4214. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ مُطَرِّفٍ الرُّؤَاسِيُّ، حَدَّثَنَا عِيسَى، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَرَادَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَكْتُبَ إِلَى بَعْضِ الأَعَاجِمِ فَقِيلَ لَهُ إِنَّهُمْ لاَ يَقْرَءُونَ كِتَابًا إِلاَّ بِخَاتَمٍ فَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ وَنَقَشَ فِيهِ " مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ " .
Bize Abdurrahim b. Mutarrif er-Ruâsî anlattı; dedi ki: Bize İsa anlattı; Said'den; Katâde'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bazı yabancı (Acem) hükümdarlara mektup yazmak istedi. Kendisine: ‘Onlar mühürsüz bir mektubu okumazlar,’ denildi. Bunun üzerine gümüşten bir yüzük edindi ve üzerine ‘Muhammedun Resûlullah’ [ibaresini] nakşettirdi.”
4215. Hadis
حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، بِمَعْنَى حَدِيثِ عِيسَى بْنِ يُونُسَ زَادَ فَكَانَ فِي يَدِهِ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ عُمَرَ حَتَّى قُبِضَ وَفِي يَدِ عُثْمَانَ فَبَيْنَمَا هُوَ عِنْدَ بِئْرٍ إِذْ سَقَطَ فِي الْبِئْرِ فَأَمَرَ بِهَا فَنُزِحَتْ فَلَمْ يُقْدَرْ عَلَيْهِ .
Bize Vehb b. Bakıyye anlattı; Hâlid'den; Said'den; Katâde'den; Enes'ten; İsa b. Yunus'un hadisinin manasıyla [rivayet etti] ve şunu ekledi: “[Bu yüzük] vefat edinceye kadar O'nun elindeydi. Sonra vefat edinceye kadar Ebû Bekir'in elinde, sonra vefat edinceye kadar Ömer'in elinde, sonra da Osman'ın elinde kaldı. Bir gün o (Osman) bir kuyunun başındayken, [yüzük] kuyuya düştü. Emretti ve kuyu(nun suyu) boşaltıldı; fakat [yüzük] bulunamadı.”
4216. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسٌ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ وَرِقٍ فَصُّهُ حَبَشِيٌّ .
Bize Kuteybe b. Said ve Ahmed b. Sâlih anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Yûnus b. Yezîd haber verdi; İbn Şihâb'dan; dedi ki: Bana Enes anlattı; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzüğü gümüştendi; taşı [ise] Habeşî idi (Habeş taşıydı).”
4217. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ الطَّوِيلُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ فِضَّةٍ كُلُّهُ فَصُّهُ مِنْهُ .
Bize Ahmed b. Yunus anlattı; dedi ki: Bize Züheyr anlattı; dedi ki: Bize Humeyd et-Tavîl anlattı; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzüğü tamamen gümüştendi; taşı da kendindendi.”
4218. Hadis
حَدَّثَنَا نُصَيْرُ بْنُ الْفَرَجِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ اتَّخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي بَطْنَ كَفِّهِ وَنَقَشَ فِيهِ " مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ " . فَاتَّخَذَ النَّاسُ خَوَاتِمَ الذَّهَبِ فَلَمَّا رَآهُمْ قَدِ اتَّخَذُوهَا رَمَى بِهِ وَقَالَ " لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا " . ثُمَّ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ نَقَشَ فِيهِ " مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ " . ثُمَّ لَبِسَ الْخَاتَمَ بَعْدَهُ أَبُو بَكْرٍ ثُمَّ لَبِسَهُ بَعْدَ أَبِي بَكْرٍ عُمَرُ ثُمَّ لَبِسَهُ بَعْدَهُ عُثْمَانُ حَتَّى وَقَعَ فِي بِئْرِ أَرِيسَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَمْ يَخْتَلِفِ النَّاسُ عَلَى عُثْمَانَ حَتَّى سَقَطَ الْخَاتَمُ مِنْ يَدِهِ .
