3869. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا شُرَحْبِيلُ بْنُ يَزِيدَ الْمَعَافِرِيُّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ رَافِعٍ التَّنُوخِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا أُبَالِي مَا أَتَيْتُ إِنْ أَنَا شَرِبْتُ تِرْيَاقًا أَوْ تَعَلَّقْتُ تَمِيمَةً أَوْ قُلْتُ الشِّعْرَ مِنْ قِبَلِ نَفْسِي " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا كَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خَاصَّةً وَقَدْ رَخَّصَ فِيهِ قَوْمٌ يَعْنِي التِّرْيَاقَ .
Ubeydullah b. Ömer b. Meysere, Abdullah b. Yezîd'den; o Saîd b. Ebî Eyyûb'dan; o Şürahbîl b. Yezîd el-Meâfirî'den; o Abdurrahman b. Râfi' et-Tenûhî'den; o da Abdullah b. Amr'dan nakletti: [Abdullah b. Amr] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Eğer bir tiryak [panzehir] içersem veya bir nazarlık [temîme] takarsam yahut kendi nefsimden bir şiir söylersem; artık ondan sonra ne yaparsam yapayım [başıma ne gelirse gelsin] aldırmam [hiç fark etmez]." Ebû Dâvûd [şöyle] dedi: Bu, sadece Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e özgü [bir sakındırma] idi. Bir topluluk ise tiryak [içilmesi] konusunda ruhsat verdiler.