2753. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعَدَّ اللَّهُ لِمَنْ خَرَجَ فِي سَبِيلِهِ لاَ يُخْرِجُهُ إِلاَّ جِهَادٌ فِي سَبِيلِي وَإِيمَانٌ بِي وَتَصْدِيقٌ بِرُسُلِي فَهُوَ عَلَىَّ ضَامِنٌ أَنْ أُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ أَرْجِعَهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ نَائِلاً مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ " . ثُمَّ قَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى الْمُسْلِمِينَ مَا قَعَدْتُ خِلاَفَ سَرِيَّةٍ تَخْرُجُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَبَدًا وَلَكِنْ لاَ أَجِدُ سَعَةً فَأَحْمِلَهُمْ وَلاَ يَجِدُونَ سَعَةً فَيَتَّبِعُونِي وَلاَ تَطِيبُ أَنْفُسُهُمْ فَيَتَخَلَّفُونَ بَعْدِي وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوَدِدْتُ أَنْ أَغْزُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأُقْتَلَ ثُمَّ أَغْزُوَ فَأُقْتَلَ ثُمَّ أَغْزُوَ فَأُقْتَلَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. Umâre b. el-Ka'kâ'dan; o da Ebû Zür'a'dan; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah, kendi yolunda (savaşa) çıkan kimseye -ki onu sadece Benim yolumda cihad, Bana iman ve Resullerimi tasdik (niyeti) çıkarmıştır- kefil olmuştur: Onu (şehit olursa) cennete koyacağıma yahut elde ettiği ecir veya ganimetle birlikte (sağ olarak) çıktığı evine döndüreceğime dair (o kimse) benim üzerime (bir hakka) sahiptir.” Sonra şöyle buyurdu: “Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki, eğer Müslümanlara meşakkat vermeyecek olsaydım, Allah yolunda çıkan hiçbir müfrezeden (seriyyeden) asla geri kalmazdım. Lâkin onları bindirecek (binek) bulamıyorum, onlar da (binecek binek) bulup bana tâbi olamıyorlar. Benden geri kalmak ise onlara ağır geliyor. Muhammed'in nefsi elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra savaşıp (yine) öldürülmeyi, sonra savaşıp (yine) öldürülmeyi çok arzu ederdim.”
2754. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمُجَاهِدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مَضْمُونٌ عَلَى اللَّهِ إِمَّا أَنْ يَكْفِتَهُ إِلَى مَغْفِرَتِهِ وَرَحْمَتِهِ وَإِمَّا أَنْ يَرْجِعَهُ بِأَجْرٍ وَغَنِيمَةٍ وَمَثَلُ الْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ الصَّائِمِ الْقَائِمِ الَّذِي لاَ يَفْتُرُ حَتَّى يَرْجِعَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı. Şeybân'dan; o da Firâs'tan; o da Atıyye'den; o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihad eden, Allah'ın garantisi altındadır: Ya (ölünce) onu mağfiretine ve rahmetine alır (cennete koyar) ya da (sağ kalırsa) ecir ve ganimetle (evine) döndürür. Allah yolunda cihad edenin misali, (mücahid evine) dönünceye kadar hiç ara vermeden oruç tutan ve namaz kılan kimsenin misali gibidir.”
2755. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " غَدْوَةٌ أَوْ رَوْحَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Abdullah b. Saîd anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer anlattı. İbn Aclân'dan; o da Ebû Hâzim'den; o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda (yapılan) bir sabah yürüyüşü veya akşam yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
2756. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ مَنْظُورٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " غَدْوَةٌ أَوْ رَوْحَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Zekeriyyâ b. Manzûr anlattı. Bize Ebû Hâzim anlattı. Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda (yapılan) bir sabah yürüyüşü veya akşam yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
2757. Hadis
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَغَدْوَةٌ أَوْ رَوْحَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا " .
Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî ve Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. İkisi de dedi ki: Bize Abdülvehhâb es-Sekafî anlattı. Bize Humeyd anlattı. Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda (yapılan) bir sabah yürüyüşü veya akşam yürüyüşü, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
2758. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ حَتَّى يَسْتَقِلَّ كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ حَتَّى يَمُوتَ أَوْ يَرْجِعَ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yûnus b. Muhammed anlattı. Bize Leys b. Sa'd anlattı. Yezîd b. Abdullah b. el-Hâd'den; o da Velîd b. Ebî'l-Velîd'den; o da Osman b. Abdullah b. Sürâka'dan; o da Ömer b. el-Hattâb'dan naklettiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Kim Allah yolunda (savaşa gidecek) bir gaziyi, kendi kendine yetecek (tam teçhizatlı) hale gelinceye kadar donatırsa, o gazi ölünceye veya (evine) dönünceye kadar onun ecrinin bir misli de o kimseye (donatana) verilir.”
2759. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَهَّزَ غَازِيًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ مِنْ غَيْرِ أَنْ يَنْقُصَ مِنْ أَجْرِ الْغَازِي شَيْئًا " .
Bize Abdullah b. Saîd anlattı. Bize Abde b. Süleyman anlattı. Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dan; o da Atâ'dan; o da Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Allah yolunda (savaşa gidecek) bir gaziyi donatırsa, gazinin ecrinden hiçbir şey eksilmeksizin, onun ecrinin bir misli de o kimseye (donatana) verilir.”
2760. Hadis
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى اللَّيْثِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَفْضَلُ دِينَارٍ يُنْفِقُهُ الرَّجُلُ دِينَارٌ يُنْفِقُهُ عَلَى عِيَالِهِ وَدِينَارٌ يُنْفِقُهُ عَلَى فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدِينَارٌ يُنْفِقُهُ الرَّجُلُ عَلَى أَصْحَابِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ " .
Bize İmrân b. Mûsâ el-Leysî anlattı. Bize Hammâd b. Zeyd anlattı. Bize Eyyûb anlattı. Ebû Kilâbe'den; o da Ebû Esmâ'dan; o da Sevbân'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişinin harcadığı en faziletli dinar, ailesine harcadığı dinar, Allah yolunda (cihad için beslediği) atına harcadığı dinar ve Allah yolunda (cihad eden) arkadaşlarına harcadığı dinardır.”
2761. Hadis
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الْخَلِيلِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، وَأَبِي الدَّرْدَاءِ، وَأَبِي، هُرَيْرَةَ وَأَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَعِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ كُلُّهُمْ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ أَرْسَلَ بِنَفَقَةٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأَقَامَ فِي بَيْتِهِ فَلَهُ بِكُلِّ دِرْهَمٍ سَبْعُمِائَةِ دِرْهَمٍ وَمَنْ غَزَا بِنَفْسِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأَنْفَقَ فِي وَجْهِ ذَلِكَ فَلَهُ بِكُلِّ دِرْهَمٍ سَبْعُمِائَةِ أَلْفِ دِرْهَمٍ " . ثُمَّ تَلاَ هَذِهِ الآيَةَ {وَاللَّهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَاءُ} .
Bize Hârûn b. Abdullah el-Hammâl anlattı. Bize İbn Ebî Füdeyk anlattı. Halîl b. Abdullah'tan; o da Hasan'dan; o da Alî b. Ebî Tâlib, Ebu'd-Derdâ, Ebû Hureyre, Ebû Ümâme el-Bâhilî, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Amr, Câbir b. Abdullah ve İmrân b. Husayn'dan nakletti. Hepsi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle buyurduğunu rivayet ettiler: “Kim Allah yolunda (harcanmak üzere) nafaka (para/mal) gönderir de kendisi evinde oturursa, onun için her dirheme karşılık yediyüz dirhem (sevabı) vardır. Kim de bizzat Allah yolunda savaşa katılır ve bu uğurda infak ederse, onun için her dirheme karşılık yediyüz bin dirhem (sevabı) vardır.” Sonra (Efendimiz) şu âyeti okudu: {Allah dilediğine kat kat verir.}
2762. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْحَارِثِ الذِّمَارِيُّ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ لَمْ يَغْزُ أَوْ يُجَهِّزْ غَازِيًا أَوْ يَخْلُفْ غَازِيًا فِي أَهْلِهِ بِخَيْرٍ أَصَابَهُ اللَّهُ سُبْحَانَهُ بِقَارِعَةٍ قَبْلَ يَوْمِ الْقِيَامَةِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Yahyâ b. el-Hâris ez-Zimârî anlattı. Kâsım'dan; o da Ebû Ümâme'den naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim gazaya çıkmaz veya bir gaziyi donatmaz yahut bir gazinin ailesine hayırla bakmazsa (onları gözetmezse), Allah Sübhânehu kıyamet gününden önce onun başına bir bela (musibet) verir.”
2763. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا أَبُو رَافِعٍ، - هُوَ إِسْمَاعِيلُ بْنُ رَافِعٍ - عَنْ سُمَىٍّ، - مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ - عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ لَقِيَ اللَّهَ وَلَيْسَ لَهُ أَثَرٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَقِيَ اللَّهَ وَفِيهِ ثُلْمَةٌ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Velîd anlattı. Bize Ebû Râfi —ki o İsmâîl b. Râfi’dir—, Ebû Bekir’in azatlısı Sümeyy’den, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hüreyre’den naklen anlattı. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah’ın yolunda (cihad ettiğine dair) kendisinde bir iz bulunmaksızın Allah’a kavuşursa, (dininde) bir gedik (noksanlık) bulunduğu halde Allah’a kavuşur."
2764. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا رَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَزْوَةِ تَبُوكَ فَدَنَا مِنَ الْمَدِينَةِ قَالَ " إِنَّ بِالْمَدِينَةِ لَقَوْمًا مَا سِرْتُمْ مِنْ مَسِيرٍ وَلاَ قَطَعْتُمْ وَادِيًا إِلاَّ كَانُوا مَعَكُمْ فِيهِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَهُمْ بِالْمَدِينَةِ قَالَ " وَهُمْ بِالْمَدِينَةِ حَبَسَهُمُ الْعُذْرُ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı. Bize İbn Ebî Adî, Humeyd’den, o da Enes b. Mâlik’ten naklen anlattı. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Tebük Gazvesi’nden dönüp Medine’ye yaklaştığında şöyle buyurdu: "Şüphesiz Medine’de öyle bir topluluk var ki, siz (ne kadar) yol yürüseniz ve (ne kadar) vadi aşsanız, muhakkak onlar da (ecir bakımından) sizinle beraberdirler." (Ashab): "Ey Allah’ın Resûlü! Onlar Medine’de oldukları halde mi (bizimle beraberler)?" dediler. (Resûlullah): "(Evet,) onlar Medine’dedirler; (fakat geçerli) mazeret onları (cihaddan) alıkoymuştur" buyurdu.
2765. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ بِالْمَدِينَةِ رِجَالاً مَا قَطَعْتُمْ وَادِيًا وَلاَ سَلَكْتُمْ طَرِيقًا إِلاَّ شَرِكُوكُمْ فِي الأَجْرِ حَبَسَهُمُ الْعُذْرُ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ بْنُ مَاجَهْ أَوْ كَمَا قَالَ كَتَبْتُهُ لَفْظًا .
Bize Ahmed b. Sinan anlattı. Bize Ebû Muâviye, A’meş’ten, o Ebû Süfyân’dan, o da Câbir’den naklen anlattı. (Câbir) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Medine’de birtakım adamlar vardır ki, siz (ne kadar) vadi aşsanız ve (ne kadar) yol yürüseniz, muhakkak onlar da ecirde size ortak olurlar; (fakat geçerli) mazeret onları (cihaddan) alıkoymuştur." Ebû Abdillâh b. Mâce dedi ki: Yahut (Resûlullah) buyurduğu gibidir; ben bunu lafzen (böyle) yazdım.
2766. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ خَطَبَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ النَّاسَ فَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي سَمِعْتُ حَدِيثًا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَمْنَعْنِي أَنْ أُحَدِّثَكُمْ بِهِ إِلاَّ الضِّنُّ بِكُمْ وَبِصَحَابَتِكُمْ فَلْيَخْتَرْ مُخْتَارٌ لِنَفْسِهِ أَوْ لِيَدَعْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ رَابَطَ لَيْلَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ سُبْحَانَهُ كَانَتْ كَأَلْفِ لَيْلَةٍ صِيَامِهَا وَقِيَامِهَا " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, babasından, o Mus’ab b. Sâbit’ten, o da Abdullah b. Zübeyr’den naklen anlattı. (Abdullah b. Zübeyr) dedi ki: Osman b. Affân insanlara hitbe etti ve şöyle dedi: Ey insanlar! Şüphesiz ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir hadis işittim. Size onu anlatmaktan beni alıkoyan şey, ancak sizi ve arkadaşlığınızı (kaybetmekten) esirgememdir. Artık dileyen kendisi için seçsin veya bıraksın. Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: "Kim Allah -Sübhânehu- yolunda bir gece nöbet tutarsa, (bu) oruçla ve kıyamla (ibadetle) geçen bin gece gibi olur."