Bize Nusayr b. el-Ferec anlattı; dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı; Ubeydullah'tan; Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem altından bir yüzük edindi, taşını avucunun içine gelecek şekilde çevirdi ve içine ‘Muhammedun Resûlullah’ nakşettirdi. Bunun üzerine insanlar da altın yüzükler edindiler. [Resûlullah] onların da [altın yüzük] edindiklerini görünce, onu attı ve: ‘Onu asla takmayacağım,’ buyurdu. Sonra gümüşten bir yüzük edindi ve içine ‘Muhammedun Resûlullah’ nakşettirdi. Kendisinden sonra yüzüğü Ebû Bekir taktı; Ebû Bekir'den sonra Ömer taktı; ondan sonra da Osman taktı; nihayet [Osman'ın elindeyken] Erîs kuyusuna düştü.” Ebû Dâvûd dedi ki: Yüzük elinden düşünceye kadar insanlar Osman hakkında ihtilafa düşmemişti.
4219. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، فِي هَذَا الْخَبَرِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَقَشَ فِيهِ " مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ " . وَقَالَ " لاَ يَنْقُشْ أَحَدٌ عَلَى نَقْشِ خَاتَمِي هَذَا " . ثُمَّ سَاقَ الْحَدِيثَ .
Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Süfyan b. Uyeyne anlattı; Eyyûb b. Musa'dan; Nâfi'den; İbn Ömer'den; bu haber hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek]; “[Yüzüğün] içine ‘Muhammedun Resûlullah’ nakşettirdi ve: ‘Hiç kimse bu yüzüğümün nakşı üzerine (onun aynısını) nakşettirmesin,’ buyurdu.” Sonra hadisi [devamıyla] zikretti.
4220. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، بِهَذَا الْخَبَرِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَالْتَمَسُوهُ فَلَمْ يَجِدُوهُ فَاتَّخَذَ عُثْمَانُ خَاتَمًا وَنَقَشَ فِيهِ " مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ " . قَالَ فَكَانَ يَخْتِمُ بِهِ أَوْ يَتَخَتَّمُ بِهِ .
Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris anlattı; dedi ki: Bize Ebu Âsım anlattı; Mugîre b. Ziyâd'dan; Nâfi'den; İbn Ömer'den; bu haber hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklederek]; dedi ki: “[Yüzüğü] aradılar fakat bulamadılar. Bunun üzerine Osman (yeni) bir yüzük edindi ve içine ‘Muhammedun Resûlullah’ nakşettirdi. [Râvi] dedi ki: Onunla mühürler veya onu takardı.”
4221. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، لُوَيْنٌ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ رَأَى فِي يَدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ يَوْمًا وَاحِدًا فَصَنَعَ النَّاسُ فَلَبِسُوا وَطَرَحَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَطَرَحَ النَّاسُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ زِيَادُ بْنُ سَعْدٍ وَشُعَيْبٌ وَابْنُ مُسَافِرٍ كُلُّهُمْ قَالَ مِنْ وَرِقٍ .
Bize Muhammed b. Süleyman —Lüveyn— anlattı; İbrahim b. Sa'd'dan; İbn Şihâb'dan; Enes b. Mâlik'ten [nakledildiğine göre]: “O (Enes), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in elinde bir gün gümüşten bir yüzük gördü. İnsanlar da [yüzük] yaptırıp taktılar. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [onu] attı; insanlar da attılar.” Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Zühri'den Ziyad b. Sa'd, Şuayb ve İbn Müsafir rivayet etti; hepsi “Gümüşten” dediler.
