2649. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، وَخَالِدٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ خَبَّابٍ، قَالَ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُتَوَسِّدٌ بُرْدَةً فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ فَشَكَوْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا أَلاَ تَسْتَنْصِرْ لَنَا أَلاَ تَدْعُو اللَّهَ لَنَا فَجَلَسَ مُحْمَرًّا وَجْهُهُ فَقَالَ " قَدْ كَانَ مَنْ قَبْلَكُمْ يُؤْخَذُ الرَّجُلُ فَيُحْفَرُ لَهُ فِي الأَرْضِ ثُمَّ يُؤْتَى بِالْمِنْشَارِ فَيُجْعَلُ عَلَى رَأْسِهِ فَيُجْعَلُ فِرْقَتَيْنِ مَا يَصْرِفُهُ ذَلِكَ عَنْ دِينِهِ وَيُمْشَطُ بِأَمْشَاطِ الْحَدِيدِ مَا دُونَ عَظْمِهِ مِنْ لَحْمٍ وَعَصَبٍ مَا يَصْرِفُهُ ذَلِكَ عَنْ دِينِهِ وَاللَّهِ لَيُتِمَّنَّ اللَّهُ هَذَا الأَمْرَ حَتَّى يَسِيرَ الرَّاكِبُ مَا بَيْنَ صَنْعَاءَ وَحَضْرَمَوْتَ مَا يَخَافُ إِلاَّ اللَّهَ تَعَالَى وَالذِّئْبَ عَلَى غَنَمِهِ وَلَكِنَّكُمْ تَعْجَلُونَ " .
Amr b. Avn bize anlattı; bize Huşeym ve Hâlid, İsmâil'den haber verdi; o Kays b. Ebî Hâzim'den; o da Habbâb (b. el-Eret)'tan [naklederek] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kâbe'nin gölgesinde bir bürdeye yaslanmış otururken yanına gelip (gördüğümüz eziyetleri) şikâyet ettik. "Bizim için (Allah'tan) yardım dilemeyecek misin? Bizim için Allah'a dua etmeyecek misin?" dedik. Bunun üzerine (öfkesinden) yüzü kızararak doğrulup oturdu ve şöyle buyurdu: "Sizden öncekiler arasında (öyle müminler vardı ki) adam yakalanır, onun için çukur kazılıp içine oturtulur; sonra bir testere getirilip başının üzerine konur ve başı ikiye biçilirdi de bu (işkence) onu dininden döndüremezdi. Demir taraklarla etinin altındaki kemik ve sinirliklerine kadar taranırdı da bu da onu dininden vazgeçiremezdi. Vallahi Allah bu (İslâm) davasını öyle bir noktaya ulaştıracaktır ki, bir binekli San'a'dan Hadramut'a kadar yolculuk yapacak ve Allah'tan başka kimseden, bir de (koyunu için) kurttan korkmayacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz."