806. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَحَضَتِ الشَّمْسُ صَلَّى الظُّهْرَ وَقَرَأَ بِنَحْوِ مِنْ { وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى } وَالْعَصْرَ كَذَلِكَ وَالصَّلَوَاتِ كَذَلِكَ إِلاَّ الصُّبْحَ فَإِنَّهُ كَانَ يُطِيلُهَا .
Bize Ubeydullâh b. Muâz anlattı; bize babası anlattı; bize Şu’be anlattı; Simâk’tan; o Câbir b. Semura’yı şöyle derken işitmiştir: Güneş batıya meylettiği zaman [zeval vaktinde] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle namazını kıldırır ve “ve’l-leyli izâ yağşâ” [Leyl sûresi] uzunluğu civarında bir miktar okurdu. İkindi namazını da böyle [kıldırır], diğer namazları da buna yakın [uzunlukta bir kıraatla] kıldırırdı. Ancak sabah [subh] namazı müstesnadır; çünkü sabah namazında [kıraati daha fazla] uzatırdı.