Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

İbn Mace · Sünen-i İbn Mace (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

803. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حُمَيْدٍ السَّاعِدِيَّ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلَاةِ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ وَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed et-Tanâfisî anlattı; Bize Ebû Üsâme anlattı; Bana Abdülhamîd b. Ca'fer anlattı; Bize Muhammed b. Amr b. Atâ anlattı; dedi ki: Ebû Humeyd es-Sâidî'yi şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktığı zaman kıbleye yönelir, ellerini kaldırır ve 'Allâhü Ekber' derdi."

804. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَلِيٍّ الرِّفَاعِيُّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْتَفْتِحُ صَلاَتَهُ يَقُولُ ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; Bana Ca'fer b. Süleyman ed-Dubaî anlattı; Bana Ali b. Ali er-Rifâî anlattı; Ebu'l-Mütevekkil'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazına (sübhaneke ile) başlar ve şöyle derdi: 'Sübhâneke Allâhümme ve bi-hamdik ve tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük.' (Allah'ım! Seni hamdinle tesbih ederim. İsmin mübarektir, şanın yücedir ve senden başka ilah yoktur.)"

805. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا كَبَّرَ سَكَتَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَرَأَيْتَ سُكُوتَكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ فَأَخْبِرْنِي مَا تَقُولُ قَالَ ‏ "‏ أَقُولُ اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَالثَّوْبِ الأَبْيَضِ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ali b. Muhammed anlattılar; dediler ki: Bize Muhammed b. Fudayl anlattı; Umâre b. el-Ka'kâ'dan; Ebû Zür'a'dan; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem tekbir getirdiği zaman (iftitah tekbiri ile) kıraat arasında susardı. (Ebû Hüreyre) dedi ki: Dedim ki: 'Anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıraat arasındaki susmanı gördüm (ne yapıyorsun)? Bana ne dediğini haber ver.' Buyurdu ki: 'Şöyle diyorum: \'Allâhümme bâid beynî ve beyne hatâyâye kemâ bâadte beyne\'l-meşriki ve\'l-mağrib. Allâhümme nakkınî min hatâyâye ke\'s-sevbi\'l-ebyadî mine\'d-denes. Allâhümmeğsilnî min hatâyâye bi\'l-mâi ve\'s-selci ve\'l-bered.\' (Allah\'ım! Benimle hatalarımın arasını, doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır. Allah\'ım! Beni hatalarımdan, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle. Allah\'ım! Beni hatalarımdan su, kar ve dolu ile yıka.)'"

806. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عِمْرَانَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا حَارِثَةُ بْنُ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ تَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed ve Abdullah b. İmrân anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Muâviye anlattı; Bize Hârise b. Ebî'r-Ricâl anlattı; Amre'den; Âişe'den; (nakledildiğine göre): "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman şöyle derdi: 'Sübhâneke Allâhümme ve bi-hamdik tebârekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe ğayrük.' (Allah\'ım! Seni hamdinle tesbih ederim. İsmin mübarektir, şanın yücedir ve senden başka ilah yoktur.)"

807. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَاصِمٍ الْعَنَزِيِّ، عَنِ ابْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حِينَ دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا - ثَلاَثًا - الْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا الْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا - ثَلاَثًا - سُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً - ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَمْرٌو هَمْزُهُ الْمُوتَةُ وَنَفْثُهُ الشِّعْرُ وَنَفْخُهُ الْكِبْرُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; Bize Şu'be anlattı; Amr b. Mürre'den; Âsım el-Anezî'den; İbn Cübeyr b. Mut'im'den; babasından (Cübeyr b. Mut'im'den); dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i namaza girdiği (başladığı) zaman şöyle derken gördüm: 'Allâhü ekber kebîrâ, Allâhü ekber kebîrâ -üç defa-, el-hamdü lillâhi kesîrâ, el-hamdü lillâhi kesîrâ -üç defa-, sübhânallâhi bükraten ve asîlâ -üç defa-, Allâhümme innî eûzü bike mine'ş-şeytâni'r-racîm; min hemzihi ve nefhıhi ve nefsih.' (Allah en büyüktür, en büyüktür. Hamd çokça Allah'a mahsustur, Hamd çokça Allah'a mahsustur. Sabah akşam Allah'ı tesbih ederim. Allah'ım! Kovulmuş şeytandan; onun delirtmesinden, kibrinden ve şiirinden sana sığınırım.)" Amr (b. Mürre) dedi ki: "Onun hemzi; delilik (veya sar'a), nefsi; şiir, nefhi ise; kibirdir."

808. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ وَهَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَمْزُهُ الْمُوتَةُ وَنَفْثُهُ الشِّعْرُ وَنَفْخُهُ الْكِبْرُ ‏.‏

Bize Ali b. el-Münzir anlattı; Bize İbn Fudayl anlattı; Bize Atâ b. es-Sâib anlattı; Ebû Abdurrahman es-Sülemî'den; İbn Mes'ûd'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Allâhümme innî eûzü bike mine'ş-şeytâni'r-racîm ve hemzihi ve nefhıhi ve nefsih.' (Allah'ım! Kovulmuş şeytandan ve onun delirtmesinden, kibrinden ve şiirinden sana sığınırım.)" (Râvi) dedi ki: "Onun hemzi; delilik (veya sar'a), nefsi; şiir, nefhi ise; kibirdir."

809. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ هُلْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَؤُمُّنَا فَيَأْخُذُ شِمَالَهُ بِيَمِينِهِ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Ebu'l-Ahvas anlattı; Simâk b. Harb'den; Kabîsa b. Hulb'den; babasından (Hulb et-Tâî'den); dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bize imamlık yapar ve solunu sağıyla tutardı (sağ elini sol elinin üzerine kordu)."

810. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، ح وَحَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فَأَخَذَ شِمَالَهُ بِيَمِينِهِ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı; Bize Abdullah b. İdrîs anlattı. (H) Ve bize Bişr b. Muâz ed-Darîr anlattı; Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; (Her ikisi de) dediler ki: Bize Âsım b. Küleyb anlattı; babasından; Vâil b. Hucr'dan; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i namaz kılarken gördüm, solunu sağıyla tutmuştu."

811. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَرَوِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاتِمٍ أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، أَنْبَأَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي زَيْنَبَ السُّلَمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ مَرَّ بِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا وَاضِعٌ يَدِي الْيُسْرَى عَلَى الْيُمْنَى فَأَخَذَ بِيَدِي الْيُمْنَى فَوَضَعَهَا عَلَى الْيُسْرَى ‏.‏

Bize Ebû İshak el-Herevî İbrâhim b. Abdillah b. Hâtim anlattı; Bize Hüşeym haber verdi; Bize el-Haccâc b. Ebî Zeyneb es-Sülemî haber verdi; Ebû Osman en-Nehdî'den; Abdullah b. Mes'ûd'dan; dedi ki: "Ben sol elimi sağ elimin üzerine koymuş (halde namaz kılıyor) iken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanıma uğradı. Hemen sağ elimi tuttu ve sol elimin üzerine koydu."

812. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَفْتَتِحُ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ }‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; Hüseyin el-Muallim'den; Büdeyl b. Meysere'den; Ebu'l-Cevzâ'dan; Âişe'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kıraate { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } ile başlardı."

813. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ يَفْتَتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; Bize Süfyân haber verdi; Eyyûb'dan; Katâde'den; Enes b. Mâlik'ten. (H) Ve bize Cübâre b. el-Muğallis anlattı; Bize Ebû Avâne anlattı; Katâde'den; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer kıraate { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } ile başlarlardı."

814. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَبَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، وَعُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ رَافِعٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ عَمِّ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَفْتَتِحُ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali el-Cehdamî, Bekir b. Halef ve Ukbe b. Mükrem anlattılar; dediler ki: Bize Safvân b. Îsâ anlattı; Bize Bişr b. Râfi' anlattı; Ebû Hüreyre'nin amcasının oğlu Ebû Abdullah'tan; Ebû Hüreyre'den; (nakledildiğine göre): "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kıraate { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } ile başlardı."

815. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عَبَايَةَ، حَدَّثَنِي ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُغَفَّلِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ وَقَلَّمَا رَأَيْتُ رَجُلاً أَشَدَّ عَلَيْهِ فِي الإِسْلاَمِ حَدَثًا مِنْهُ فَسَمِعَنِي وَأَنَا أَقْرَأُ ‏{بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ}‏ فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ إِيَّاكَ وَالْحَدَثَ فَإِنِّي صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ وَمَعَ عُمَرَ وَمَعَ عُثْمَانَ فَلَمْ أَسْمَعْ رَجُلاً مِنْهُمْ يَقُولُهُ فَإِذَا قَرَأْتَ فَقُلِ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize İsmâil İbn Uleyye anlattı; el-Cüreyrî'den; Kays b. Abâye'den; bana Abdullah b. el-Muğaffel'in oğlu anlattı; babasından (Abdullah b. Muğaffel'den); dedi ki: —İslâm'da sonradan çıkarılan bid'ate ondan daha şiddetli (karşı olan) bir adamı pek az gördüm.— Beni { Bismillâhirrahmânirrahîm }'i (açıktan) okurken işitti ve dedi ki: "Ey oğulcuğum! Bid'atten sakın. Muhakkak ki ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile, Ebû Bekir ile, Ömer ile ve Osman ile namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin bunu (açıktan) söylediğini işitmedim. (Kıraat) okuduğun zaman { El-Hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn } de."

816. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ قُطْبَةَ بْنِ مَالِكٍ، سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الصُّبْحِ ‏{وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ }‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Şerîk ve Süfyân b. Uyeyne anlattı; Ziyâd b. İlâka'dan; Kutbe b. Mâlik'ten (nakledildiğine göre); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i sabah namazında { Ve'n-nahle bâsikâtin lehâ tal'un nadîd } (Kâf Sûresi, 10. ayet) (ayetini ve devamını) okurken işitmiştir.

817. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ أَصْبَغَ، مَوْلَى عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ، قَالَ صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَكَانَ يَقْرَأُ فِي الْفَجْرِ فَكَأَنِّي أَسْمَعُ قِرَاءَتَهُ ‏{فَلاَ أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ الْجَوَارِ الْكُنَّسِ}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr anlattı; Bize babam anlattı; Bize İsmâil b. Ebî Hâlid anlattı; Amr b. Hureys'in azatlısı Asbağ'dan; Amr b. Hureys'ten; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kıldık. Sabah namazında (öyle) okuyordu ki, sanki ben onun { Felâ uksimü bi'l-hunnes. El-cevâri'l-künnes } (Tekvîr Sûresi, 15-16. ayetler) kıraatini (şu an) işitiyor gibiyim."

818. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَهُ أَبُو الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْفَجْرِ مَا بَيْنَ السِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; Bize Abbâd b. el-Avvâm anlattı; Avf'tan; Ebu'l-Minhâl'den; Ebû Berze'den. (H) Ve bize Süveyd anlattı; Bize Mu'temir b. Süleyman anlattı; babasından; Ebu'l-Minhâl ona anlatmış; Ebû Berze'den; (nakledildiğine göre): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazında altmış ile yüz arasında (ayet) okurdu."

819. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، وَعَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِنَا فَيُطِيلُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ وَيُقْصِرُ فِي الثَّانِيَةِ وَكَذَلِكَ فِي الصُّبْحِ ‏.‏

Bize Ebû Bişr Bekir b. Halef anlattı; Bize İbn Ebî Adî anlattı; Haccâc es-Savvâf'tan; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Abdullah b. Ebî Katâde'den ve Ebû Seleme'den; Ebû Katâde'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırır, öğle namazının ilk rekatında (kıraati) uzatır, ikinci rekatında ise kısa tutardı. Sabah namazında da aynısını yapardı."

820. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ بـ ‏{الْمُؤْمِنُونَ}‏ فَلَمَّا أَتَى عَلَى ذِكْرِ عِيسَى أَصَابَتْهُ شَرْقَةٌ فَرَكَعَ ‏.‏ يَعْنِي سَعْلَةً ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; İbn Cüreyc'den; İbn Ebî Müleyke'den; Abdullah b. es-Sâib'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazında { El-Mü'minûn } (Sûresini) okudu. İsa'nın zikrine (bahsedildiği yere) gelince onu bir tıkanıklık (öksürük) tuttu ve rükûa gitti." (Râvi: Yani öksürük, dedi.)

821. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُخَوَّلٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ }‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏

Bize Ebû Bekir b. Hallâd el-Bâhilî anlattı; Bize Vekî' ve Abdurrahman b. Mehdî anlattı; dediler ki: Bize Süfyân anlattı; Muhavvel'den; Müslim el-Batîn'den; Saîd b. Cübeyr'den; İbn Abbâs'tan; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { Elif Lâm Mîm. Tenzîl } (Secde Sûresi) ve { Hel etâ ale'l-insân } (İnsan Sûresi)'ni okurdu."

822. Hadis

حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏

Bize Ezher b. Mervân anlattı; Bize el-Hâris b. Nebhân anlattı; Bize Âsım b. Behdele anlattı; Mus'ab b. Sa'd'den; babasından (Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan); dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { Elif Lâm Mîm. Tenzîl } (Secde Sûresi) ve { Hel etâ ale'l-insân } (İnsan Sûresi)'ni okurdu."

823. Hadis

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏

Bize Harmele b. Yahyâ anlattı; Bize Abdullah b. Vehb anlattı; bana İbrâhim b. Sa'd haber verdi; babasından; el-A'rec'den; Ebû Hüreyre'den; (nakledildiğine göre): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { Elif Lâm Mîm. Tenzîl } (Secde Sûresi) ve { Hel etâ ale'l-insân } (İnsan Sûresi)'ni okurdu."

824. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلَ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏ ‏.‏ قَالَ إِسْحَاقُ هَكَذَا حَدَّثَنَا عَمْرٌو عَنْ عَبْدِ اللَّهِ لاَ أَشُكُّ فِيهِ ‏.‏

Bize İshak b. Mansûr anlattı; Bize İshak b. Süleyman haber verdi; Bize Amr b. Ebî Kays haber verdi; Ebû Ferve'den; Ebu'l-Ahvas'tan; Abdullah b. Mes'ûd'dan; (nakledildiğine göre): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { Elif Lâm Mîm. Tenzîl } (Secde Sûresi) ve { Hel etâ ale'l-insân } (İnsan Sûresi)'ni okurdu." İshak (b. Mansûr) dedi ki: "Amr bize bunu Abdullah (b. Mes'ûd)'dan böylece anlattı. Bunda şüphem yoktur."

825. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ قَزَعَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لَيْسَ لَكَ فِي ذَلِكَ خَيْرٌ ‏.‏ قُلْتُ بَيِّنْ رَحِمَكَ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ كَانَتِ الصَّلاَةُ تُقَامُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الظُّهْرَ فَيَخْرُجُ أَحَدُنَا إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ وَيَجِيءُ فَيَتَوَضَّأُ فَيَجِدُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; Bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; Bize Muâviye b. Sâlih anlattı; Bize Rabîa b. Yezîd anlattı; Kazea'dan; dedi ki: "Ebû Saîd el-Hudrî'ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını sordum. Dedi ki: 'Bunda senin için bir hayır yok (çünkü aynısını yapamazsın).' Dedim ki: 'Açıkla, Allah sana rahmet etsin.' Dedi ki: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için öğle namazına kâmet getirilirdi. Bizden biri Bakî' tarafına çıkar, ihtiyacını görür, gelir, abdest alır ve (mescide döndüğünde) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (hâlâ) öğle namazının ilk rekatında bulurdu.'"

826. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، قَالَ قُلْتُ لِخَبَّابٍ بِأَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تَعْرِفُونَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ قَالَ بِاضْطِرَابِ لِحْيَتِهِ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı; Bize Vekî' anlattı; Bize el-A'meş anlattı; Umâre b. Umeyr'den; Ebû Ma'mer'den; dedi ki: "Habbâb'a: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in öğle ve ikindi namazlarındaki kıraatini (okuduğunu) ne ile anlardınız?' diye sordum. Dedi ki: 'Sakalının titremesiyle.'"

827. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي بُكَيْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَشْبَهَ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ فُلاَنٍ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ يُطِيلُ الأُولَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ وَيُخَفِّفُ الأُخْرَيَيْنِ وَيُخَفِّفُ الْعَصْرَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; Bize Ebû Bekir el-Hanefî anlattı; Bize ed-Dahhâk b. Osman anlattı; Bana Bükeyr b. Abdullah b. el-Eşecc anlattı; Süleyman b. Yesâr'dan; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: "Namazı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazına, falandan daha çok benzeyen kimse görmedim." Dedi ki: (O zat) öğle namazının ilk iki rekatını uzatır, son iki rekatını hafif tutar ve ikindi namazını da hafif kıldırırdı."

828. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدٌ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ اجْتَمَعَ ثَلاَثُونَ بَدْرِيًّا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا تَعَالَوْا حَتَّى نَقِيسَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا لَمْ يَجْهَرْ فِيهِ مِنَ الصَّلاَةِ ‏.‏ فَمَا اخْتَلَفَ مِنْهُمْ رَجُلاَنِ فَقَاسُوا قِرَاءَتَهُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ بِقَدْرِ ثَلاَثِينَ آيَةً وَفِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى قَدْرَ النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ وَقَاسُوا ذَلِكَ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ النِّصْفِ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Hakîm anlattı; Bize Ebû Dâvud et-Tayâlisî anlattı; Bize el-Mes'ûdî anlattı; Bize Zeyd el-Ammî anlattı; Ebû Nadre'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından Bedir ehlinden otuz kişi toplandılar ve dediler ki: 'Gelin, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in (kıraatini) açıktan okumadığı namazlardaki kıraatini ölçelim.' Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmedi. Öğle namazının ilk rekatındaki kıraatini otuz ayet miktarı olarak, diğer (ikinci) rekatta bunun yarısı kadar ölçtüler. İkindi namazındaki (kıraati) de öğle namazının son iki rekatının yarısı kadar takdir ettiler."

829. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ بِنَا فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا ‏.‏

Bize Bişr b. Hilâl es-Savvâf anlattı; Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; Bize Hişâm ed-Destevâî anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Abdullah b. Ebî Katâde'den; babasından (Ebû Katâde'den); dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle namazının ilk iki rekatında (kıraat) okur ve bize bazen ayeti işittirirdi."

830. Hadis

حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِنَا الظُّهْرَ فَنَسْمَعُ مِنْهُ الآيَةَ بَعْدَ الآيَاتِ مِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ وَالذَّارِيَاتِ ‏.‏

Bize Ukbe b. Mükrem anlattı; Bize Selm b. Kuteybe anlattı; Hâşim b. el-Berîd'den; Ebû İshak'tan; el-Berâ b. Âzib'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize öğle namazını kıldırırdı, biz de ondan Lokmân ve Zâriyât sûrelerinden (bazı) ayetlerden sonra bir ayeti (veya peş peşe ayetleri) işitirdik."

831. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُمِّهِ، - قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ هِيَ لُبَابَةُ - أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Hişâm b. Ammâr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne anlattı; Zühri'den; Ubeydullah b. Abdullah'tan; İbn Abbâs'tan; annesinden -Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dedi ki: O, Lübâbe'dir-; (nakledildiğine göre): O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in akşam namazında { Ve'l-mürselâti urfâ } (Mürselât Sûresini) okuduğunu işitmiştir."

832. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ ‏.‏ قَالَ جُبَيْرٌ فِي غَيْرِ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمَّا سَمِعْتُهُ يَقْرَأُ ‏{أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ }‏ كَادَ قَلْبِي يَطِيرُ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; Bize Süfyân haber verdi; Zühri'den; Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im'den; babasından (Cübeyr b. Mut'im'den); dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i akşam namazında Tûr Sûresini okurken işittim." Cübeyr, bu hadisin dışındaki başka bir rivayette (şöyle) dedi: "Onun; { Em hulikû min ğayri şey'in em hümü'l-hâlikûn } (Yoksa onlar bir şey olmadan mı yaratıldılar, yoksa yaratanlar kendileri midir?) ayetinden { Felye'ti müstemiuhum bi-sultânin mübîn } (Öyleyse onları dinleyen, apaçık bir delil getirsin) sözüne kadar okuduğunu işittiğim zaman, neredeyse kalbim (yerinden) uçacaktı."

833. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ بُدَيْلٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ ‏{قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ}‏ وَ ‏{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ}‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Büdeyl anlattı; Bize Hafs b. Gıyâs anlattı; Bize Ubeydullah anlattı; Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem akşam namazında { Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn } ve { Kul hüvellâhü ehad } (sûrelerini) okurdu."

834. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّهُ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ قَالَ فَسَمِعْتُهُ يَقْرَأُ بِالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi. (H) Ve bize Abdullah b. Âmir b. Zürâre anlattı; Bize Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide anlattı; (Her ikisi de) Yahyâ b. Saîd'den; Adiy b. Sâbit'ten; el-Berâ b. Âzib'den; (nakledildiğine göre): O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile yatsı namazını kıldı. Dedi ki: 'Onun { Ve't-tîni ve'z-zeytûn } (Tîn Sûresini) okuduğunu işittim.'"

835. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، جَمِيعًا عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، مِثْلَهُ ‏.‏ قَالَ فَمَا سَمِعْتُ إِنْسَانًا، أَحْسَنَ صَوْتًا أَوْ قِرَاءَةً مِنْهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; Bize Süfyân haber verdi. (H) Ve bize Abdullah b. Âmir b. Zürâre anlattı; Bize İbn Ebî Zâide anlattı; (Her ikisi de) Mis'ar'dan; Adiy b. Sâbit'ten; el-Berâ'dan; (önceki hadisin) benzerini (rivayet etti). Dedi ki: "Ondan sesi veya kıraati daha güzel hiçbir insan işitmedim."

836. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، صَلَّى بِأَصْحَابِهِ الْعِشَاءَ فَطَوَّلَ عَلَيْهِمْ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اقْرَأْ بِالشَّمْسِ وَضُحَاهَا وَسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى وَاقْرَأْ بِسْمِ رَبِّكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı; Bize Leys b. Sa'd haber verdi; Ebu'z-Zübeyr'den; Câbir'den; (nakledildiğine göre): Muâz b. Cebel arkadaşlarına (kavmine) yatsı namazını kıldırdı ve onlara (kıraati) uzattı. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: "{ Ve'ş-şemsi ve duhâhâ } (Şems Sûresi), { Sebbihisme rabbike'l-a'lâ } (A'lâ Sûresi), { Ve'l-leyli izâ yağşâ } (Leyl Sûresi) ve { Ikra' bismi rabbike } (Alak Sûresi) ile oku."

837. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr, Sehl b. Ebî Sehl ve İshak b. İsmâil anlattılar. Dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o Mahmûd b. Rebî'den, o da Ubâde b. es-Sâmit'ten naklen anlattı ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İçinde Fâtiha'tü'l-Kitâb (Fatiha Suresi) okunmayan namaz (geçerli) olmaz."

838. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ، أَنَّ أَبَا السَّائِبِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهِيَ خِدَاجٌ غَيْرُ تَمَامٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَإِنِّي أَكُونُ أَحْيَانًا وَرَاءَ الإِمَامِ ‏.‏ فَغَمَزَ ذِرَاعِي وَقَالَ يَا فَارِسِيُّ اقْرَأْ بِهَا فِي نَفْسِكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize İsmâil İbn Uleyye, İbn Cüreyc'den, o Alâ b. Abdirrahmân b. Ya'kûb'dan (naklen anlattı) ki Ebû's-Sâib ona haber vermiş ki o, Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kim içinde Ümmü'l-Kur'ân'ın (Fatiha Suresi'nin) okunmadığı bir namaz kılarsa, o (namaz) eksiktir, tamamlanmamıştır." (Ebû's-Sâib) dedi ki: "Ey Ebû Hureyre! Ben bazen imamın arkasında oluyorum (ne yapayım)?" dedim. (Ebû Hureyre) kolumu dürttü ve: "Ey Fârisî (İranlı)! Onu içinden oku" dedi.

839. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُضَيْلِ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، جَمِيعًا عَنْ أَبِي سُفْيَانَ السَّعْدِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ‏}‏ وَسُورَةٍ فِي فَرِيضَةٍ أَوْ غَيْرِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kureyb anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Fudayl anlattı. (H) Yine bize Süveyd b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Alî b. Müshir anlattı. Her ikisi de Ebû Süfyân es-Sa'dî'den, o Ebû Nadre'den, o da Ebû Saîd'den naklen anlattı. (Ebû Saîd) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Farz olsun veya olmasın, her rekatında {الْحَمْدُ لِلَّهِ} (Fatiha Suresi) ve bir sure okunmayan namaz (geçerli) olmaz."

840. Hadis

حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ يَعْقُوبَ الْجَزَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ كُلُّ صَلاَةٍ لاَ يُقْرَأُ فِيهَا بِأُمِّ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Fadl b. Ya'kûb el-Cezerî anlattı; dedi ki: Bize Abdül'a'lâ, Muhammed b. İshâk'tan, o Yahyâ b. Abbâd b. Abdillâh b. ez-Zübeyr'den, o babasından, o da Âişe'den naklen anlattı. (Âişe) dedi ki: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "İçinde Ümmü'l-Kitâb (Fatiha Suresi) okunmayan her namaz eksiktir (bâtıldır)."

841. Hadis

حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السُّكَيْنِ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ السَّلْعِيُّ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ كُلُّ صَلاَةٍ لاَ يُقْرَأُ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ فَهِيَ خِدَاجٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Velîd b. Amr b. es-Sükeyn anlattı; dedi ki: Bize Yûsuf b. Ya'kûb es-Sel'î anlattı; dedi ki: Bize Hüseyin el-Muallim, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklen anlattı ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İçinde Fâtiha'tü'l-Kitâb (Fatiha Suresi) okunmayan her namaz eksiktir (bâtıldır), o eksiktir."

842. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ يُونُسَ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَقْرَأُ وَالإِمَامُ يَقْرَأُ قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ وَجَبَ هَذَا ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize İshak b. Süleymân anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Yahyâ, Yûnus b. Meysere'den, o Ebû İdrîs el-Havlânî'den, o da Ebû'd-Derdâ'dan naklen anlattı. (Râvi) dedi ki: Bir adam ona (Ebû'd-Derdâ'ya) sordu ve: "İmam okurken ben de okuyayım mı?" dedi. (Ebû'd-Derdâ) dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: "Her namazda kıraat (okuma) var mıdır?" diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Evet" buyurdu. Bunun üzerine topluluktan bir adam: "Bu (kıraat) vacip oldu" dedi.

843. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ يَزِيدَ الْفَقِيرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقْرَأُ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ خَلْفَ الإِمَامِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ وَفِي الأُخْرَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahya anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Âmir anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Mis'ar'dan, o da Yezîd el-Fakîr'den, o da Câbir b. Abdullah'tan naklen anlattı. (Câbir) dedi ki: "Biz öğle ve ikindi namazlarında imamın arkasında ilk iki rekâtta Fâtiha'tü'l-Kitâb ve bir sûre, son iki rekâtta ise (sadece) Fâtiha'tü'l-Kitâb okurduk."

