Boşanma Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2256. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ هِلاَلُ بْنُ أُمَيَّةَ وَهُوَ أَحَدُ الثَّلاَثَةِ الَّذِينَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ فَجَاءَ مِنْ أَرْضِهِ عَشِيًّا فَوَجَدَ عِنْدَ أَهْلِهِ رَجُلاً فَرَأَى بِعَيْنَيْهِ وَسَمِعَ بِأُذُنَيْهِ فَلَمْ يَهِجْهُ حَتَّى أَصْبَحَ ثُمَّ غَدَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي جِئْتُ أَهْلِي عِشَاءً فَوَجَدْتُ عِنْدَهُمْ رَجُلاً فَرَأَيْتُ بِعَيْنِي وَسَمِعْتُ بِأُذُنِي فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا جَاءَ بِهِ وَاشْتَدَّ عَلَيْهِ فَنَزَلَتْ ‏{‏ وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلاَّ أَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ ‏}‏ الآيَتَيْنِ كِلْتَيْهِمَا فَسُرِّيَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَبْشِرْ يَا هِلاَلُ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لَكَ فَرَجًا وَمَخْرَجًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هِلاَلٌ قَدْ كُنْتُ أَرْجُو ذَلِكَ مِنْ رَبِّي ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَرْسِلُوا إِلَيْهَا ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَتْ فَتَلاَ عَلَيْهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَكَّرَهُمَا وَأَخْبَرَهُمَا أَنَّ عَذَابَ الآخِرَةِ أَشَدُّ مِنْ عَذَابِ الدُّنْيَا فَقَالَ هِلاَلٌ وَاللَّهِ لَقَدْ صَدَقْتُ عَلَيْهَا فَقَالَتْ قَدْ كَذَبَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَعِنُوا بَيْنَهُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَقِيلَ لِهِلاَلٍ اشْهَدْ ‏.‏ فَشَهِدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ فَلَمَّا كَانَتِ الْخَامِسَةُ قِيلَ لَهُ يَا هِلاَلُ اتَّقِ اللَّهَ فَإِنَّ عَذَابَ الدُّنْيَا أَهْوَنُ مِنْ عَذَابِ الآخِرَةِ وَإِنَّ هَذِهِ الْمُوجِبَةُ الَّتِي تُوجِبُ عَلَيْكَ الْعَذَابَ ‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ لاَ يُعَذِّبُنِي اللَّهُ عَلَيْهَا كَمَا لَمْ يَجْلِدْنِي عَلَيْهَا ‏.‏ فَشَهِدَ الْخَامِسَةَ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ ثُمَّ قِيلَ لَهَا اشْهَدِي ‏.‏ فَشَهِدَتْ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ فَلَمَّا كَانَتِ الْخَامِسَةُ قِيلَ لَهَا اتَّقِي اللَّهَ فَإِنَّ عَذَابَ الدُّنْيَا أَهْوَنُ مِنْ عَذَابِ الآخِرَةِ وَإِنَّ هَذِهِ الْمُوجِبَةُ الَّتِي تُوجِبُ عَلَيْكِ الْعَذَابَ ‏.‏ فَتَلَكَّأَتْ سَاعَةً ثُمَّ قَالَتْ وَاللَّهِ لاَ أَفْضَحُ قَوْمِي فَشَهِدَتِ الْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ فَفَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُمَا وَقَضَى أَنْ لاَ يُدْعَى وَلَدُهَا لأَبٍ وَلاَ تُرْمَى وَلاَ يُرْمَى وَلَدُهَا وَمَنْ رَمَاهَا أَوْ رَمَى وَلَدَهَا فَعَلَيْهِ الْحَدُّ وَقَضَى أَنْ لاَ بَيْتَ لَهَا عَلَيْهِ وَلاَ قُوتَ مِنْ أَجْلِ أَنَّهُمَا يَتَفَرَّقَانِ مِنْ غَيْرِ طَلاَقٍ وَلاَ مُتَوَفَّى عَنْهَا وَقَالَ ‏"‏ إِنْ جَاءَتْ بِهِ أُصَيْهِبَ أُرَيْصِحَ أُثَيْبِجَ حَمْشَ السَّاقَيْنِ فَهُوَ لِهِلاَلٍ وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَوْرَقَ جَعْدًا جُمَالِيًّا خَدَلَّجَ السَّاقَيْنِ سَابِغَ الأَلْيَتَيْنِ فَهُوَ لِلَّذِي رُمِيَتْ بِهِ فَجَاءَتْ بِهِ أَوْرَقَ جَعْدًا جُمَالِيًّا خَدَلَّجَ السَّاقَيْنِ سَابِغَ الأَلْيَتَيْنِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْلاَ الأَيْمَانُ لَكَانَ لِي وَلَهَا شَأْنٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عِكْرِمَةُ فَكَانَ بَعْدَ ذَلِكَ أَمِيرًا عَلَى مُضَرَ وَمَا يُدْعَى لأَبٍ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Alî anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize Abbâd b. Mansûr anlattı; İkrime’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre] şöyle demiştir: Hilâl b. Ümeyye geldi; o, Allah’ın tövbelerini kabul ettiği üç kişiden biriydi. Akşam vakti arazisinden gelmiş ve karısının yanında bir adam bulmuştu. Kendi gözleriyle görmüş, kulaklarıyla duymuştu; sabah oluncaya kadar onu [adamı] rahatsız etmedi. Sonra sabahleyin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Akşamleyin ailemin yanına geldim ve yanlarında bir adam buldum; gözümle gördüm, kulağımla duydum.” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun getirdiği bu haberi hoş karşılamadı ve bu durum ona ağır geldi. Bunun üzerine: { وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلاَّ أَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ } “Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince...” ayetlerinin her ikisi de nazil oldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üzerinden [vahiy ağırlığı] kalkınca: “Müjde ey Hilâl! Allah azze ve celle senin için bir kurtuluş ve çıkış yolu kıldı.” buyurdu. Hilâl: “Rabbimden bunu umuyordum.” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ona [kadına] haber gönderin.” buyurdu. Kadın geldi; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikisine de [ilgili ayetleri] okudu, onlara nasihatte bulundu ve ahiret azabının dünya azabından daha çetin olduğunu haber verdi. Hilâl: “Vallahi ona karşı doğru söyledim.” dedi; kadın ise: “Yalan söyledi!” dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Aralarında liân (karşılıklı lanetleşme) yaptırın.” buyurdu. Hilâl’e: “Şahitlik et!” denildi. O da dört defa Allah adına kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair şahitlik etti. Beşinciye gelince ona: “Ey Hilâl! Allah’tan kork; zira dünya azabı ahiret azabından daha hafiftir. Şüphesiz bu [yemin], üzerine azabı gerekli kılan bir yemindir!” denildi. Hilâl: “Vallahi, [bu haber sebebiyle] beni celde cezasından koruduğu gibi Allah bundan dolayı bana azap da etmeyecektir.” dedi ve beşinci olarak eğer yalan söyleyenlerden ise Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını diledi. Sonra kadına: “Şahitlik et!” denildi. O da dört defa Allah adına [kocasının] yalancılardan olduğuna dair şahitlik etti. Beşinciye gelince ona da: “Allah’tan kork; çünkü dünya azabı ahiret azabından daha hafiftir. Şüphesiz bu [yemin], üzerine azabı gerekli kılan bir yemindir!” denildi. [Kadın] bir süre duraksadı, sonra: “Vallahi kavmimi rezil etmeyeceğim.” dedi ve beşinci olarak eğer [kocası] doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını diledi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların arasını ayırdı; çocuğunun bir babaya nispet edilmemesine, kadına ve çocuğuna zina isnat edilmemesine; kim ona veya çocuğuna zina isnat ederse ona had (kazf cezası) uygulanmasına hükmetti. Ayrıca boşanma veya ölüm hali olmaksızın ayrıldıkları için, adamın kadına barınma ve nafaka sağlama yükümlülüğü olmadığına hükmetti. Ve şöyle buyurdu: “Eğer [kadın] çocuğu; kumral, küçük kalçalı, zayıf yapılı ve ince bacaklı olarak dünyaya getirirse o Hilâl’indir. Eğer [çocuğu] esmer, kıvırcık saçlı, iri yapılı, kalın bacaklı ve dolgun kalçalı olarak dünyaya getirirse o kendisine zina isnat edilen adama aittir.” [Kadın] çocuğu esmer, kıvırcık saçlı, iri yapılı, kalın bacaklı ve dolgun kalçalı olarak dünyaya getirdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer [edilen] yeminler olmasaydı, benimle onun arasında görülecek bir iş olurdu.” buyurdu. İkrime dedi ki: O [çocuk] daha sonra Mudar kabilesine emir oldu ve [hiçbir zaman] bir babaya nispet edilmedi.