1818. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدٌ مِنْكُمُ الْمَوْتَ إِمَّا مُحْسِنًا فَلَعَلَّهُ أَنْ يَزْدَادَ خَيْرًا وَإِمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ أَنْ يَسْتَعْتِبَ " .
Bize Harun b. Abdullah haber verdi. (Dedi ki): Bize Ma'n anlattı. Dedi ki: Bize İbrahim b. Sad, Zühri'den, o Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse ölümü temenni etmesin. Eğer iyi biri ise, belki (hayrını) artırır. Eğer kötü biri ise, belki rızayı gözetip (tevbe ederek) halini düzeltir."
1819. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الزُّبَيْدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ إِمَّا مُحْسِنًا فَلَعَلَّهُ أَنْ يَعِيشَ يَزْدَادُ خَيْرًا وَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَإِمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ أَنْ يَسْتَعْتِبَ " .
Bize Amr b. Osman haber verdi. Dedi ki: Bize Bakıyye anlattı. Dedi ki: Bize Zübeydî anlattı. Dedi ki: Bana Zühri, Abdurrahman b. Avf'ın azatlısı Ebu Ubeyd'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse ölümü temenni etmesin. Eğer iyi biri ise, belki yaşar da hayrını artırır; bu onun için daha hayırlıdır. Eğer kötü biri ise, belki rızayı gözetip (tevbe ederek) halini düzeltir."
1820. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ فِي الدُّنْيَا وَلَكِنْ لِيَقُلِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Yezid -ki o İbn Zürey'dir-, Humeyd'den, o da Enes'ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden hiç kimse dünyada başına gelen bir zarardan dolayı ölümü temenni etmesin. Ancak şöyle desin: Allah'ım, hayat benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; ölüm benim için hayırlı olduğu zaman da beni vefat ettir."
1821. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، ح وَأَنْبَأَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ لاَ يَتَمَنَّى أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ فَإِنْ كَانَ لاَ بُدَّ مُتَمَنِّيًا الْمَوْتَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail İbn Uleyye, Abdülaziz'den anlattı. (H) Yine bize İmran b. Musa haber verdi. Dedi ki: Bize Abdülvaris anlattı. Dedi ki: Bize Abdülaziz, Enes'ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin, sizden hiç kimse başına gelen bir zarardan dolayı ölümü temenni etmesin. Eğer mutlaka ölümü temenni edecekse şöyle desin: Allah'ım, hayat benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; ölüm benim için hayırlı olduğu zaman da beni vefat ettir."
1822. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنِ الْحَجَّاجِ، - وَهُوَ الْبَصْرِيُّ - عَنْ يُونُسَ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَدْعُوا بِالْمَوْتِ وَلاَ تَتَمَنَّوْهُ فَمَنْ كَانَ دَاعِيًا لاَ بُدَّ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي وَتَوَفَّنِي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي " .
Bize Ahmed b. Hafs b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bana babam anlattı. Dedi ki: Bana İbrahim b. Tahman, Haccac -ki o el-Basrî'dir-'dan, o Yunus'tan, o Sâbit'ten, o da Enes'ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölüm için dua etmeyin ve onu temenni etmeyin. Kim mutlaka dua edecekse şöyle desin: Allah'ım, hayat benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; ölüm benim için hayırlı olduğu zaman da beni vefat ettir."
1823. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي قَيْسٌ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى خَبَّابٍ وَقَدِ اكْتَوَى فِي بَطْنِهِ سَبْعًا وَقَالَ لَوْلاَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَدْعُوَ بِالْمَوْتِ دَعَوْتُ بِهِ .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı. Dedi ki: Bize İsmail anlattı. Dedi ki: Bana Kays anlattı. Dedi ki: Habbâb'ın yanına girdim, karnından yedi kez dağlama yaptırmıştı. (Habbâb) dedi ki: "Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi ölüm için dua etmekten men etmeseydi, muhakkak onun için dua ederdim."
1824. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، ح وَأَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَالِدُ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي شَيْبَةَ .
Bize Hüseyin b. Hureys haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Musa, Muhammed b. Amr'dan anlattı. (H) Yine bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübarek haber verdi. Dedi ki: Bize Yezid anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. İbrahim, Muhammed b. Amr'dan, o Ebu Seleme'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Lezzetleri yıkan (yok eden ölümü) çokça anın." (Ebu Abdurrahman dedi ki): (Seneddeki) Muhammed b. İbrahim, Ebu Bekir b. Ebi Şeybe'nin babasıdır.
1825. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ يَحْيَى، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ حَدَّثَنِي شَقِيقٌ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا حَضَرْتُمُ الْمَرِيضَ فَقُولُوا خَيْرًا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ يُؤَمِّنُونَ عَلَى مَا تَقُولُونَ " . فَلَمَّا مَاتَ أَبُو سَلَمَةَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ أَقُولُ قَالَ " قُولِي اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا وَلَهُ وَأَعْقِبْنِي مِنْهُ عُقْبَى حَسَنَةً " . فَأَعْقَبَنِي اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مِنْهُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: (Bize) Yahya, A'meş'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Bana Şakîk, Ümmü Seleme'den naklederek anlattı. (Ümmü Seleme) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Hastanın (veya ölünün) yanında bulunduğunuz zaman hayır söyleyin. Çünkü melekler söylediklerinize 'âmin' derler." Ebu Seleme vefat edince: "Ey Allah'ın Resûlü, nasıl söyleyeyim?" dedim. Buyurdu ki: "Şöyle de: Allah'ım, bizi ve onu bağışla ve bana ondan (kaybettiğimden) dolayı güzel bir karşılık (halef) ver." (Ümmü Seleme) dedi ki: Allah azze ve celle bana ondan (Ebu Seleme'den) karşılık olarak Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'i verdi.