4222. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ الرُّكَيْنَ بْنَ الرَّبِيعِ، يُحَدِّثُ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَرْمَلَةَ، أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ، كَانَ يَقُولُ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَكْرَهُ عَشْرَ خِلاَلٍ الصُّفْرَةَ - يَعْنِي الْخَلُوقَ - وَتَغْيِيرَ الشَّيْبِ وَجَرَّ الإِزَارِ وَالتَّخَتُّمَ بِالذَّهَبِ وَالتَّبَرُّجَ بِالزِّينَةِ لِغَيْرِ مَحِلِّهَا وَالضَّرْبَ بِالْكِعَابِ وَالرُّقَى إِلاَّ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَعَقْدَ التَّمَائِمِ وَعَزْلَ الْمَاءِ لِغَيْرِ أَوْ غَيْرِ مَحِلِّهِ أَوْ عَنْ مَحِلِّهِ وَفَسَادَ الصَّبِيِّ غَيْرَ مُحَرِّمِهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ انْفَرَدَ بِإِسْنَادِ هَذَا الْحَدِيثِ أَهْلُ الْبَصْرَةِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Rükeyn b. er-Rabî'yi, Kâsım b. Hassân'dan; Abdurrahman b. Harmele'den; İbn Mesud'un şöyle dediğini anlatırken işittim: “Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem on huyu (davranışı) hoş görmezdi: Sarılık (sarı koku) sürünmek —yani halûk—, beyazı (saçı) değiştirmek, izârı (elbiseyi) yerde sürüklemek, altın yüzük takmak, ziynetle (süslenerek) yeri olmayan yerde (mahremi olmayanlara karşı) açılıp saçılmak, zarla (tavla zarıyla) oynamak, Muavvizât (Allah'a sığınma duaları) dışında rukye (efsun) yapmak, nazarlık (muska) takmak, suyu (meniyi) yerinin dışına akıtmak (azl yapmak) ve çocuğu ifsat etmek (emzirme döneminde ilişkiye girmek). —[Bunu] haram kılmıyordu.—” Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin senedinde Basra ehli tek kalmıştır. Allah en doğrusunu bilir.
4223. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رِزْمَةَ، - الْمَعْنَى - أَنَّ زَيْدَ بْنَ حُبَابٍ، أَخْبَرَهُمْ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ السُّلَمِيِّ الْمَرْوَزِيِّ أَبِي طَيْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ خَاتَمٌ مِنْ شَبَهٍ فَقَالَ لَهُ " مَا لِي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ الأَصْنَامِ " . فَطَرَحَهُ ثُمَّ جَاءَ وَعَلَيْهِ خَاتَمٌ مِنْ حَدِيدٍ فَقَالَ " مَا لِي أَرَى عَلَيْكَ حِلْيَةَ أَهْلِ النَّارِ " . فَطَرَحَهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِنْ أَىِّ شَىْءٍ أَتَّخِذُهُ قَالَ " اتَّخِذْهُ مِنْ وَرِقٍ وَلاَ تُتِمَّهُ مِثْقَالاً " . وَلَمْ يَقُلْ مُحَمَّدٌ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ . وَلَمْ يَقُلِ الْحَسَنُ السُّلَمِيِّ الْمَرْوَزِيِّ .
Bize Hasen b. Ali ve Muhammed b. Abdulaziz b. Ebi Rizme —manen— anlattılar; [dediler ki]: Zeyd b. Hubâb onlara Abdullah b. Müslim es-Sülemî el-Mervezî Ebû Taybe'den haber verdi; Abdullah b. Büreyde'den; babasından [nakledildiğine göre]: “Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi; üzerinde (elinde) pirinçten bir yüzük vardı. [Nebi] ona: ‘Bana ne oluyor ki sende putların kokusunu alıyorum?’ buyurdu. [Adam] onu attı. Sonra üzerinde demirden bir yüzükle geldi. [Nebi]: ‘Bana ne oluyor ki üzerinde cehennem ehlinin süsünü görüyorum?’ buyurdu. [Adam] onu da attı ve: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Onu neyden edineyim?’ dedi. Buyurdu ki: ‘Gümüşten edin ve onu bir miskale tamamlama (bir miskalden hafif olsun).’” Muhammed, “Abdullah b. Müslim” demedi; Hasen ise “es-Sülemî el-Mervezî” demedi.