2767. Hadis
حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ، عَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ مَاتَ مُرَابِطًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَجْرَى عَلَيْهِ أَجْرَ عَمَلِهِ الصَّالِحِ الَّذِي كَانَ يَعْمَلُ وَأَجْرَى عَلَيْهِ رِزْقَهُ وَأَمِنَ مِنَ الْفَتَّانِ وَبَعَثَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ آمِنًا مِنَ الْفَزَعِ " .
Yûnus b. Abdil'a'lâ bize anlattı, Abdullah b. Vehb bize anlattı, Leys bana haber verdi, Zühre b. Ma'bed'den, (o) babasından, (o) Ebû Hureyre'den, (o) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayetle şöyle) dedi: "Kim Allah yolunda murabıt (nöbet tutan) olarak ölürse, (hayatta iken) yapmakta olduğu salih amelinin ecri kendisine (sürekli) yazılır, rızkı kendisine verilir, (kabirdeki) imtihan ediciden (Fettân'dan) emin olur ve Allah onu kıyamet günü (büyük) korkudan emin olarak diriltir."
2768. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَعْلَى السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ صُبْحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَرِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مِنْ وَرَاءِ عَوْرَةِ الْمُسْلِمِينَ مُحْتَسِبًا مِنْ غَيْرِ شَهْرِ رَمَضَانَ أَعْظَمُ أَجْرًا مِنْ عِبَادَةِ مِائَةِ سَنَةٍ صِيَامِهَا وَقِيَامِهَا وَرِبَاطُ يَوْمٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ مِنْ وَرَاءِ عَوْرَةِ الْمُسْلِمِينَ مُحْتَسِبًا مِنْ شَهْرِ رَمَضَانَ أَفْضَلُ عِنْدَ اللَّهِ وَأَعْظَمُ أَجْرًا - أُرَاهُ قَالَ - مِنْ عِبَادَةِ أَلْفِ سَنَةٍ صِيَامِهَا وَقِيَامِهَا فَإِنْ رَدَّهُ اللَّهُ إِلَى أَهْلِهِ سَالِمًا لَمْ تُكْتَبْ عَلَيْهِ سَيِّئَةٌ أَلْفَ سَنَةٍ وَتُكْتَبُ لَهُ الْحَسَنَاتُ وَيُجْرَى لَهُ أَجْرُ الرِّبَاطِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةَ " .
Muhammed b. İsmâîl b. Semüre bize anlattı, Muhammed b. Ya'lâ es-Sülemî bize anlattı, Ömer b. Subh bize anlattı, Abdurrahman b. Amr'dan, (o) Mekhûl'den, (o) Übey b. Ka'b'dan, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ramazan ayı dışında, müslümanların gediğinin (düşmana açık noktasının) arkasında Allah yolunda sevabını umarak bir gün nöbet tutmak (ribat), yüz senenin orucu ve kıyamından (ibadetinden) ecir bakımından daha büyüktür. Ramazan ayında, müslümanların gediğinin arkasında Allah yolunda sevabını umarak bir gün nöbet tutmak (ribat) ise, -sanırım şöyle dedi:- Allah katında bin senenin orucu ve kıyamından daha faziletli ve ecir bakımından daha büyüktür. Eğer Allah onu ailesine sağ salim döndürürse, bin sene (boyunca) aleyhine bir kötülük yazılmaz, ona haseneler yazılır ve kıyamet gününe kadar ribat ecri kendisine (sürekli) akıtılır."
2769. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ زَائِدَةَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رَحِمَ اللَّهُ حَارِسَ الْحَرَسِ " .
Muhammed b. es-Sabbâh bize anlattı, Abdülaziz b. Muhammed bize haber verdi, Sâlih b. Muhammed b. Zâide'den, (o) Ömer b. Abdülaziz'den, (o) Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, muhafızların muhafızına (nöbetçilerin nöbetçisine) rahmet etsin."
2770. Hadis
حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ الرَّمْلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ شَابُورَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ خَالِدِ بْنِ أَبِي الطَّوِيلِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " حَرْسُ لَيْلَةٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَفْضَلُ مِنْ صِيَامِ رَجُلٍ وَقِيَامِهِ فِي أَهْلِهِ أَلْفَ سَنَةٍ السَّنَةُ ثَلاَثُمِائَةٍ وَسِتُّونَ يَوْمًا وَالْيَوْمُ كَأَلْفِ سَنَةٍ " .
Îsâ b. Yûnus er-Ramlî bize anlattı, Muhammed b. Şuayb b. Şâbûr bize anlattı, Saîd b. Hâlid b. Ebi't-Tavîl'den, (o) dedi ki: Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda bir gece nöbet tutmak, bir adamın ailesi içinde bin sene (boyunca) tuttuğu oruçtan ve kıldığı namazdan daha faziletlidir. (Bu) sene üç yüz altmış gündür ve (her) bir gün bin sene gibidir."
2771. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ " أُوصِيكَ بِتَقْوَى اللَّهِ وَالتَّكْبِيرِ عَلَى كُلِّ شَرَفٍ " .
Ebû Bekir b. Ebî Şeybe bize anlattı, Vekî' bize anlattı, Üsâme b. Zeyd'den, (o) Saîd el-Makburî'den, (o) Ebû Hureyre'den, (rivayet edildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama şöyle dedi: "Sana Allah'a karşı takvalı olmanı ve her yüksek yere (tepeye) çıktığında tekbir getirmeni tavsiye ederim."
2772. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ ذُكِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ كَانَ أَحْسَنَ النَّاسِ وَكَانَ أَجْوَدَ النَّاسِ وَكَانَ أَشْجَعَ النَّاسِ وَلَقَدْ فَزِعَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ لَيْلَةً فَانْطَلَقُوا قِبَلَ الصَّوْتِ فَتَلَقَّاهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ سَبَقَهُمْ إِلَى الصَّوْتِ وَهُوَ عَلَى فَرَسٍ لأَبِي طَلْحَةَ عُرْىٍ مَا عَلَيْهِ سَرْجٌ فِي عُنُقِهِ السَّيْفُ وَهُوَ يَقُولُ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ لَنْ تُرَاعُوا " . يَرُدُّهُمْ ثُمَّ قَالَ لِلْفَرَسِ " وَجَدْنَاهُ بَحْرًا " . أَوْ " إِنَّهُ لَبَحْرٌ " . قَالَ حَمَّادٌ وَحَدَّثَنِي ثَابِتٌ أَوْ غَيْرُهُ قَالَ كَانَ فَرَسًا لأَبِي طَلْحَةَ يُبَطَّأُ فَمَا سُبِقَ بَعْدَ ذَلِكَ الْيَوْمِ .
Ahmed b. Abde bize anlattı, Hammâd b. Zeyd bize haber verdi, Sâbit'ten, (o) Enes b. Mâlik'ten, (şöyle) dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zikredildi (anıldı) ve (Enes) şöyle dedi: "O, insanların en güzeli, insanların en cömerdi ve insanların en cesuruydu. Bir gece Medine halkı (bir ses duyup) korkmuştu. İnsanlar sese doğru gittiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise (çoktan gitmiş ve dönerken) onları karşıladı. O, sese doğru (gitmekte) onları geçmişti. Ebû Talha'nın eğersiz bir atı üzerindeydi, (atın) üzerinde semer yoktu, boynunda kılıç asılıydı ve şöyle diyordu: 'Ey insanlar! Korkmayın (korkacak bir şey yok).'" (İnsanları) geri çeviriyordu. Sonra at için şöyle dedi: "Biz onu bir derya (deniz gibi hızlı) bulduk" veya "Şüphesiz o bir deryadır." Hammâd dedi ki: Sâbit veya başkası bana anlattı, dedi ki: (Bu), Ebû Talha'nın yavaş giden (hantal) bir atıydı, o günden sonra artık hiç geçilemedi.
2773. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ بُسْرِ بْنِ أَبِي أَرْطَاةَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنِي شَيْبَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا " .
Bize Ahmed b. Abdurrahman b. Bekkâr b. Abdilmelik b. el-Velîd b. Busr b. Ebî Ertât anlattı. (Dedi ki): Bize el-Velîd anlattı. (Dedi ki): Bana Şeybân, A'meş'ten, (o) Ebû Sâlih'ten, (o da) İbn Abbâs'tan naklen anlattı. (O) Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem (şöyle buyurduğunu) nakletti: "Savaşa çağrıldığınız zaman hemen (savaşa) çıkın!"
2774. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ - عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَجْتَمِعُ غُبَارٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَدُخَانُ جَهَنَّمَ فِي جَوْفِ عَبْدٍ مُسْلِمٍ " .
Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı. (Dedi ki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Muhammed b. Abdurrahman'dan -ki Talha ailesinin azatlısıdır- (o) Îsâ b. Talha'dan, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolundaki toz ile cehennem dumanı, Müslüman bir kulun içinde asla bir araya gelmez."
2775. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التُّسْتَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ شَبِيبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ رَاحَ رَوْحَةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَانَ لَهُ بِمِثْلِ مَا أَصَابَهُ مِنَ الْغُبَارِ مِسْكًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ " .
Bize Muhammed b. Saîd b. Yezîd b. İbrâhîm et-Tusterî anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Âsım, Şebîb'den, (o) Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah yolunda bir akşam yürüyüşüne (sefere) çıkarsa, kendisine isabet eden toz miktarınca kıyamet gününde onun için misk olur."
2776. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ حَبَّانَ، - هُوَ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ - عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ خَالَتِهِ أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ، أَنَّهَا قَالَتْ نَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قَرِيبًا مِنِّي ثُمَّ اسْتَيْقَظَ يَبْتَسِمُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَضْحَكَكَ قَالَ " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرِ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ " . قَالَتْ فَادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ . قَالَ فَدَعَا لَهَا ثُمَّ نَامَ الثَّانِيَةَ فَفَعَلَ مِثْلَهَا ثُمَّ قَالَتْ مِثْلَ قَوْلِهَا فَأَجَابَهَا مِثْلَ جَوَابِهِ الأَوَّلِ . قَالَتْ فَادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ قَالَ " أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ " . قَالَ فَخَرَجَتْ مَعَ زَوْجِهَا عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ غَازِيَةً أَوَّلَ مَا رَكِبَ الْمُسْلِمُونَ الْبَحْرَ مَعَ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ فَلَمَّا انْصَرَفُوا مِنْ غَزَاتِهِمْ قَافِلِينَ فَنَزَلُوا الشَّامَ فَقُرِّبَتْ إِلَيْهَا دَابَّةٌ لِتَرْكَبَ فَصَرَعَتْهَا فَمَاتَتْ .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. (Dedi ki): Bize Leys b. Sa'd, Yahyâ b. Saîd'den, (o) İbn Habbân'dan -ki bu zât Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dır-, (o) Enes b. Mâlik'ten, (o da) teyzesi Ümmü Harâm bint Milhân'dan naklen haber verdi. O şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün yanımda uyudu. Sonra gülümseyerek uyandı. Ben: 'Ey Allah'ın Resûlü! Seni güldüren nedir?' dedim. Şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir takım insanlar bana gösterildi. Onlar şu denizin sırtına (binip), tahtları üzerindeki hükümdarlar gibi (savaşa) gidiyorlardı." (Ümmü Harâm) dedi ki: 'Allah'a dua et, beni de onlardan kılsın' dedim. (Resûlullah) onun için dua etti. Sonra ikinci kez uyudu. (Uyandığında) yine aynı şeyi yaptı (gülümsedi). (Ümmü Harâm) yine önceki sözü gibi söyledi. (Resûlullah da) ona önceki cevabı gibi cevap verdi. (Ümmü Harâm): 'Allah'a dua et, beni de onlardan kılsın' dedi. (Resûlullah): "Sen ilklerdensin" buyurdu. (Ravi) dedi ki: Bunun üzerine (Ümmü Harâm), kocası Ubâde b. es-Sâmit ile birlikte, Müslümanların Muâviye b. Ebî Süfyân ile beraber denize ilk açıldıkları zaman savaşa çıktı. Savaştan dönüp (karaya) indiklerinde Şam'a geldiler. Binmesi için kendisine bir binek yaklaştırıldı. (Binek) onu düşürdü ve (Ümmü Harâm) öldü.
