4080. Hadis
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو رَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ يَحْفِرُونَ كُلَّ يَوْمٍ حَتَّى إِذَا كَادُوا يَرَوْنَ شُعَاعَ الشَّمْسِ قَالَ الَّذِي عَلَيْهِمُ ارْجِعُوا فَسَنَحْفِرُهُ غَدًا . فَيُعِيدُهُ اللَّهُ أَشَدَّ مَا كَانَ حَتَّى إِذَا بَلَغَتْ مُدَّتُهُمْ وَأَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَبْعَثَهُمْ عَلَى النَّاسِ حَفَرُوا حَتَّى إِذَا كَادُوا يَرَوْنَ شُعَاعَ الشَّمْسِ قَالَ الَّذِي عَلَيْهِمُ ارْجِعُوا فَسَتَحْفِرُونَهُ غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى وَاسْتَثْنَوْا فَيَعُودُونَ إِلَيْهِ وَهُوَ كَهَيْئَتِهِ حِينَ تَرَكُوهُ فَيَحْفِرُونَهُ وَيَخْرُجُونَ عَلَى النَّاسِ فَيَنْشِفُونَ الْمَاءَ وَيَتَحَصَّنُ النَّاسُ مِنْهُمْ فِي حُصُونِهِمْ فَيَرْمُونَ بِسِهَامِهِمْ إِلَى السَّمَاءِ فَتَرْجِعُ عَلَيْهَا الدَّمُ الَّذِي اجْفَظَّ فَيَقُولُونَ قَهَرْنَا أَهْلَ الأَرْضِ وَعَلَوْنَا أَهْلَ السَّمَاءِ فَيَبْعَثُ اللَّهُ نَغَفًا فِي أَقْفَائِهِمْ فَيَقْتُلُهُمْ بِهَا " . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ دَوَابَّ الأَرْضِ لَتَسْمَنُ وَتَشْكَرُ شَكَرًا مِنْ لُحُومِهِمْ " .
Ezher b. Mervân bize anlattı. Abdulalâ bize anlattı. Saîd bize anlattı. (O) Katâde'den nakletti. (Dedi ki): Ebû Râfi' bize anlattı. (O) Ebû Hureyre'den nakletti. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ye'cûc ve Me'cûc her gün (seddi) kazarlar. Nihayet güneş ışığını görecekleri (kadar incelttikleri) zaman, başlarındaki kişi: 'Dönün, yarın kazarsınız' der. Allah onu (seddi) eskisinden daha sağlam hale getirir. Nihayet süreleri dolup da Allah onları insanların üzerine göndermek istediği zaman kazarlar. Güneş ışığını görecekleri (kadar incelttikleri) zaman, başlarındaki kişi: 'Dönün, inşallahü teâlâ (Allah dilerse) yarın kazarsınız' der ve istisna yapar (inşallah der). (Ertesi gün) ona döndüklerinde, onu bıraktıkları gibi (kazılmış halde) bulurlar. Onu (delip) kazarlar ve insanların üzerine çıkarlar. Suları (içip) kuruturlar. İnsanlar onlardan (korkup) kalelerine sığınırlar. Oklarını göğe atarlar. (Oklar) üzerine kan (bulaşmış) olarak geri döner. Derler ki: 'Yer ehlini kahrettik, gök ehlini yendik (üstün geldik).' Allah onların enselerine 'nağaf' (kurdu) gönderir ve onları onunla öldürür." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki; yeryüzünün hayvanları onların etlerinden (yiyerek) semirir ve bolca sütlenir."