4224. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَزِيَادُ بْنُ يَحْيَى، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالُوا حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ حَمَّادٍ أَبُو عَتَّابٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَكِينٍ، نُوحُ بْنُ رَبِيعَةَ حَدَّثَنِي إِيَاسُ بْنُ الْحَارِثِ بْنِ الْمُعَيْقِيبِ، وَجَدُّهُ، مِنْ قِبَلِ أُمِّهِ أَبُو ذُبَابٍ عَنْ جَدِّهِ، قَالَ كَانَ خَاتَمُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ حَدِيدٍ مَلْوِيٌّ عَلَيْهِ فِضَّةٌ . قَالَ فَرُبَّمَا كَانَ فِي يَدِهِ قَالَ وَكَانَ الْمُعَيْقِيبُ عَلَى خَاتَمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Bize İbnü'l-Müsennâ, Ziyâd b. Yahya ve Hasen b. Ali anlattılar; dediler ki: Bize Sehl b. Hammâd Ebu Attâb anlattı; dedi ki: Bize Ebu Mekîn Nuh b. Rabîa anlattı; dedi ki: Bana İyâs b. Hâris b. el-Muaykîb anlattı; ve dedesi —anne tarafından— Ebu Zübâb; dedesinden [naklederek]; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzüğü demirdendi; üzerine gümüş sarılmıştı. Bazen O'nun elinde olurdu.” [Râvi] dedi ki: Muaykîb, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzüğünden sorumluydu.
4225. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ عَلِيٍّ، - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قُلِ اللَّهُمَّ اهْدِنِي وَسَدِّدْنِي وَاذْكُرْ بِالْهِدَايَةِ هِدَايَةَ الطَّرِيقِ وَاذْكُرْ بِالسَّدَادِ تَسْدِيدَكَ السَّهْمَ " . قَالَ وَنَهَانِي أَنْ أَضَعَ الْخَاتَمَ فِي هَذِهِ أَوْ فِي هَذِهِ لِلسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى - شَكَّ عَاصِمٌ - وَنَهَانِي عَنِ الْقَسِّيَّةِ وَالْمِيثَرَةِ . قَالَ أَبُو بُرْدَةَ فَقُلْنَا لِعَلِيٍّ مَا الْقَسِّيَّةُ قَالَ ثِيَابٌ تَأْتِينَا مِنَ الشَّامِ أَوْ مِنْ مِصْرَ مُضَلَّعَةٌ فِيهَا أَمْثَالُ الأُتْرُجِّ قَالَ وَالْمِيثَرَةُ شَىْءٌ كَانَتْ تَصْنَعُهُ النِّسَاءُ لِبُعُولَتِهِنَّ .
Bize Müsedded anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; dedi ki: Bize Âsım b. Kuleyb anlattı; Ebû Bürde'den; Ali'den radıyallahu anh; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “‘Allah'ım! Beni hidayete erdir ve beni doğrult,’ de. Hidayet [isterken], yolu bulmayı hatırla. Sedâd (doğruluk isterken) de, oku[nu] doğrultmanı hatırla.” [Ali] dedi ki: Beni yüzüğü şuna veya şuna —şehadet parmağına ve orta parmağa (Âsım şüphe etti)— takmaktan nehyetti. Ve beni kassiyye'den ve mîsere'den nehyetti. Ebû Bürde dedi ki: Ali'ye: “Kassiyye nedir?” diye sorduk. Dedi ki: “Bize Şam'dan veya Mısır'dan gelen, içinde turunçgiller (desenleri) bulunan çizgili elbiselerdir.” Dedi ki: “Mîsere ise, kadınların kocaları için yaptıkları bir şeydir (minderdir).”
4226. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، - رضى الله تعالى عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ شَرِيكٌ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَخَتَّمُ فِي يَمِينِهِ .
Bize Ahmed b. Sâlih anlattı; dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı; dedi ki: Bana Süleyman b. Bilâl haber verdi; Şerîk b. Ebî Nemir'den; İbrahim b. Abdullah b. Huneyn'den; babasından; Ali'den radıyallahu anh; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakledildiğine göre]. Şerîk dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman haber verdi ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [yüzüğü] sağına takardı.
4227. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي رَوَّادٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَخَتَّمُ فِي يَسَارِهِ وَكَانَ فَصُّهُ فِي بَاطِنِ كَفِّهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ وَأُسَامَةَ - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ نَافِعٍ بِإِسْنَادِهِ فِي يَمِينِهِ .
Bize Nasr b. Ali anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Ebî Ravvâd anlattı; Nâfi'den; İbn Ömer'den [nakledildiğine göre]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem [yüzüğü] soluna takardı ve taşı avucunun içine gelirdi.” Ebû Dâvûd dedi ki: İbn İshak ve Üsâme —yani İbn Zeyd— bunu Nâfi'den, (aynı) senediyle “sağına” [takardı] diye rivayet ettiler.
