1035. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبِي وَبَقِيَّةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِمَعْنَى إِسْنَادِهِ وَحَدِيثِهِ زَادَ وَكَانَ مِنَّا الْمُتَشَهِّدُ فِي قِيَامِهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ سَجَدَهُمَا ابْنُ الزُّبَيْرِ قَامَ مِنْ ثِنْتَيْنِ قَبْلَ التَّسْلِيمِ وَهُوَ قَوْلُ الزُّهْرِيِّ .
Bize Amr b. Osman anlattı; bize babam ve Bakıyye anlattılar; dediler ki: Bize Şuayb anlattı; Zührî'den; aynı isnad ve aynı manayla [nakletti ve şu ifadeyi] ekledi: “Bizim aramızda, ayaktayken teşehhüdde bulunanlar da vardı.” Ebû Dâvûd dedi ki: İbnü’z-Zübeyr de [hatayla] iki rekâttan [sonra oturmadan] kalktığında, selamdan önce bu iki secdeyi (sehiv secdesini) yapmıştı. Bu aynı zamanda Zührî’nin de görüşüdür.”