَالَ أَحْمَدُ - هُوَ ابْنُ حَزْمٍ - قَالَ لَنَا أَبُو سَعِيدٍ هُوَ ابْنُ الأَعْرَابِيِّ هَذَا مِمَّا تَفَرَّدَ بِهِ أَهْلُ الْمَدِينَةِ .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Anbese b. Abdülvâhid anlattı; Hişâm b. Urve'den; o babasından; o da Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında biri diğerinden daha büyük iki adam varken misvaklanıyordu. Misvağın [kullanımındaki öncelik] fazileti hakkında kendisine: “Büyüğe ver!” yani “Misvağı o iki adamdan büyük olana ver!” diye vahyedildi. Ahmed -ki o İbn Hazm'dır- dedi ki: Ebû Saîd -ki o İbnü'l-Arâbî'dir- bize: “Bu hadis, Medine ehlinin rivayetinde tek kaldığı hususlardandır.” dedi.
51. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى الرَّازِيُّ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ بِأَىِّ شَىْءٍ كَانَ يَبْدَأُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ بَيْتَهُ قَالَتْ بِالسِّوَاكِ .
Bize İbrâhîm b. Mûsâ er-Râzî anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; Mis'ar'dan; o el-Mikdâm b. Şüreyh'den; o da babasından naklen anlattı; [babası] dedi ki: Âişe'ye: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem evine girdiği zaman ilk ne ile başlardı?” diye sordum. O: “Misvakla [başlardı].” dedi.
52. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ بْنُ سَعِيدٍ الْكُوفِيُّ الْحَاسِبُ، حَدَّثَنِي كَثِيرٌ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْتَاكُ فَيُعْطِينِي السِّوَاكَ لأَغْسِلَهُ فَأَبْدَأُ بِهِ فَأَسْتَاكُ ثُمَّ أَغْسِلُهُ وَأَدْفَعُهُ إِلَيْهِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Abdullâh el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Anbese b. Saîd el-Kûfî el-Hâsib anlattı; dedi ki: Kesîr bana Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] şöyle dedi: Allah'ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem misvaklanır, sonra yıkamam için misvağı bana verirdi. Ben ise [yıkamadan] önce onunla kendim misvaklanır, sonra yıkayıp ona geri verirdim.
53. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ، عَنِ ابْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " عَشْرٌ مِنَ الْفِطْرَةِ قَصُّ الشَّارِبِ وَإِعْفَاءُ اللِّحْيَةِ وَالسِّوَاكُ وَالاِسْتِنْشَاقُ بِالْمَاءِ وَقَصُّ الأَظْفَارِ وَغَسْلُ الْبَرَاجِمِ وَنَتْفُ الإِبِطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَانْتِقَاصُ الْمَاءِ " . يَعْنِي الاِسْتِنْجَاءَ بِالْمَاءِ . قَالَ زَكَرِيَّا قَالَ مُصْعَبٌ وَنَسِيتُ الْعَاشِرَةَ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ الْمَضْمَضَةَ .
Bize Yahyâ b. Maîn anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Zekeriyyâ b. Ebî Zâide'den; o Mus'ab b. Şeybe'den; o Talk b. Habîb'den; o İbnü'z-Zübeyr'den; o da Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “On şey fıtrattandır: Bıyıkları kırpmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, burna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk altı tüylerini yolmak, etek tıraşı olmak ve intikâsu'l-mâ (su ile temizlenmek).” -Yani su ile taharetlenmek-. Zekeriyyâ dedi ki: Mus'ab: “Onuncuyu unuttum; ancak onun ağza su vermek (mazmaza) olması muhtemeldir.” dedi.
54. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَدَاوُدُ بْنُ شَبِيبٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، قَالَ مُوسَى عَنْ أَبِيهِ، - وَقَالَ دَاوُدُ عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ مِنَ الْفِطْرَةِ الْمَضْمَضَةَ وَالاِسْتِنْشَاقَ " . فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَلَمْ يَذْكُرْ إِعْفَاءَ اللِّحْيَةِ وَزَادَ " وَالْخِتَانَ " . قَالَ " وَالاِنْتِضَاحَ " . وَلَمْ يَذْكُرِ " انْتِقَاصَ الْمَاءِ " . يَعْنِي الاِسْتِنْجَاءَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ نَحْوُهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَقَالَ خَمْسٌ كُلُّهَا فِي الرَّأْسِ وَذَكَرَ فِيهَا الْفَرْقَ وَلَمْ يَذْكُرْ إِعْفَاءَ اللِّحْيَةِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ نَحْوُ حَدِيثِ حَمَّادٍ عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ وَمُجَاهِدٍ وَعَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ قَوْلُهُمْ وَلَمْ يَذْكُرُوا إِعْفَاءَ اللِّحْيَةِ . وَفِي حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِيهِ وَإِعْفَاءُ اللِّحْيَةِ وَعَنْ إِبْرَاهِيمَ النَّخَعِيِّ نَحْوُهُ وَذَكَرَ إِعْفَاءَ اللِّحْيَةِ وَالْخِتَانَ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl ve Dâvûd b. Şebîb anlattılar; dediler ki: Bize Hammâd, Ali b. Zeyd'den; o Seleme b. Muhammed b. Ammâr b. Yâsir'den naklen anlattı. Mûsâ “babasından”, Dâvûd ise “Ammâr b. Yâsir'den” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ağza su vermek ve burna su çekmek fıtrattandır.” Ravi benzerini zikretti; fakat sakalı bırakmayı zikretmedi ve “sünnet olmayı” ekledi. Ayrıca: “İntidâh (su serpmek)” dedi. Fakat “intikâsu'l-mâ” (yani taharetlenmeyi) zikretmedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bunun benzeri İbn Abbâs'tan da rivayet edildi; o: “Beş şey vardır ki hepsi baştadır.” dedi ve orada saç ayırmayı zikretti, sakalı bırakmayı ise zikretmedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Hammâd'ın hadisi gibi Talk b. Habîb, Mücâhid ve Bekr b. Abdullâh el-Müzenî'den de rivayet edildi; onlar da sakalı bırakmayı zikretmediler. Muhammed b. Abdullâh b. Ebî Meryem'in Ebû Seleme'den, onun Ebû Hureyre'den, onun da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den olan hadisinde ise sakalı bırakmak yer almaktadır. İbrâhîm en-Nehaî'den de benzeri rivayet edilmiş olup o sakalı bırakmayı ve sünnet olmayı zikretmiştir.
55. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَحُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَشُوصُ فَاهُ بِالسِّوَاكِ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Mansûr ve Husayn'dan; onlar Ebû Vâil'den; o da Huzeyfe'den naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin uykudan kalktığı zaman ağzını misvakla ovarak temizlerdi.
56. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا بَهْزُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُوضَعُ لَهُ وَضُوءُهُ وَسِوَاكُهُ فَإِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ تَخَلَّى ثُمَّ اسْتَاكَ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; dedi ki: Bize Behz b. Hakîm haber verdi; Zurâra b. Evfâ'dan; o Sa'd b. Hişâm'dan; o da Âişe'den naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem için abdest suyu ve misvağı hazır edilirdi. Gece uykudan kalkınca hacetini giderir, sonra misvaklanırdı.
57. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أُمِّ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَرْقُدُ مِنْ لَيْلٍ وَلاَ نَهَارٍ فَيَسْتَيْقِظُ إِلاَّ تَسَوَّكَ قَبْلَ أَنْ يَتَوَضَّأَ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; dedi ki: Bize Hemmâm anlattı; Ali b. Zeyd'den; o Ümmü Muhammed'den; o da Âişe'den naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gece olsun gündüz olsun, her uyuyup uyandığında abdest almadan önce mutlaka misvaklanırdı.
58. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ لَيْلَةً عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا اسْتَيْقَظَ مِنْ مَنَامِهِ أَتَى طَهُورَهُ فَأَخَذَ سِوَاكَهُ فَاسْتَاكَ ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَاتِ { إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لأُولِي الأَلْبَابِ } حَتَّى قَارَبَ أَنْ يَخْتِمَ السُّورَةَ أَوْ خَتَمَهَا ثُمَّ تَوَضَّأَ فَأَتَى مُصَلاَّهُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى فِرَاشِهِ فَنَامَ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى فِرَاشِهِ فَنَامَ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى فِرَاشِهِ فَنَامَ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ فَفَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ كُلُّ ذَلِكَ يَسْتَاكُ وَيُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَوْتَرَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ ابْنُ فُضَيْلٍ عَنْ حُصَيْنٍ قَالَ فَتَسَوَّكَ وَتَوَضَّأَ وَهُوَ يَقُولُ { إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ } حَتَّى خَتَمَ السُّورَةَ .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Hüleym anlattı; dedi ki: Bize Husayn haber verdi; Habîb b. Ebî Sâbit'ten; o Muhammed b. Ali b. Abdullâh b. Abbâs'tan; o babasından; o da dedesi Abdullâh b. Abbâs'tan naklen anlattı; [Abdullâh] şöyle dedi: “Bir gece Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında kaldım. Uykusundan uyandığında abdest suyuna gitti, misvağını alıp misvaklandı. Sonra: { إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهارِ لَآيَاتٍ لِأُولِي الْأَلْبَابِ } “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.” ayetini surenin sonuna kadar -veya sonuna yaklaşana kadar- okudu. Sonra abdest alıp namazgahına geldi ve iki rekat namaz kıldı. Sonra yatağına dönüp Allah'ın dilediği kadar uyudu. Sonra tekrar uyandı ve aynısını yaptı. Sonra tekrar yatağına dönüp uyudu; sonra uyandı ve aynısını yaptı. Sonra yine yatağına dönüp uyudu; sonra uyandı ve aynısını yaptı. Her defasında misvaklanıyor ve iki rekat namaz kılıyordu. Sonra vitr kıldı.” Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Fudayl bunu Husayn'dan: “Misvaklandı ve abdest aldı; bu sırada surenin sonuna kadar { إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ } ayetini okuyordu.” şeklinde rivayet etti.
59. Hadis
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْمَلِيحِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ صَدَقَةً مِنْ غُلُولٍ وَلاَ صَلاَةً بِغَيْرِ طُهُورٍ " .
Bize Müslim b. İbrâhîm anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Katâde'den; o Ebû'l-Melîh'den; o da babasından; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Allah azze ve celle, ganimetten çalınan maldan verilen sadakayı ve temizlik (abdest) olmaksızın kılınan namazı kabul etmez.”
60. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ صَلاَةَ أَحَدِكُمْ إِذَا أَحْدَثَ حَتَّى يَتَوَضَّأَ " .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den; o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı; [Ebû Hureyre] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, sizden biriniz abdesti bozulduğu zaman, abdest alana kadar namazını kabul etmez.”
61. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ عَقِيلٍ، عَنْ مُحَمَّدِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مِفْتَاحُ الصَّلاَةِ الطُّهُورُ وَتَحْرِيمُهَا التَّكْبِيرُ وَتَحْلِيلُهَا التَّسْلِيمُ " .
Bize Osmân b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Süfyân'dan; o İbn Akîl'den; o Muhammed b. el-Hanefiyye'den; o da Ali radıyallahu anh'dan naklen anlattı; [Ali] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namazın anahtarı temizlik (abdest), haramlığı tekbir, helalliği ise selamdır.”
62. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زِيَادٍ، - قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَأَنَا لِحَدِيثِ ابْنِ يَحْيَى، أَتْقَنُ - عَنْ غُطَيْفٍ، - وَقَالَ مُحَمَّدٌ عَنْ أَبِي غُطَيْفٍ الْهُذَلِيِّ، - قَالَ كُنْتُ عِنْدَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ فَلَمَّا نُودِيَ بِالظُّهْرِ تَوَضَّأَ فَصَلَّى فَلَمَّا نُودِيَ بِالْعَصْرِ تَوَضَّأَ فَقُلْتُ لَهُ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ تَوَضَّأَ عَلَى طُهْرٍ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ عَشْرَ حَسَنَاتٍ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهَذَا حَدِيثُ مُسَدَّدٍ وَهُوَ أَتَمُّ .
Bize Muhammed b. Yahyâ b. Fâris anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Yezîd el-Mukri' anlattı. (H) Bize Müsedded de anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus anlattı. Her ikisi de: “Bize Abdurrahman b. Ziyâd anlattı.” dediler. Ebû Dâvûd: “Ben İbn Yahyâ'nın hadisini daha iyi biliyorum.” dedi. Gutayf'dan; Muhammed ise “Ebû Gutayf el-Hüzelî'den” dedi; o şöyle dedi: “Ben Abdullâh b. Ömer'un yanındaydım. Öğle namazı için ezan okunduğunda abdest alıp namaz kıldı. İkindi namazı için ezan okunduğunda yine abdest aldı. Ben ona [bunun sebebini] sorunca şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Kim abdestli olduğu halde yeniden abdest alırsa, Allah ona on sevap yazar.’ buyururdu.” Ebû Dâvûd: “Bu Müsedded'in hadisidir ve daha tamdır.” dedi.
63. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَغَيْرُهُمْ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمَاءِ وَمَا يَنُوبُهُ مِنَ الدَّوَابِّ وَالسِّبَاعِ فَقَالَ صلى الله عليه وسلم " إِذَا كَانَ الْمَاءُ قُلَّتَيْنِ لَمْ يَحْمِلِ الْخَبَثَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهَذَا لَفْظُ ابْنِ الْعَلاَءِ وَقَالَ عُثْمَانُ وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبَّادِ بْنِ جَعْفَرٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهُوَ الصَّوَابُ .
Bize Muhammed b. el-Alâ', Osmân b. Ebî Şeybe, el-Hasen b. Ali ve başkaları anlattılar; [dediler ki:] Bize Ebû Üsâme anlattı; el-Velîd b. Kesîr'den; o Muhammed b. Ca'fer b. ez-Zübeyr'den; o Abdullâh b. Abdullâh b. Ömer'den; o da babasından naklen anlattı; [babası] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sudan ve ona su içmek için uğrayan hayvanlarla yırtıcılardan soruldu. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Su miktarı iki kulleteyn (küp) olduğu zaman pislik tutmaz.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bu İbnü'l-Alâ'nın lafzıdır. Osmân ve el-Hasen b. Ali ise “Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer'den” diyerek rivayet ettiler. Ebû Dâvûd dedi ki: Doğrusu budur.
64. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، - قَالَ أَبُو كَامِلٍ ابْنُ الزُّبَيْرِ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْمَاءِ يَكُونُ فِي الْفَلاَةِ . فَذَكَرَ مَعْنَاهُ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Hammâd anlattı. (H) Bize Ebû Kâmil de anlattı; dedi ki: Bize Yezîd -İbn Zürey'i kastediyor- anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; o Muhammed b. Ca'fer'den -Ebû Kâmil ‘İbnü'z-Zübeyr’ dedi-; o Ubeydullâh b. Abdullâh b. Ömer'den; o da babasından naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e açık arazide bulunan su hakkında soruldu. Ravi, [yukarıdaki hadisin] manasını zikretti.
65. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا كَانَ الْمَاءُ قُلَّتَيْنِ فَإِنَّهُ لاَ يَنْجُسُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ وَقَفَهُ عَنْ عَاصِمٍ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; dedi ki: Bize Âsım b. el-Münzir haber verdi; o Ubeydullâh b. Abdullâh b. Ömer'den; [o da] şöyle dedi: Babam bana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlattı: “Su miktarı iki kulleteyn (küp) olduğu zaman, necis olmaz.” Ebû Dâvûd dedi ki: Hammâd b. Zeyd bunu Âsım'dan mevkuf olarak nakletti.
66. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَتَوَضَّأُ مِنْ بِئْرِ بُضَاعَةَ وَهِيَ بِئْرٌ يُطْرَحُ فِيهَا الْحِيَضُ وَلَحْمُ الْكِلاَبِ وَالنَّتْنُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمَاءُ طَهُورٌ لاَ يُنَجِّسُهُ شَىْءٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَالَ بَعْضُهُمْ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ رَافِعٍ .
Bize Muhammed b. el-Alâ', el-Hasen b. Ali ve Muhammed b. Süleymân el-Enbârî anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; el-Velîd b. Kesîr'den; o Muhammed b. Ka'b'dan; o Ubeydullâh b. Abdullâh b. Râfi' b. Hadîc'den; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen anlattı; [Ebû Saîd] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: “İçine hayız bezleri, köpek leşleri ve kokuşmuş şeyler atılan Budâa kuyusundan abdest alalım mı?” diye soruldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Su temizleyicidir, onu hiçbir şey necis yapmaz.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bazıları [isnadı] “Abdurrahman b. Râfi'” diyerek zikretti.
67. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي شُعَيْبٍ، وَعَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ يَحْيَى الْحَرَّانِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ سَلِيطِ بْنِ أَيُّوبَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ رَافِعٍ الأَنْصَارِيِّ، ثُمَّ الْعَدَوِيِّ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُقَالُ لَهُ إِنَّهُ يُسْتَقَى لَكَ مِنْ بِئْرِ بُضَاعَةَ وَهِيَ بِئْرٌ يُلْقَى فِيهَا لُحُومُ الْكِلاَبِ وَالْمَحَايِضُ وَعَذِرُ النَّاسِ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْمَاءَ طَهُورٌ لاَ يُنَجِّسُهُ شَىْءٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَسَمِعْتُ قُتَيْبَةَ بْنَ سَعِيدٍ قَالَ سَأَلْتُ قَيِّمَ بِئْرِ بُضَاعَةَ عَنْ عُمْقِهَا قَالَ أَكْثَرُ مَا يَكُونُ فِيهَا الْمَاءُ إِلَى الْعَانَةِ . قُلْتُ فَإِذَا نَقَصَ قَالَ دُونَ الْعَوْرَةِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَدَّرْتُ أَنَا بِئْرَ بُضَاعَةَ بِرِدَائِي مَدَدْتُهُ عَلَيْهَا ثُمَّ ذَرَعْتُهُ فَإِذَا عَرْضُهَا سِتَّةُ أَذْرُعٍ وَسَأَلْتُ الَّذِي فَتَحَ لِي بَابَ الْبُسْتَانِ فَأَدْخَلَنِي إِلَيْهِ هَلْ غُيِّرَ بِنَاؤُهَا عَمَّا كَانَتْ عَلَيْهِ قَالَ لاَ . وَرَأَيْتُ فِيهَا مَاءً مُتَغَيِّرَ اللَّوْنِ .
