Güneş Tutulması (Küsûf) Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1476. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، - هُوَ الأَنْصَارِيُّ - قَالَ سَمِعْتُ عَمْرَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَقُولُ جَاءَتْنِي يَهُودِيَّةٌ تَسْأَلُنِي فَقَالَتْ أَعَاذَكِ اللَّهُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ‏‏.‏‏ فَلَمَّا جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُعَذَّبُ النَّاسُ فِي الْقُبُورِ فَقَالَ عَائِذًا بِاللَّهِ فَرَكِبَ مَرْكَبًا - يَعْنِي - وَانْخَسَفَتِ الشَّمْسُ فَكُنْتُ بَيْنَ الْحُجَرِ مَعَ نِسْوَةٍ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَرْكَبِهِ فَأَتَى مُصَلاَّهُ فَصَلَّى بِالنَّاسِ فَقَامَ فَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ رَكَعَ فَأَطَالَ الرُّكُوعَ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَأَطَالَ الْقِيَامَ ثُمَّ سَجَدَ فَأَطَالَ السُّجُودَ ثُمَّ قَامَ قِيَامًا أَيْسَرَ مِنْ قِيَامِهِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ أَيْسَرَ مِنْ رُكُوعِهِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَامَ أَيْسَرَ مِنْ قِيَامِهِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَكَعَ أَيْسَرَ مِنْ رُكُوعِهِ الأَوَّلِ ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَامَ أَيْسَرَ مِنْ قِيَامِهِ الأَوَّلِ فَكَانَتْ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ وَانْجَلَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ ‏‏ "‏‏ إِنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ كَفِتْنَةِ الدَّجَّالِ ‏‏"‏‏ ‏‏.‏‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَسَمِعْتُهُ بَعْدَ ذَلِكَ يَتَعَوَّذُ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ‏‏.‏‏

Bize Amr b. Alî haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd -ki o el-Ensârî'dir- anlattı. Dedi ki: Amre'yi işittim. Dedi ki: Âişe'yi şöyle derken işittim: "Bir Yahudi kadın bana geldi ve bir şey istedi. (Sonra): 'Allah seni kabir azabından korusun' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gelince: 'Ey Allah'ın Resûlü! İnsanlar kabirlerde azap görürler mi?' dedim. 'Allah'a sığınırım' dedi. Sonra (bir gün) bineğine bindi. Derken güneş tutuldu. Ben kadınlarla birlikte odaların arasındaydım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bineğinden geldi ve namazgâhına vardı. İnsanlara namaz kıldırdı. Kalktı ve kıyamı uzattı. Sonra rükû etti ve rükûu uzattı. Sonra başını kaldırdı ve kıyamı uzattı. Sonra rükû etti ve rükûu uzattı. Sonra başını kaldırdı ve kıyamı uzattı. Sonra secde etti ve secdeyi uzattı. Sonra (ikinci rekâta) kalktı; (bu), ilk kıyamından daha hafifti (kısaydı). Sonra rükû etti; ilk rükûsundan daha hafifti. Sonra başını kaldırdı ve (kıyamda) durdu; ilk kıyamından daha hafifti. Sonra rükû etti; ilk rükûsundan daha hafifti. Sonra başını kaldırdı ve (kıyamda) durdu; ilk kıyamından daha hafifti. (Sonra secde etti). Böylece (toplam) dört rükû ve dört secde oldu. Güneş açılmıştı. Şöyle buyurdu: 'Şüphesiz sizler kabirlerde Deccal fitnesi gibi imtihan olunursunuz.' Âişe dedi ki: Bundan sonra onun kabir azabından sığındığını işittim."