4228. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، كَانَ يَلْبَسُ خَاتَمَهُ فِي يَدِهِ الْيُسْرَى .
Bize Hennâd anlattı; Abde'den; Ubeydullah'tan; Nâfi'den [nakledildiğine göre]: “İbn Ömer, yüzüğünü sol eline takardı.”
4229. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ رَأَيْتُ عَلَى الصَّلْتِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نَوْفَلِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ خَاتَمًا فِي خِنْصَرِهِ الْيُمْنَى فَقُلْتُ مَا هَذَا قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يَلْبَسُ خَاتَمَهُ هَكَذَا وَجَعَلَ فَصَّهُ عَلَى ظَهْرِهَا . قَالَ وَلاَ يَخَالُ ابْنَ عَبَّاسٍ إِلاَّ قَدْ كَانَ يَذْكُرُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَلْبَسُ خَاتَمَهُ كَذَلِكَ .
Bize Abdullah b. Said anlattı; dedi ki: Bize Yûnus b. Bükeyr anlattı; Muhammed b. İshak'tan; dedi ki: “Salt b. Abdullah b. Nevfel b. Abdülmuttalib'in sağ serçe parmağında bir yüzük gördüm ve: ‘Bu nedir?’ dedim. Dedi ki: ‘İbn Abbas'ı yüzüğünü böyle takarken gördüm; taşını da elinin sırtına (dışına) getirmişti.’ [Muhammed b. İshak] dedi ki: İbn Abbas'ın, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in de yüzüğünü böyle taktığını zikrettiğinden başkası düşünülmez.”
4230. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سَهْلٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، أَنَّ عَامِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، - قَالَ عَلِيُّ بْنُ سَهْلٍ ابْنِ الزُّبَيْرِ - أَخْبَرَهُ أَنَّ مَوْلاَةً لَهُمْ ذَهَبَتْ بِابْنَةِ الزُّبَيْرِ إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَفِي رِجْلِهَا أَجْرَاسٌ فَقَطَعَهَا عُمَرُ ثُمَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ مَعَ كُلِّ جَرَسٍ شَيْطَانًا " .
Bize Ali b. Sehl ve İbrahim b. el-Hasen anlattılar; dediler ki: Bize Haccâc anlattı; İbn Cüreyc'den; [dedi ki]: Bana Ömer b. Hafs haber verdi; Âmir b. Abdullah —Ali b. Sehl: İbnü'z-Zübeyr dedi— ona haber verdi ki: “Onların bir azatlısı (cariyesi), Zübeyr'in kızını Ömer b. el-Hattâb'a götürdü; [kızın] ayağında çıngıraklar (ziller) vardı. Ömer onları kopardı, sonra dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: ‘Şüphesiz her çıngırakla birlikte bir şeytan vardır.’”
4231. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ بُنَانَةَ، مَوْلاَةِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَسَّانَ الأَنْصَارِيِّ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ بَيْنَمَا هِيَ عِنْدَهَا إِذْ دُخِلَ عَلَيْهَا بِجَارِيَةٍ وَعَلَيْهَا جَلاَجِلُ يُصَوِّتْنَ فَقَالَتْ لاَ تُدْخِلْنَهَا عَلَىَّ إِلاَّ أَنْ تَقْطَعُوا جَلاَجِلَهَا وَقَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَدْخُلُ الْمَلاَئِكَةُ بَيْتًا فِيهِ جَرَسٌ " .
Bize Muhammed b. Abdurrahim anlattı; dedi ki: Bize Ravh anlattı; dedi ki: Bize İbn Cüreyc anlattı; Abdurrahman b. Hassân el-Ensârî'nin azatlısı Bünâne'den; Âişe'den; dedi ki: “O [Âişe'nin] yanındayken, yanına bir cariye (küçük kız) getirildi; üzerinde ses çıkaran çıngıraklar vardı. [Âişe] dedi ki: ‘Çıngıraklarını koparmadıkça onu benim yanıma sokmayın.’ Ve [şöyle] dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: ‘İçinde çan (çıngırak) bulunan eve melekler girmez.’”