1826. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُمَارَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ، ح وَأَنْبَأَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı. Dedi ki: Bize Umâre b. Gazıyye anlattı. Dedi ki: Bize Yahya b. Umâre anlattı. Dedi ki: Ebu Said'i (şöyle derken) işittim. (H) Yine bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Abdülaziz, Umâre b. Gazıyye'den, o Yahya b. Umâre'den, o da Ebu Said'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölülerinize (ölmek üzere olanlarınıza) 'Lâ ilâhe illallah'ı telkin edin."
1827. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ ابْنُ صَفِيَّةَ، عَنْ أُمِّهِ، صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقِّنُوا هَلْكَاكُمْ قَوْلَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " .
Bize İbrahim b. Yakub haber verdi. Dedi ki: Bana Ahmed b. İshak anlattı. Dedi ki: Bize Vüheyb anlattı. Dedi ki: Bize Mansur b. Safiyye, annesi Safiyye bint Şeybe'den, o da Aişe'den naklederek anlattı. Aişe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölmek üzere olanlarınıza 'Lâ ilâhe illallah' sözünü telkin edin."
1828. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ الْمُثَنَّى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَوْتُ الْمُؤْمِنِ بِعَرَقِ الْجَبِينِ " .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Müsennâ b. Said'den, o Katâde'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müminin ölümü, alın teri iledir."
1829. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا كَهْمَسٌ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْمُؤْمِنُ يَمُوتُ بِعَرَقِ الْجَبِينِ " .
Bize Muhammed b. Ma'mer haber verdi. Dedi ki: Bize Yusuf b. Yakub anlattı. Dedi ki: Bize Kahmes, İbn Büreyde'den, o da babasından naklederek anlattı. (Büreyde) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Mümin, alın teri ile ölür."
1830. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنَّهُ لَبَيْنَ حَاقِنَتِي وَذَاقِنَتِي فَلاَ أَكْرَهُ شِدَّةَ الْمَوْتِ لأَحَدٍ أَبَدًا بَعْدَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Amr b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Yusuf anlattı. Dedi ki: Bana Leys anlattı. Dedi ki: Bana İbnü'l-Hâd, Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, o babasından, o da Aişe'den naklederek anlattı. Aişe dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde benim göğsümle çenem arasındaydı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'de gördüğüm şeyden sonra artık hiç kimse için ölümün şiddetini (zorluğunu) kerih görmem (yadırgamam).
1831. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ آخِرُ نَظْرَةٍ نَظَرْتُهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَشَفَ السِّتَارَةَ وَالنَّاسُ صُفُوفٌ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنه فَأَرَادَ أَبُو بَكْرٍ أَنْ يَرْتَدَّ فَأَشَارَ إِلَيْهِمْ أَنِ امْكُثُوا وَأَلْقَى السِّجْفَ وَتُوُفِّيَ مِنْ آخِرِ ذَلِكَ الْيَوْمِ وَذَلِكَ يَوْمُ الاِثْنَيْنِ .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan, Zühri'den, o da Enes'ten naklederek anlattı. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e son bakışım şöyleydi: O perdeyi kaldırdı, insanlar Ebu Bekir radıyallahu anh'ın arkasında saflar halindeydi. Ebu Bekir geri çekilmek istedi, ancak (Resûlullah) onlara yerlerinde kalmalarını işaret etti ve perdeyi indirdi. O günün sonunda vefat etti. O gün Pazartesi idi.
1832. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُيَىُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ مَاتَ رَجُلٌ بِالْمَدِينَةِ مِمَّنْ وُلِدَ بِهَا فَصَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " يَا لَيْتَهُ مَاتَ بِغَيْرِ مَوْلِدِهِ " . قَالُوا وَلِمَ ذَاكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " إِنَّ الرَّجُلَ إِذَا مَاتَ بِغَيْرِ مَوْلِدِهِ قِيسَ لَهُ مِنْ مَوْلِدِهِ إِلَى مُنْقَطَعِ أَثَرِهِ فِي الْجَنَّةِ " .
Bize Yunus b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. Dedi ki: Bana Huyey b. Abdullah, Ebu Abdurrahman el-Hubulî'den, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: Medine'de doğmuş olan bir adam (yine) orada vefat etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun namazını kıldı, sonra şöyle buyurdu: "Keşke doğduğu yerin dışında ölseydi!" (Ashab): "Bu neden (böyle olsun) ey Allah'ın Resûlü?" dediler. Buyurdu ki: "Kişi doğduğu yerin dışında öldüğü zaman, doğduğu yerden izinin kesildiği (öldüğü) yere kadar olan mesafe (kadar bir alan) cennette onun için ölçülür (verilir)."