844. Hadis

حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ جَمِيلٍ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، قَالَ سَكْتَتَانِ حَفِظْتُهُمَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ فَكَتَبْنَا إِلَى أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ بِالْمَدِينَةِ فَكَتَبَ أَنَّ سَمُرَةَ قَدْ حَفِظَ ‏.‏ قَالَ سَعِيدٌ فَقُلْنَا لِقَتَادَةَ مَا هَاتَانِ السَّكْتَتَانِ قَالَ إِذَا دَخَلَ فِي صَلاَتِهِ وَإِذَا فَرَغَ مِنَ الْقِرَاءَةِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ بَعْدُ وَإِذَا قَرَأَ ‏{غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ يُعْجِبُهُمْ إِذَا فَرَغَ مِنَ الْقِرَاءَةِ أَنْ يَسْكُتَ حَتَّى يَتَرَادَّ إِلَيْهِ نَفَسُهُ ‏.‏

Bize Cemîl b. el-Hasen b. Cemîl el-Atekî anlattı; dedi ki: Bize Abdula'lâ anlattı; dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den, o da el-Hasen'den, o da Semüre b. Cündeb'den naklen anlattı. (Semüre) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den iki sekte (susma hali) ezberledim." İmrân b. Husayn bunu inkâr etti. Bunun üzerine Medine'deki Übey b. Ka'b'a (mektup) yazdık. O da Semüre'nin doğru ezberlediğini (bize) yazdı. Saîd dedi ki: Biz Katâde'ye: "Bu iki sekte nedir?" diye sorduk. O da: "Namazına başladığı zaman ve kıraati bitirdiği zaman" dedi. Sonra (Katâde) daha sonra şöyle dedi: "Ve {Gayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn}'i okuduğu zaman." (Râvi) dedi ki: Onlar, kıraati bitirdiği zaman nefesi kendisine dönünceye kadar (imamın) susmasını beğenirlerdi.

845. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خِدَاشٍ، وَعَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ إِشْكَابَ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ قَالَ سَمُرَةُ حَفِظْتُ سَكْتَتَيْنِ فِي الصَّلاَةِ سَكْتَةً قَبْلَ الْقِرَاءَةِ وَسَكْتَةً عِنْدَ الرُّكُوعِ ‏.‏ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ عَلَيْهِ عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ فَكَتَبُوا إِلَى الْمَدِينَةِ إِلَى أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ فَصَدَّقَ سَمُرَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâlid b. Hidâş ve Ali b. el-Hüseyin b. İşkâb anlattılar; dediler ki: Bize İsmail b. Uleyye, Yûnus'tan, o da el-Hasen'den naklen anlattı. Semüre dedi ki: "Namazda iki sekte (susma) ezberledim: Kıraatten önce bir sekte ve rükû sırasında (rükûa gitmeden önce) bir sekte." İmrân b. Husayn, onun aleyhine (konuşarak) bunu inkâr etti. Bunun üzerine Medine'ye, Übey b. Ka'b'a yazdılar. O da Semüre'yi tasdik etti.

846. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا وَإِذَا قَالَ ‏{غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ فَقُولُوا آمِينَ وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏.‏ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا أَجْمَعِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Ebû Hâlid el-Ahmer, İbn Aclân'dan, o da Zeyd b. Eslem'den, o da Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam ancak kendisine uyulmak için (imam) kılınmıştır. O tekbir aldığı zaman siz de tekbir alın; (Kur'an) okuduğu zaman susun (dinleyin); {Gayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn} dediği zaman 'Âmîn' deyin; rükû ettiği zaman rükû edin; 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman 'Allâhümme Rabbenâ ve leke'l-hamd' deyin; secde ettiği zaman secde edin; oturarak namaz kıldığı zaman siz de topluca oturarak kılın."

847. Hadis

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي غَلاَّبٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا قَرَأَ الإِمَامُ فَأَنْصِتُوا فَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ أَوَّلَ ذِكْرِ أَحَدِكُمُ التَّشَهُّدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yûsuf b. Mûsâ el-Kattân anlattı; dedi ki: Bize Cerîr, Süleyman et-Teymî'den, o da Katâde'den, o da Ebû Gallâb'dan, o da Hıttân b. Abdillah er-Rakaşî'den, o da Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den naklen anlattı. (Ebû Mûsâ) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam okuduğu zaman susun (dinleyin). Oturma halinde olduğunda ise birinizin ilk zikri teşehhüd olsun."

848. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِأَصْحَابِهِ صَلاَةً نَظُنُّ أَنَّهَا الصُّبْحُ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ قَرَأَ مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Hişâm b. Ammâr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da İbn Ükeyme'den naklen anlattı. (İbn Ükeyme) dedi ki: Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ashâbına bir namaz kıldırdı (biz bunun sabah namazı olduğunu zannediyoruz). Şöyle buyurdu: "Sizden biri (benimle beraber) okudu mu?" Bir adam: "Ben (okudum)" dedi. (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Ben de (kendi kendime) diyorum ki: Bana ne oluyor da Kur'an'da benimle çekişiliyor (okuyuşum karıştırılıyor)?"

849. Hadis

حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ قَالَ فَسَكَتُوا بَعْدُ فِيمَا جَهَرَ فِيهِ الإِمَامُ ‏.‏

Bize Cemîl b. el-Hasen anlattı; dedi ki: Bize Abdula'lâ anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o da İbn Ükeyme'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırdı... (Râvi) hadisin benzerini zikretti ve şunları ekledi: "Bunun üzerine (insanlar), imamın sesli okuduğu (namazlarda) artık sustular."

850. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ كَانَ لَهُ إِمَامٌ فَإِنَّ قِرَاءَةَ الإِمَامِ لَهُ قِرَاءَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ, Hasen b. Sâlih'ten, o da Câbir'den, o da Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen anlattı. (Câbir) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimin bir imamı varsa, imamın kıraati (okuyuşu) onun da kıraatidir."

851. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Hişâm b. Ammâr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Okuyan (imam) 'Âmîn' dediği zaman siz de 'Âmîn' deyin. Zira melekler 'Âmîn' derler. Kimin 'Âmîn' demesi meleklerin 'Âmîn' demesine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."

852. Hadis

حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، وَجَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، وَهَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ الْحَرَّانِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، جَمِيعًا عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Bekr b. Halef ve Cemîl b. el-Hasen anlattılar; dediler ki: Bize Abdula'lâ anlattı; dedi ki: Bize Ma'mer (anlattı). (H) Yine bize Ahmed b. Amr b. es-Serh el-Mısrî ve Hâşim b. el-Kâsım el-Harrânî anlattılar; dediler ki: Bize Abdullah b. Vehb, Yûnus'tan naklen anlattı. (Ma'mer ve Yûnus'un) hepsi Zührî'den, o da Saîd b. el-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdirrahmân'dan, onlar da Ebû Hureyre'den naklen anlattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Okuyan (imam) 'Âmîn' dediği zaman siz de 'Âmîn' deyin. Zira kimin 'Âmîn' demesi meleklerin 'Âmîn' demesine denk gelirse, geçmiş günahları bağışlanır."

853. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ رَافِعٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ عَمِّ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ تَرَكَ النَّاسُ التَّأْمِينَ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَالَ ‏"‏ ‏{غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ آمِينَ ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى يَسْمَعَهَا أَهْلُ الصَّفِّ الأَوَّلِ فَيَرْتَجُّ بِهَا الْمَسْجِدُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Safvân b. Îsâ anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. Râfi', Ebû Hureyre'nin amcasının oğlu Ebû Abdullah'tan, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: İnsanlar (sesli) 'Âmîn' demeyi terk ettiler. (Oysa) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, "{Gayri'l-mağdûbi aleyhim ve-le'd-dâllîn}" dediği zaman 'Âmîn' derdi. Hatta (bunu) ilk saftakiler duyar ve mescid bununla (cemaatin sesiyle) çınlardı.

854. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي لَيْلَى، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ حُجَيَّةَ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَالَ ‏{وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ قَالَ ‏ "‏ آمِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Humeyd b. Abdirrahmân anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Leylâ, Seleme b. Küheyl'den, o da Huceyye b. Adî'den, o da Ali'den naklen anlattı. (Ali) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in, "{Ve-le'd-dâllîn}" dediği zaman 'Âmîn' dediğini işittim.

855. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَعَمَّارُ بْنُ خَالِدٍ الْوَاسِطِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الْجَبَّارِ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمَّا قَالَ ‏{وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ آمِينَ ‏"‏ ‏.‏ فَسَمِعْنَاهَا مِنْهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh ve Ammâr b. Hâlid el-Vâsıtî anlattılar; dediler ki: Bize Ebû Bekr b. Ayyâş, Ebû İshâk'tan, o da Abdülcebbâr b. Vâil'den, o da babasından naklen anlattı. (Babası Vâil) dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber namaz kıldım. "{Ve-le'd-dâllîn}" dediği zaman 'Âmîn' dedi. Biz de bunu ondan işittik.

856. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَا حَسَدَتْكُمُ الْيَهُودُ عَلَى شَىْءٍ مَا حَسَدَتْكُمْ عَلَى السَّلاَمِ وَالتَّأْمِينِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. Mansûr anlattı; dedi ki: Bize Abdussamed b. Abdilvâris haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme anlattı; dedi ki: Bize Süheyl b. Ebî Sâlih, babasından, o da Âişe'den, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. (Efendimiz) şöyle buyurdu: "Yahudiler, selâm ve (duadan sonra) 'Âmîn' deme konusunda size haset ettikleri kadar hiçbir şeyde haset etmemişlerdir."

857. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الْخَلاَّلُ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو مُسْهِرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ صَالِحِ بْنِ صُبَيْحٍ الْمُرِّيُّ، حَدَّثَنَا طَلْحَةُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَا حَسَدَتْكُمُ الْيَهُودُ عَلَى شَىْءٍ مَا حَسَدَتْكُمْ عَلَى آمِينَ فَأَكْثِرُوا مِنْ قَوْلِ آمِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abbâs b. el-Velîd el-Hallâl ed-Dımaşkî anlattı; dedi ki: Bize Mervân b. Muhammed ve Ebû Müshir anlattılar; dediler ki: Bize Hâlid b. Yezîd b. Sâlih b. Subayh el-Mürrî anlattı; dedi ki: Bize Talha b. Amr, Atâ'dan, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yahudiler, 'Âmîn' konusunda size haset ettikleri kadar hiçbir şeyde haset etmemişlerdir. O halde 'Âmîn' sözünü çoğaltın (sıkça söyleyin)."

858. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَأَبُو عُمَرَ الضَّرِيرُ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ، رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ، وَإِذَا رَكَعَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ. وَلاَ يَرْفَعُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed, Hişâm b. Ammâr ve Ebû Ömer ed-Darîr anlattılar; dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Sâlim'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. (İbn Ömer) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; namaza başladığı zaman ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. Rükû ettiği zaman ve başını rükûdan kaldırdığı zaman da (böyle yapardı). İki secde arasında ise (ellerini) kaldırmazdı.

859. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا كَبَّرَ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يَجْعَلَهُمَا قَرِيبًا مِنْ أُذُنَيْهِ، وَإِذَا رَكَعَ صَنَعَ مِثْلَ ذَلِكَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ، صَنَعَ مِثْلَ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; dedi ki: Bize Hişâm, Katâde'den, o da Nasr b. Âsım'dan, o da Mâlik b. el-Huveyris'ten naklen anlattı. (Mâlik dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (iftitah) tekbiri aldığı zaman ellerini kulaklarına yakın oluncaya kadar kaldırırdı. Rükû ettiği zaman da bunun aynısını yapardı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman da bunun aynısını yapardı.

860. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَرْفَعُ يَدَيْهِ فِي الصَّلاَةِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ حِينَ يَفْتَتِحُ الصَّلاَةَ، وَحِينَ يَرْكَعُ، وَحِينَ يَسْجُدُ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe ve Hişâm b. Ammâr anlattılar; dediler ki: Bize İsmail b. Ayyâş, Sâlih b. Keysân'dan, o da Abdurrahman el-A'rec'den, o da Ebû Hureyre'den naklen anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i namaza başlarken, rükû ederken ve secdeye giderken ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırken gördüm.

861. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا رِفْدَةُ بْنُ قُضَاعَةَ الْغَسَّانِيُّ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عُمَيْرِ بْنِ حَبِيبٍ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَرْفَعُ يَدَيْهِ مَعَ كُلِّ تَكْبِيرَةٍ فِي الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Rifde b. Kudâa el-Gassânî anlattı; dedi ki: Bize Evzâî, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, o da babasından, o da dedesi Umeyr b. Habîb'den naklen anlattı. (Umeyr) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, farz namazda her tekbirle beraber ellerini kaldırırdı.

862. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ: حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ: حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ سَمِعْتُهُ، وَهُوَ فِي عَشَرَةٍ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ، أَحَدُهُمْ أَبُو قَتَادَةَ بْنُ رِبْعِيٍّ قَالَ أَنَا أَعْلَمُكُمْ بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا قَامَ فِي الصَّلاَةِ اعْتَدَلَ قَائِمًا، وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اللَّهُ أَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ، رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ، فَإِذَا قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ رَفَعَ يَدَيْهِ فَاعْتَدَلَ، فَإِذَا قَامَ مِنَ الثِّنْتَيْنِ، كَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ، كَمَا صَنَعَ حِينَ افْتَتَحَ الصَّلاَةَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı; dedi ki: Bize Abdülhamîd b. Ca'fer anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Amr b. Atâ, Ebû Humeyd es-Sâidî'den naklen anlattı. (Muhammed b. Amr) dedi ki: Ben (Ebû Humeyd'i), aralarında Ebû Katâde b. Rib'î'nin de bulunduğu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in on sahabisi içindeyken işittim. (Ebû Humeyd) şöyle dedi: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını en iyi bileninizim. O, namaza kalktığı zaman dimdik durur, ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırır, sonra 'Allâhü ekber' derdi. Rükû etmek istediği zaman ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman ellerini kaldırır ve doğrulurdu. İki (rekât)'tan kalktığı zaman da tekbir alır ve namaza başlarken yaptığı gibi ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı."

863. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبَّاسُ بْنُ سَهْلٍ السَّاعِدِيُّ، قَالَ اجْتَمَعَ أَبُو حُمَيْدٍ وَأَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ وَسَهْلُ بْنُ سَعْدٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ مَسْلَمَةَ فَذَكَرُوا صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ أَبُو حُمَيْدٍ أَنَا أَعْلَمُكُمْ بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَامَ فَكَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ، ثُمَّ رَفَعَ حِينَ كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ، ثُمَّ قَامَ فَرَفَعَ يَدَيْهِ، وَاسْتَوَى حَتَّى رَجَعَ كُلُّ عَظْمٍ إِلَى مَوْضِعِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Âmir anlattı; dedi ki: Bize Füleyh b. Süleyman anlattı; dedi ki: Bize Abbâs b. Sehl es-Sâidî anlattı; dedi ki: Ebû Humeyd, Ebû Üseyd es-Sâidî, Sehl b. Sa'd ve Muhammed b. Mesleme bir araya geldiler ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını müzakere ettiler. Ebû Humeyd: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazını en iyi bileninizim" dedi (ve şöyle anlattı): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza kalktı, tekbir aldı ve ellerini kaldırdı. Sonra rükû için tekbir aldığı zaman (yine ellerini) kaldırdı. Sonra (rükûdan) kalktı, ellerini kaldırdı ve her bir kemik yerine dönünceye kadar doğruldu."

864. Hadis

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ أَبُو أَيُّوبَ الْهَاشِمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ كَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يَكُونَا حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَرْكَعَ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ، وَإِذَا قَامَ مِنَ السَّجْدَتَيْنِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Abbâs b. Abdilazîm el-Anberî anlattı; dedi ki: Bize Süleyman b. Dâvûd Ebû Eyyûb el-Hâşimî anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Ebî'z-Zinâd, Mûsâ b. Ukbe'den, o da Abdullah b. el-Fadl'dan, o da Abdurrahman el-A'rec'den, o da Ubeydullah b. Ebî Râfi'den, o da Ali b. Ebî Tâlib'den naklen anlattı. (Ali) dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem farz namaza kalktığı zaman tekbir alır ve ellerini omuzlarının hizasına gelinceye kadar kaldırırdı. Rükû etmek istediği zaman da bunun aynısını yapardı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman da bunun aynısını yapardı. İki secde(den sonraki oturuş)tan kalktığı zaman da bunun aynısını yapardı.

865. Hadis

حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْهَاشِمِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ رِيَاحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ عِنْدَ كُلِّ تَكْبِيرَةٍ ‏.‏

Bize Eyyûb b. Muhammed el-Hâşimî anlattı; dedi ki: Bize Ömer b. Riyâh, Abdullah b. Tâvûs'tan, o da babasından, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (namazda) her tekbirde ellerini kaldırırdı.

866. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ، وَإِذَا رَكَعَ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdülvehhâb anlattı; dedi ki: Bize Humeyd, Enes'ten naklen anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman ve rükû ettiği zaman ellerini kaldırırdı.

867. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ قُلْتُ لأَنْظُرَنَّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَيْفَ يُصَلِّي، فَقَامَ فَاسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ فَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى حَاذَتَا أُذُنَيْهِ، فَلَمَّا رَكَعَ رَفَعَهُمَا مِثْلَ ذَلِكَ، فَلَمَّا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ رَفَعَهُمَا مِثْلَ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Bişr b. Muâz ed-Darîr anlattı; dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı; dedi ki: Bize Âsım b. Küleyb, babasından, o da Vâil b. Hucr'dan naklen anlattı. (Vâil) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in nasıl namaz kıldığına mutlaka bakacağım" dedim. (Baktım), kalkıp kıbleye yöneldi ve ellerini kulaklarının hizasına gelinceye kadar kaldırdı. Rükû ettiği zaman yine böylece kaldırdı. Başını rükûdan kaldırdığı zaman da yine böylece (ellerini) kaldırdı.

868. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو حُذَيْفَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ رَفَعَ يَدَيْهِ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ وَيَقُولُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَعَلَ مِثْلَ ذَلِكَ ‏.‏ وَرَفَعَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ يَدَيْهِ إِلَى أُذُنَيْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe anlattı; dedi ki: Bize İbrahim b. Tahmân, Ebû'z-Zübeyr'den naklen anlattı ki: Câbir b. Abdullah namaza başladığı zaman, rükû ettiği zaman ve başını rükûdan kaldırdığı zaman ellerini kaldırırdı ve: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i böyle yaparken gördüm" derdi. (Râvi) İbrahim b. Tahmân da ellerini kulaklarına kadar kaldırdı.

869. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ بُدَيْلٍ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا رَكَعَ لَمْ يَشْخَصْ رَأْسَهُ وَلَمْ يُصَوِّبْهُ، وَلَكِنْ بَيْنَ ذَلِكَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn, Hüseyin el-Muallim'den, o da Büdeyl'den, o da Ebû'l-Cevzâ'dan, o da Âişe'den naklen anlattı. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükû ettiği zaman başını ne (yukarı) diker ne de (aşağı) eğerdi; fakat ikisi arasında (bir durumda) tutardı.

870. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُجْزِئُ صَلاَةٌ لاَ يُقِيمُ الرَّجُلُ فِيهَا صُلْبَهُ فِي الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Muhammed ve Amr b. Abdillah anlattılar; dediler ki: Bize Vekî', A'meş'ten, o da Umâre'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Ebû Mes'ûd'dan naklen anlattı. (Ebû Mes'ûd) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişinin rükû ve secdede omurgasını (belini) doğrultmadığı namaz yeterli olmaz (kabul olmaz)."

871. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُلاَزِمُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَدْرٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَلِيِّ بْنِ شَيْبَانَ، عَنْ أَبِيهِ، ‏.‏ عَلِيِّ بْنِ شَيْبَانَ - وَكَانَ مِنَ الْوَفْدِ - قَالَ خَرَجْنَا حَتَّى قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَبَايَعْنَاهُ وَصَلَّيْنَا خَلْفَهُ فَلَمَحَ بِمُؤْخِرِ عَيْنِهِ رَجُلاً لاَ يُقِيمُ صَلاَتَهُ - يَعْنِي صُلْبَهُ - فِي الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ فَلَمَّا قَضَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لاَ يُقِيمُ صُلْبَهُ فِي الرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Mülâzım b. Amr anlattı; dedi ki: Abdullah b. Bedr, bana Abdurrahman b. Ali b. Şeybân'dan, o da babası Ali b. Şeybân'dan -ki o (Medine'ye gelen) heyettendi- naklen haber verdi. (Ali) dedi ki: Çıkıp Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldik, ona biat ettik ve arkasında namaz kıldık. (Efendimiz), göz ucuyla rükû ve secdede namazını -yani omurgasını- düzeltmeyen bir adama baktı. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince şöyle buyurdu: "Ey Müslümanlar topluluğu! Rükû ve secdede omurgasını (belini) doğrultmayanın namazı yoktur (geçersizdir)."

872. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ الْفِرْيَابِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ عَطَاءٍ، حَدَّثَنَا طَلْحَةُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ رَاشِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ وَابِصَةَ بْنَ مَعْبَدٍ، يَقُولُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فَكَانَ إِذَا رَكَعَ سَوَّى ظَهْرَهُ حَتَّى لَوْ صُبَّ عَلَيْهِ الْمَاءُ لاَسْتَقَرَّ ‏.‏

Bize İbrahim b. Muhammed b. Yûsuf el-Firyâbî anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Osman b. Atâ anlattı; dedi ki: Bize Talha b. Zeyd, Râşid'den naklen anlattı. (Râşid) dedi ki: Vâbisa b. Ma'bed'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i namaz kılarken gördüm. Rükû ettiği zaman sırtını o kadar düz tutardı ki, üzerine su dökülse (akmaz) yerinde dururdu.

873. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ رَكَعْتُ إِلَى جَنْبِ أَبِي فَطَبَّقْتُ فَضَرَبَ يَدِي وَقَالَ قَدْ كُنَّا نَفْعَلُ هَذَا، ثُمَّ أُمِرْنَا أَنْ نَرْفَعَ إِلَى الرُّكَبِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Bişr anlattı; dedi ki: Bize İsmail b. Ebî Hâlid, Zübeyr b. Adî'den, o da Mus'ab b. Sa'd'dan naklen anlattı. (Mus'ab) dedi ki: Babamın yanında rükû ettim ve tatbik yaptım (ellerimi birleştirip bacaklarımın arasına koydum). Babam elime vurdu ve: "Biz bunu yapardık; sonra (ellerimizi) dizlere koymamız emredildi" dedi.

874. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَرْكَعُ فَيَضَعُ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَيُجَافِي بِعَضُدَيْهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Abde b. Süleyman, Hârise b. Ebî'r-Ricâl'den, o da Amre'den, o da Âişe'den naklen anlattı. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükû eder, ellerini dizlerinin üzerine koyar ve kollarını (vücudundan) uzak tutardı.

875. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ وَيَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Mervân Muhammed b. Osman el-Osmânî ve Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattılar; dediler ki: Bize İbrahim b. Sa'd, İbn Şihâb'dan, o da Saîd b. el-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdirrahmân'dan, onlar da Ebû Hureyre'den naklen anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, "Semiallahu limen hamideh" dediği zaman "Rabbenâ ve leke'l-hamd" derdi.

876. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏.‏ فَقُولُوا رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklen anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman, siz 'Rabbenâ ve leke'l-hamd' deyin."

877. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا قَالَ الإِمَامُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏.‏ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Yahyâ b. Ebî Bükeyr anlattı; dedi ki: Bize Züheyr b. Muhammed, Abdullah b. Muhammed b. Akîl'den, o da Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklen anlattı. (Ebû Saîd), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "İmam 'Semiallahu limen hamideh' dediği zaman, siz 'Allâhümme Rabbenâ ve leke'l-hamd' deyin."

878. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ قَالَ ‏ "‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize A'meş, Ubeyd b. el-Hasen'den, o da İbn Ebî Evfâ'dan naklen anlattı. (İbn Ebî Evfâ) dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem başını rükûdan kaldırdığı zaman şöyle derdi: "Semiallahu limen hamideh. Allâhümme Rabbenâ leke'l-hamd mil'e's-semâvâti ve mil'e'l-ardı ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'd" (Allah, kendisine hamd edeni işitir. Allah'ım! Rabbimiz! Hamd sana mahsustur; gökler dolusu, yer dolusu ve bundan başka dilediğin şeyler dolusu hamd Sana'dır).

879. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى السُّدِّيُّ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، يَقُولُ ذُكِرَتِ الْجُدُودُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ فِي الصَّلاَةِ فَقَالَ رَجُلٌ جَدُّ فُلاَنٍ فِي الْخَيْلِ ‏.‏ وَقَالَ آخَرُ جَدُّ فُلاَنٍ فِي الإِبِلِ ‏.‏ وَقَالَ آخَرُ جَدُّ فُلاَنٍ فِي الْغَنَمِ ‏.‏ وَقَالَ آخَرُ جَدُّ فُلاَنٍ فِي الرَّقِيقِ ‏.‏ فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلاَتَهُ وَرَفَعَ رَأْسَهُ مِنْ آخِرِ الرَّكْعَةِ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ اللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ‏"‏ ‏.‏ وَطَوَّلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَوْتَهُ بِالْجَدِّ لِيَعْلَمُوا أَنَّهُ لَيْسَ كَمَا يَقُولُونَ ‏.‏

Bize İsmail b. Mûsâ es-Süddî anlattı; dedi ki: Bize Şerîk, Ebû Ömer'den naklen anlattı. (Ebû Ömer) dedi ki: Ben Ebû Cuhayfe'yi şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazdayken, yanında zenginliklerden (servetlerden) bahsedildi. Bir adam: "Filanın zenginliği atlardadır" dedi. Diğeri: "Filanın zenginliği develerdedir" dedi. Bir başkası: "Filanın zenginliği koyunlardadır" dedi. Bir başkası da: "Filanın zenginliği kölelerdedir" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazını bitirip son rekâttan başını kaldırdığı zaman şöyle dedi: "Allâhümme Rabbenâ leke'l-hamd mil'e's-semâvâti ve mil'e'l-ardı ve mil'e mâ şi'te min şey'in ba'd. Allâhümme lâ mânia limâ a'tayte ve lâ mu'tıye limâ mena'te ve lâ yenfeu ze'l-ceddi minke'l-cedd" (Allah'ım! Rabbimiz! Hamd sana mahsustur; gökler dolusu, yer dolusu ve bundan başka dilediğin şeyler dolusu hamd Sana'dır. Allah'ım! Senin verdiğine engel olacak yoktur, senin vermediğini de verecek yoktur. Zenginlik (mal-mülk) sahibine, zenginliği Sana karşı fayda vermez). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (zenginliğin) onların dedikleri gibi olmadığını bilsinler diye "el-Cedd" (zenginlik/nasip) kelimesini söylerken sesini uzattı.

880. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَصَمِّ، عَنْ عَمِّهِ، يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا سَجَدَ جَافَى يَدَيْهِ فَلَوْ أَنَّ بَهْمَةً أَرَادَتْ أَنْ تَمُرَّ بَيْنَ يَدَيْهِ لَمَرَّتْ ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Ubeydullah b. Abdillah b. el-Esamm'dan, o da amcası Yezîd b. el-Esamm'dan, o da Meymûne'den naklen anlattı. (Meymûne) dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem secde ettiği zaman kollarını (vücudundan) o kadar uzak tutardı ki, küçük bir kuzu kolları arasından geçmek istese geçerdi.

881. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَقْرَمَ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ أَبِي بِالْقَاعِ مِنْ نَمِرَةَ فَمَرَّ بِنَا رَكْبٌ فَأَنَاخُوا بِنَاحِيَةِ الطَّرِيقِ فَقَالَ لِي أَبِي كُنْ فِي بَهْمِكَ حَتَّى آتِيَ هَؤُلاَءِ الْقَوْمَ فَأُسَائِلَهُمْ ‏.‏ قَالَ فَخَرَجَ وَجِئْتُ - يَعْنِي دَنَوْتُ - فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَحَضَرْتُ الصَّلاَةَ فَصَلَّيْتُ مَعَهُمْ فَكُنْتُ أَنْظُرُ إِلَى عُفْرَتَىْ إِبْطَىْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كُلَّمَا سَجَدَ‏.‏ ‏ قَالَ ابْنُ مَاجَهْ النَّاسُ يَقُولُونَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ يَقُولُ النَّاسُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ‏‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَصَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، وَأَبُو دَاوُدَ قَالُوا حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَقْرَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Vekî', Dâvûd b. Kays'tan, o da Abdullah b. Ubeydillah b. Akram el-Huzâî'den, o da babasından naklen anlattı. (Babası) dedi ki: Babamla birlikte Nemire (denilen yerdeki) düzlükteydim. Yanımızdan bir kafile geçti ve yolun kenarında konakladılar. Babam bana: "Ben şu topluluğa gidip onlara (kim olduklarını) soruncaya kadar sen koyunlarının yanında dur" dedi. (Râvi) dedi ki: O çıktı (gitti), ben de geldim -yani yaklaştım-. Bir de baktım ki O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'dir. Namaz vakti girdi, ben de onlarla beraber namaz kıldım. Her secde edişinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in koltuk altlarının beyazlığını görüyordum. İbn Mâce dedi ki: İnsanlar (bu râvi hakkında) Ubeydullah b. Abdillah diyorlar. Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ise, insanların Abdullah b. Ubeydillah dediğini söylüyor. Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Safvân b. Îsâ ve Ebû Dâvûd anlattılar; dediler ki: Bize Dâvûd b. Kays, Ubeydullah b. Abdillah b. Akram'dan, o da babasından, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen bu hadisin benzerini anlattı.

882. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا سَجَدَ وَضَعَ رُكْبَتَيْهِ قَبْلَ يَدَيْهِ وَإِذَا قَامَ مِنَ السُّجُودِ رَفَعَ يَدَيْهِ قَبْلَ رُكْبَتَيْهِ ‏.‏

Bize Hasen b. Ali el-Hallâl anlattı; dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı; dedi ki: Bize Şerîk, Âsım b. Küleyb'den, o da babasından, o da Vâil b. Hucr'dan naklen anlattı. (Vâil) dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; secde ettiği zaman dizlerini ellerinden önce (yere) koydu. Secdeden kalktığı zaman ise ellerini dizlerinden önce kaldırdı.

883. Hadis

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، وَحَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةِ أَعْظُمٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Bişr b. Muâz ed-Darîr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne ve Hammâd b. Zeyd, Amr b. Dînâr'dan, o da Tâvûs'tan, o da İbn Abbâs'tan, o da Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen anlattı. (Efendimiz) şöyle buyurdu: "Yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum."

884. Hadis

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعٍ وَلاَ أَكُفَّ شَعَرًا وَلاَ ثَوْبًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ طَاوُسٍ فَكَانَ أَبِي يَقُولُ الْيَدَيْنِ وَالرُّكْبَتَيْنِ وَالْقَدَمَيْنِ وَكَانَ يَعُدُّ الْجَبْهَةَ وَالأَنْفَ وَاحِدًا ‏.‏

Bize Hişâm b. Ammâr anlattı; dedi ki: Bize Süfyân, İbn Tâvûs'tan, o da babasından, o da İbn Abbâs'tan naklen anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yedi (uzuv) üzerine secde etmekle ve saç(ımı) ve elbise(mi) toplamamakla emrolundum." İbn Tâvûs dedi ki: Babam (şöyle) derdi: "(Bu yedi uzuv); iki el, iki diz ve iki ayaktır." (Babam) alnı ve burnu bir (uzuv) sayardı.

885. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا سَجَدَ الْعَبْدُ سَجَدَ مَعَهُ سَبْعَةُ آرَابٍ: وَجْهُهُ وَكَفَّاهُ وَرُكْبَتَاهُ وَقَدَمَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. Humeyd b. Kâsib anlattı; dedi ki: Bize Abdülazîz b. Ebî Hâzim, Yezîd b. el-Hâd'dan, o da Muhammed b. İbrahim et-Teymî'den, o da Âmir b. Sa'd'dan, o da Abbâs b. Abdilmuttalib'den naklen anlattı. (Abbâs), Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "Kul secde ettiği zaman yedi uzuv onunla birlikte secde eder: Yüzü, iki avcu, iki dizi ve iki ayağı."

886. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا أَحْمَرُ، صَاحِبُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ إِنْ كُنَّا لَنَأْوِي لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِمَّا يُجَافِي بِيَدَيْهِ عَنْ جَنْبَيْهِ إِذَا سَجَدَ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Abbâd b. Râşid, Hasen'den naklen anlattı. (Hasen) dedi ki: Bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sahabisi Ahmer anlattı. (Ahmer) dedi ki: Biz, secde ettiği zaman kollarını (vücudundan) uzak tutmasından dolayı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e acırdık.

887. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَيُّوبَ الْغَافِقِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَمِّي، إِيَاسَ بْنَ عَامِرٍ يَقُولُ سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ}‏ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اجْعَلُوهَا فِي رُكُوعِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا نَزَلَتْ ‏{سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى}‏ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اجْعَلُوهَا فِي سُجُودِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Râfi' el-Becelî anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Mûsâ b. Eyyûb el-Gâfıkî'den naklen anlattı. (Mûsâ) dedi ki: Amcam İyâs b. Âmir'i şöyle derken işittim: Ukbe b. Âmir el-Cühenî'yi şöyle derken işittim: {Fesebbih bismi Rabbike'l-Azîm} (O halde Yüce Rabbinin adını tesbih et) ayeti inince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize: "Bunu rükûunuzda yapın (okuyun)" buyurdu. {Sebbihisme Rabbike'l-A'lâ} (Yüce Rabbinin adını tesbih et) ayeti inince de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize: "Bunu da secdelerinizde yapın (okuyun)" buyurdu.

888. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي الأَزْهَرِ، عَنْ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ إِذَا رَكَعَ: ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ‏"‏ ‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، وَإِذَا سَجَدَ قَالَ: ‏"‏ سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ‏"‏ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh el-Mısrî anlattı; dedi ki: Bize İbn Lehîa, Ubeydullah b. Ebî Ca'fer'den, o da Ebû'l-Ezher'den, o da Huzeyfe b. el-Yemân'dan naklen bildirdi. (Huzeyfe), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i rükû ettiği zaman üç defa: "Subhâne Rabbiye'l-Azîm" (Yüce Rabbim eksik sıfatlardan münezzehtir) derken; secde ettiği zaman da üç defa: "Subhâne Rabbiye'l-A'lâ" (En yüce Rabbim eksik sıfatlardan münezzehtir) derken işitmiştir.

889. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ: ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ. اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ‏"‏ ‏.‏ يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ ‏.‏

Bize Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû'd-Duhâ'dan, o da Mesrûk'tan, o da Âişe'den naklen anlattı. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükû ve secdesinde: "Subhânekellâhümme ve bi-hamdik. Allâhümmağfir lî" (Allah'ım! Seni hamdinle tesbih ederim (eksik sıfatlardan tenzih ederim). Allah'ım, beni bağışla!) sözünü çokça söylerdi. (Bununla), Kur'an'ı te'vil (ve tatbik) ediyordu.

890. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ يَزِيدَ الْهُذَلِيِّ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا رَكَعَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ فِي رُكُوعِهِ سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ‏.‏ ثَلاَثًا فَإِذَا فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ تَمَّ رُكُوعُهُ وَإِذَا سَجَدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ فِي سُجُودِهِ سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ثَلاَثًا. فَإِذَا فَعَلَ ذَلِكَ فَقَدْ تَمَّ سُجُودُهُ، وَذَلِكَ أَدْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî anlattı; dedi ki: Bize Vekî', İbn Ebî Zi'b'den, o da İshâk b. Yezîd el-Hüzelî'den, o da Avn b. Abdillah b. Utbe'den, o da İbn Mes'ûd'dan naklen anlattı. (İbn Mes'ûd) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz rükû ettiği zaman, rükûsunda üç kere 'Subhâne Rabbiye'l-Azîm' desin. Bunu yaptığı zaman rükûsu tamam olmuş olur. Sizden biriniz secde ettiği zaman da, secdesinde üç kere 'Subhâne Rabbiye'l-A'lâ' desin. Bunu yaptığı zaman secdesi tamam olmuş olur. Bu da (mükemmelliğin) en azıdır."

891. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا سَجَدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَعْتَدِلْ، وَلاَ يَفْتَرِشْ ذِرَاعَيْهِ افْتِرَاشَ الْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Vekî', A'meş'ten, o Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den anlattı. (Câbir) şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri secde ettiği zaman itidalli (düzgün) olsun ve kollarını köpeğin (yere) yaydığı gibi yaymasın."

892. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ اعْتَدِلُوا فِي السُّجُودِ، وَلاَ يَسْجُدْ أَحَدُكُمْ وَهُوَ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ كَالْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Alî el-Cehdamî anlattı; bize Abdüla'lâ anlattı; bize Saîd, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Secdede itidalli olun. Sizden hiç kimse, köpeğin (kollarını) yaydığı gibi kollarını yayarak secde etmesin."

893. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ بُدَيْلٍ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ قَائِمًا، فَإِذَا سَجَدَ فَرَفَعَ رَأْسَهُ، لَمْ يَسْجُدْ حَتَّى يَسْتَوِيَ جَالِسًا، وَكَانَ يَفْتَرِشُ رِجْلَهُ الْيُسْرَى ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe anlattı; bize Yezîd b. Hârûn, Hüseyin el-Muallim'den, o Büdeyl'den, o Ebu'l-Cevzâ'dan, o da Âişe'den anlattı. (Âişe) şöyle dedi: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem rükûdan başını kaldırdığı zaman, dimdik doğruluncaya kadar secde etmezdi. Secde edip başını kaldırdığı zaman da, (iki secde arasında) dimdik oturuncaya kadar (ikinci) secdeyi yapmazdı. Ve sol ayağını yayardı (üzerine otururdu)."

894. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُقْعِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Ubeydullah b. Mûsâ, İsrâil'den, o Ebû İshâk'tan, o el-Hâris'ten, o da Alî'den anlattı. (Ali) şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "İki secde arasında 'ik'â' (köpek oturuşu) yapma."

895. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ ثَوَابٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى، وَأَبِي، إِسْحَاقَ عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَا عَلِيُّ، لاَ تُقْعِ إِقْعَاءَ الْكَلْبِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Sevâb anlattı; bize Ebû Nuaym en-Nehaî, Ebû Mâlik'ten, o Âsım b. Küleyb'den, o babasından, o Ebû Mûsâ'dan; ve (yine) Ebû İshâk'tan, o el-Hâris'ten, o da Alî'den nakletti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Ali! Köpek oturuşu gibi 'ik'â' yapma."

896. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا الْعَلاَءُ أَبُو مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ لِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا رَفَعْتَ رَأْسَكَ مِنَ السُّجُودِ فَلاَ تُقْعِ كَمَا يُقْعِي الْكَلْبُ ضَعْ أَلْيَتَيْكَ بَيْنَ قَدَمَيْكَ، وَأَلْزِقْ ظَاهِرَ قَدَمَيْكَ بِالأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

Bize el-Hasan b. Muhammed b. es-Sabbâh anlattı; bize Yezîd b. Hârûn anlattı; bize el-Alâ Ebû Muhammed haber verdi. (Ebû Muhammed) dedi ki: Enes b. Mâlik'i şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: "Secdeden başını kaldırdığın zaman, köpeğin oturduğu gibi 'ik'â' yapma. İki kaba etini (kalçanı) iki ayağının arasına koy ve ayaklarının üst kısmını yere yapıştır."

897. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنِ الْمُسْتَوْرِدِ بْنِ الأَحْنَفِ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ حُذَيْفَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ ‏ "‏ رَبِّ اغْفِرْ لِي، رَبِّ اغْفِرْ لِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Hafs b. Gıyâs anlattı; bize el-Alâ b. el-Müseyyeb, Amr b. Mürre'den, o Talha b. Yezîd'den, o da Huzeyfe'den anlattı. (H) Ve yine bize Alî b. Muhammed anlattı; bize Hafs b. Gıyâs, A'meş'ten, o Sa'd b. Ubeyde'den, o el-Müstevrid b. el-Ahnef'ten, o Sıla b. Züfer'den, o da Huzeyfe'den anlattı: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem iki secde arasında şöyle derdi: 'Rabbim beni bağışla, Rabbim beni bağışla.'"

898. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ صَبِيحٍ، عَنْ كَامِلٍ أَبِي الْعَلاَءِ، قَالَ سَمِعْتُ حَبِيبَ بْنَ أَبِي ثَابِتٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ فِي صَلاَةِ اللَّيْلِ ‏ "‏ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَاجْبُرْنِي وَارْزُقْنِي وَارْفَعْنِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Küreyb Muhammed b. el-Alâ anlattı; bize İsmâil b. Sabîh, Kâmil Ebu'l-Alâ'dan anlattı. (Kâmil) şöyle dedi: Habîb b. Ebî Sâbit'i, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan (şöyle naklederken) işittim: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gece namazında iki secde arasında şöyle derdi: 'Rabbim, beni bağışla, bana merhamet et, beni onar (eksiklerimi gider), beni rızıklandır ve beni yükselt.'"

899. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ السَّلاَمُ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَعَلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٍ ‏.‏ يَعْنُونَ الْمَلاَئِكَةَ ‏.‏ فَسَمِعَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُولُوا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا جَلَسْتُمْ فَقُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏.‏ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، وَحُصَيْنٍ، وَأَبِي، هَاشِمٍ وَحَمَّادٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ، وَعَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَمَنْصُورٍ، وَحُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، وَالأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُعَلِّمُهُمُ التَّشَهُّدَ. فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı; bize babam anlattı; bize A'meş, Şakîk b. Seleme'den, o Abdullah b. Mes'ûd'dan anlattı. (H) Ve yine bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize A'meş, Şakîk'ten, o Abdullah b. Mes'ûd'dan anlattı. (Abdullah) şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldığımız zaman; 'Kullarından önce Allah'a selâm olsun. Cebrail'e, Mikâil'e ve falan ve falana selâm olsun' derdik -melekleri kastederek-. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi işitti ve şöyle buyurdu: 'Allah'a selâm olsun demeyin. Çünkü Allah, es-Selâm (selâmın kendisi)dir. Ancak oturduğunuz zaman şöyle deyin: Et-tahiyyâtü lillâhi ve's-salevâtü ve't-tayyibât. Es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. (Tahiyyât, salavât ve tayyibât Allah'a mahsustur. Selâm senin üzerine olsun ey Nebi, Allah'ın rahmeti ve bereketi de! Selâm bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kulları üzerine olsun). Çünkü siz bunu söylediğiniz zaman, gökte ve yerde bulunan her sâlih kula (bu selâm) ulaşır. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh. (Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir).'" Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Sevrî haber verdi; Mansûr'dan, A'meş'ten, Husayn'dan, Ebû Hâşim'den ve Hammâd'dan; (bunlar) Ebû Vâil'den. Ve (yine Sevrî) Ebû İshâk'tan; (o) el-Esved ve Ebu'l-Ahvas'tan; (hepsi) Abdullah b. Mes'ûd'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini (nakletti). Bize Muhammed b. Ma'mer anlattı; bize Kabîsa anlattı; bize Süfyân haber verdi; A'meş, Mansûr ve Husayn'dan; (onlar) Ebû Vâil'den, o Abdullah b. Mes'ûd'dan. (H) (Ravi) dedi ki: Ve bize Süfyân anlattı; Ebû İshâk'tan, o Ebû Ubeyde, el-Esved ve Ebu'l-Ahvas'tan, (onlar) Abdullah b. Mes'ûd'dan: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara teşehhüdü öğretirdi... diyerek hadisin benzerini zikretti.

900. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَطَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ فَكَانَ يَقُولُ ‏ "‏ التَّحِيَّاتُ الْمُبَارَكَاتُ الصَّلَوَاتُ الطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Rumh anlattı; bize Leys b. Sa'd haber verdi; Ebu'z-Zübeyr'den, o Saîd b. Cübeyr ve Tâvus'tan, (onlar) İbn Abbâs'tan anlattı. (İbn Abbâs) şöyle dedi: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, Kur'ân'dan bir sûre öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi ve şöyle derdi: 'Et-tahiyyâtü'l-mübârekâtü's-salevâtü't-tayyibâtü lillâh. Es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh.' (Mübarek tahiyyât, salavât ve tayyibât Allah'a mahsustur...)"

901. Hadis

حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ قَتَادَةَ، ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ يُونُسَ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَطَبَنَا وَبَيَّنَ لَنَا سُنَّتَنَا وَعَلَّمَنَا صَلاَتَنَا، فَقَالَ ‏ "‏ إِذَا صَلَّيْتُمْ، فَكَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ، فَلْيَكُنْ مِنْ أَوَّلِ قَوْلِ أَحَدِكُمُ التَّحِيَّاتُ الطَّيِّبَاتُ الصَّلَوَاتُ لِلَّهِ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، سَبْعُ كَلِمَاتٍ هُنَّ تَحِيَّةُ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Cemîl b. el-Hasen anlattı; dedi ki: Bize Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den naklen haber verdi. (H) Yine bize Abdurrahman b. Ömer anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Adî haber verdi; dedi ki: Bize Saîd b. Ebî Arûbe ve Hişâm b. Ebî Abdillâh, Katâde'den naklen haber verdiler. Bu, Abdurrahman'ın Yûnus b. Cübeyr'den, onun Hıttân b. Abdillâh'tan, onun da Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den naklettiği hadistir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe verdi, sünnetimizi (yolumuzu) açıkladı ve namazımızı bize öğretti. Şöyle buyurdu: "Namaz kıldığınız zaman, oturuşta olduğunuzda, birinizin söyleyeceği ilk söz şu olsun: 'Et-tahiyyâtü, et-tayyibâtü, es-salevâtü lillâh. Es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammedin abdühû ve resûlüh.' (Selamlar, güzel sözler ve dualar Allah içindir. Ey Nebi! Selam, Allah'ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.) Bunlar yedi kelimedir ve namazın tahiyyesidir (selamlaşmasıdır)."

902. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَيْمَنُ بْنُ نَابِلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ ‏ "‏ بِاسْمِ اللَّهِ وَبِاللَّهِ، التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ لِلَّهِ، السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ziyâd anlattı; dedi ki: Bize el-Mu'temir b. Süleyman haber verdi. (H) Yine bize Yahyâ b. Hakîm anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Bekr haber verdi. İkisi de dediler ki: Bize Eymen b. Nâbil anlattı; dedi ki: Bize Ebu'z-Zübeyr, Câbir b. Abdillâh'tan naklen haber verdi. O şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize Kur'an'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi: "Bismillâhi ve billâhi. Et-tahiyyâtü lillâh ve's-salevâtü ve't-tayyibâtü lillâh. Es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammedin abdühû ve resûlüh. Es'elullâhe'l-cennete ve eûzü billâhi mine'n-nâr." (Allah'ın adıyla ve Allah ile. Selamlar Allah içindir, dualar ve güzel sözler de Allah içindir... Allah'tan cenneti isterim ve ateşten Allah'a sığınırım.)

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.