2777. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ لَيْثِ بْنِ أَبِي سُلَيْمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " غَزْوَةٌ فِي الْبَحْرِ مِثْلُ عَشْرِ غَزَوَاتٍ فِي الْبَرِّ وَالَّذِي يَسْدَرُ فِي الْبَحْرِ كَالْمُتَشَحِّطِ فِي دَمِهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ سُبْحَانَهُ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. (Dedi ki): Bize Bakiyye anlattı; Muâviye b. Yahyâ'dan; Leys b. Ebî Suleym'den; Yahyâ b. Abbâd'dan; Ümmü'd-Derdâ'dan; (o da) Ebû'd-Derdâ'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu (nakledilmiştir): "Denizde bir gazve (savaş), karadaki on gazve gibidir. Denizde başı dönen (deniz tutan) kimse, Allah Sübhânehu yolunda kanı içinde çırpınan kimse gibidir."
2778. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ الْجُبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا عُفَيْرُ بْنُ مَعْدَانَ الشَّامِيُّ، عَنْ سُلَيْمِ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " شَهِيدُ الْبَحْرِ مِثْلُ شَهِيدَىِ الْبَرِّ وَالْمَائِدُ فِي الْبَحْرِ كَالْمُتَشَحِّطِ فِي دَمِهِ فِي الْبَرِّ وَمَا بَيْنَ الْمَوْجَتَيْنِ كَقَاطِعِ الدُّنْيَا فِي طَاعَةِ اللَّهِ وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَكَلَ مَلَكَ الْمَوْتِ بِقَبْضِ الأَرْوَاحِ إِلاَّ شَهِيدَ الْبَحْرِ فَإِنَّهُ يَتَوَلَّى قَبْضَ أَرْوَاحِهِمْ وَيَغْفِرُ لِشَهِيدِ الْبَرِّ الذُّنُوبَ كُلَّهَا إِلاَّ الدَّيْنَ وَلِشَهِيدِ الْبَحْرِ الذُّنُوبَ وَالدَّيْنَ " .
Bize Ubeydullah b. Yûsuf el-Cubeyrî anlattı. (Dedi ki): Bize Kays b. Muhammed el-Kindî anlattı. (Dedi ki): Bize Ufeyr b. Ma'dân eş-Şâmî anlattı; Suleym b. Âmir'den; dedi ki: Ebû Umâme'yi işittim; diyordu ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Deniz şehidi, iki kara şehidi gibidir. Denizde başı dönen (deniz tutan) kimse, karada kanı içinde çırpınan kimse gibidir. İki dalga arasını (kateden), dünyayı Allah'a itaat uğrunda kateden kimse gibidir. Allah Azze ve Celle, ruhları almakla ölüm meleğini görevlendirmiştir; ancak deniz şehidi müstesna. Çünkü onların ruhlarını bizzat kendisi alır. Kara şehidinin borç hariç bütün günahlarını bağışlar; deniz şehidinin ise günahlarını ve borcunu (da) bağışlar."
2779. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، كُلُّهُمْ عَنْ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي حُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ لَمْ يَبْقَ مِنَ الدُّنْيَا إِلاَّ يَوْمٌ لَطَوَّلَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَتَّى يَمْلِكَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ بَيْتِي يَمْلِكُ جَبَلَ الدَّيْلَمِ وَالْقُسْطَنْطِينِيَّةَ " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. (Dedi ki): Bize Ebû Dâvûd anlattı. (H) Yine bize Muhammed b. Abdilmelik el-Vâsıtî anlattı. (Dedi ki): Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. (H) Yine bize Alî b. el-Munzir anlattı. (Dedi ki): Bize İshâk b. Mansûr anlattı. Bunların hepsi Kays'tan, (o) Ebû Husayn'dan, (o) Ebû Sâlih'ten, (o da) Ebû Hureyre'den naklettiler. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dünyadan (geriye) sadece bir gün kalsa bile, Allah Azze ve Celle o günü uzatır; ta ki Ehl-i beytimden bir adam Deylem dağına ve Kostantiniyye'ye malik oluncaya kadar."
2780. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ الْمُحَبَّرِ، أَنْبَأَنَا الرَّبِيعُ بْنُ صَبِيحٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " سَتُفْتَحُ عَلَيْكُمُ الآفَاقُ وَسَتُفْتَحُ عَلَيْكُمْ مَدِينَةٌ يُقَالُ لَهَا قَزْوِينُ مَنْ رَابَطَ فِيهَا أَرْبَعِينَ يَوْمًا أَوْ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً كَانَ لَهُ فِي الْجَنَّةِ عَمُودٌ مِنْ ذَهَبٍ عَلَيْهِ زَبَرْجَدَةٌ خَضْرَاءُ عَلَيْهَا قُبَّةٌ مِنْ يَاقُوتَةٍ حَمْرَاءَ لَهَا سَبْعُونَ أَلْفَ مِصْرَاعٍ مِنْ ذَهَبٍ عَلَى كُلِّ مِصْرَاعٍ زَوْجَةٌ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ " .
Bize İsmâîl b. Esed anlattı. (Dedi ki): Bize Dâvûd b. el-Muhabber anlattı. (Dedi ki): Bize Er-Rabî' b. Sabîh haber verdi; Yezîd b. Ebân'dan, (o da) Enes b. Mâlik'ten nakletti. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Yakında) size (yeni) ufuklar açılacak. Ve size Kazvin denilen bir şehir de fethedilecek. Kim orada kırk gün veya kırk gece nöbet tutarsa, cennette onun için altından bir sütun olur. (Sütunun) üzerinde yeşil bir zebercet, onun üzerinde de kırmızı yakuttan bir kubbe bulunur. O kubbenin altından yetmiş bin kapısı vardır. Her kapının üzerinde huri ayn (ceylan gözlü hurilerden) bir eş vardır."
2781. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو يُوسُفَ، مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الرَّقِّيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْحَرَّانِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ جَاهِمَةَ السُّلَمِيِّ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ أَرَدْتُ الْجِهَادَ مَعَكَ أَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ وَالدَّارَ الآخِرَةَ . قَالَ " وَيْحَكَ أَحَيَّةٌ أُمُّكَ " . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " ارْجِعْ فَبَرَّهَا " . ثُمَّ أَتَيْتُهُ مِنَ الْجَانِبِ الآخَرِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ أَرَدْتُ الْجِهَادَ مَعَكَ أَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ وَالدَّارَ الآخِرَةَ . قَالَ " وَيْحَكَ أَحَيَّةٌ أُمُّكَ " . قُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " فَارْجِعْ إِلَيْهَا فَبَرَّهَا " . ثُمَّ أَتَيْتُهُ مِنْ أَمَامِهِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي كُنْتُ أَرَدْتُ الْجِهَادَ مَعَكَ أَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ وَالدَّارَ الآخِرَةَ . قَالَ " وَيْحَكَ أَحَيَّةٌ أُمُّكَ " . قُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " وَيْحَكَ الْزَمْ رِجْلَهَا فَثَمَّ الْجَنَّةُ " . حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَمَّالُ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ، عَنْ أَبِيهِ، طَلْحَةَ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ جَاهِمَةَ السُّلَمِيِّ، أَنَّ جَاهِمَةَ، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ نَحْوَهُ . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ بْنُ مَاجَهْ هَذَا جَاهِمَةُ بْنُ عَبَّاسِ بْنِ مِرْدَاسٍ السُّلَمِيُّ الَّذِي عَاتَبَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ حُنَيْنٍ .
Bize Ebû Yûsuf Muhammed b. Ahmed er-Rakkî anlattı. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Seleme el-Harrânî anlattı; Muhammed b. İshâk'tan, (o) Muhammed b. Talha b. Abdurrahman b. Ebî Bekr es-Sıddîk'tan, (o da) Muâviye b. Câhime es-Sulemî'den nakletti. (Muâviye) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben seninle birlikte cihada çıkmak istedim. Bununla da Allah'ın rızasını ve ahiret yurdunu (kazanmayı) arzuladım' dedim. (Resûlullah): "Yazık sana! Annen hayatta mı?" buyurdu. Ben: 'Evet' dedim. "Dön, ona iyilik et (bak)" buyurdu. Sonra (Resûlullah'a) diğer taraftan geldim ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben seninle birlikte cihada çıkmak istedim. Bununla da Allah'ın rızasını ve ahiret yurdunu arzuladım' dedim. (Resûlullah): "Yazık sana! Annen hayatta mı?" buyurdu. Ben: 'Evet ey Allah'ın Resûlü' dedim. "Ona dön, ona iyilik et" buyurdu. Sonra (Resûlullah'ın) ön tarafından geldim ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben seninle birlikte cihada çıkmak istedim. Bununla da Allah'ın rızasını ve ahiret yurdunu arzuladım' dedim. (Resûlullah): "Yazık sana! Annen hayatta mı?" buyurdu. Ben: 'Evet ey Allah'ın Resûlü' dedim. (Resûlullah): "Yazık sana! Onun ayağına sarıl (hizmetinden ayrılma); zira cennet oradadır" buyurdu. Bize Hârûn b. Abdillah el-Hammâl anlattı. (Dedi ki): Bize Haccâc b. Muhammed anlattı. (Dedi ki): Bize İbn Cureyc anlattı. (Dedi ki): Bana Muhammed b. Talha b. Abdillah b. Abdurrahman b. Ebî Bekr es-Sıddîk haber verdi; babası Talha'dan, (o) Muâviye b. Câhime es-Sulemî'den naklettiğine göre; Câhime, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelmiş ve (önceki hadisin) benzerini zikretmiştir. Ebû Abdillah İbn Mâce dedi ki: Bu (Câhime), Huneyn günü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile (ganimet taksimi konusunda) tartışan Câhime b. Abbâs b. Mirdâs es-Sulemî'dir.
2782. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ أَتَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي جِئْتُ أُرِيدُ الْجِهَادَ مَعَكَ أَبْتَغِي وَجْهَ اللَّهِ وَالدَّارَ الآخِرَةَ وَلَقَدْ أَتَيْتُ وَإِنَّ وَالِدَىَّ لَيَبْكِيَانِ . قَالَ " فَارْجِعْ إِلَيْهِمَا فَأَضْحِكْهُمَا كَمَا أَبْكَيْتَهُمَا " .
Bize Ebû Kurayb Muhammed b. el-Alâ anlattı. (Dedi ki): Bize Muhâribî anlattı; Atâ b. es-Sâib'den, (o) babasından, (o da) Abdullah b. Amr'dan nakletti. (Abdullah) dedi ki: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben seninle birlikte cihad etmek isteyerek geldim. (Bununla) Allah'ın rızasını ve ahiret yurdunu arzuluyorum. (Ancak buraya) gelirken anne-babamı ağlar vaziyette bıraktım' dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Onlara dön, onları ağlattığın gibi güldür!"
2783. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّجُلِ يُقَاتِلُ شَجَاعَةً وَيُقَاتِلُ حَمِيَّةً وَيُقَاتِلُ رِيَاءً فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. O A'meş'ten, o Şakîk'ten, o da Ebû Mûsâ'dan nakletti. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e; cesaretinden dolayı savaşan, hamiyetinden dolayı savaşan ve gösteriş için savaşan adam hakkında soruldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her kim Allah'ın kelimesi en yüce olsun diye savaşırsa, işte o Allah yolundadır."
2784. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عُقْبَةَ، عَنْ أَبِي عُقْبَةَ، - وَكَانَ مَوْلًى لأَهْلِ فَارِسَ - قَالَ شَهِدْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ فَضَرَبْتُ رَجُلاً مِنَ الْمُشْرِكِينَ فَقُلْتُ خُذْهَا مِنِّي وَأَنَا الْغُلاَمُ الْفَارِسِيُّ . فَبَلَغَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَلاَ قُلْتَ خُذْهَا مِنِّي وَأَنَا الْغُلاَمُ الأَنْصَارِيُّ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hüseyin b. Muhammed anlattı. Bize Cerîr b. Hâzim anlattı. O Muhammed b. İshâk'tan, o Dâvûd b. el-Husayn'dan, o Abdurrahman b. Ebî Ukbe'den, o da Ebû Ukbe'den -ki o Fars ehlinden birinin mevlasıydı- nakletti. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Uhud günü (savaşa) katıldım. Müşriklerden bir adama vurdum ve: "Benden al bunu! Ben Farslı bir gencim!" dedim. Bu (söz) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştı. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Benden al bunu, ben Ensar'dan bir gencim deseydin ya!"