1833. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ قَسَامَةَ بْنِ زُهَيْرٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا حُضِرَ الْمُؤْمِنُ أَتَتْهُ مَلاَئِكَةُ الرَّحْمَةِ بِحَرِيرَةٍ بَيْضَاءَ فَيَقُولُونَ اخْرُجِي رَاضِيَةً مَرْضِيًّا عَنْكِ إِلَى رَوْحِ اللَّهِ وَرَيْحَانٍ وَرَبٍّ غَيْرِ غَضْبَانَ . فَتَخْرُجُ كَأَطْيَبِ رِيحِ الْمِسْكِ حَتَّى أَنَّهُ لَيُنَاوِلُهُ بَعْضُهُمْ بَعْضًا حَتَّى يَأْتُونَ بِهِ بَابَ السَّمَاءِ فَيَقُولُونَ مَا أَطْيَبَ هَذِهِ الرِّيحَ الَّتِي جَاءَتْكُمْ مِنَ الأَرْضِ . فَيَأْتُونَ بِهِ أَرْوَاحَ الْمُؤْمِنِينَ فَلَهُمْ أَشَدُّ فَرَحًا بِهِ مِنْ أَحَدِكُمْ بِغَائِبِهِ يَقْدَمُ عَلَيْهِ فَيَسْأَلُونَهُ مَاذَا فَعَلَ فُلاَنٌ مَاذَا فَعَلَ فُلاَنٌ فَيَقُولُونَ دَعُوهُ فَإِنَّهُ كَانَ فِي غَمِّ الدُّنْيَا فَإِذَا قَالَ أَمَا أَتَاكُمْ قَالُوا ذُهِبَ بِهِ إِلَى أُمِّهِ الْهَاوِيَةِ وَإِنَّ الْكَافِرَ إِذَا احْتُضِرَ أَتَتْهُ مَلاَئِكَةُ الْعَذَابِ بِمِسْحٍ فَيَقُولُونَ اخْرُجِي سَاخِطَةً مَسْخُوطًا $عَلَيْكِ إِلَى عَذَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ . فَتَخْرُجُ كَأَنْتَنِ رِيحِ جِيفَةٍ حَتَّى يَأْتُونَ بِهِ بَابَ الأَرْضِ فَيَقُولُونَ مَا أَنْتَنَ هَذِهِ الرِّيحَ حَتَّى يَأْتُونَ بِهِ أَرْوَاحَ الْكُفَّارِ .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Muaz b. Hişam anlattı. Dedi ki: Bana babam, Katâde'den, o Kasâme b. Züheyr'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müminin ölümü yaklaştığında rahmet melekleri beyaz bir ipek parçası ile gelirler ve şöyle derler: 'Sen razı, senden de razı olunmuş olarak Allah'ın rahmetine, reyhanına (güzel rızıklarına) ve gazaplı olmayan bir Rabbe çık.' (Ruh) misk kokusunun en güzeli gibi çıkar. Hatta melekler onu elden ele birbirlerine verirler, nihayet onu sema kapısına getirirler. (Oradakiler): 'Arzdan size gelen bu koku ne kadar güzel!' derler. Onu müminlerin ruhlarının yanına getirirler. Onların (yeni gelen mümin ruhuna) sevinçleri, sizden birinin gurbetteki yakını kendisine geldiği zamanki sevincinden daha şiddetlidir. Ona: 'Falanca ne yaptı? Falanca ne yaptı?' diye sorarlar. (Melekler): 'Onu bırakın (dinlensin), çünkü o dünya gamındaydı,' derler. (Ruh) der ki: 'O size gelmedi mi?' (Melekler): 'O, anası (barınağı) olan Hâviye'ye (cehenneme) götürüldü,' derler. Kâfir ise ölümü yaklaştığında azap melekleri kıldan yapılmış kaba bir kumaşla gelirler ve şöyle derler: 'Sen öfkeli, sana da öfke duyulmuş olarak Allah azze ve celle'nin azabına çık.' (Ruh) leş kokusunun en kötüsü gibi çıkar. Nihayet onu arz kapısına getirirler ve (oradakiler): 'Bu koku ne kadar kötü!' derler. Sonunda onu kâfirlerin ruhlarının yanına getirirler."
1834. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادٌ، عَنْ أَبِي زُبَيْدٍ، - وَهُوَ عَبْثَرُ بْنُ الْقَاسِمِ - عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . قَالَ شُرَيْحٌ فَأَتَيْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ يَا أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ يَذْكُرُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدِيثًا إِنْ كَانَ كَذَلِكَ فَقَدْ هَلَكْنَا . قَالَتْ وَمَا ذَاكَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . وَلَكِنْ لَيْسَ مِنَّا أَحَدٌ إِلاَّ وَهُوَ يَكْرَهُ الْمَوْتَ قَالَتْ قَدْ قَالَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَيْسَ بِالَّذِي تَذْهَبُ إِلَيْهِ وَلَكِنْ إِذَا طَمَحَ الْبَصَرُ وَحَشْرَجَ الصَّدْرُ وَاقْشَعَرَّ الْجِلْدُ فَعِنْدَ ذَلِكَ مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ .
Bize Hennad, Ebu Zübeyd -ki o Abser b. el-Kâsım'dır-'den, o Mutarrif'ten, o Âmir'den, o Şureyh b. Hâni'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz." Şureyh dedi ki: Bunun üzerine Aişe'ye geldim ve dedim ki: Ey Müminlerin Annesi! Ebu Hureyre'nin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiği bir hadis işittim. Eğer durum (onun anlattığı) gibiyse helak olduk. Aişe: "O nedir?" dedi. (Şureyh) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: "Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz." Halbuki bizden ölümü kerih görmeyen (istemeyen) hiç kimse yoktur. Aişe dedi ki: Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (gerçekten) söyledi. Ancak bu senin anladığın (zannettiğin) gibi değildir. Lakin göz dikildiği, göğüs hırıldadığı ve cilt ürperdiği zaman; işte o vakit kim Allah'a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.
1835. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، ح وَأَنْبَأَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَالَ اللَّهُ تَعَالَى إِذَا أَحَبَّ عَبْدِي لِقَائِي أَحْبَبْتُ لِقَاءَهُ وَإِذَا كَرِهَ لِقَائِي كَرِهْتُ لِقَاءَهُ " .
Bize Haris b. Miskin, okunurken ve ben işitirken İbnü'l-Kâsım'dan haber verdi. (İbnü'l-Kâsım) dedi ki: Bana Mâlik anlattı. (H) Yine bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Muğire, Ebu'z-Zinâd'dan, o el-A'rec'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah Teâlâ buyurdu ki: Kulum bana kavuşmayı severse, ben de ona kavuşmayı severim. Bana kavuşmaktan hoşlanmazsa, ben de ona kavuşmaktan hoşlanmam."
1836. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يُحَدِّثُ عَنْ عُبَادَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den naklederek anlattı. Dedi ki: Enes'i, Ubâde'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek şöyle anlatırken işittim: "Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."
1837. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " .
Bize Ebu'l-Eş'as haber verdi. Dedi ki: Bize Mu'temir anlattı. Dedi ki: Babamı, Katâde'den, o Enes b. Mâlik'ten, o da Ubâde b. es-Sâmit'ten naklederek anlatırken işittim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."
1838. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، ح وَأَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " . زَادَ عَمْرٌو فِي حَدِيثِهِ فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَرَاهِيَةُ لِقَاءِ اللَّهِ كَرَاهِيَةُ الْمَوْتِ كُلُّنَا نَكْرَهُ الْمَوْتَ . قَالَ " ذَاكَ عِنْدَ مَوْتِهِ إِذَا بُشِّرَ بِرَحْمَةِ اللَّهِ وَمَغْفِرَتِهِ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ وَأَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَإِذَا بُشِّرَ بِعَذَابِ اللَّهِ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ وَكَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Abdüla'lâ anlattı. Dedi ki: Bize Said anlattı. (H) Yine bize Humeyd b. Mes'ade, Halid b. el-Hâris'ten haber verdi. Dedi ki: Bize Said, Katâde'den, o Zürâre'den, o Sad b. Hişam'dan, o da Aişe'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz." Amr kendi hadisinde (şunu) ekledi: Denildi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Allah'a kavuşmaktan hoşlanmamak, ölümden hoşlanmamak mıdır? Hepimiz ölümden hoşlanmayız." Buyurdu ki: "Bu, onun ölümü anındadır. Allah'ın rahmeti ve mağfireti ile müjdelendiği zaman Allah'a kavuşmayı sever, Allah da ona kavuşmayı sever. Allah'ın azabı ile müjdelendiği zaman Allah'a kavuşmaktan hoşlanmaz, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz."
1839. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، قَبَّلَ بَيْنَ عَيْنَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مَيِّتٌ .
Bize Ahmed b. Amr haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Yunus, İbn Şihab'dan, o Urve'den, o da Aişe'den naklederek anlattı ki Ebu Bekir, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat etmişken onun iki gözünün arasını öptü.
1840. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَعَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، قَبَّلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مَيِّتٌ .
Bize Yakub b. İbrahim ve Muhammed b. el-Müsennâ haber verdiler. Dediler ki: Bize Yahya, Süfyan'dan naklederek anlattı. (Süfyan) dedi ki: Bana Musa b. Ebi Aişe, Ubeydullah b. Abdullah'tan, o İbn Abbas'tan ve Aişe'den naklederek anlattı ki Ebu Bekir, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem vefat etmişken onu öptü.
1841. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ قَالَ مَعْمَرٌ وَيُونُسُ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ أَنَّ عَائِشَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ أَقْبَلَ عَلَى فَرَسٍ مِنْ مَسْكَنِهِ بِالسُّنُحِ حَتَّى نَزَلَ فَدَخَلَ الْمَسْجِدَ فَلَمْ يُكَلِّمِ النَّاسَ حَتَّى دَخَلَ عَلَى عَائِشَةَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُسَجًّى بِبُرْدٍ حِبَرَةٍ فَكَشَفَ عَنْ وَجْهِهِ ثُمَّ أَكَبَّ عَلَيْهِ فَقَبَّلَهُ فَبَكَى ثُمَّ قَالَ بِأَبِي أَنْتَ وَاللَّهِ لاَ يَجْمَعُ اللَّهُ عَلَيْكَ مَوْتَتَيْنِ أَبَدًا أَمَّا الْمَوْتَةُ الَّتِي كَتَبَ اللَّهُ عَلَيْكَ فَقَدْ مُتَّهَا .
