4726. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الرِّبَاطِيُّ، قَالُوا حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، - قَالَ أَحْمَدُ كَتَبْنَاهُ مِنْ نُسْخَتِهِ وَهَذَا لَفْظُهُ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ إِسْحَاقَ يُحَدِّثُ عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عُتْبَةَ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ قَالَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ جُهِدَتِ الأَنْفُسُ وَضَاعَتِ الْعِيَالُ وَنُهِكَتِ الأَمْوَالُ وَهَلَكَتِ الأَنْعَامُ فَاسْتَسْقِ اللَّهَ لَنَا فَإِنَّا نَسْتَشْفِعُ بِكَ عَلَى اللَّهِ وَنَسْتَشْفِعُ بِاللَّهِ عَلَيْكَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَيْحَكَ أَتَدْرِي مَا تَقُولُ " وَسَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَا زَالَ يُسَبِّحُ حَتَّى عُرِفَ ذَلِكَ فِي وُجُوهِ أَصْحَابِهِ ثُمَّ قَالَ " وَيْحَكَ إِنَّهُ لاَ يُسْتَشْفَعُ بِاللَّهِ عَلَى أَحَدٍ مِنْ خَلْقِهِ شَأْنُ اللَّهِ أَعْظَمُ مِنْ ذَلِكَ وَيْحَكَ أَتَدْرِي مَا اللَّهُ إِنَّ عَرْشَهُ عَلَى سَمَوَاتِهِ لَهَكَذَا " . وَقَالَ بِأَصَابِعِهِ مِثْلَ الْقُبَّةِ عَلَيْهِ " وَإِنَّهُ لَيَئِطُّ بِهِ أَطِيطَ الرَّحْلِ بِالرَّاكِبِ " . قَالَ ابْنُ بَشَّارٍ فِي حَدِيثِهِ " إِنَّ اللَّهَ فَوْقَ عَرْشِهِ وَعَرْشُهُ فَوْقَ سَمَوَاتِهِ " . وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَقَالَ عَبْدُ الأَعْلَى وَابْنُ الْمُثَنَّى وَابْنُ بَشَّارٍ عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عُتْبَةَ وَجُبَيْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَالْحَدِيثُ بِإِسْنَادِ أَحْمَدَ بْنِ سَعِيدٍ هُوَ الصَّحِيحُ وَافَقَهُ عَلَيْهِ جَمَاعَةٌ مِنْهُمْ يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ وَعَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ وَرَوَاهُ جَمَاعَةٌ عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ كَمَا قَالَ أَحْمَدُ أَيْضًا وَكَانَ سَمَاعُ عَبْدِ الأَعْلَى وَابْنِ الْمُثَنَّى وَابْنِ بَشَّارٍ مِنْ نُسْخَةٍ وَاحِدَةٍ فِيمَا بَلَغَنِي .
Bize Abdul'a'lâ b. Hammâd, Muhammed b. el-Müsennâ, Muhammed b. Beşşâr ve Ahmed b. Saîd er-Ribâtî anlattılar. Dediler ki: Bize Vehb b. Cerîr anlattı. -Ahmed dedi ki: (Bu hadisi) onun nüshasından yazdık ve lafız ona aittir.- Dedi ki: Bize babam anlattı. Dedi ki: Muhammed b. İshâk'ı şöyle rivayet ederken işittim; Ya'kûb b. Utbe'den, (o) Cübeyr b. Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im'den, (o) babasından, (o) dedesinden. Dedi ki: Resûlullah'a (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir bedevi geldi ve şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resûlü! Canlar takatten düştü (perişan oldu), çoluk çocuk zayi oldu (açlıktan kırıldı), mallar tükendi, hayvanlar helak oldu. Bizim için Allah'tan yağmur iste. Zira biz Allah'a karşı seninle şefaat dileriz, sana karşı da Allah ile şefaat dileriz (Allah'ı sana şefaatçi yaparız).' Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem): 'Yazıklar olsun sana! Sen ne dediğini biliyor musun?' buyurdu. Ve Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) (o kadar çok) tesbih etti ki (Sübhanallah dedi ki), bunun (etkisi/korkusu) ashabının yüzlerinden okundu. Sonra şöyle buyurdu: 'Yazıklar olsun sana! Allah, yarattıklarından hiç kimseye karşı şefaatçi kılınmaz. Allah'ın şanı bundan çok daha yücedir. Yazıklar olsun sana! Sen Allah'ın ne olduğunu (azametini) biliyor musun? Şüphesiz O'nun Arş'ı, göklerinin üzerinde şöyledir.' -Parmaklarıyla (onun) üzerine bir kubbe (şekli) yaptı.- 'Ve şüphesiz o (Arş), üzerindeki (Zât)'tan dolayı, yolcunun (ağırlığından) semerin gıcırdadığı gibi gıcırder.' İbn Beşşâr hadisinde (şöyle) dedi: 'Şüphesiz Allah Arş'ının üzerindedir, Arş'ı da göklerinin üzerindedir.' -Ve hadisi (böyle) sevk etti.- Abdul'a'lâ, İbnü'l-Müsennâ ve İbn Beşşâr (senedi); Ya'kûb b. Utbe ve Cübeyr b. Muhammed b. Cübeyr'den, (o) babasından, (o) dedesinden (diye) söylediler. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Saîd'in senediyle (olan rivayet) sahih olandır. Yahyâ b. Maîn ve Alî b. el-Medînî'nin de aralarında bulunduğu bir topluluk bu konuda ona (Ahmed'e) muvafakat etmiştir. Bir topluluk da bunu İbn İshâk'tan, Ahmed'in dediği gibi rivayet etmiştir. Bana ulaştığına göre Abdul'a'lâ, İbnü'l-Müsennâ ve İbn Beşşâr'ın (bu hadisi) işitmeleri tek bir nüshadandır.