4215. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، بِمَعْنَى حَدِيثِ عِيسَى بْنِ يُونُسَ زَادَ فَكَانَ فِي يَدِهِ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ عُمَرَ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ عُثْمَانَ فَبَيْنَمَا هُوَ عِنْدَ بِئْرٍ إِذْ سَقَطَ فِي الْبِئْرِ فَأَمَرَ بِهَا فَنُزِحَتْ فَلَمْ يُقْدَرْ عَلَيْهِ .
Bize Vehb b. Bakıyye anlattı; Hâlid'den; Said'den; Katâde'den; Enes'ten; İsa b. Yunus'un hadisinin manasıyla [rivayet etti] ve şunu ekledi: “[Bu yüzük] vefat edinceye kadar O'nun elindeydi. Sonra vefat edinceye kadar Ebû Bekir'in elinde, sonra vefat edinceye kadar Ömer'in elinde, sonra da Osman'ın elinde kaldı. Bir gün o (Osman) bir kuyunun başındayken, [yüzük] kuyuya düştü. Emretti ve kuyu(nun suyu) boşaltıldı; fakat [yüzük] bulunamadı.”