1664. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ إِيَاسٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ } قَالَ كَبُرَ ذَلِكَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ فَقَالَ عُمَرُ - رضى الله عنه أَنَا أُفَرِّجُ عَنْكُمْ . فَانْطَلَقَ فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّهُ كَبُرَ عَلَى أَصْحَابِكَ هَذِهِ الآيَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ لَمْ يَفْرِضِ الزَّكَاةَ إِلاَّ لِيُطَيِّبَ مَا بَقِيَ مِنْ أَمْوَالِكُمْ وَإِنَّمَا فَرَضَ الْمَوَارِيثَ لِتَكُونَ لِمَنْ بَعْدَكُمْ " . فَكَبَّرَ عُمَرُ ثُمَّ قَالَ لَهُ " أَلاَ أُخْبِرُكَ بِخَيْرِ مَا يَكْنِزُ الْمَرْءُ الْمَرْأَةُ الصَّالِحَةُ إِذَا نَظَرَ إِلَيْهَا سَرَّتْهُ وَإِذَا أَمَرَهَا أَطَاعَتْهُ وَإِذَا غَابَ عَنْهَا حَفِظَتْهُ " .
Bize Osman b. Ebi Şeybe anlattı; bize Yahya b. Ya'lâ el-Muhâribî anlattı; bize babam anlattı; bize Ğaylân anlattı; Cafer b. İyas'tan; Mücâhid'den; İbn Abbas'tan; dedi ki: “{ وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ } “Altın ve gümüşü biriktirenler...” ayeti inince, bu Müslümanlara ağır geldi. Ömer radıyallahu anh dedi ki: ‘Ben sizi [bu sıkıntıdan] kurtaracağım.’ Gitti ve dedi ki: ‘Ey Allah'ın Nebisi! Bu ayet ashabına ağır geldi.’ Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Allah zekâtı ancak geriye kalan mallarınızı temizlemek için farz kıldı. Mirası da [malınız] sizden sonrakilere kalsın diye farz kıldı.’ Ömer tekbir getirdi. Sonra [Nebi] ona şöyle buyurdu: ‘Kişinin biriktireceği en hayırlı şeyi sana haber vereyim mi? Saliha kadın; ona baktığında onu mutlu eder, ona emrettiğinde itaat eder ve ondan ayrı kaldığında onu korur.’”