810. Hadis
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ أُمَّ الْفَضْلِ بِنْتَ الْحَارِثِ، سَمِعَتْهُ وَهُوَ، يَقْرَأُ { وَالْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا } فَقَالَتْ يَا بُنَىَّ لَقَدْ ذَكَّرْتَنِي بِقِرَاءَتِكَ هَذِهِ السُّورَةَ إِنَّهَا لآخِرُ مَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ بِهَا فِي الْمَغْرِبِ .
Bize el-Ka’nebî anlattı; Mâlik’ten; İbn Şihâb’dan; Ubeydullâh b. Abdullâh b. Utbe’den; İbn Abbâs’tan [nakledildiğine göre]: Ümmü’l-Fazl bint el-Hâris, İbn Abbâs’ı “ve’l-Murselâti Urfâ” [Murselât sûresi] okurken işitti ve: “Ey yavrucuğum! Bu sûreyi okuman bana [bir şeyi] hatırlattı. Vallâhi bu sûre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in akşam [mağrib] namazında okuduğunu işittiğim en son sûredir” dedi.