4232. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخُزَاعِيُّ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ طَرَفَةَ، أَنَّ جَدَّهُ، عَرْفَجَةَ بْنَ أَسْعَدَ قُطِعَ أَنْفُهُ يَوْمَ الْكُلاَبِ فَاتَّخَذَ أَنْفًا مِنْ وَرِقٍ فَأَنْتَنَ عَلَيْهِ فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَاتَّخَذَ أَنْفًا مِنْ ذَهَبٍ .
Bize Musa b. İsmail ve Muhammed b. Abdullah el-Huzâî —manen— anlattılar; dediler ki: Bize Ebu'l-Eşheb anlattı; Abdurrahman b. Tarafe'den [nakledildiğine göre]; “Dedesi Arfece b. Es'ad'ın burnu Külâb günü (savaşında) koptu. O da gümüşten bir burun edindi. Fakat bu onda koku yaptı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona emretti; o da altından bir burun edindi.”
4233. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، وَأَبُو عَاصِمٍ قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ طَرَفَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ بْنِ أَسْعَدَ، بِمَعْنَاهُ . قَالَ يَزِيدُ قُلْتُ لأَبِي الأَشْهَبِ أَدْرَكَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ طَرَفَةَ جَدَّهُ عَرْفَجَةَ قَالَ نَعَمْ .
Bize Hasen b. Ali anlattı; dedi ki: Bize Yezid b. Hârûn ve Ebu Âsım anlattılar; dediler ki: Bize Ebu'l-Eşheb anlattı; Abdurrahman b. Tarafe'den; Arfece b. Es'ad'dan [önceki hadisin] manasıyla [nakletti]. Yezid dedi ki: Ebu'l-Eşheb'e: “Abdurrahman b. Tarafe dedesi Arfece'ye yetişti mi?” diye sordum. “Evet,” dedi.
4234. Hadis
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَبِي الأَشْهَبِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ طَرَفَةَ بْنِ عَرْفَجَةَ بْنِ أَسْعَدَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَرْفَجَةَ، بِمَعْنَاهُ .
Bize Müemmel b. Hişâm anlattı; dedi ki: Bize İsmail anlattı; Ebu'l-Eşheb'den; Abdurrahman b. Tarafe b. Arfece b. Es'ad'dan; babasından [nakledildiğine göre]; “Arfece... [önceki hadisin] manasıyla [nakledilmiştir].”
4235. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ نُفَيْلٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ عَبَّادٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَدِمَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِلْيَةٌ مِنْ عِنْدِ النَّجَاشِيِّ أَهْدَاهَا لَهُ فِيهَا خَاتَمٌ مِنْ ذَهَبٍ فِيهِ فَصٌّ حَبَشِيٌّ - قَالَتْ - فَأَخَذَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعُودٍ مُعْرِضًا عَنْهُ أَوْ بِبَعْضِ أَصَابِعِهِ ثُمَّ دَعَى أُمَامَةَ ابْنَةَ أَبِي الْعَاصِ ابْنَةَ ابْنَتِهِ زَيْنَبَ فَقَالَ " تَحَلَّىْ بِهَذَا يَا بُنَيَّةُ " .
Bize İbn Nüfeyl anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme anlattı; Muhammed b. İshak'tan; dedi ki: Bana Yahya b. Abbâd anlattı; babası Abbâd b. Abdullah'tan; Âişe'den radıyallahu anhâ; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e Necaşî'den, O'na hediye ettiği bir ziynet eşyası geldi. İçinde altından bir yüzük vardı; taşı Habeşî idi. —[Âişe] dedi ki:— Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ondan yüz çevirerek (tiksinerek/istemeyerek) onu bir çubukla —veya parmağının ucuyla— aldı. Sonra kızı Zeynep'in kızı olan [torunu] Ümâme binti Ebi'l-Âs'ı çağırdı ve: ‘Ey kızcağızım! Bunu takın,’ buyurdu.”
