4075. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الْقُرَشِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ عُبَيْدَةَ أَبِي خِدَاشٍ، عَنْ أَبِي تَمِيمَةَ الْهُجَيْمِيِّ، عَنْ جَابِرٍ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمٍ - قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُحْتَبٍ بِشَمْلَةٍ وَقَدْ وَقَعَ هُدْبُهَا عَلَى قَدَمَيْهِ .
Bize Ubeydullah b. Muhammed el-Kureşî anlattı; dedi ki: Bize Hammad b. Seleme anlattı; dedi ki: Bize Yûnus b. Ubeyd haber verdi; Ubeyde Ebû Hidâş'tan; Ebû Temîme el-Hüceymî'den; Câbir'den -yani İbn Süleym'den-; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. O, [dizlerini karnına çekip] bir şemleye (örtüye) bürünmüş oturuyordu. Örtüsünün saçakları ayaklarının üzerine düşmüştü."