4190. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، وَسُفْيَانُ بْنُ عُقْبَةَ السُّوَائِيُّ، - هُوَ أَخُو قَبِيصَةَ - وَحُمَيْدُ بْنُ خُوَارٍ عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَلِي شَعْرٌ طَوِيلٌ فَلَمَّا رَآنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " ذُبَابٌ ذُبَابٌ " . قَالَ فَرَجَعْتُ فَجَزَزْتُهُ ثُمَّ أَتَيْتُهُ مِنَ الْغَدِ فَقَالَ " إِنِّي لَمْ أَعْنِكَ وَهَذَا أَحْسَنُ " .
Bize Muhammed b. el-Alâ anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Hişâm, Süfyan b. Ukbe es-Süvâî —ki o Kabîsa'nın kardeşidir— ve Humeyd b. Huvâr anlattı; Süfyan es-Sevrî'den; Âsım b. Kuleyb'den; babasından; Vâil b. Hucr'dan; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim; uzun saçım vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni görünce: ‘Zübab, zübab (uğursuz, uğursuz)!’ dedi. [Vâil] dedi ki: Geri döndüm ve onu (saçımı) kestim. Sonra ertesi gün ona geldim. Şöyle buyurdu: ‘Ben seni kastetmemiştim; [ama] bu daha güzel.’”