Cenazeler Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2037. Hadis

أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ قَيْسِ بْنِ مَخْرَمَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تُحَدِّثُ قَالَتْ ‏:‏ أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ عَنِّي وَعَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْنَا ‏:‏ بَلَى ‏.‏ قَالَتْ ‏:‏ لَمَّا كَانَتْ لَيْلَتِي الَّتِي هُوَ عِنْدِي تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم انْقَلَبَ فَوَضَعَ نَعْلَيْهِ عِنْدَ رِجْلَيْهِ، وَبَسَطَ طَرَفَ إِزَارِهِ عَلَى فِرَاشِهِ، فَلَمْ يَلْبَثْ إِلاَّ رَيْثَمَا ظَنَّ أَنِّي قَدْ رَقَدْتُ، ثُمَّ انْتَعَلَ رُوَيْدًا وَأَخَذَ رِدَاءَهُ رُوَيْدًا، ثُمَّ فَتَحَ الْبَابَ رُوَيْدًا وَخَرَجَ رُوَيْدًا وَجَعَلْتُ دِرْعِي فِي رَأْسِي وَاخْتَمَرْتُ وَتَقَنَّعْتُ إِزَارِي، وَانْطَلَقْتُ فِي إِثْرِهِ حَتَّى جَاءَ الْبَقِيعَ، فَرَفَعَ يَدَيْهِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَأَطَالَ، ثُمَّ انْحَرَفَ فَانْحَرَفْتُ، فَأَسْرَعَ فَأَسْرَعْتُ، فَهَرْوَلَ فَهَرْوَلْتُ، فَأَحْضَرَ فَأَحْضَرْتُ وَسَبَقْتُهُ فَدَخَلْتُ، فَلَيْسَ إِلاَّ أَنِ اضْطَجَعْتُ فَدَخَلَ فَقَالَ ‏:‏ ‏"‏ مَا لَكِ يَا عَائِشَةُ حَشْيَا رَابِيَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ ‏:‏ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ لَتُخْبِرِنِّي أَوْ لَيُخْبِرَنِّي اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ‏:‏ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ ‏.‏ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ فَأَنْتِ السَّوَادُ الَّذِي رَأَيْتُ أَمَامِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ ‏:‏ نَعَمْ، فَلَهَزَنِي فِي صَدْرِي لَهْزَةً أَوْجَعَتْنِي، ثُمَّ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ أَظَنَنْتِ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ‏:‏ مَهْمَا يَكْتُمُ النَّاسُ فَقَدْ عَلِمَهُ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ فَإِنَّ جِبْرِيلَ أَتَانِي حِينَ رَأَيْتِ وَلَمْ يَدْخُلْ عَلَىَّ وَقَدْ وَضَعْتِ ثِيَابَكِ فَنَادَانِي، فَأَخْفَى مِنْكِ فَأَجَبْتُهُ فَأَخْفَيْتُهُ مِنْكِ، فَظَنَنْتُ أَنْ قَدْ رَقَدْتِ وَكَرِهْتُ أَنْ أُوقِظَكِ، وَخَشِيتُ أَنْ تَسْتَوْحِشِي، فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَ الْبَقِيعَ فَأَسْتَغْفِرَ لَهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ‏:‏ كَيْفَ أَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ قُولِي السَّلاَمُ عَلَى أَهْلِ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، يَرْحَمُ اللَّهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنَّا وَالْمُسْتَأْخِرِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yusuf b. Said haber verdi, dedi ki: Bize Haccac anlattı; İbn Cüreyc'den, (o şöyle) dedi: Bana Abdullah b. Ebi Müleyke haber verdi; o, Muhammed b. Kays b. Mahrame'yi şöyle derken işitmiş: Aişe'yi anlatırken işittim, dedi ki: "Size kendimden ve Nebi'den (s.a.s.) bahsetmeyeyim mi?" Biz: "Evet (anlat)," dedik. Aişe anlattı: "Benim nöbetim olan gece -yani Nebi'nin (s.a.s.) yanımda olduğu gece- (eve) döndü, ayakkabılarını ayaklarının yanına koydu, izarının (alt elbisesinin) ucunu döşeğine serdi. Sadece benim uyuduğumu zannedeceği kadar bekledi. Sonra yavaşça ayakkabılarını giydi, yavaşça ridasını (üst elbisesini) aldı, sonra yavaşça kapıyı açtı ve yavaşça çıktı. Ben de entarimi başımdan geçirdim, başörtümü örttüm, izarımı kuşandım ve peşinden gittim. Nihayet Baki' (mezarlığın)a geldi. Ellerini üç defa kaldırdı ve uzun süre (böyle) durdu. Sonra döndü, ben de döndüm. Hızlandı, ben de hızlandım. Koştu (hervele yaptı), ben de koştum. Daha hızlı koştu, ben de daha hızlı koştum ve onu geçip (eve) girdim. Ben yatar yatmaz o girdi ve: 'Ey Aişe! Sana ne oldu da nefes nefese kalmışsın (göğsün inip kalkıyor)?' dedi. Ben: '(Önemli) bir şey yok,' dedim. O: 'Ya bana haber verirsin ya da Latîf ve Habîr olan (Allah) bana haber verir,' buyurdu. Ben: 'Ya Resulallah! Anam babam sana feda olsun,' dedim ve ona haberi (olan biteni) anlattım. Resulullah (s.a.s.): 'O (demin) önümde gördüğüm karaltı sendin demek?' buyurdu." Aişe dedi ki: "Evet (bendim)." Bunun üzerine göğsüme canımı acıtan bir şekilde dürttü ve sonra: "Allah'ın ve Resulü'nün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?" dedi. Ben: "İnsanlar neyi gizlerse gizlesin Allah onu bilir," dedim. Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Sen gördüğün zaman Cebrail bana geldi ama yanıma girmedi. Sen elbiselerini çıkarmıştın. Bana seslendi ama senden gizledi. Ben de ona cevap verdim ama (bunu) senden gizledim. Uyuduğunu zannettim, seni uyandırmayı hoş görmedim ve yalnızlıktan korkmandan endişe ettim. (Cebrail) bana Baki'ye gitmemi ve onlar için bağışlanma dilememi emretti." Aişe dedi ki: "(Oraya gittiğimde) nasıl söyleyeyim ey Allah'ın Resulü?" diye sordum. Şöyle buyurdu: "De ki: Müminlerden ve Müslümanlardan bu diyarın halkına selam olsun. Allah bizden önce gidenlere ve geriye kalanlara rahmet etsin. Bizler de inşallah size kavuşacağız."