1602. Hadis
حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْمُؤَذِّنُ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ بَطْنًا، مِنْ فَهْمٍ بِمَعْنَى الْمُغِيرَةِ قَالَ مِنْ عَشْرِ قِرَبٍ قِرْبَةٌ . وَقَالَ وَادِيَيْنِ لَهُمْ .
Bize er-Rabî' b. Süleyman el-Müezzin anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; Üsâme b. Zeyd bana Amr b. Şuayb'dan; o babasından; o da dedesinden [naklederek] Fehm kabilesinden bir topluluk hakkında [önceki hadisi nakleden] el-Mugîre'nin rivayetiyle aynı mânâda [şöyle dediğini] bildirdi: “Her on kırba (kırba) [baldan] bir kırba [zekât] vardır.” Ayrıca o [Resulullah'ın] “onlara ait iki vadiyi [koruma altına aldığını]” da söyledi.