Edep Kitabı

Ebu Davud · Sünen-i Ebu Davud (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4946. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، وَعُثْمَانُ، ابْنَا أَبِي شَيْبَةَ - الْمَعْنَى قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، قَالَ عُثْمَانُ وَجَرِيرٌ الرَّازِيُّ ح وَحَدَّثَنَا وَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا أَسْبَاطٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، - وَقَالَ وَاصِلٌ قَالَ حُدِّثْتُ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، ثُمَّ اتَّفَقُوا - عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ - وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَاللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ لَمْ يَذْكُرْ عُثْمَانُ عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ ‏"‏ وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir ve Osman —Ebû Şeybe'nin oğulları— anlattılar. —Mana birdir.— Dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. —Osman (ayrıca) Cerîr er-Râzî'yi (de) zikretti. (H)— Bize Vâsıl b. Abdil-A'lâ da anlattı. (Dedi ki): Bize Esbât, A'meş'den, (o) Ebû Sâlih'den nakletti. —Vâsıl dedi ki: Bana Ebû Sâlih'den (şöyle) anlatıldı.— Sonra (bütün raviler) Ebû Hureyre'den, (o da) Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakletmek üzere) birleştiler. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kim bir Müslümandan dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da ondan kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalan birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir Müslümanın (ayıbını) örterse, Allah da onu dünyada ve ahirette örter. Kul kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da kulun yardımındadır." Ebû Dâvûd dedi ki: Osman, Ebû Muâviye'den (naklettiği rivayette) "Kim darda kalan birine kolaylık gösterirse" (ifadesini) zikretmedi.