Bize Süveyd haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah anlattı. (Abdullah) dedi ki: Ma'mer ve Yunus dediler ki: Zühri şöyle dedi: Bana Ebu Seleme haber verdi ki Aişe ona şöyle haber vermiş: Ebu Bekir, Sunh'deki evinden atı üzerinde geldi ve indi. Mescide girdi ve Aişe'nin yanına varıncaya kadar insanlarla konuşmadı. (Aişe'nin yanına girdiğinde) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hibere (keten) bir örtüyle örtülmüştü. (Ebu Bekir), yüzünü açtı, sonra üzerine kapanıp onu öptü ve ağladı. Sonra şöyle dedi: "Babam sana feda olsun! Vallahi Allah sana iki ölümü asla birleştirmeyecek (ikinci kez ölmeyeceksin). Allah'ın sana yazdığı ölüme gelince, sen onu (zaten) öldün."
1842. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ الْمُنْكَدِرِ، يَقُولُ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ جِيءَ بِأَبِي يَوْمَ أُحُدٍ وَقَدْ مُثِّلَ بِهِ فَوُضِعَ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ سُجِّيَ بِثَوْبٍ فَجَعَلْتُ أُرِيدُ أَنْ أَكْشِفَ عَنْهُ فَنَهَانِي قَوْمِي فَأَمَرَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَرُفِعَ فَلَمَّا رُفِعَ سَمِعَ صَوْتَ بَاكِيَةٍ فَقَالَ " مَنْ هَذِهِ " . فَقَالُوا هَذِهِ بِنْتُ عَمْرٍو أَوْ أُخْتُ عَمْرٍو . قَالَ " فَلاَ تَبْكِي - أَوْ فَلِمَ تَبْكِي - مَا زَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ تُظِلُّهُ بِأَجْنِحَتِهَا حَتَّى رُفِعَ " .
Bana Muhammed b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Dedi ki: İbnü'l-Münkedir'i (şöyle derken) işittim: Cabir'i (şöyle derken) işittim: Uhud günü babam getirildi. (Müşrikler tarafından) burnu ve kulağı kesilmişti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in önüne konuldu. Üzeri bir bezle örtülmüştü. Ben üzerini açmak istedim ama kavmim (akrabalarım) beni engelledi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem emretti ve (cenaze) kaldırıldı. Kaldırıldığında ağlayan bir kadının sesini işitti. "Bu kim?" diye sordu. "Bu Amr'ın kızı" veya "Amr'ın kız kardeşi" dediler. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Ağlamasın" -veya "Neden ağlıyor?"- "Kaldırılıncaya kadar melekler kanatlarıyla onu gölgelendirmeye devam etti."
1843. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسِ، قَالَ لَمَّا حُضِرَتْ بِنْتٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَغِيرَةٌ فَأَخَذَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَضَمَّهَا إِلَى صَدْرِهِ ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ عَلَيْهَا فَقَضَتْ وَهِيَ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَكَتْ أُمُّ أَيْمَنَ فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا أُمَّ أَيْمَنَ أَتَبْكِينَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَكِ " . فَقَالَتْ مَا لِي لاَ أَبْكِي وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَبْكِي فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لَسْتُ أَبْكِي وَلَكِنَّهَا رَحْمَةٌ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمُؤْمِنُ بِخَيْرٍ عَلَى كُلِّ حَالٍ تُنْزَعُ نَفْسُهُ مِنْ بَيْنِ جَنْبَيْهِ وَهُوَ يَحْمَدُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Hennad b. es-Serî haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas, Atâ b. es-Sâib'den, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in küçük bir kızı ölmek üzereyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu aldı, göğsüne bastırdı. Sonra elini üzerine koydu. O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in önünde vefat etti. Bunun üzerine Ümmü Eymen ağladı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Ey Ümmü Eymen! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem senin yanındayken ağlıyor musun?" dedi. O da: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ağlarken ben neden ağlamayayım?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben (feryad ederek) ağlamıyorum, lakin bu bir rahmettir" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dedi: "Mümin her halükarda hayır üzeredir; canı iki yanı arasından sökülüp alınırken bile o, Allah azze ve celle'ye hamd eder."
1844. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ فَاطِمَةَ، بَكَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ مَاتَ فَقَالَتْ يَا أَبَتَاهُ مِنْ رَبِّهِ مَا أَدْنَاهُ يَا أَبَتَاهُ إِلَى جِبْرِيلَ نَنْعَاهُ يَا أَبَتَاهُ جَنَّةُ الْفِرْدَوْسِ مَأْوَاهُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer, Sâbit'ten, o da Enes'ten naklederek anlattı ki Fatıma, vefat ettiği zaman Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ağladı ve şöyle dedi: "Ey babacığım, Rabbine ne kadar da yakın! Ey babacığım, biz seni Cebrail'e haber veriyoruz! Ey babacığım, Firdevs cenneti barınağıdır!"
