2816. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ حَسَّانَ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا عَلَى الْمِنْبَرِ وَبِلاَلٌ قَائِمٌ بَيْنَ يَدَيْهِ مُتَقَلِّدٌ سَيْفًا وَإِذَا رَايَةٌ سَوْدَاءُ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا قَالُوا هَذَا عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ قَدِمَ مِنْ غَزَاةٍ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Bekr b. Ayyâş anlattı. O Âsım'dan, o da Hâris b. Hassân'dan nakletti. O şöyle dedi: Medine'ye geldim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde ayakta dururken gördüm. Bilâl de kılıcını kuşanmış olarak onun önünde duruyordu. Bir de baktım ki siyah bir sancak (vardı). "Bu kimdir?" dedim. "Bu Amr b. el-Âs'tır, gazadan geldi," dediler.