2785. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، أَخْبَرَنِي أَبُو هَانِئٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيَّ، يَقُولُ إِنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو، يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ غَازِيَةٍ تَغْزُو فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُصِيبُوا غَنِيمَةً إِلاَّ تَعَجَّلُوا ثُلُثَىْ أَجْرِهِمْ فَإِنْ لَمْ يُصِيبُوا غَنِيمَةً تَمَّ لَهُمْ أَجْرُهُمْ " .
Bize Abdurrahman b. İbrahim anlattı. Bize Abdullah b. Yezîd anlattı. Bize Hayve anlattı. Bana Ebû Hâni' haber verdi. O, Ebû Abdurrahman el-Hubulî'yi şöyle derken işitmiş: O Abdullah b. Amr'ı şöyle derken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah yolunda gazaya çıkan ve ganimet elde eden hiçbir askeri birlik (gaziye) yoktur ki, ecirlerinin üçte ikisini (dünyada) peşin almış olmasınlar. Eğer ganimet elde edemezlerse ecirleri onlar için tastamam olur."
2786. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ شَبِيبِ بْنِ غَرْقَدَةَ، عَنْ عُرْوَةَ الْبَارِقِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْخَيْرُ مَعْقُودٌ بِنَوَاصِي الْخَيْلِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebu'l-Ahvas anlattı. O Şebîb b. Ğarkade'den, o Urve el-Bârikî'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hayır, Kıyamet Günü'ne kadar atların perçemlerine düğümlenmiştir."
2787. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " الْخَيْلُ فِي نَوَاصِيهَا الْخَيْرُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ " .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. O Nâfi'den, o Abdullah b. Ömer'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti. Efendimiz şöyle buyurdu: "Atlar (yok mu); Kıyamet Günü'ne kadar hayır onların perçemlerindedir."
2788. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْخَيْلُ فِي نَوَاصِيهَا الْخَيْرُ - أَوْ قَالَ الْخَيْلُ مَعْقُودٌ فِي نَوَاصِيهَا قَالَ سُهَيْلٌ أَنَا أَشُكُّ الْخَيْرُ - إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ الْخَيْلُ ثَلاَثَةٌ فَهِيَ لِرَجُلٍ أَجْرٌ وَلِرَجُلٍ سِتْرٌ وَعَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ فَأَمَّا الَّذِي هِيَ لَهُ أَجْرٌ فَالرَّجُلُ يَتَّخِذُهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَيُعِدُّهَا لَهُ فَلاَ تُغَيِّبُ شَيْئًا فِي بُطُونِهَا إِلاَّ كُتِبَ لَهُ أَجْرٌ وَلَوْ رَعَاهَا فِي مَرْجٍ مَا أَكَلَتْ شَيْئًا إِلاَّ كُتِبَ لَهُ بِهَا أَجْرٌ وَلَوْ سَقَاهَا مِنْ نَهَرٍ جَارٍ كَانَ لَهُ بِكُلِّ قَطْرَةٍ تُغَيِّبُهَا فِي بُطُونِهَا أَجْرٌ - حَتَّى ذَكَرَ الأَجْرَ فِي أَبْوَالِهَا وَأَرْوَاثِهَا - وَلَوِ اسْتَنَّتْ شَرَفًا أَوْ شَرَفَيْنِ كُتِبَ لَهُ بِكُلِّ خَطْوَةٍ تَخْطُوهَا أَجْرٌ . وَأَمَّا الَّذِي هِيَ لَهُ سِتْرٌ فَالرَّجُلُ يَتَّخِذُهَا تَكَرُّمًا وَتَجَمُّلاً وَلاَ يَنْسَى حَقَّ ظُهُورِهَا وَبُطُونِهَا فِي عُسْرِهَا وَيُسْرِهَا . وَأَمَّا الَّذِي هِيَ عَلَيْهِ وِزْرٌ فَالَّذِي يَتَّخِذُهَا أَشَرًا وَبَطَرًا وَبَذَخًا وَرِياءً لِلنَّاسِ فَذَلِكَ الَّذِي هِيَ عَلَيْهِ وِزْرٌ " .
Bize Muhammed b. Abdulmelik b. Ebi'ş-Şevârib anlattı. Bize Abdulazîz b. el-Muhtâr anlattı. Bize Süheyl anlattı. O babasından, o da Ebû Hureyre'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Atlar (yok mu), hayır onların perçemlerindedir -veya 'hayır onların perçemlerine düğümlenmiştir' dedi, (râvi) Süheyl: 'Ben şüphe ediyorum' dedi- tâ Kıyamet Günü'ne kadar. Atlar üç kısımdır: Bir adam için ecirdir, bir adam için setirdir (örtüdür), bir adamın aleyhine de vizrdir (günahtır). Kendisi için ecir olan kimseye gelince; bu adam atı Allah yolunda edinir ve O'nun için hazırlar. Atın karnında gizlediği (yediği) hiçbir şey yoktur ki, onun için bir ecir yazılmış olmasın. Onu bir çayırda otlatsa bile, yediği her şey karşılığında kendisine ecir yazılır. Onu akan bir nehirden sulasa, (atın) karnına indirdiği her damla karşılığında kendisine ecir vardır. -Hatta (Resûlullah) atların idrarları ve gübrelerindeki ecri bile zikretti.- Eğer (at) şahlanıp bir veya iki tepe koşarsa, attığı her adım karşılığında ona ecir yazılır. Kendisi için setir (örtü) olan kimseye gelince; bu adam atı soyluluk ve güzellik için edinir ama zorluğunda ve kolaylığında onun sırtının ve karnının hakkını (binme ve bakımını) unutmaz. Aleyhine vizr (günah) olan kimseye gelince; o da atı şımarıklık, azgınlık, çalım satmak ve insanlara gösteriş yapmak için edinir. İşte at, bu kimsenin aleyhine bir günahtır."
2789. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ أَيُّوبَ، يُحَدِّثُ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عُلَىِّ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خَيْرُ الْخَيْلِ الأَدْهَمُ الأَقْرَحُ الْمُحَجَّلُ الأَرْثَمُ طَلْقُ الْيَدِ الْيُمْنَى فَإِنْ لَمْ يَكُنْ أَدْهَمَ فَكُمَيْتٌ عَلَى هَذِهِ الشِّيَةِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Vehb b. Cerîr anlattı. Bize babam anlattı. O şöyle dedi: Yahya b. Eyyûb'u, Yezîd b. Ebî Habîb'den, o Alî b. Rabâh'tan, o da Ebû Katâde el-Ensârî'den naklederken işittim. (Ebû Katâde dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Atların en hayırlısı; siyah (edhem), alnı sakar (akrah), sekili (ayakları beyaz/muhaccel), üst dudağı beyaz (ersem) ve sağ ön ayağı seki olmayan (talku'l-yed) attır. Eğer siyah değilse, bu nişanlara sahip yağız (kumeyt) olandır."
2790. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سَلْمِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ النَّخَعِيِّ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَكْرَهُ الشِّكَالَ مِنَ الْخَيْلِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Süfyân'dan, o Selm b. Abdurrahman en-Nehaî'den, o Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem atlarda şikâl (denilen nişan)den hoşlanmazdı.
2791. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عُمَيْرٍ، عِيسَى بْنُ مُحَمَّدٍ الرَّمْلِيُّ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ رَوْحٍ الدَّارِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عُقْبَةَ الْقَاضِي، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ ارْتَبَطَ فَرَسًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ عَالَجَ عَلَفَهُ بِيَدِهِ كَانَ لَهُ بِكُلِّ حَبَّةٍ حَسَنَةٌ " .
Bize Ebu Umeyr Îsâ b. Muhammed er-Remlî anlattı. Bize Ahmed b. Yezîd b. Ravh ed-Dârî anlattı. O Muhammed b. Ukbe el-Kâdî'den, o babasından, o dedesinden, o da Temîm ed-Dârî'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Her kim Allah yolunda bir at bağlar (besler), sonra da yemini kendi eliyle verirse, (o yemin) her tanesi karşılığında kendisine bir hasene vardır."
2792. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ يُخَامِرَ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ رَجُلٍ مُسْلِمٍ فُوَاقَ نَاقَةٍ وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ " .
Bize Bişr b. Âdem anlattı. Bize Dahhâk b. Mahled anlattı. Bize İbn Cüreyc anlattı. Bize Süleyman b. Mûsâ anlattı. Bize Mâlik b. Yuhâmir anlattı. Bize Muâz b. Cebel anlattı. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Müslüman bir adamdan her kim, bir deve sağılacak süre kadar (bile olsa) Allah Azze ve Celle yolunda savaşırsa, cennet ona vacip olur."
2793. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا دَيْلَمُ بْنُ غَزْوَانَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ حَضَرْتُ حَرْبًا فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ يَا نَفْسِ أَلاَ أَرَاكِ تَكْرَهِينَ الْجَنَّهْ أَحْلِفُ بِاللَّهِ لَتَنْزِلِنَّهْ طَائِعَةً أَوْ لَتُكْرَهِنَّهْ
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Affân anlattı. Bize Deylem b. Ğazvân anlattı. Bize Sâbit anlattı. O Enes b. Mâlik'ten nakletti. O şöyle dedi: Bir savaşa katıldım. (Orada) Abdullah b. Revâha şöyle diyordu: "Ey nefsim! Görüyorum ki cenneti kerih görüyorsun. Allah'a yemin olsun ki, oraya ya isteyerek ineceksin, ya da zorla!"
2794. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الْجِهَادِ أَفْضَلُ قَالَ " مَنْ أُهْرِيقَ دَمُهُ وَعُقِرَ جَوَادُهُ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ya'lâ b. Ubeyd anlattı. Bize Haccâc b. Dînâr anlattı. O Muhammed b. Zekvân'dan, o Şehr b. Havşeb'den, o da Amr b. Abese'den nakletti. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Hangi cihad daha faziletlidir?" dedim. Şöyle buyurdu: "(Sahibinin) kanı dökülen ve atı yaralanan(ın cihadı)."
2795. Hadis
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، وَأَحْمَدُ بْنُ ثَابِتٍ الْجَحْدَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مَجْرُوحٍ يُجْرَحُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ - وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَنْ يُجْرَحُ فِي سَبِيلِهِ - إِلاَّ جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَجُرْحُهُ كَهَيْئَتِهِ يَوْمَ جُرِحَ وَاللَّوْنُ لَوْنُ دَمٍ وَالرِّيحُ رِيحُ مِسْكٍ " .
Bize Bişr b. Âdem ve Ahmed b. Sâbit el-Cahderî anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Safvân b. Îsâ anlattı. Bize Muhammed b. Aclân anlattı. O Ka'kâ' b. Hakîm'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolunda yaralanan hiçbir kimse yoktur ki -ki Allah kendi yolunda kimin yaralandığını en iyi bilendir- Kıyamet Günü, yarası vurulduğu günkü haliyle gelmesin. Rengi kan rengidir, kokusu ise misk kokusudur."
2796. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يَقُولُ دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الأَحْزَابِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ سَرِيعَ الْحِسَابِ اهْزِمِ الأَحْزَابَ اللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı. Bize Ya'lâ b. Ubeyd anlattı. Bana İsmail b. Ebî Hâlid anlattı. Ben Abdullah b. Ebî Evfâ'yı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Hendek Savaşı'nda) Ahzâb'a (müttefik düşman ordularına) beddua etti ve şöyle dedi: "Ey Kitab'ı indiren ve hesabı çabuk gören Allah'ım! Ahzâb'ı hezimete uğrat! Allah'ım, onları hezimete uğrat ve onları sars!"
2797. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَأَحْمَدُ بْنُ عِيسَى الْمِصْرِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي أَبُو شُرَيْحٍ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُرَيْحٍ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ مِنْ قَلْبِهِ بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ " .
Bize Harmele b. Yahyâ ve Ahmed b. Îsâ el-Mısriyyân anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Ebû Şureyh Abdurrahman b. Şureyh anlattı. O Sehl b. Ebî Umâme b. Sehl b. Huneyf'ten, o babasından, o da dedesinden nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim sıdk ile (samimiyetle) kalbinden şehitliği isterse; Allah onu yatağında ölse bile şehitlerin mertebelerine ulaştırır."