1845. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ أَبَاهُ، قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ - قَالَ - فَجَعَلْتُ أَكْشِفُ عَنْ وَجْهِهِ، وَأَبْكِي، وَالنَّاسُ، يَنْهَوْنِي وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَنْهَانِي وَجَعَلَتْ عَمَّتِي تَبْكِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَبْكِيهِ مَا زَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ تُظِلُّهُ بِأَجْنِحَتِهَا حَتَّى رَفَعْتُمُوهُ " .
Bize Amr b. Yezid haber verdi. Dedi ki: Bize Behz b. Esed anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Muhammed b. el-Münkedir'den, o da Cabir'den naklederek anlattı: "Babam Uhud günü öldürüldü. Yüzünü açıp ağlamaya başladım. İnsanlar beni engelliyordu ama Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beni engellemiyordu. Halam da onun için ağlamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onun için ağlamayın (veya ağlasanız da ağlamasanız da), siz onu kaldırıncaya kadar melekler kanatlarıyla onu gölgelendirmeye devam etti."
1846. Hadis
أَخْبَرَنَا عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرِ بْنِ عَتِيكٍ، أَنَّ عَتِيكَ بْنَ الْحَارِثِ، وَهُوَ جَدُّ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَبُو أُمِّهِ أَخْبَرَهُ أَنَّ جَبْرَ بْنَ عَتِيكٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ يَعُودُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ ثَابِتٍ فَوَجَدَهُ قَدْ غُلِبَ عَلَيْهِ فَصَاحَ بِهِ فَلَمْ يُجِبْهُ فَاسْتَرْجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " قَدْ غُلِبْنَا عَلَيْكَ أَبَا الرَّبِيعِ " . فَصِحْنَ النِّسَاءُ وَبَكَيْنَ فَجَعَلَ ابْنُ عَتِيكٍ يُسَكِّتُهُنَّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُنَّ فَإِذَا وَجَبَ فَلاَ تَبْكِيَنَّ بَاكِيَةٌ " . قَالُوا وَمَا الْوُجُوبُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " الْمَوْتُ " . قَالَتِ ابْنَتُهُ إِنْ كُنْتُ لأَرْجُو أَنْ تَكُونَ شَهِيدًا قَدْ كُنْتَ قَضَيْتَ جِهَازَكَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدْ أَوْقَعَ أَجْرَهُ عَلَيْهِ عَلَى قَدْرِ نِيَّتِهِ وَمَا تَعُدُّونَ الشَّهَادَةَ " . قَالُوا الْقَتْلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الشَّهَادَةُ سَبْعٌ سِوَى الْقَتْلِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ الْمَطْعُونُ شَهِيدٌ وَالْمَبْطُونُ شَهِيدٌ وَالْغَرِيقُ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ ذَاتِ الْجَنْبِ شَهِيدٌ وَصَاحِبُ الْحَرَقِ شَهِيدٌ وَالْمَرْأَةُ تَمُوتُ بِجُمْعٍ شَهِيدَةٌ " .
Bize Utbe b. Abdullah b. Utbe haber verdi. Dedi ki: Malik'e, Abdullah b. Abdullah b. Cebr b. Atîk'ten okudum. O da Atîk b. el-Haris'ten -ki o Abdullah b. Abdullah'ın dedesi, annesinin babasıdır- nakletmiş. O da Cebr b. Atîk'in kendisine şöyle haber verdiğini söylemiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdullah b. Sabit'i ziyarete geldi. Onu kendinden geçmiş bir halde buldu. Ona seslendi ama o cevap vermedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem istircâ etti (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn dedi) ve: "Ey Ebu'r-Rabi! Senin hakkında elimizden bir şey gelmiyor (seni kaybettik)," buyurdu. Kadınlar feryat edip ağlamaya başladılar. İbn Atîk onları susturmaya çalıştı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bırak onları. Ancak vacip olduğu zaman, hiçbir ağlayan (feryatla) ağlamasın," buyurdu. "Vacip olmak nedir Ey Allah'ın Resûlü?" diye sordular. "Ölümdür," buyurdu. Kızı şöyle dedi: "Ben senin şehit olacağını umuyordum. Sen (cihat) hazırlığını yapmıştın." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle, niyetine göre onun ecrini vermiştir. Siz neyi şehitlik sayıyorsunuz?" "Allah yolunda öldürülmeyi," dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah yolunda öldürülmenin dışında şehitlik yedidir: Taun (veba) hastalığından ölen şehittir, karın hastalığından ölen şehittir, boğularak ölen şehittir, göçük altında kalarak ölen şehittir, zâtülcenb (akciğer zarı iltihabı) hastalığından ölen şehittir, yanarak ölen şehittir ve karnındaki çocuğuyla ölen kadın şehittir."
1847. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ قَالَ مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا أَتَى نَعْىُ زَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ وَجَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَوَاحَةَ جَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْرَفُ فِيهِ الْحُزْنُ وَأَنَا أَنْظُرُ مِنْ صِئْرِ الْبَابِ فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّ نِسَاءَ جَعْفَرٍ يَبْكِينَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " انْطَلِقْ فَانْهَهُنَّ " . فَانْطَلَقَ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ قَدْ نَهَيْتُهُنَّ فَأَبَيْنَ أَنْ يَنْتَهِينَ . فَقَالَ " انْطَلِقْ فَانْهَهُنَّ " . فَانْطَلَقَ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ قَدْ نَهَيْتُهُنَّ فَأَبَيْنَ أَنْ يَنْتَهِينَ . قَالَ " فَانْطَلِقْ فَاحْثُ فِي أَفْوَاهِهِنَّ التُّرَابَ " . فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ أَرْغَمَ اللَّهُ أَنْفَ الأَبْعَدِ إِنَّكَ وَاللَّهِ مَا تَرَكْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا أَنْتَ بِفَاعِلٍ .
