1860. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي أَبَانُ، - يَعْنِي ابْنَ صَالِحٍ - عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ أَصَابَنِي هَوَامُّ فِي رَأْسِي وَأَنَا مَعَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ حَتَّى تَخَوَّفْتُ عَلَى بَصَرِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى { فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ } الآيَةَ فَدَعَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِي " احْلِقْ رَأْسَكَ وَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوْ أَطْعِمْ سِتَّةَ مَسَاكِينَ فَرَقًا مِنْ زَبِيبٍ أَوِ انْسُكْ شَاةً " . فَحَلَقْتُ رَأْسِي ثُمَّ نَسَكْتُ .
Bize Muhammed b. Mansûr anlattı; bize Ya'kûb anlattı; babam bana İbn İshak'tan anlattı; bana Abân —yani İbn Sâlih— el-Hakem b. Uyeyne'den anlattı; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan; Ka'b b. Ucre'den [nakledildiğine göre] o şöyle demiştir: Hudeybiye yılında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberken, başımdaki haşereler (bitler) bana öyle bir musallat oldu ki gözlerim [zarar görecek] diye korktum. Bunun üzerine Allah Subhânehu ve Teâlâ: { فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ } “Sizden her kim hasta olur yahut başında bir rahatsızlığı (ezâ) bulunursa [tıraş olsun...]” ayetini indirdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni çağırdı ve: “Başını tıraş et; [sonra] üç gün oruç tut veya altı fakire bir farâk (ölçek) kuru üzüm yedir yahut bir koyun kurban et,” buyurdu. Bunun üzerine başımı tıraş ettim, sonra da kurbanımı kestim.