4236. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ أَسِيدِ بْنِ أَبِي أَسِيدٍ الْبَرَّادِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُحَلِّقَ حَبِيبَهُ حَلْقَةً مِنْ نَارٍ فَلْيُحَلِّقْهُ حَلْقَةً مِنْ ذَهَبٍ وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُطَوِّقَ حَبِيبَهُ طَوْقًا مِنْ نَارٍ فَلْيُطَوِّقْهُ طَوْقًا مِنْ ذَهَبٍ وَمَنْ أَحَبَّ أَنْ يُسَوِّرَ حَبِيبَهُ سِوَارًا مِنْ نَارٍ فَلْيُسَوِّرْهُ سِوَارًا مِنْ ذَهَبٍ وَلَكِنْ عَلَيْكُمْ بِالْفِضَّةِ فَالْعَبُوا بِهَا " .
Bize Abdullah b. Mesleme anlattı; bize Abdulaziz —yani İbn Muhammed— anlattı; Useyd b. Ebi Useyd el-Barrâd'dan; Nafi' b. Ayyaş'tan; Ebu Hureyre'den [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim sevdiği kimseye ateşten bir halka (yüzük) takmayı arzu ederse, ona altından bir halka taksın. Her kim sevdiğine ateşten bir gerdanlık takmayı arzu ederse, ona altından bir gerdanlık taksın. Her kim sevdiğine ateşten bir bilezik takmayı arzu ederse, ona altından bir bilezik taksın. Fakat siz gümüşe yönelin (onu kullanın); onunla (istediğiniz gibi) oynayın.”
4237. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنِ امْرَأَتِهِ، عَنْ أُخْتٍ، لِحُذَيْفَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ أَمَا لَكُنَّ فِي الْفِضَّةِ مَا تَحَلَّيْنَ بِهِ أَمَا إِنَّهُ لَيْسَ مِنْكُنَّ امْرَأَةٌ تَحَلَّى ذَهَبًا تُظْهِرُهُ إِلاَّ عُذِّبَتْ بِهِ " .
Bize Müsedded anlattı; bize Ebu Avâne anlattı; Mansur'dan; Rib'î b. Hırâş'tan; hanımından; Huzeyfe'nin bir kız kardeşinden [nakledildiğine göre] Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ey kadınlar topluluğu! Sizin için gümüşte takınacağınız bir ziynet yok mu? Dikkat edin! Sizden her hangi bir kadın altın takınır da onu açığa vurursa (gösterirse), muhakkak onunla azap olunur.”
4238. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، أَنَّ مَحْمُودَ بْنَ عَمْرٍو الأَنْصَارِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَسْمَاءَ بِنْتَ يَزِيدَ حَدَّثَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَيُّمَا امْرَأَةٍ تَقَلَّدَتْ قِلاَدَةً مِنْ ذَهَبٍ قُلِّدَتْ فِي عُنُقِهَا مِثْلَهُ مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَأَيُّمَا امْرَأَةٍ جَعَلَتْ فِي أُذُنِهَا خُرْصًا مِنْ ذَهَبٍ جُعِلَ فِي أُذُنِهَا مِثْلُهُ مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Musa b. İsmail anlattı; bize Ebân b. Yezîd el-Attâr anlattı; bize Yahya anlattı; Mahmud b. Amr el-Ensârî'nin ona anlattığına göre; Esma binti Yezîd ona şunu anlatmış: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her hangi bir kadın altından bir gerdanlık takınırsa, Kıyamet günü boynuna onun bir benzeri ateşten takılır. Her hangi bir kadın kulağına altından bir küpe takarsa, Kıyamet günü kulağına onun bir benzeri ateşten takılır.”
4239. Hadis
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ مَيْمُونٍ الْقَنَّادِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ رُكُوبِ النِّمَارِ وَعَنْ لُبْسِ الذَّهَبِ إِلاَّ مُقَطَّعًا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ أَبُو قِلاَبَةَ لَمْ يَلْقَ مُعَاوِيَةَ .
Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; bize İsmail anlattı; bize Hâlid anlattı; Meymûn el-Kannâd'dan; Ebu Kılâbe'den; Muâviye b. Ebi Süfyan'dan [nakledildiğine göre]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (yırtıcı hayvan) derilerinden yapılma eyerlere binmeyi ve (parça parça) kesilmiş (ufak miktar) olanlar müstesna altın takmayı yasakladı. Ebu Davud dedi ki: Ebu Kılâbe, Muâviye ile karşılaşmamıştır (ondan hadis işitmemiştir).