2798. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي زَيْنَبَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذُكِرَ الشُّهَدَاءُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لاَ تَجِفُّ الأَرْضُ مِنْ دَمِ الشَّهِيدِ حَتَّى تَبْتَدِرَهُ زَوْجَتَاهُ كَأَنَّهُمَا ظِئْرَانِ أَضَلَّتَا فَصِيلَيْهِمَا فِي بَرَاحٍ مِنَ الأَرْضِ وَفِي يَدِ كُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا حُلَّةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize İbn Ebî Adî anlattı. O İbn Avn'dan, o Hilâl b. Ebî Zeyneb'den, o Şehr b. Havşeb'den, o da Ebû Hureyre'den nakletti. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (şöyle nakletti): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında şehitler zikredildi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Şehidin kanı yerden kurumadan, iki (cennet) eşi ona doğru koşuşurlar. Tıpkı yavrularını arazide kaybetmiş iki emzikli deve gibi (heyecanla gelirler). Onlardan her birinin elinde, dünyadan ve içindekilerden daha hayırlı bir elbise vardır."
2799. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنِي بَحِيرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لِلشَّهِيدِ عِنْدَ اللَّهِ سِتُّ خِصَالٍ يُغْفَرُ لَهُ فِي أَوَّلِ دَفْعَةٍ مِنْ دَمِهِ وَيُرَى مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ وَيُجَارُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَيَأْمَنُ مِنَ الْفَزَعِ الأَكْبَرِ وَيُحَلَّى حُلَّةَ الإِيمَانِ وَيُزَوَّجُ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ وَيُشَفَّعُ فِي سَبْعِينَ إِنْسَانًا مِنْ أَقَارِبِهِ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize İsmail b. Ayyâş anlattı. Bana Bahîr b. Sa'd anlattı. O Hâlid b. Ma'dân'dan, o Mikdâm b. Ma'dîkerib'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den nakletti. Efendimiz şöyle buyurdu: "Allah katında şehit için altı haslet vardır: Kanının ilk damlası ile günahları bağışlanır, cennetteki yeri kendisine gösterilir, kabir azabından korunur, en büyük korkudan emin olur, iman elbisesi giydirilir, hûr-i 'în ile evlendirilir ve akrabalarından yetmiş kişi hakkında şefaatçi kılınır."
2800. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحَرَامِيُّ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَرَامِيُّ الأَنْصَارِيُّ، سَمِعْتُ طَلْحَةَ بْنَ خِرَاشٍ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ لَمَّا قُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ حَرَامٍ يَوْمَ أُحُدٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا جَابِرُ أَلاَ أُخْبِرُكَ مَا قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لأَبِيكَ " . قُلْتُ بَلَى . قَالَ " مَا كَلَّمَ اللَّهُ أَحَدًا إِلاَّ مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ وَكَلَّمَ أَبَاكَ كِفَاحًا . فَقَالَ يَا عَبْدِي تَمَنَّ عَلَىَّ أُعْطِكَ . قَالَ يَا رَبِّ تُحْيِينِي فَأُقْتَلُ فِيكَ ثَانِيَةً . قَالَ إِنَّهُ سَبَقَ مِنِّي أَنَّهُمْ إِلَيْهَا لاَ يُرْجَعُونَ . قَالَ يَا رَبِّ فَأَبْلِغْ مَنْ وَرَائِي . فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ هَذِهِ الآيَةَ {وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا} " . الآيَةَ كُلَّهَا .
Bize İbrahim b. el-Münzir el-Harâmî anlattı. Bize Mûsâ b. İbrahim el-Harâmî el-Ensârî anlattı. Ben Talha b. Hırâş'ı işittim. O, Câbir b. Abdullah'ı şöyle derken işitmiş: Uhud günü Abdullah b. Amr b. Harâm öldürülünce Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Câbir! Allah Azze ve Celle'nin babana ne dediğini sana haber vereyim mi?" Ben: "Evet," dedim. Buyurdu ki: "Allah hiç kimseyle (arada) bir perde olmaksızın konuşmamıştır. Ancak senin babanla yüz yüze konuştu. Buyurdu ki: 'Ey kulum! Benden dile (ne dilersen), sana vereyim.' (Baban) dedi ki: 'Ey Rabbim! Beni dirilt ki, senin uğrunda ikinci defa öldürüleyim.' (Allah) buyurdu ki: 'Benim katımda; onların (dünyaya) geri dönmeyeceklerine dair hüküm geçmiştir.' (Baban) dedi ki: 'Ey Rabbim! O halde arkamda kalanlara (durumumu) tebliğ et.' Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şu ayeti indirdi: { وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا } 'Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma...'" (Resûlullah) ayetin tamamını (okudu).
2801. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، فِي قَوْلِهِ {وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ} قَالَ أَمَا إِنَّا سَأَلْنَا عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ " أَرْوَاحُهُمْ كَطَيْرٍ خُضْرٍ تَسْرَحُ فِي الْجَنَّةِ فِي أَيِّهَا شَاءَتْ ثُمَّ تَأْوِي إِلَى قَنَادِيلَ مُعَلَّقَةٍ بِالْعَرْشِ فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَلِكَ إِذِ اطَّلَعَ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ اطِّلاَعَةً فَيَقُولُ سَلُونِي مَا شِئْتُمْ . قَالُوا رَبَّنَا وَمَاذَا نَسْأَلُكَ وَنَحْنُ نَسْرَحُ فِي الْجَنَّةِ فِي أَيِّهَا شِئْنَا فَلَمَّا رَأَوْا أَنَّهُمْ لاَ يُتْرَكُونَ مِنْ أَنْ يَسْأَلُوا قَالُوا نَسْأَلُكَ أَنْ تَرُدَّ أَرْوَاحَنَا فِي أَجْسَادِنَا إِلَى الدُّنْيَا حَتَّى نُقْتَلَ فِي سَبِيلِكَ . فَلَمَّا رَأَى أَنَّهُمْ لاَ يَسْأَلُونَ إِلاَّ ذَلِكَ تُرِكُوا " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. Bize A'meş anlattı. O Abdullah b. Mürre'den, o Mesrûk'tan, o da Abdullah (b. Mes'ûd)'dan nakletti. (Abdullah), { وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ } "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rızıklanırlar" ayeti hakkında şöyle dedi: Dikkat edin! Biz bunu (Resûlullah'a) sorduk. Şöyle buyurdu: "Onların ruhları yeşil kuşlar gibidir. Cennette diledikleri yerde dolaşırlar, sonra Arş'a asılı kandillere sığınırlar. Onlar bu haldeyken Rabbin onlara bir yönelişle yöneldi ve buyurdu ki: 'Benden dilediğinizi isteyin.' Dediler ki: 'Rabbimiz! Senden ne isteyelim? Biz cennette dilediğimiz yerde dolaşıyoruz.' Kendilerinden bir şey istemeden bırakılmayacaklarını anlayınca dediler ki: 'Senden, ruhlarımızı bedenlerimize (dünyaya) geri döndürmeni, böylece senin yolunda (tekrar) öldürülmemizi istiyoruz.' (Allah) onların bundan başka bir şey istemeyeceklerini görünce, (kendi hallerine) bırakıldılar."
2802. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، وَبِشْرُ بْنُ آدَمَ، قَالُوا حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا يَجِدُ الشَّهِيدُ مَسَّ الْقَتْلِ إِلاَّ كَمَا يَجِدُ أَحَدُكُمْ مَسَّ الْقَرْصَةِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr, Ahmed b. İbrahim ed-Devrakî ve Bişr b. Âdem anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Safvân b. Îsâ anlattı. Bize Muhammed b. Aclân haber verdi. O Ka'kâ' b. Hakîm'den, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şehit, öldürülme acısını ancak sizden birinin karınca ısırığından duyduğu acı kadar duyar."
2803. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أَبِي الْعُمَيْسِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَتِيكٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّهُ مَرِضَ فَأَتَاهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُهُ فَقَالَ قَائِلٌ مِنْ أَهْلِهِ إِنْ كُنَّا لَنَرْجُو أَنْ تَكُونَ وَفَاتُهُ قَتْلَ شَهَادَةٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ شُهَدَاءَ أُمَّتِي إِذًا لَقَلِيلٌ الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ شَهَادَةٌ وَالْمَطْعُونُ شَهَادَةٌ وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهَادَةٌ - يَعْنِي الْحَامِلَ - وَالْغَرِقُ وَالْحَرِقُ وَالْمَجْنُوبُ - يَعْنِي ذَاتَ الْجَنْبِ - شَهَادَةٌ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Ebu'l-Umeys'ten, o Abdullah b. Abdullah b. Câbir b. Atîk'ten, o babasından, o da dedesinden nakletti. (Dedesi) hastalanmıştı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu ziyarete geldi. Ailesinden biri: "Biz onun vefatının, Allah yolunda şehit edilerek olmasını umuyorduk," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "O takdirde ümmetimin şehitleri çok az olurdu! Allah yolunda öldürülmek şehitliktir. Taun (veba) hastalığından ölmek şehitliktir. 'Bicum'in' ölen kadın -yani hamileyken ölen- şehittir. Suda boğulan, yanarak ölen ve zâtü'l-cenb hastalığından ölen şehittir."
2804. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَا تَقُولُونَ فِي الشَّهِيدِ فِيكُمْ " . قَالُوا الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ . قَالَ " إِنَّ شُهَدَاءَ أُمَّتِي إِذًا لَقَلِيلٌ مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ مَاتَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ وَالْمَطْعُونُ شَهِيدٌ " . قَالَ سُهَيْلٌ وَأَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مِقْسَمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، وَزَادَ، فِيهِ " وَالْغَرِقُ شَهِيدٌ " .
Bize Muhammed b. Abdulmelik b. Ebi'ş-Şevârib anlattı. Bize Abdulazîz b. el-Muhtâr anlattı. Bize Süheyl anlattı. O babasından, o da Ebû Hureyre'den nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Aranızda kimi şehit sayıyorsunuz?" (Sahabeler): "Allah yolunda öldürüleni," dediler. Buyurdu ki: "O takdirde ümmetimin şehitleri gerçekten az olurdu. Kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir. Kim Allah yolunda (normal eceliyle) ölürse o da şehittir. Karın hastalığından ölen şehittir. Taun hastalığından ölen şehittir." Süheyl dedi ki: Bana Ubeydullah b. Miksem, Ebû Sâlih'ten haber verdi ve bu hadise şunu ekledi: "Suda boğulan da şehittir."
2805. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ وَعَلَى رَأْسِهِ الْمِغْفَرُ .
Bize Hişâm b. Ammâr ve Süveyd b. Saîd anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Mâlik b. Enes anlattı. Bana Zührî anlattı. O Enes b. Mâlik'ten nakletti. (Şöyle dedi): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Fetih günü Mekke'ye girdiğinde başında miğfer vardı.
2806. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى . أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ أَخَذَ دِرْعَيْنِ كَأَنَّهُ ظَاهَرَ بَيْنَهُمَا .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Yezîd b. Husayfe'den, o da -İnşaallahu Teâlâ- Sâib b. Yezîd'den nakletti. (Şöyle dedi): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud günü iki zırh giydi; sanki ikisini üst üste giymişti.
2807. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ حَبِيبٍ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى أَبِي أُمَامَةَ فَرَأَى فِي سُيُوفِنَا شَيْئًا مِنْ حِلْيَةِ فِضَّةٍ فَغَضِبَ وَقَالَ لَقَدْ فَتَحَ الْفُتُوحَ قَوْمٌ مَا كَانَ حِلْيَةُ سُيُوفِهِمْ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَلَكِنِ الآنُكُ وَالْحَدِيدُ وَالْعَلاَبِيُّ . قَالَ أَبُو الْحَسَنِ الْقَطَّانُ الْعَلاَبِيُّ الْعَصَبُ .
Bize Abdurrahman b. İbrahim ed-Dımaşkî anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize Evzâî anlattı. Bana Süleyman b. Habîb anlattı. O şöyle dedi: Ebû Umâme'nin yanına girdik. Kılıçlarımızda gümüşten süslemeler gördü ve öfkelendi. (Sonra) şöyle dedi: "Fetihleri öyle bir topluluk gerçekleştirdi ki, onların kılıçlarının süsü altın ve gümüşten değildi. Bilakis kurşun, demir ve alâbîdendi." Ebû'l-Hasen el-Kattân dedi ki: "Alâbî, sinir demektir."
2808. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الصَّلْتِ، عَنِ ابْنِ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَنَفَّلَ سَيْفَهُ ذَا الْفِقَارِ يَوْمَ بَدْرٍ .
Bize Ebû Kureyb anlattı. Bize İbnu's-Salt anlattı. O İbn Ebî'z-Zinâd'dan, o babasından, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o da İbn Abbâs'tan nakletti. (Şöyle dedi): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Bedir günü Zülfikar (adlı) kılıcını ganimet olarak aldı.