Bize Yunus b. Abdil-A'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Vehb anlattı. Dedi ki: Muaviye b. Salih dedi ki: Bana Yahya b. Said, Amre'den, o da Aişe'den naklederek anlattı. Dedi ki: "Zeyd b. Harise, Cafer b. Ebi Talib ve Abdullah b. Revâha'nın ölüm haberi geldiğinde, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem oturdu. Üzerinde hüzün olduğu anlaşılıyordu. Ben de kapının yarığından bakıyordum. Bir adam geldi ve: 'Cafer'in kadınları ağlıyorlar,' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Git ve onları engelle,' buyurdu. Adam gitti, sonra geldi ve: 'Onları engelledim ama vazgeçmemekte direndiler,' dedi. (Resûlullah): 'Git ve onları engelle,' buyurdu. Adam gitti, sonra geldi ve: 'Onları engelledim ama vazgeçmemekte direndiler,' dedi. (Resûlullah): 'Git ve onların ağızlarına toprak saç,' buyurdu. Aişe dedi ki: Ben (adama) dedim ki: 'Allah burnunu sürtsün (Allah seni rezil etsin)! Vallahi sen ne Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (üzüntüsüyle) baş başa bıraktın, ne de (o dediğini) yapabildin.'"
1848. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Ubeydullah'tan, o Nafi'den, o İbn Ömer'den, o da Ömer'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölü, ailesinin üzerine ağlaması sebebiyle azap görür."
1849. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صُبَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ سِيرِينَ، يَقُولُ ذُكِرَ عِنْدَ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ الْحَىِّ فَقَالَ عِمْرَانُ قَالَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Mahmud b. Gaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Davud anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Abdullah b. Subeyh'ten anlattı. Dedi ki: Muhammed b. Şîrîn'i şöyle derken işittim: İmran b. Husayn'ın yanında "Ölü, dirinin ağlaması sebebiyle azap görür," (sözü) zikredildi. İmran şöyle dedi: "Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem söyledi."
1850. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ سَالِمٌ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ عُمَرُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُعَذَّبُ الْمَيِّتُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " .
Bize Süleyman b. Seyf haber verdi. Dedi ki: Bize Yakub b. İbrahim anlattı. Dedi ki: Bize babam, Salih'ten, o İbn Şihab'dan naklederek anlattı. Salim dedi ki: Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini işittim: Ömer dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölü, ailesinin üzerine ağlaması sebebiyle azap görür."
1851. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مُطَرِّفٍ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ قَيْسٍ، أَنَّ قَيْسَ بْنَ عَاصِمٍ، قَالَ لاَ تَنُوحُوا عَلَىَّ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يُنَحْ عَلَيْهِ . مُخْتَصَرٌ .
Bize Muhammed b. Abdil-A'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize Halid anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, o Mutarrif'ten, o da Hakîm b. Kays'tan naklederek anlattı: Kays b. Âsım şöyle dedi: "Benim üzerime ağıt yakmayın (feryat etmeyin). Çünkü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem üzerine ağıt yakılmadı."
1852. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخَذَ عَلَى النِّسَاءِ حِينَ بَايَعَهُنَّ أَنْ لاَ يَنُحْنَ فَقُلْنَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ نِسَاءً أَسْعَدْنَنَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ أَفَنُسْعِدُهُنَّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ إِسْعَادَ فِي الإِسْلاَمِ " .
Bize İshak haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrezzak haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer, Sabit'ten, o da Enes'ten naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlardan biat alırken onlardan ağıt yakmamaları üzerine söz aldı. Kadınlar dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Cahiliye döneminde bazı kadınlar bize (ağıt yakmada) yardımcı oldular. Biz de onlara (karşılık verip) yardımcı olalım mı?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İslam'da (ağıt yakmada) yardımlaşmak yoktur."
1853. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ فِي قَبْرِهِ بِالنِّيَاحَةِ عَلَيْهِ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bize Katâde, Said b. el-Müseyyeb'den, o İbn Ömer'den, o da Ömer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Ölü, üzerine ağıt yakılması sebebiyle kabrinde azap görür."
1854. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَنْصُورٌ، - هُوَ ابْنُ زَاذَانَ - عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِنِيَاحَةِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ أَرَأَيْتَ رَجُلاً مَاتَ بِخُرَاسَانَ وَنَاحَ أَهْلُهُ عَلَيْهِ هَا هُنَا أَكَانَ يُعَذَّبُ بِنِيَاحَةِ أَهْلِهِ قَالَ صَدَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَذَبْتَ أَنْتَ .