Bize her ikisi de Harranlı olan Ahmed b. Ebî Şuayb ve Abdülaziz b. Yahyâ anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Seleme anlattı; Muhammed b. İshâk'tan; o Selît b. Eyyûb'dan; o Ubeydullâh b. Abdurrahmân b. Râfi' el-Ensârî'den -ki o daha sonra el-Adevî diye bilinmiştir-; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen anlattı; [Ebû Saîd] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i, kendisine: “Senin için, içine köpek leşleri, hayız bezleri ve insanların dışkıları atılan Budâa kuyusundan su getiriliyor [bu caiz midir?]” denildiğinde işittim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz su temizleyicidir, onu hiçbir şey necis yapmaz.” Ebû Dâvûd dedi ki: Kuteybe b. Saîd'i şöyle derken işittim: “Budâa kuyusunun bakıcısına derinliğini sordum. O: ‘Suyun en çok olduğu zaman derinliği kasığa kadardır.’ dedi. Ben: ‘Peki azaldığı zaman?’ dedim. O: ‘Avret yerinden daha aşağıdadır.’ dedi.” Ebû Dâvûd ayrıca şöyle dedi: “Ben Budâa kuyusunu, üzerine serdiğim hırkamla ölçtüm; sonra hırkamı arşınladım. Bir de baktım ki genişliği altı ziradır. Bahçenin kapısını bana açıp içeri sokan kimseye: ‘Kuyunun inşası eskiden olduğu halinden değiştirildi mi?’ diye sordum. O: ‘Hayır.’ dedi. Kuyuda rengi değişmiş bir su gördüm.”
68. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا سِمَاكٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ اغْتَسَلَ بَعْضُ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي جَفْنَةٍ فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيَتَوَضَّأَ مِنْهَا - أَوْ يَغْتَسِلَ - فَقَالَتْ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ جُنُبًا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْمَاءَ لاَ يَجْنُبُ " .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Ebû'l-Ahvas anlattı; dedi ki: Bize Simâk, İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı; [İbn Abbâs] şöyle dedi: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşlerinden biri bir leğen içinde yıkandı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ondaki suyla abdest almak -veya yıkanmak- için gelince, eşi: “Ey Allah'ın Resulü! Ben cünüp idim.” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz su cünüp olmaz.” buyurdu.
69. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، فِي حَدِيثِ هِشَامٍ عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَبُولَنَّ أَحَدُكُمْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ ثُمَّ يَغْتَسِلُ مِنْهُ " .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; dedi ki: Bize Zâide anlattı; Hişâm'ın Muhammed'den, onun da Ebû Hureyre'den naklettiği hadis içinde; [Ebû Hureyre] Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen şöyle dedi: “Sizden biri sakın durgun suya bevletmesin, sonra ondan yıkanmasın.”
70. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَبُولَنَّ أَحَدُكُمْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ وَلاَ يَغْتَسِلْ فِيهِ مِنَ الْجَنَابَةِ " .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; Muhammed b. Aclân'dan; dedi ki: Babamı, Ebû Hureyre'den naklen hadis rivayet ederken işittim; [Ebû Hureyre] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz sakın durgun suya bevletmesin ve orada cünüplükten dolayı yıkanmasın.”
71. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، - فِي حَدِيثِ هِشَامٍ - عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " طُهُورُ إِنَاءِ أَحَدِكُمْ إِذَا وَلَغَ فِيهِ الْكَلْبُ أَنْ يُغْسَلَ سَبْعَ مِرَارٍ أُولاَهُنَّ بِتُرَابٍ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ قَالَ أَيُّوبُ وَحَبِيبُ بْنُ الشَّهِيدِ عَنْ مُحَمَّدٍ .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; dedi ki: Bize Zâide anlattı; Hişâm'ın hadisi içinde; Muhammed'den; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Birinizin kabını köpek yaladığı zaman, o kabın temizliği; ilki toprakla olmak üzere yedi defa yıkanmasıdır.” Ebû Dâvûd dedi ki: Ayyûb ve Habîb b. eş-Şehîd de Muhammed'den naklen böyle dediler.
72. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، جَمِيعًا عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، بِمَعْنَاهُ وَلَمْ يَرْفَعَاهُ زَادَ " وَإِذَا وَلَغَ الْهِرُّ غُسِلَ مَرَّةً " .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize el-Mu'temir -İbn Süleymân'ı kastediyor- anlattı. (H) Bize Muhammed b. Ubeyd de anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı. Her ikisi de Ayyûb'dan; o Muhammed'den; o da Ebû Hureyre'den bu hadisin manasında naklettiler. Ancak o ikisi hadisi Peygamber'e dayandırmadılar. Ayrıca şu fazlalığı eklediler: “Kedi kabı yaladığı zaman, o kap bir defa yıkanır.”
73. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ سِيرِينَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا وَلَغَ الْكَلْبُ فِي الإِنَاءِ فَاغْسِلُوهُ سَبْعَ مَرَّاتٍ السَّابِعَةُ بِالتُّرَابِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَأَمَّا أَبُو صَالِحٍ وَأَبُو رَزِينٍ وَالأَعْرَجُ وَثَابِتٌ الأَحْنَفُ وَهَمَّامُ بْنُ مُنَبِّهٍ وَأَبُو السُّدِّيِّ عَبْدُ الرَّحْمَنِ رَوَوْهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَلَمْ يَذْكُرُوا التُّرَابَ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Ebân anlattı; dedi ki: Bize Katâde, Muhammed b. Sîrîn'in ona Ebû Hureyre'den naklettiğini anlattı; o da Allah'ın Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen şöyle buyurdu: “Köpek bir kaba yaladığı zaman, o kabı yedi defa yıkayın; yedincisi toprakla olsun.” Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Sâlih, Ebû Rezîn, el-A'rec, Sâbit el-Ahnef, Hemmâm b. Münebbih ve Ebû's-Süddî Abdurrahmân bunu Ebû Hureyre'den rivayet ettiler; ancak onlar toprağı zikretmediler.
74. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنِ ابْنِ مُغَفَّلٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ ثُمَّ قَالَ " مَا لَهُمْ وَلَهَا " . فَرَخَّصَ فِي كَلْبِ الصَّيْدِ وَفِي كَلْبِ الْغَنَمِ وَقَالَ " إِذَا وَلَغَ الْكَلْبُ فِي الإِنَاءِ فَاغْسِلُوهُ سَبْعَ مِرَارٍ وَالثَّامِنَةُ عَفِّرُوهُ بِالتُّرَابِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَهَكَذَا قَالَ ابْنُ مُغَفَّلٍ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; Şu'be'den; o Ebû't-Teyyâh'dan; o Mutarrif'den; o da İbn Mugaffel'den naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem [önce] köpeklerin öldürülmesini emretti, sonra: “Onların köpeklerle ne zoru var?” buyurdu. [Ardından] av köpeği ve çoban köpeği için ruhsat verdi ve şöyle buyurdu: “Köpek bir kaba yaladığı zaman, o kabı yedi defa yıkayın; sekizincisinde ise onu toprakla ovalayın.” Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Mugaffel de böyle dedi.
75. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ حُمَيْدَةَ بِنْتِ عُبَيْدِ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ كَبْشَةَ بِنْتِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، - وَكَانَتْ تَحْتَ ابْنِ أَبِي قَتَادَةَ - أَنَّ أَبَا قَتَادَةَ، دَخَلَ فَسَكَبَتْ لَهُ وَضُوءًا فَجَاءَتْ هِرَّةٌ فَشَرِبَتْ مِنْهُ فَأَصْغَى لَهَا الإِنَاءَ حَتَّى شَرِبَتْ قَالَتْ كَبْشَةُ فَرَآنِي أَنْظُرُ إِلَيْهِ فَقَالَ أَتَعْجَبِينَ يَا ابْنَةَ أَخِي فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّهَا لَيْسَتْ بِنَجَسٍ إِنَّهَا مِنَ الطَّوَّافِينَ عَلَيْكُمْ وَالطَّوَّافَاتِ " .
Bize Abdullâh b. Mesleme el-Ka'nebî anlattı; Mâlik'den; o İshâk b. Abdullâh b. Ebî Talha'den; o Humeyde bint Ubeyd b. Rifâa'dan; o da Ka'b b. Mâlik'in kızı Kebşe'den -ki o İbn Ebî Katâde'nin nikahı altındaydı- naklen anlattı; [Kebşe] şöyle dedi: Ebû Katâde yanıma girdi; ona abdest alması için su döktüm. O sırada bir kedi geldi ve o sudan içti. Ebû Katâde su içene kadar kabı ona doğru eğdi. Kebşe dedi ki: Ebû Katâde kendisine baktığımı görünce: “Ey kardeşimin kızı! Buna şaşırdın mı?” dedi. Ben de: “Evet.” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “O necis değildir; o sizin aranızda çokça dolaşan [hayvan]lardandır.” buyurdu.
76. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ صَالِحِ بْنِ دِينَارٍ التَّمَّارِ، عَنْ أُمِّهِ، أَنَّ مَوْلاَتَهَا، أَرْسَلَتْهَا بِهَرِيسَةٍ إِلَى عَائِشَةَ رضى الله عنها فَوَجَدْتُهَا تُصَلِّي فَأَشَارَتْ إِلَىَّ أَنْ ضَعِيهَا فَجَاءَتْ هِرَّةٌ فَأَكَلَتْ مِنْهَا فَلَمَّا انْصَرَفَتْ أَكَلَتْ مِنْ حَيْثُ أَكَلَتِ الْهِرَّةُ فَقَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّهَا لَيْسَتْ بِنَجَسٍ إِنَّمَا هِيَ مِنَ الطَّوَّافِينَ عَلَيْكُمْ " . وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ بِفَضْلِهَا .
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz anlattı; Dâvûd b. Sâlih b. Dînâr et-Temmâr'dan; o da annesinden naklen anlattı; [annesi] şöyle dedi: Efendisi, kendisini bir kap herîse (bir çeşit yemek) ile Âişe radıyallahu anhâ'ya gönderdi. Onu namaz kılarken buldu. Âişe ona: “Onu [yere] koy.” diye işaret etti. O sırada bir kedi geldi ve ondan yedi. Âişe namazdan çıkınca, kedinin yediği yerden yemeye başladı ve şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “O necis değildir; o sizin aranızda çokça dolaşanlardandır.” buyurdu. [Âişe sözlerine şunu da ekledi:] “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i onun artığıyla abdest alırken gördüm.”
77. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ وَنَحْنُ جُنُبَانِ .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; Süfyân'dan; Mansûr bana İbrâhîm'den, o el-Esved'den, o da Âişe'den naklen anlattı; [Âişe] şöyle dedi: “Ben ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, cünüp olduğumuz halde tek bir kaptan yıkanırdık.”
78. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ خَرَّبُوذَ، عَنْ أُمِّ صُبَيَّةَ الْجُهَنِيَّةِ، قَالَتِ اخْتَلَفَتْ يَدِي وَيَدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْوُضُوءِ مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ .
Bize Abdullâh b. Muhammed en-Nüfeylî anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; Üsâme b. Zeyd'den; o İbn Harrabûz'dan; o da Ümmu Subayye el-Cüheniyye'den naklen anlattı; [Ümmu Subayye] şöyle dedi: “Tek bir kaptan abdest alırken benim elimle Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in eli kabın içinde birbirine çarptı.”
79. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ يَتَوَضَّئُونَ فِي زَمَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ مُسَدَّدٌ - مِنَ الإِنَاءِ الْوَاحِدِ جَمِيعًا .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Hammâd, Ayyûb'dan, o Nâfi'den naklen anlattı. (H) Bize Abdullâh b. Mesleme de anlattı; Mâlik'den; o Nâfi'den; o da İbn Ömer'den naklen anlattı; [İbn Ömer] şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında erkekler ve kadınlar hep birlikte tek bir kaptan abdest alırlardı.” Müsedded kendi rivayetinde “hep birlikte” ifadesini kullandı.
80. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا نَتَوَضَّأُ نَحْنُ وَالنِّسَاءُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ إِنَاءٍ وَاحِدٍ نُدْلِي فِيهِ أَيْدِيَنَا .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; Ubeydullâh'dan; dedi ki: Nâfi' bana Abdullâh b. Ömer'den naklen anlattı; [Abdullâh] şöyle dedi: “Biz ve kadınlar, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında ellerimizi daldırdığımız tek bir kaptan abdest alırdık.”
81. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حُمَيْدٍ الْحِمْيَرِيِّ، قَالَ لَقِيتُ رَجُلاً صَحِبَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَرْبَعَ سِنِينَ كَمَا صَحِبَهُ أَبُو هُرَيْرَةَ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَغْتَسِلَ الْمَرْأَةُ بِفَضْلِ الرَّجُلِ أَوْ يَغْتَسِلَ الرَّجُلُ بِفَضْلِ الْمَرْأَةِ - زَادَ مُسَدَّدٌ - وَلْيَغْتَرِفَا جَمِيعًا .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; dedi ki: Bize Züheyr, Dâvûd b. Abdillâh'dan naklen anlattı. (H) Bize Müsedded de anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne, Dâvûd b. Abdillâh'dan; o da Humeyd el-Hımyerî'den naklen anlattı; [Humeyd] şöyle dedi: Ebû Hureyre'nin sohbetinde bulunduğu gibi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile dört yıl arkadaşlık etmiş bir adamla karşılaştım; [o adam] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kadının erkeğin artığıyla, erkeğin de kadının artığıyla yıkanmasını yasakladı. Müsedded şu fazlalığı ekledi: “Lakin her ikisi de [aynı anda kaptan su] alarak yıkansınlar.”
82. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، - يَعْنِي الطَّيَالِسِيَّ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي حَاجِبٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عَمْرٍو، وَهُوَ الأَقْرَعُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يَتَوَضَّأَ الرَّجُلُ بِفَضْلِ طَهُورِ الْمَرْأَةِ .
Bize İbn Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd -et-Tayâlisî'yi kastediyor- anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Âsım'dan, o Ebû Hâcib'den, o da el-Hakem b. Amr el-Akra'dan naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, erkeğin kadının abdest suyu artığıyla abdest almasını yasakladı.
83. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَلَمَةَ، - مِنْ آلِ ابْنِ الأَزْرَقِ - أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ أَبِي بُرْدَةَ، - وَهُوَ مِنْ بَنِي عَبْدِ الدَّارِ - أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَرْكَبُ الْبَحْرَ وَنَحْمِلُ مَعَنَا الْقَلِيلَ مِنَ الْمَاءِ فَإِنْ تَوَضَّأْنَا بِهِ عَطِشْنَا أَفَنَتَوَضَّأُ بِمَاءِ الْبَحْرِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هُوَ الطَّهُورُ مَاؤُهُ الْحِلُّ مَيْتَتُهُ " .
Bize Abdullâh b. Mesleme anlattı; Mâlik'den; o Safvân b. Süleym'den; o Âl-i İbnü'l-Ezrak'tan Saîd b. Seleme'den; o da Benî Abdiddâr'dan el-Mugîre b. Ebî Bürde'den naklen haber verdi ki; o Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Bir adam Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e: “Ey Allah'ın Resulü! Biz deniz yolculuğuna çıkıyoruz ve yanımızda az miktarda su taşıyoruz. Eğer onunla abdest alırsak susuz kalırız. Deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?” diye sordu. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Onun suyu temizleyicidir, ölüsü ise helaldir.”
84. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَسُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْعَتَكِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي فَزَارَةَ، عَنْ أَبِي زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ لَيْلَةَ الْجِنِّ " مَا فِي إِدَاوَتِكَ " . قَالَ نَبِيذٌ . قَالَ " تَمْرَةٌ طَيِّبَةٌ وَمَاءٌ طَهُورٌ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ عَنْ أَبِي زَيْدٍ أَوْ زَيْدٍ كَذَا قَالَ شَرِيكٌ وَلَمْ يَذْكُرْ هَنَّادٌ لَيْلَةَ الْجِنِّ .
Bize Hennâd ve Süleymân b. Dâvûd el-Atekî anlattılar; dediler ki: Bize Şerîk anlattı; Ebû Fezâre'den; o Ebû Zeyd'den; o da Abdullâh b. Mes'ûd'dan naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Cin gecesinde kendisine: “Kırbanda ne var?” buyurdu. Abdullâh: “Nebîz (hurma şırası) var.” dedi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: “Temiz bir hurma ve temizleyici (tahûr) bir su [var demektir].” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Süleymân b. Dâvûd: “Ebû Zeyd'den -veya Zeyd'den-” dedi; Şerîk böyle rivayet etti. Hennâd ise “Cin gecesi” ifadesini zikretmedi.
85. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ، قَالَ قُلْتُ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ الْجِنِّ فَقَالَ مَا كَانَ مَعَهُ مِنَّا أَحَدٌ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Vüheyb anlattı; Dâvûd'dan; o Âmir'den; o da Alkame'den naklen anlattı; [Alkame] şöyle dedi: Abdullâh b. Mes'ûd'a: “Cin gecesinde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber sizden kim vardı?” diye sordum. O: “Bizden hiç kimse onunla beraber değildi.” dedi.
86. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، أَنَّهُ كَرِهَ الْوُضُوءَ بِاللَّبَنِ وَالنَّبِيذِ وَقَالَ إِنَّ التَّيَمُّمَ أَعْجَبُ إِلَىَّ مِنْهُ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. Mansûr anlattı; İbn Cüreyc'den; o da Atâ'dan naklen anlattı ki o; süt ve nebîz (hurma şırası) ile abdest almayı hoş görmemiş ve: “Teyemmüm etmek bana ondan daha sevimlidir.” demiştir.
87. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا أَبُو خَلْدَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا الْعَالِيَةِ عَنْ رَجُلٍ، أَصَابَتْهُ جَنَابَةٌ وَلَيْسَ عِنْدَهُ مَاءٌ وَعِنْدَهُ نَبِيذٌ أَيَغْتَسِلُ بِهِ قَالَ لاَ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Ebû Halde anlattı; dedi ki: Ebû'l-Âliye'ye; cünüp olup da yanında su bulunmayan, sadece nebîz (hurma şırası) bulunan bir adamın onunla yıkanıp yıkanamayacağını sordum. O: “Hayır.” dedi.
88. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَرْقَمِ، أَنَّهُ خَرَجَ حَاجًّا أَوْ مُعْتَمِرًا وَمَعَهُ النَّاسُ وَهُوَ يَؤُمُّهُمْ فَلَمَّا كَانَ ذَاتَ يَوْمٍ أَقَامَ الصَّلاَةَ صَلاَةَ الصُّبْحِ ثُمَّ قَالَ لِيَتَقَدَّمْ أَحَدُكُمْ . وَذَهَبَ إِلَى الْخَلاَءِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا أَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يَذْهَبَ الْخَلاَءَ وَقَامَتِ الصَّلاَةُ فَلْيَبْدَأْ بِالْخَلاَءِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ وَشُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ وَأَبُو ضَمْرَةَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ رَجُلٍ حَدَّثَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَرْقَمَ وَالأَكْثَرُ الَّذِينَ رَوَوْهُ عَنْ هِشَامٍ قَالُوا كَمَا قَالَ زُهَيْرٌ .
Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; dedi ki: Bize Züheyr anlattı; dedi ki: Bize Hişâm b. Urve anlattı; babasından; o da Abdullâh b. el-Erkam'dan naklen anlattı ki [Abdullâh], yanında bir grup insanla birlikte hac veya umre yapmak üzere yola çıkmıştı ve onlara imamlık yapıyordu. Bir gün sabah namazı için kamet getirdi, sonra: “İçinizden biri öne geçsin [ve namazı kıldırsın].” dedi ve tuvalete gitti. [Bunun üzerine] şöyle dedi: “Şüphesiz ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: ‘Sizden biri tuvalete gitmek istediği sırada namaz için kamet getirilirse, önce tuvalete gitsin.’” Ebû Dâvûd dedi ki: Vüheyb b. Hâlid, Şuayb b. İshâk ve Ebû Damre bu hadisi Hişâm b. Urve'den, o babasından, o kendisine anlatan bir adamdan, o da Abdullâh b. Erkam'dan naklen rivayet ettiler. Ancak Hişâm'dan rivayet edenlerin çoğu Züheyr'in dediği gibi naklettiler.
89. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، وَمُسَدَّدٌ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، - الْمَعْنَى - قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي حَزْرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، - قَالَ ابْنُ عِيسَى فِي حَدِيثِهِ ابْنُ أَبِي بَكْرٍ ثُمَّ اتَّفَقُوا أَخُو الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ - قَالَ كُنَّا عِنْدَ عَائِشَةَ فَجِيءَ بِطَعَامِهَا فَقَامَ الْقَاسِمُ يُصَلِّي فَقَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يُصَلَّى بِحَضْرَةِ الطَّعَامِ وَلاَ وَهُوَ يُدَافِعُهُ الأَخْبَثَانِ " .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel, Müsedded ve Muhammed b. Îsâ anlattılar; -mana olarak ortaktırlar- dediler ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Ebû Hazra'dan naklen anlattı; dedi ki: Bize Abdullâh b. Muhammed -İbn Îsâ kendi hadisinde ‘İbn Ebî Bekr’ dedi, sonra hepsi Kâsım b. Muhammed'in kardeşi olduğu hususunda ittifak ettiler- anlattı; [Abdullâh] şöyle dedi: “Biz Âişe'nin yanındaydık; yemeği getirildi. O sırada el-Kâsım namaz kılmak üzere ayağa kalktı. Âişe şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyurken işittim: ‘Yemek hazır olduğunda ve iki habes (idrar ve dışkı) kendisini sıkıştırdığında namaz kılınmaz.’”
90. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا ابْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ شُرَيْحٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِي حَىٍّ الْمُؤَذِّنِ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثٌ لاَ يَحِلُّ لأَحَدٍ أَنْ يَفْعَلَهُنَّ لاَ يَؤُمُّ رَجُلٌ قَوْمًا فَيَخُصُّ نَفْسَهُ بِالدُّعَاءِ دُونَهُمْ فَإِنْ فَعَلَ فَقَدْ خَانَهُمْ وَلاَ يَنْظُرُ فِي قَعْرِ بَيْتٍ قَبْلَ أَنْ يَسْتَأْذِنَ فَإِنْ فَعَلَ فَقَدْ دَخَلَ وَلاَ يُصَلِّي وَهُوَ حَقِنٌ حَتَّى يَتَخَفَّفَ " .
Bize Muhammed b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize İbn Ayyâş anlattı; Habîb b. Sâlih'den; o Yezîd b. Şüreyh el-Hadramî'den; o Ebû Hay el-Müezzin'den; o da Sevbân'dan naklen anlattı; [Sevbân] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç şey vardır ki, bunları yapmak hiç kimse için helal değildir: Bir kimse bir topluluğa imamlık yapıp da onları bırakıp sadece kendine dua etmesin; eğer böyle yaparsa onlara ihanet etmiş olur. İzin istemeden bir evin içine bakmasın; eğer böyle yaparsa [izinsiz] girmiş sayılır. Bir de idrarı sıkışmış haldeyken, hafifleyene kadar namaz kılmasın.”
91. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ثَوْرٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ شُرَيْحٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِي حَىٍّ الْمُؤَذِّنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَحِلُّ لِرَجُلٍ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أَنْ يُصَلِّيَ وَهُوَ حَقِنٌ حَتَّى يَتَخَفَّفَ " . ثُمَّ سَاقَ نَحْوَهُ عَلَى هَذَا اللَّفْظِ قَالَ " وَلاَ يَحِلُّ لِرَجُلٍ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ أَنْ يَؤُمَّ قَوْمًا إِلاَّ بِإِذْنِهِمْ وَلاَ يَخْتَصَّ نَفْسَهُ بِدَعْوَةٍ دُونَهُمْ فَإِنْ فَعَلَ فَقَدْ خَانَهُمْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا مِنْ سُنَنِ أَهْلِ الشَّامِ لَمْ يَشْرَكْهُمْ فِيهَا أَحَدٌ .
Bize Mahmûd b. Hâlid es-Sülemî anlattı; dedi ki: Bize Ahmed b. Ali anlattı; dedi ki: Bize Sevr, Yezîd b. Şüreyh el-Hadramî'den; o Ebû Hay el-Müezzin'den; o da Ebû Hureyre'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı; [Resulullah] şöyle buyurdu: “Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse için, idrarı sıkışmış haldeyken hafifleyene kadar namaz kılması helal değildir.” Sonra ravi şu lafızlarla benzerini sevk etti: “Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kimse için, bir topluluğun izni olmadan onlara imamlık yapması ve onları bırakıp sadece kendine dua etmesi helal değildir; eğer böyle yaparsa onlara ihanet etmiş olur.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis, Şam ehlinin rivayet ettiği sünnetlerdendir; bu rivayette onlara kimse ortak olmamıştır.
92. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَغْتَسِلُ بِالصَّاعِ وَيَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ أَبَانُ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ سَمِعْتُ صَفِيَّةَ .
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı; dedi ki: Bize Hemmâm anlattı; Katâde'den; o Safiyye bint Şeybe'den; o da Âişe'den naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir sâ' (ölçek) ile yıkanır ve bir müdd (ölçek) ile abdest alırdı. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebân bunu Katâde'den: “Safiyye'den işittim.” diyerek rivayet etti.
93. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلُ بِالصَّاعِ وَيَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı; dedi ki: Bize Hüleym anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Ebî Ziyâd haber verdi; Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan; o da Câbir'den naklen anlattı; [Câbir] şöyle dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir sâ' (ölçek) ile yıkanır ve bir müdd (ölçek) ile abdest alırdı.
94. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حَبِيبٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبَّادَ بْنَ تَمِيمٍ، عَنْ جَدَّتِهِ، وَهِيَ أُمُّ عُمَارَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ فَأُتِيَ بِإِنَاءٍ فِيهِ مَاءٌ قَدْرُ ثُلُثَىِ الْمُدِّ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Habîb el-Ensârî'den naklen anlattı; [Habîb] şöyle dedi: Abbâd b. Temîm'den işittim; o da ninesi Ümmü Umâre'den naklen anlattı ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem abdest aldı. Ona içinde bir müdd'ün (ölçeğin) üçte ikisi kadar su bulunan bir kap getirildi.
95. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّازُ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ بِإِنَاءٍ يَسَعُ رَطْلَيْنِ وَيَغْتَسِلُ بِالصَّاعِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ يَحْيَى بْنُ آدَمَ عَنْ شَرِيكٍ قَالَ عَنِ ابْنِ جَبْرِ بْنِ عَتِيكٍ . قَالَ وَرَوَاهُ سُفْيَانُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى حَدَّثَنِي جَبْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ شُعْبَةُ قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ سَمِعْتُ أَنَسًا إِلاَّ أَنَّهُ قَالَ يَتَوَضَّأُ بِمَكُّوكٍ . وَلَمْ يَذْكُرْ رَطْلَيْنِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَسَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ حَنْبَلٍ يَقُولُ الصَّاعُ خَمْسَةُ أَرْطَالٍ وَهُوَ صَاعُ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ وَهُوَ صَاعُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh el-Bezzâz anlattı; dedi ki: Bize Şerîk anlattı; Abdullâh b. Îsâ'dan; o Abdullâh b. Cebr'den; o da Enes'den naklen anlattı; [Enes] şöyle dedi: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem iki rıtl (ölçek) su alan bir kap ile abdest alır ve bir sâ' (ölçek) ile yıkanırdı. Ebû Dâvûd dedi ki: Yahyâ b. Âdem bunu Şerîk'den: “İbn Cebr b. Atîk'den” diyerek rivayet etti. Süfyân ise bunu Abdullâh b. Îsâ'dan: “Cebr b. Abdullâh bana anlattı.” diyerek rivayet etti. Ebû Dâvûd ayrıca şöyle dedi: Şu'be bunu: “Abdullâh b. Abdullâh b. Cebr bana anlattı; Enes'i [şöyle] derken işittim...” diyerek rivayet etti; ancak o: “bir mükkûk (ölçek) ile abdest alırdı” dedi ve “iki rıtl” ifadesini zikretmedi. Ebû Dâvûd: “Ahmed b. Hanbel'i: ‘Bir sâ' beş rıtl'dır; bu İbn Ebî Zi'b'in sâ'ıdır ve aynı zamanda Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in sâ'ıdır.’ derken işittim.” dedi.
96. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُغَفَّلٍ، سَمِعَ ابْنَهُ، يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْقَصْرَ الأَبْيَضَ عَنْ يَمِينِ الْجَنَّةِ، إِذَا دَخَلْتُهَا . فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ سَلِ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَتَعَوَّذْ بِهِ مِنَ النَّارِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّهُ سَيَكُونُ فِي هَذِهِ الأُمَّةِ قَوْمٌ يَعْتَدُونَ فِي الطُّهُورِ وَالدُّعَاءِ " .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; dedi ki: Bize Saîd el-Cüreyrî anlattı; Ebû Naâme'den; o Abdullâh b. Mugaffel'in oğlunu: “Allahım! Cennete girdiğim zaman senden sağ taraftaki beyaz köşkü istiyorum.” derken işittiğini nakletti. Bunun üzerine Abdullâh: “Ey yavrucuğum! Allah'tan Cenneti iste ve ateşten O'na sığın. Zira ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: ‘Şüphesiz bu ümmet içinde temizlikte (abdestte) ve duada haddi aşan bir topluluk olacaktır.’” dedi.
97. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى قَوْمًا وَأَعْقَابُهُمْ تَلُوحُ فَقَالَ " وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ " .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; Süfyân'dan; dedi ki: Bize Mansûr anlattı; Hilâl b. Yesâf'dan; o Ebû Yahyâ'dan; o da Abdullâh b. Amr'dan naklen anlattı ki Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, topukları parlayan bir topluluk gördü ve şöyle buyurdu: “Ateşte yanacak o topukların vay haline! Abdesti tam alın (isbâğ yapın).”
98. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنِي صَاحِبٌ، لِي عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْتَسِلُ أَنَا وَرَسُولُ اللَّهِ، صلى الله عليه وسلم فِي تَوْرٍ مِنْ شَبَهٍ .
Bize Mûsâ b. İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize Hammâd anlattı; dedi ki: Bana bir arkadaşım, Hişâm b. Urve'den naklen haber verdi ki; Âişe şöyle dedi: “Ben ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, pirinçten yapılma bir kap içinde yıkanırdık.”
99. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، أَنَّ إِسْحَاقَ بْنَ مَنْصُورٍ، حَدَّثَهُمْ عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ رَجُلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Bize Muhammed b. el-Alâ' anlattı; İshâk b. Mansûr onlara Hammâd b. Seleme'den, o bir adamdan, o Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe radıyallahu anhâ'den; o da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen bu hadisin benzerini rivayet etti.
100. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، وَسَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ جَاءَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْرَجْنَا لَهُ مَاءً فِي تَوْرٍ مِنْ صُفْرٍ فَتَوَضَّأَ .
Bize el-Hasen b. Ali anlattı; dedi ki: Bize Ebû'l-Velîd ve Sehl b. Hammâd anlattılar; dediler ki: Bize Abdülazîz b. Abdullâh b. Ebî Seleme, Amr b. Yahyâ'dan; o babasından; o da Abdullâh b. Zeyd'den naklen anlattı; [Abdullâh] şöyle dedi: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize geldi. Biz de onun için bakırdan yapılma bir kap içinde su çıkardık; o da abdest aldı.”