2809. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الْخَلِيلِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ كَانَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ إِذَا غَزَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَمَلَ مَعَهُ رُمْحًا فَإِذَا رَجَعَ طَرَحَ رُمْحَهُ حَتَّى يُحْمَلَ لَهُ . فَقَالَ لَهُ عَلِيٌّ لأَذْكُرَنَّ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ " لاَ تَفْعَلْ فَإِنَّكَ إِنْ فَعَلْتَ لَمْ تُرْفَعْ ضَالَّةٌ " .
Bize Muhammed b. İsmail b. Semüre anlattı. Bize Vekî' haber verdi. O Süfyân'dan, o Ebû İshâk'tan, o Ebû'l-Halîl'den, o da Ali b. Ebî Tâlib'den nakletti. O şöyle dedi: Muğîre b. Şu'be, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gazaya çıktığında yanında bir mızrak taşırdı. Döndüğünde ise (birisi bulup) kendisine taşısın diye mızrağını (yola) atardı. Ali ona: "Bunu mutlaka Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e söyleyeceğim," dedi. (Muğîre) şöyle dedi: "Bunu yapma! Çünkü eğer yaparsan (bu yasaklanırsa), artık hiçbir yitik mal (yerden) kaldırılmaz."
2810. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، أَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُسْرٍ، عَنْ أَبِي رَاشِدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَتْ بِيَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَوْسٌ عَرَبِيَّةٌ فَرَأَى رَجُلاً بِيَدِهِ قَوْسٌ فَارِسِيَّةٌ فَقَالَ " مَا هَذِهِ أَلْقِهَا وَعَلَيْكُمْ بِهَذِهِ وَأَشْبَاهِهَا وَرِمَاحِ الْقَنَا فَإِنَّهُمَا يَزِيدُ اللَّهُ بِهِمَا فِي الدِّينِ وَيُمَكِّنُ لَكُمْ فِي الْبِلاَدِ " .
Bize Muhammed b. İsmail b. Semüre anlattı. Bize Ubeydullah b. Mûsâ haber verdi. O Eş'as b. Saîd'den, o Abdullah b. Büsr'den, o Ebû Râşid'den, o da Ali'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in elinde bir Arap yayı vardı. Elinde Fars yayı olan bir adam gördü ve şöyle buyurdu: "Bu nedir? Onu at! Sizin (kullanmanız gereken) işte budur ve benzerleridir; bir de kanâ (kamış) mızraklardır. Çünkü Allah dini(nizi) ancak bunlarla güçlendirir ve sizi beldelere bunlarla yerleştirir."
2811. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَزْرَقِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ لَيُدْخِلُ بِالسَّهْمِ الْوَاحِدِ الثَّلاَثَةَ الْجَنَّةَ صَانِعَهُ يَحْتَسِبُ فِي صَنْعَتِهِ الْخَيْرَ وَالرَّامِيَ بِهِ وَالْمُمِدَّ بِهِ " . وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ارْمُوا وَارْكَبُوا وَأَنْ تَرْمُوا أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ تَرْكَبُوا وَكُلُّ مَا يَلْهُو بِهِ الْمَرْءُ الْمُسْلِمُ بَاطِلٌ إِلاَّ رَمْيَهُ بِقَوْسِهِ وَتَأْدِيبَهُ فَرَسَهُ وَمُلاَعَبَتَهُ امْرَأَتَهُ فَإِنَّهُنَّ مِنَ الْحَقِّ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Bize Hişâm ed-Destevâî haber verdi. O Yahya b. Ebî Kesîr'den, o Ebû Sellâm'dan, o Abdullah b. el-Ezrak'tan, o da Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki Allah, tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar: Yapımında hayır (sevap) uman ustasını, onu atanı ve onu (atana) uzatanı." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (devamla) şöyle buyurdu: "Ok atın ve ata binin! Ok atmanız, ata binmenizden bana daha sevimli gelir. Müslüman kişinin eğlendiği her şey bâtıldır. Ancak; yayıyla atış yapması, atını eğitmesi ve eşiyle oynaşması müstesna. Çünkü bunlar Hakk'tandır."
2812. Hadis
حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ رَمَى الْعَدُوَّ بِسَهْمٍ فَبَلَغَ سَهْمُهُ الْعَدُوَّ أَصَابَ أَوْ أَخْطَأَ فَيَعْدِلُ رَقَبَةً " .
Bize Yûnus b. Abdil'a'lâ anlattı. Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Bana Amr b. el-Hâris haber verdi. O Süleyman b. Abdurrahman'dan, o Kâsım b. Abdurrahman'dan, o da Amr b. Abese'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim düşmana bir ok atar da oku düşmana ulaşırsa -ister isabet etsin ister etmesin- bu (onun için) bir köle (azat etmeye) denktir."
2813. Hadis
حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ الْهَمْدَانِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَى الْمِنْبَرِ " {وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ} أَلاَ وَإِنَّ الْقُوَّةَ الرَّمْىُ " ثَلاَثَ مَرَّاتٍ .
Bize Yûnus b. Abdil'a'lâ anlattı. Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. Bana Amr b. el-Hâris haber verdi. O Ebû Ali el-Hemdânî'den nakletti. O, Ukbe b. Âmir el-Cühenî'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde { وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ } "Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın" ayetini okurken işittim. (Şöyle tefsir etti): "Dikkat edin! Kuvvet, atmaktır." (Bunu) üç defa (tekrarladı).
2814. Hadis
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ نُعَيْمٍ الرُّعَيْنِيِّ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ نَهِيكٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ تَعَلَّمَ الرَّمْىَ ثُمَّ تَرَكَهُ فَقَدْ عَصَانِي " .
Bize Harmele b. Yahyâ el-Mısrî anlattı. Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. Bana İbn Lehîa haber verdi. O Osman b. Nuaym er-Ruaynî'den, o Muğîre b. Nehîk'ten nakletti. O, Ukbe b. Âmir el-Cühenî'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim atıcılığı öğrenir sonra da onu terk ederse, bana isyan etmiş olur."
2815. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِنَفَرٍ يَرْمُونَ فَقَالَ " رَمْيًا بَنِي إِسْمَاعِيلَ فَإِنَّ أَبَاكُمْ كَانَ رَامِيًا " .
Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı. Bize Abdurrazzâk anlattı. Bize Süfyân haber verdi. O A'meş'ten, o Ziyâd b. el-Husayn'dan, o Ebû'l-Âliye'den, o da İbn Abbâs'tan nakletti. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, ok atışı yapan bir grubun yanından geçti. Şöyle buyurdu: "Atın ey İsmail oğulları! Çünkü sizin babanız bir okçuydu."
2816. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ حَسَّانَ، قَالَ قَدِمْتُ الْمَدِينَةَ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَائِمًا عَلَى الْمِنْبَرِ وَبِلاَلٌ قَائِمٌ بَيْنَ يَدَيْهِ مُتَقَلِّدٌ سَيْفًا وَإِذَا رَايَةٌ سَوْدَاءُ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا قَالُوا هَذَا عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ قَدِمَ مِنْ غَزَاةٍ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Bekr b. Ayyâş anlattı. O Âsım'dan, o da Hâris b. Hassân'dan nakletti. O şöyle dedi: Medine'ye geldim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde ayakta dururken gördüm. Bilâl de kılıcını kuşanmış olarak onun önünde duruyordu. Bir de baktım ki siyah bir sancak (vardı). "Bu kimdir?" dedim. "Bu Amr b. el-Âs'tır, gazadan geldi," dediler.
2817. Hadis
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، وَعَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَمَّارٍ الدُّهْنِيِّ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضُ .
Bize Hasan b. Ali el-Hallâl ve Abde b. Abdullah anlattılar. (Şöyle) dedi(ler): Bize Yahya b. Âdem anlattı. Bize Şerîk anlattı. O Ammâr ed-Dühnî'den, o Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir b. Abdullah'tan nakletti. (Şöyle dedi): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Fetih günü Mekke'ye girdiğinde sancağı (livâsı) beyazdı.
2818. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْحَاقَ الْوَاسِطِيُّ النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَيَّانَ، سَمِعْتُ أَبَا مِجْلَزٍ، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَايَةَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ سَوْدَاءَ وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضُ .
Bize Abdullah b. İshâk el-Vâsıtî en-Nâkid anlattı. Bize Yahya b. İshâk anlattı. O Yezîd b. Hayyân'dan nakletti. (Dedi ki): Ben Ebû Miclez'i, İbn Abbâs'tan (şöyle) naklederken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sancağı (râyesi) siyah, bayrağı (livâsı) ise beyazdı.
2819. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ أَبِي عُمَرَ، - مَوْلَى أَسْمَاءَ - عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا أَخْرَجَتْ جُبَّةً مُزَرَّرَةً بِالدِّيبَاجِ فَقَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَلْبَسُ هَذِهِ إِذَا لَقِيَ الْعَدُوَّ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Abdurrahîm b. Süleyman anlattı. O Haccâc'dan, o Ebû Ömer'den, o da Esmâ bint Ebî Bekr'den nakletti. (Esmâ), düğmeleri (veya yakası) dîbâc ile işlenmiş bir cübbe çıkardı ve: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, düşmanla karşılaştığı zaman bunu giyerdi," dedi.
2820. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَنْهَى عَنِ الْحَرِيرِ، وَالدِّيبَاجِ، إِلاَّ مَا كَانَ هَكَذَا ثُمَّ أَشَارَ بِإِصْبَعِهِ ثُمَّ الثَّانِيَةِ ثُمَّ الثَّالِثَةِ ثُمَّ الرَّابِعَةِ وَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَانَا عَنْهُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Hafs b. Ğiyâs anlattı. O Âsım el-Ahvel'den, o Ebû Osman'dan, o da Ömer'den nakletti. (Ömer) ipek ve dîbâc giymeyi yasaklar; "Ancak şu kadarı müstesna," derdi. Sonra (bir) parmağıyla, sonra ikincisiyle, sonra üçüncüsüyle, sonra dördüncüsüyle işaret etti. Ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize onu yasaklardı," dedi.
2821. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ مُسَاوِرٍ، حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ عِمَامَةٌ سَوْدَاءُ قَدْ أَرْخَى طَرَفَيْهَا بَيْنَ كَتِفَيْهِ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. O Müsâvir'den nakletti. Bana Cafer b. Amr b. Hureys anlattı. O babasından nakletti. (Babası) şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, başında siyah bir sarıkla; iki ucunu omuzlarının arasına salmış olduğu halde bakıyor gibiyim.
2822. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ مَكَّةَ وَعَلَيْهِ عِمَامَةٌ سَوْدَاءُ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize Hammâd b. Seleme anlattı. O Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den nakletti. (Şöyle dedi): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Mekke'ye başında siyah bir sarık olduğu halde girdi.
2823. Hadis
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْكَرِيمِ، حَدَّثَنَا سُنَيْدُ بْنُ دَاوُدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ حَيَّانَ الرَّقِّيِّ، أَنْبَأَنَا عَلِيُّ بْنُ عُرْوَةَ الْبَارِقِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَجُلاً سَأَلَ أَبِي عَنِ الرَّجُلِ، يَغْزُو فَيَشْتَرِي وَيَبِيعُ وَيَتَّجِرُ فِي غَزْوِهِ فَقَالَ لَهُ أَبِي كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِتَبُوكَ نَشْتَرِي وَنَبِيعُ وَهُوَ يَرَانَا وَلاَ يَنْهَانَا .
Bize Ubeydullah b. Abdilkerîm anlattı. Bize Süneyd b. Dâvûd anlattı. O Hâlid b. Hayyân er-Rakkî'den, o Ali b. Urve el-Bârikî'den, o Yûnus b. Yezîd'den, o Ebû'z-Zinâd'dan, o da Hârice b. Zeyd'den nakletti. (Hârice) şöyle dedi: Bir adamın babama (Zeyd b. Sâbit'e); gazaya giden ve gazasında alışveriş yapıp ticaretle uğraşan kimse hakkında sorduğunu gördüm. Babam ona şöyle dedi: "Biz Tebük'te Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikteydik; alışveriş yapıyorduk. O bizi görüyor ve bizi yasaklamıyordu."
2824. Hadis
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ زَبَّانَ بْنِ فَائِدٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لأَنْ أُشَيِّعَ مُجَاهِدًا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأَكُفَّهُ عَلَى رَحْلِهِ غَدْوَةً أَوْ رَوْحَةً أَحَبُّ إِلَىَّ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا " .
Bize Cafer b. Müsâfir anlattı. Bize Ebû'l-Esved anlattı. Bize İbn Lehîa anlattı. O Zebbân b. Fâid'den, o Sehl b. Muâz b. Enes'ten, o da babasından nakletti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolunda (cihada çıkan) bir mücahidi uğurlamam ve sabah veya akşam bineği üzerinde ona yardımcı olmam, bana dünyadan ve içindekilerden daha sevimlidir."
