1619. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَحْوَلِ، - يَعْنِي سُلَيْمَانَ بْنَ أَبِي مُسْلِمٍ - عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتَهَجَّدُ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيَّامُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ مَلِكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ حَقٌّ وَوَعْدُكَ حَقٌّ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَبِكَ آمَنْتُ " . ثُمَّ ذَكَرَ قُتَيْبَةُ كَلِمَةً مَعْنَاهَا " وَبِكَ خَاصَمْتُ وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ " .
Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. (O), el-Ahvel'den -yani Süleymân b. Ebî Müslim-, (o), Tâvûs'tan, (o), İbn Abbâs'tan nakletti ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceleyin teheccüde kalktığında şöyle derdi: "Allah'ım! Hamd Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve onlardakilerin nurusun. Hamd Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve onlardakilerin kıyyâmısın. Hamd Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve onlardakilerin melikisin. Hamd Sana mahsustur. Sen haksın, vaadin haktır, cennet haktır, cehennem haktır, kıyamet haktır, nebiler haktır, Muhammed haktır. Sana teslim oldum, Sana tevekkül ettim, Sana iman ettim." Sonra Kuteybe manası şöyle olan bir kelime zikretti: "Sana (sığinıp) mücadele ettim, Seni hakem kıldım. Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık günahlarımı bağışla. Öne alan Sensin, geriye bırakan Sensin. Senden başka ilah yoktur. Güç ve kuvvet ancak Allah'iledir."