899. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كُنَّا إِذَا صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قُلْنَا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ قَبْلَ عِبَادِهِ السَّلاَمُ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَعَلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٍ . يَعْنُونَ الْمَلاَئِكَةَ . فَسَمِعَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " لاَ تَقُولُوا السَّلاَمُ عَلَى اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ هُوَ السَّلاَمُ فَإِذَا جَلَسْتُمْ فَقُولُوا التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ فَإِنَّهُ إِذَا قَالَ ذَلِكَ أَصَابَتْ كُلَّ عَبْدٍ صَالِحٍ فِي السَّمَاءِ وَالأَرْضِ . أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ " . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا الثَّوْرِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، وَحُصَيْنٍ، وَأَبِي، هَاشِمٍ وَحَمَّادٍ عَنْ أَبِي وَائِلٍ، وَعَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ . حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَمَنْصُورٍ، وَحُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، وَالأَسْوَدِ، وَأَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُعَلِّمُهُمُ التَّشَهُّدَ. فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr anlattı; bize babam anlattı; bize A'meş, Şakîk b. Seleme'den, o Abdullah b. Mes'ûd'dan anlattı. (H) Ve yine bize Ebû Bekr b. Hallâd el-Bâhilî anlattı; bize Yahyâ b. Saîd anlattı; bize A'meş, Şakîk'ten, o Abdullah b. Mes'ûd'dan anlattı. (Abdullah) şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kıldığımız zaman; 'Kullarından önce Allah'a selâm olsun. Cebrail'e, Mikâil'e ve falan ve falana selâm olsun' derdik -melekleri kastederek-. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi işitti ve şöyle buyurdu: 'Allah'a selâm olsun demeyin. Çünkü Allah, es-Selâm (selâmın kendisi)dir. Ancak oturduğunuz zaman şöyle deyin: Et-tahiyyâtü lillâhi ve's-salevâtü ve't-tayyibât. Es-selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh. Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi's-sâlihîn. (Tahiyyât, salavât ve tayyibât Allah'a mahsustur. Selâm senin üzerine olsun ey Nebi, Allah'ın rahmeti ve bereketi de! Selâm bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kulları üzerine olsun). Çünkü siz bunu söylediğiniz zaman, gökte ve yerde bulunan her sâlih kula (bu selâm) ulaşır. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlüh. (Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir).'" Bize Muhammed b. Yahyâ anlattı; bize Abdürrezzâk anlattı; bize Sevrî haber verdi; Mansûr'dan, A'meş'ten, Husayn'dan, Ebû Hâşim'den ve Hammâd'dan; (bunlar) Ebû Vâil'den. Ve (yine Sevrî) Ebû İshâk'tan; (o) el-Esved ve Ebu'l-Ahvas'tan; (hepsi) Abdullah b. Mes'ûd'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini (nakletti). Bize Muhammed b. Ma'mer anlattı; bize Kabîsa anlattı; bize Süfyân haber verdi; A'meş, Mansûr ve Husayn'dan; (onlar) Ebû Vâil'den, o Abdullah b. Mes'ûd'dan. (H) (Ravi) dedi ki: Ve bize Süfyân anlattı; Ebû İshâk'tan, o Ebû Ubeyde, el-Esved ve Ebu'l-Ahvas'tan, (onlar) Abdullah b. Mes'ûd'dan: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara teşehhüdü öğretirdi... diyerek hadisin benzerini zikretti.