2825. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ ثَوْبَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ وَرْدَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ وَدَّعَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَسْتَوْدِعُكَ اللَّهَ الَّذِي لاَ تَضِيعُ وَدَائِعُهُ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Velîd b. Müslim anlattı. Bize İbn Lehîa anlattı. O Hasan b. Sevbân'dan, o Mûsâ b. Verdân'dan, o da Ebû Hureyre'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benimle vedalaştı ve şöyle buyurdu: "Seni, emanetleri (asla) zayi olmayan Allah'a emanet ediyorum."
2826. Hadis
حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مِحْصَنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَشْخَصَ السَّرَايَا يَقُولُ لِلشَّاخِصِ " أَسْتَوْدِعُ اللَّهَ دِينَكَ وَأَمَانَتَكَ وَخَوَاتِيمَ عَمَلِكَ " .
Bize Abbâd b. el-Velîd anlattı. Bize Habbân b. Hilâl anlattı. Bize Ebû Mihsan anlattı. O İbn Ebî Leylâ'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem askeri birlikleri sefere çıkardığında, sefere çıkan kimseye şöyle derdi: "Dinini, emanetini ve amelinin sonunu Allah'a emanet ederim."
2827. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ الْعَامِلِيُّ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لأَكْثَمَ بْنِ الْجَوْنِ الْخُزَاعِيِّ " يَا أَكْثَمُ اغْزُ مَعَ غَيْرِ قَوْمِكَ يَحْسُنْ خُلُقُكَ وَتَكْرُمْ عَلَى رُفَقَائِكَ يَا أَكْثَمُ خَيْرُ الرُّفَقَاءِ أَرْبَعَةٌ وَخَيْرُ السَّرَايَا أَرْبَعُمِائَةٍ وَخَيْرُ الْجُيُوشِ أَرْبَعَةُ آلاَفٍ وَلَنْ يُغْلَبَ اثْنَا عَشَرَ أَلْفًا مِنْ قِلَّةٍ " .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Abdulmelik b. Muhammed es-San'ânî anlattı. Bize Ebû Seleme el-Âmilî anlattı. O İbn Şihâb'dan, o da Enes b. Mâlik'ten nakletti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Eksem b. el-Cevn el-Huzâî'ye şöyle buyurdu: "Ey Eksem! Kendi kavminden başkasıyla (birlikte) gazaya çık ki ahlakın güzelleşsin ve arkadaşlarına karşı ikram sahibi olasın. Ey Eksem! Arkadaşların en hayırlısı dört kişidir. Seriyyelerin en hayırlısı dört yüz kişidir. Orduların en hayırlısı dört bin kişidir. On iki bin kişilik bir ordu ise asla azlıktan dolayı yenilmez."
2828. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كُنَّا نَتَحَدَّثُ أَنَّ أَصْحَابَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانُوا يَوْمَ بَدْرٍ ثَلاَثَمِائَةٍ وَبِضْعَةَ عَشَرَ عَلَى عِدَّةِ أَصْحَابِ طَالُوتَ مَنْ جَازَ مَعَهُ النَّهَرَ وَمَا جَازَ مَعَهُ إِلاَّ مُؤْمِنٌ .
Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Bize Ebû Âmir anlattı. Bize Süfyân anlattı. O Ebû İshâk'tan, o da Berâ b. Âzib'den nakletti. O şöyle dedi: Biz aramızda, Bedir günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabının sayısının üç yüz on küsur olduğunu konuşurduk. Bu sayı, Tâlût'un ashabından onunla birlikte nehri geçenlerin sayısına denktir. Onunla birlikte nehri müminden başkası geçmemiştir.
2829. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنِ ابْنِ لَهِيعَةَ، أَخْبَرَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ لَهِيعَةَ بْنِ عُقْبَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا الْوَرْدِ، صَاحِبَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ إِيَّاكُمْ وَالسَّرِيَّةَ الَّتِي إِنْ لَقِيَتْ فَرَّتْ وَإِنْ غَنِمَتْ غَلَّتْ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı. O İbn Lehîa'dan, o Yezîd b. Ebî Habîb'den, o Lehîa b. Ukbe'den nakletti. (Lehîa) şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından Ebu'l-Verd'i şöyle derken işittim: "Şu seriyyeden sakının ki; (düşmanla) karşılaştığında kaçar, ganimet elde ettiğinde ise (ondan) çalar."
2830. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ هُلْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ طَعَامِ النَّصَارَى فَقَالَ " لاَ يَخْتَلِجَنَّ فِي صَدْرِكَ طَعَامٌ ضَارَعْتَ فِيهِ نَصْرَانِيَّةً " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Vekî' anlattı. O Süfyân'dan, o Simâk b. Harb'den, o Kabîsa b. Hülb'den, o da babasından nakletti. (Babası) şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Hristiyanların yemeğini sordum. Şöyle buyurdu: "Hristiyanlara benzediğin (onların yediğinden yediğin) bir yemekten dolayı göğsünde bir şüphe dolaşmasın."
2831. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو فَرْوَةَ، يَزِيدُ بْنُ سِنَانٍ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ، رُوَيْمٍ اللَّخْمِيُّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، - قَالَ وَلَقِيَهُ وَكَلَّمَهُ - قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُدُورُ الْمُشْرِكِينَ نَطْبُخُ فِيهَا قَالَ " لاَ تَطْبُخُوا فِيهَا " . قُلْتُ فَإِنِ احْتَجْنَا إِلَيْهَا فَلَمْ نَجِدْ مِنْهَا بُدًّا قَالَ " فَارْحَضُوهَا رَحْضًا حَسَنًا ثُمَّ اطْبُخُوا وَكُلُوا " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. Bana Ebû Ferve Yezîd b. Sinan anlattı. Bana Urve b. Ruveym el-Lahmî, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den -ki Urve, Ebû Sa'lebe ile karşılaştığını ve konuştuğunu söyledi- nakletti. (Ebû Sa'lebe) şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve ona sordum. "Ey Allah'ın Resûlü! Müşriklerin tencereleri (var); onlarda yemek pişirebilir miyiz?" dedim. "Onlarda pişirmeyin," buyurdu. "Eğer onlara muhtaç oluruz da başka (kap) bulamazsak (ne yapalım)?" dedim. "Onları güzelce yıkayın, sonra pişirin ve yiyin," buyurdu.
2832. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ نِيَارٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّا لاَ نَسْتَعِينُ بِمُشْرِكٍ " . قَالَ عَلِيٌّ فِي حَدِيثِهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ أَوْ زَيْدٍ .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Vekî' anlattı. Bize Mâlik b. Enes, Abdullah b. Yezîd'den, o Niyâr'dan, o Urve b. ez-Zübeyr'den, o da Âişe'den nakletti. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Biz (savaşta) müşrikten yardım istemeyiz." Ali (b. Muhammed) hadisinde: "(Râvi adı) Abdullah b. Yezîd veya Zeyd'dir," dedi.
2833. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْحَرْبُ خُدْعَةٌ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı. Bize Yûnus b. Bükeyr anlattı. O Muhammed b. İshâk'tan, o Yezîd b. Rûmân'dan, o Urve'den, o da Âişe'den nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Harp (savaş), hiledir."
2834. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ مَطَرِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْحَرْبُ خُدْعَةٌ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr anlattı. Bize Yûnus b. Bükeyr anlattı. O Matar b. Meymûn'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Harp, hiledir."
2835. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، وَحَفْصُ بْنُ عَمْرٍو، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ الرُّمَّانِيِّ، - قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ هُوَ يَحْيَى بْنُ الأَسْوَدِ - عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يُقْسِمُ لَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَاتُ فِي هَؤُلاَءِ الرَّهْطِ السِّتَّةِ يَوْمَ بَدْرٍ {هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ} إِلَى قَوْلِهِ: { إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ} فِي حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَعَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَعُبَيْدَةَ بْنِ الْحَارِثِ وَعُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَشَيْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ اخْتَصَمُوا فِي الْحُجَجِ يَوْمَ بَدْرٍ .
Bize Yahya b. Hakîm ve Hafs b. Amr anlattılar. Onlar dediler ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. (H) Ve bize Muhammed b. İsmail anlattı. Bize Vekî' haber verdi. Onlar (Abdurrahman ve Vekî') dediler ki: Bize Süfyân anlattı. O Ebû Hâşim er-Rummânî'den -ki Ebû Abdullah, onun Yahya b. Esved olduğunu söyledi-, o Ebû Miclez'den, o Kays b. Ubâd'dan, o da Ebû Zer'den nakletti. (Kays) şöyle dedi: Ben Ebû Zer'i yemin ederek şöyle derken işittim: "{Şu iki hasım, Rableri hakkında çekişip-duruşmuşlardır...}" ayetinden, "{...Şüphesiz Allah, dilediğini yapar}" kavline kadar olan bu ayetler, Bedir günü şu altı kişi hakkında inmiştir: Hamza b. Abdilmuttalib, Ali b. Ebî Tâlib, Ubeyde b. el-Hâris ile Utbe b. Rabîa, Şeybe b. Rabîa ve Velîd b. Utbe. Onlar Bedir günü (haklı olduklarına dair) deliller hususunda çekişmişlerdi."
2836. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الْعُمَيْسِ، وَعِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَارَزْتُ رَجُلاً فَقَتَلْتُهُ فَنَفَّلَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَلَبَهُ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. Bize Ebu'l-Umeys ve İkrime b. Ammâr anlattı. Onlar İyâs b. Seleme b. el-Ekvâ'dan, o da babasından nakletti. (Babası) şöyle dedi: Bir adamla mübareze ettim ve onu öldürdüm. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onun üzerindeki eşyaları bana ganimet olarak verdi.
2837. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ كَثِيرِ بْنِ أَفْلَحَ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَفَّلَهُ سَلَبَ قَتِيلٍ قَتَلَهُ يَوْمَ حُنَيْنٍ .
Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi. O Yahya b. Saîd'den, o Ömer b. Kesîr b. Eflah'tan, o Ebû Katâde'nin azatlısı Ebû Muhammed'den, o da Ebû Katâde'den nakletti. (Şöyle dedi): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Huneyn günü öldürdüğü bir maktulün üzerindeki eşyaları ona ganimet olarak verdi.
2838. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مَالِكٍ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ ابْنِ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَتَلَ فَلَهُ السَّلَبُ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Muâviye anlattı. Bize Ebû Mâlik el-Eşcaî anlattı. O Nuaym b. Ebî Hind'den, o İbn Semüre b. Cündüb'den, o da babasından nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim (bir düşmanı) öldürürse, onun üzerindeki eşyalar onundur."
2839. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الصَّعْبُ بْنُ جَثَّامَةَ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَهْلِ الدَّارِ مِنَ الْمُشْرِكِينَ يُبَيَّتُونَ فَيُصَابُ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ قَالَ " هُمْ مِنْهُمْ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. O Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah'tan, o da İbn Abbâs'tan nakletti. İbn Abbas dedi ki: Bize Sa'b b. Cessâme anlattı. O şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e, müşriklerden gece baskınına uğrayıp da kadınları ve çocukları öldürülen hane halkı hakkında soruldu. Buyurdu ki: "Onlar da onlardandır."
2840. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ أَبِي بَكْرٍ هَوَازِنَ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْنَا مَاءً لِبَنِي فَزَارَةَ فَعَرَّسْنَا حَتَّى إِذَا كَانَ عِنْدَ الصُّبْحُ شَنَنَّاهَا عَلَيْهِمْ غَارَةً فَأَتَيْنَا أَهْلَ مَاءٍ فَبَيَّتْنَاهُمْ فَقَتَلْنَاهُمْ تِسْعَةً أَوْ سَبْعَةَ أَبْيَاتٍ .
Bize Muhammed b. İsmail anlattı. Bize Vekî' haber verdi. O İkrime b. Ammâr'dan, o İyâs b. Seleme b. el-Ekvâ'dan, o da babasından nakletti. (Babası) şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Ebû Bekr ile birlikte Hevâzin'e gazaya çıktık. Benî Fezâre'ye ait bir suya geldik ve mola verdik. Sabah olunca onlara bir baskın düzenledik. Su kenarındaki halkın üzerine vardık; onlara gece baskını yaptık ve onlardan dokuz veya yedi aileyi öldürdük.
2841. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَنْبَأَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى امْرَأَةً مَقْتُولَةً فِي بَعْضِ الطَّرِيقِ فَنَهَى عَنْ قَتْلِ النِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ .
Bize Yahya b. Hakîm anlattı. Bize Osman b. Ömer anlattı. Bize Mâlik b. Enes haber verdi. (O) Nâfi’den, (o da) İbn Ömer’den (nakletmiştir): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yolun bir kısmında öldürülmüş bir kadın gördü; bunun üzerine kadınların ve çocukların öldürülmesini yasakladı.
2842. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الْمُرَقَّعِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيْفِيٍّ، عَنْ حَنْظَلَةَ الْكَاتِبِ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَمَرَرْنَا عَلَى امْرَأَةٍ مَقْتُولَةٍ قَدِ اجْتَمَعَ عَلَيْهَا النَّاسُ فَأَفْرَجُوا لَهُ فَقَالَ (مَا كَانَتْ هَذِهِ تُقَاتِلُ فِيمَنْ يُقَاتِلُ) . ثُمَّ قَالَ لِرَجُلٍ (انْطَلِقْ إِلَى خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ فَقُلْ لَهُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُكَ يَقُولُ لاَ تَقْتُلَنَّ ذُرِّيَّةً وَلاَ عَسِيفًا). حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الْمُرَقَّعِ، عَنْ جَدِّهِ، رَبَاحِ بْنِ الرَّبِيعِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ. قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ يُخْطِئُ الثَّوْرِيُّ فِيهِ.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Vekî’ anlattı. (O) Süfyân’dan, (o) Ebû’z-Zinâd’dan, (o) Murakka’ b. Abdillah b. Sayfî’den, (o da) Hanzale el-Kâtib’den (nakletmiştir). Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte savaşa çıktık. Öldürülmüş bir kadının yanına uğradık ki insanlar onun başına toplanmıştı. (İnsanlar) onun (Resûlullah'ın) için yolu açtılar. (Resûlullah) şöyle buyurdu: “Bu kadın savaşanların içinde savaşıyor değildi.” Sonra bir adama şöyle buyurdu: “Hâlid b. Velîd’e git ve ona de ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana emrediyor (ve) şöyle buyuruyor: Zürriyeti (çocukları) ve ücretle tutulmuş işçiyi (asîf) sakın öldürme!” Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı. Bize Kuteybe anlattı. Bize Muğîre b. Abdurrahmân anlattı. (O) Ebû’z-Zinâd’dan, (o) Murakka’dan, (o da) dedesi Rabâh b. er-Rabî’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederek) bunun (önceki hadisin) benzerini (anlattı). Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dedi ki: Sevrî (Süfyân) bu (isnad)da hata etmektedir.
2843. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ صَالِحِ بْنِ أَبِي الأَخْضَرِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى قَرْيَةٍ يُقَالُ لَهَا أُبْنَى فَقَالَ " ائْتِ أُبْنَى صَبَاحًا ثُمَّ حَرِّقْ " .
Bize Muhammed b. İsmail b. Semure anlattı. Bize Vekî' anlattı. O Salih b. Ebu'l-Ahdar'dan, o Zührî'den, o Urve b. Zübeyr'den, o da Üsâme b. Zeyd'den rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni Übna denilen bir köye gönderdi ve şöyle buyurdu: "Übna'ya sabahleyin var, sonra (orayı) ateşe ver."
2844. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَرَّقَ نَخْلَ بَنِي النَّضِيرِ وَقَطَعَ . وَهِيَ الْبُوَيْرَةُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {مَا قَطَعْتُمْ مِنْ لِينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَائِمَةً } الآيَةَ .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. O Nâfi'den, o da İbn Ömer'den rivayet ettiğine göre: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Benî Nadîr'in hurmalıklarını yaktı ve kesti. Orası Buveyre idi. Bunun üzerine Allah azze ve celle şu ayeti indirdi: { مَا قَطَعْتُمْ مِنْ لِينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَائِمَةً } "Herhangi bir hurma ağacını kestinizse veya kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa..."
2845. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَرَّقَ نَخْلَ بَنِي النَّضِيرِ وَقَطَعَ . وَفِيهِ يَقُولُ شَاعِرُهُمْ فَهَانَ عَلَى سَرَاةِ بَنِي لُؤَىٍّ حَرِيقٌ بِالْبُوَيْرَةِ مُسْتَطِيرُ
Bize Abdullah b. Said anlattı. Bize Ukbe b. Halid anlattı. (O) Ubeydullah'tan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den naklettiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Benî Nadîr'in hurma ağaçlarını yaktı ve kesti. Onların şairi bu konuda şöyle diyordu: Büveyre'deki o yayılan yangın, Benî Lüeyy'in ileri gelenlerine (hiç de) zor gelmedi (onlar bunu önemsemedi).
2846. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ أَبِي بَكْرٍ هَوَازِنَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَفَّلَنِي جَارِيَةً مِنْ بَنِي فَزَارَةَ مِنْ أَجْمَلِ الْعَرَبِ عَلَيْهَا قِشْعٌ لَهَا فَمَا كَشَفْتُ لَهَا عَنْ ثَوْبٍ حَتَّى أَتَيْتُ الْمَدِينَةَ فَلَقِيَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي السُّوقِ فَقَالَ " لِلَّهِ أَبُوكَ هَبْهَا لِي " . فَوَهَبْتُهَا لَهُ فَبَعَثَ بِهَا فَفَادَى بِهَا أُسَارَى مِنْ أُسَارَى الْمُسْلِمِينَ كَانُوا بِمَكَّةَ .
Bize Ali b. Muhammed ve Muhammed b. İsmail anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. (O) İkrime b. Ammâr'dan, (o) İyâs b. Seleme b. el-Ekvâ'dan, (o da) babasından nakletti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında Ebû Bekir ile birlikte Hevâzin'e (karşı) savaştık. (Ebû Bekir) bana ganimetten, Arapların en güzellerinden Benî Fezâre'li bir cariye verdi. Üzerinde (eski) bir deri elbisesi vardı. Medine'ye gelinceye kadar onun elbisesini açmadım (ona dokunmadım). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem çarşıda benimle karşılaştı ve şöyle buyurdu: 'Allah babana hayır versin, onu bana hibe et.' Ben de onu kendisine hibe ettim. (Resûlullah) onu gönderdi ve onunla Mekke'deki Müslüman esirlerden bazılarını fidye karşılığı kurtardı (takas etti).
2847. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ ذَهَبَتْ فَرَسٌ لَهُ فَأَخَذَهَا الْعَدُوُّ فَظَهَرَ عَلَيْهِمُ الْمُسْلِمُونَ فَرُدَّ عَلَيْهِ فِي زَمَنِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ وَأَبَقَ عَبْدٌ لَهُ فَلَحِقَ بِالرُّومِ فَظَهَرَ عَلَيْهِمُ الْمُسْلِمُونَ فَرَدَّهُ عَلَيْهِ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Abdullah b. Nümeyr anlattı. (O) Ubeydullah'tan, (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den nakletti. (İbn Ömer) dedi ki: "Onun bir atı kaçtı ve düşman onu yakaladı. Sonra Müslümanlar onlara (düşmana) galip geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında (at) ona geri verildi." (İbn Ömer) dedi ki: "Yine onun bir kölesi kaçtı ve Rumlara (Bizanslılara) katıldı. Sonra Müslümanlar onlara galip geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in vefatından sonra Hâlid b. el-Velîd (o köleyi) ona geri verdi."
2848. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ تُوُفِّيَ رَجُلٌ مِنْ أَشْجَعَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " صَلُّوا عَلَى صَاحِبِكُمْ " . فَأَنْكَرَ النَّاسُ ذَلِكَ وَتَغَيَّرَتْ لَهُ وُجُوهُهُمْ فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَالَ " إِنَّ صَاحِبَكُمْ غَلَّ فِي سَبِيلِ اللَّهِ " . قَالَ زَيْدٌ فَالْتَمَسُوا فِي مَتَاعِهِ فَإِذَا خَرَزَاتٌ مِنْ خَرَزِ يَهُودَ مَا تُسَاوِي دِرْهَمَيْنِ .
Bize Muhammed b. Rumh anlattı. Bize Leys b. Sa'd haber verdi. (O) Yahya b. Said'den, (o) Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, (o) Ebû Amra'dan, (o da) Zeyd b. Hâlid el-Cühenî'den nakletti. Dedi ki: "Hayber'de Eşca' (kabilesin)den bir adam öldü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Arkadaşınızın cenaze namazını kılın,' buyurdu. İnsanlar bunu yadırgadı (garipsedi) ve yüzlerinin rengi değişti. (Peygamber) bunu görünce şöyle buyurdu: 'Şüphesiz arkadaşınız Allah yolunda (cihad malından) çaldı (gulûl yaptı).'" Zeyd dedi ki: "Bunun üzerine eşyasını aradılar ve Yahudi boncuklarından, iki dirhem bile etmeyen boncuklar buldular."
2849. Hadis
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ كَانَ عَلَى ثَقَلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ كِرْكِرَةُ . فَمَاتَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هُوَ فِي النَّارِ " . فَذَهَبُوا يَنْظُرُونَ فَوَجَدُوا عَلَيْهِ كِسَاءً أَوْ عَبَاءَةً قَدْ غَلَّهَا .
Bize Hişâm b. Ammâr anlattı. Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı. (O) Amr b. Dînâr'dan, (o) Sâlim b. Ebi'l-Ca'd'dan, (o da) Abdullah b. Amr'dan nakletti. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşyalarının (mühimmatının) başında duran, Kirkira adında bir adam vardı. Bu adam öldü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'O, ateştedir,' buyurdu. Gidip (eşyalarına) baktılar ve (ganimetten) çaldığı bir elbise veya bir abâ buldular."
2850. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ أَبِي سِنَانٍ، عِيسَى بْنِ سِنَانٍ عَنْ يَعْلَى بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ حُنَيْنٍ إِلَى جَنْبِ بَعِيرٍ مِنَ الْمَقَاسِمِ ثُمَّ تَنَاوَلَ شَيْئًا مِنَ الْبَعِيرِ فَأَخَذَ مِنْهُ قَرَدَةً - يَعْنِي وَبَرَةً - فَجَعَلَ بَيْنَ إِصْبَعَيْهِ ثُمَّ قَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ هَذَا مِنْ غَنَائِمِكُمْ أَدُّوا الْخَيْطَ وَالْمِخْيَطَ فَمَا فَوْقَ ذَلِكَ فَمَا دُونَ ذَلِكَ فَإِنَّ الْغُلُولَ عَارٌ عَلَى أَهْلِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَشَنَارٌ وَنَارٌ " .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Ebû Üsâme anlattı. (O) Ebû Sinân Îsâ b. Sinân'dan, (o) Ya'lâ b. Şeddâd'dan, (o da) Ubâde b. es-Sâmit'ten nakletti. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huneyn günü ganimet mallarından bir devenin yanında bize namaz kıldırdı. Sonra deveden bir şey aldı -yani bir tüy yumağı aldı- ve onu iki parmağının arasına koyup şöyle buyurdu: 'Ey İnsanlar! Şüphesiz bu, sizin ganimetlerinizdendir. İğneyi ve ipliği, bundan daha büyüğünü ve daha küçüğünü geri verin (teslim edin). Çünkü ganimetten çalmak (gulûl), Kıyamet Günü'nde sahibi için bir utanç, bir ayıp ve bir ateştir.'"
2851. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جَارِيَةَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ مَسْلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَفَّلَ الثُّلُثَ بَعْدَ الْخُمُسِ .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar. Dediler ki: Bize Vekî' anlattı. (O) Süfyân'dan, (o) Yezîd b. Yezîd b. Câbir'den, (o) Mekhûl'den, (o) Zeyd b. Câriye'den, (o da) Habîb b. Mesleme'den naklettiğine göre: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, humustan (beşte birlik pay çıkarıldıktan) sonra üçte biri nefel (fazladan pay) olarak verdi."
2852. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ الزُّرَقِيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَفَّلَ فِي الْبَدْأَةِ الرُّبُعَ وَفِي الرَّجْعَةِ الثُّلُثَ .
Bize Ali b. Muhammed anlattı. Bize Vekî' anlattı. (O) Süfyân'dan, (o) Abdurrahman b. el-Hâris ez-Zürakî'den, (o) Süleyman b. Mûsâ'dan, (o) Mekhûl'den, (o) Ebû Sellâm el-A'rec'den, (o) Ebû Ümâme'den, (o da) Ubâde b. es-Sâmit'ten naklettiğine göre: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, (sefere) başlarken dörtte biri, dönüşte ise üçte biri nefel (fazladan pay) olarak verdi."