4890. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ أُتِيَ ابْنُ مَسْعُودٍ فَقِيلَ هَذَا فُلاَنٌ تَقْطُرُ لِحْيَتُهُ خَمْرًا فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّا قَدْ نُهِينَا عَنِ التَّجَسُّسِ وَلَكِنْ إِنْ يَظْهَرْ لَنَا شَىْءٌ نَأْخُذْ بِهِ .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı. Bize Ebu Muaviye anlattı, (o) A'meş'ten, (o) Zeyd b. Vehb'den (naklettiğine göre) şöyle demiştir: İbn Mesud'a (bir adam) getirildi ve: "Bu falancadır, sakalından şarap damlıyor" denildi. Bunun üzerine Abdullah (b. Mesud) şöyle dedi: "Biz tecessüs etmekten (gizliyi araştırmaktan) men edildik. Ancak bize bir şey (suç) açıkça görünürse, onun gereğini yaparız."