917. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ صَلَّى بِنَا عَلِيٌّ يَوْمَ الْجَمَلِ صَلاَةً ذَكَّرَنَا صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَإِمَّا أَنْ نَكُونَ نَسِينَاهَا وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ تَرَكْنَاهَا فَسَلَّمَ عَلَى يَمِينِهِ وَعَلَى شِمَالِهِ .
Bize Abdullah b. Âmir b. Zürâre anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyâş, Ebû İshâk'tan, o Büreyd b. Ebî Meryem'den, o da Ebû Mûsâ'dan naklen haber verdi. O şöyle dedi: Ali, Cemel günü bize öyle bir namaz kıldırdı ki, bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını hatırlattı. Ya biz onu unutmuştuk ya da terk etmiştik. O, sağına ve soluna selam verdi.