Bize İbrahim b. Yakub haber verdi. Dedi ki: Bize Said b. Süleyman anlattı. Dedi ki: Bize Hüşeym haber verdi. Dedi ki: Bize Mansur -ki o İbn Zâzân'dır-, Hasan'dan, o da İmran b. Husayn'dan naklederek anlattı. (İmran) dedi ki: "Ölü, ailesinin üzerine ağıt yakması sebebiyle azap görür." Bunun üzerine bir adam ona sordu: "Horasan'da ölen bir adamın ailesi burada onun üzerine ağıt yaksa, o kimse ailesinin ağıt yakması yüzünden azap mı görecek?" (İmran) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem doğru söyledi, sen ise yalan söyledin."
1855. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، عَنْ عَبْدَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " . فَذُكِرَ ذَلِكَ لِعَائِشَةَ فَقَالَتْ وَهِلَ إِنَّمَا مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى قَبْرٍ فَقَالَ " إِنَّ صَاحِبَ الْقَبْرِ لَيُعَذَّبُ وَإِنَّ أَهْلَهُ يَبْكُونَ عَلَيْهِ " . ثُمَّ قَرَأَتْ { وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى } .
Bize Muhammed b. Adem haber verdi. Dedi ki: Bize Abde, Hişam'dan, o babasından, o da İbn Ömer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki ölü, ailesinin üzerine ağlaması sebebiyle azap görür." Bu söz Aişe'ye zikredilince şöyle dedi: "Yanıldı (veya unuttu)! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sadece bir kabrin yanından geçti ve şöyle buyurdu: 'Bu kabir sahibi azap görüyor, ailesi ise onun üzerine ağlıyor.'" Sonra Aişe şu ayeti okudu: {Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.}
1856. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا، سَمِعَتْ عَائِشَةَ، وَذُكِرَ، لَهَا أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ الْحَىِّ عَلَيْهِ . قَالَتْ عَائِشَةُ يَغْفِرُ اللَّهُ لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَمَا إِنَّهُ لَمْ يَكْذِبْ وَلَكِنْ نَسِيَ أَوْ أَخْطَأَ إِنَّمَا مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى يَهُودِيَّةٍ يُبْكَى عَلَيْهَا فَقَالَ " إِنَّهُمْ لَيَبْكُونَ عَلَيْهَا وَإِنَّهَا لَتُعَذَّبُ " .
Bize Kuteybe, Malik b. Enes'ten, o Abdullah b. Ebi Bekir'den, o babasından, o da Amre'den naklederek haber verdi. Amre, Aişe'den işittiğine göre, kendisine Abdullah b. Ömer'in: "Muhakkak ki ölü, dirinin üzerine ağlaması sebebiyle azap görür," dediği zikredildi. Bunun üzerine Aişe şöyle dedi: "Allah, Ebu Abdurrahman'ı (İbn Ömer'i) bağışlasın. O yalan söylemedi fakat unuttu veya hata etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, üzerine ağlanılan Yahudi bir kadının (cenazesinin) yanından geçti ve şöyle buyurdu: 'Onlar bunun üzerine ağlıyorlar, o ise azap görüyor.'"
1857. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ قَصَّهُ لَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي مُلَيْكَةَ، يَقُولُ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ قَالَتْ عَائِشَةُ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَزِيدُ الْكَافِرَ عَذَابًا بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " .
Bize Abdulcebbar b. el-Alâ b. Abdulcebbar haber verdi. Sufyan'dan, dedi ki: Bunu bize Amr b. Dinar anlattı. Dedi ki: İbn Ebi Müleyke'yi şöyle derken işittim: İbn Abbas dedi ki: Aişe şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sadece şöyle buyurmuştur: 'Allah azze ve celle, kâfirin azabını, ailesinin onun üzerine (feryatla) ağlamasının bir kısmı sebebiyle artırır.'"
1858. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ مَنْصُورٍ الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْوَرْدِ، سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي مُلَيْكَةَ، يَقُولُ لَمَّا هَلَكَتْ أُمُّ أَبَانَ حَضَرْتُ مَعَ النَّاسِ فَجَلَسْتُ بَيْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ فَبَكَيْنَ النِّسَاءُ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ أَلاَ تَنْهَى هَؤُلاَءِ عَنِ الْبُكَاءِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " . فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ قَدْ كَانَ عُمَرُ يَقُولُ بَعْضَ ذَلِكَ خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ رَأَى رَكْبًا تَحْتَ شَجَرَةٍ فَقَالَ انْظُرْ مَنِ الرَّكْبُ فَذَهَبْتُ فَإِذَا صُهَيْبٌ وَأَهْلُهُ فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَذَا صُهَيْبٌ وَأَهْلُهُ . فَقَالَ عَلَىَّ بِصُهَيْبٍ . فَلَمَّا دَخَلْنَا الْمَدِينَةَ أُصِيبَ عُمَرُ فَجَلَسَ صُهَيْبٌ يَبْكِي عِنْدَهُ يَقُولُ وَاأُخَيَّاهُ وَاأُخَيَّاهُ . فَقَالَ عُمَرُ يَا صُهَيْبُ لاَ تَبْكِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " . قَالَ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِعَائِشَةَ فَقَالَتْ أَمَا وَاللَّهِ مَا تُحَدِّثُونَ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ كَاذِبَيْنِ مُكَذَّبَيْنِ وَلَكِنَّ السَّمْعَ يُخْطِئُ وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْقُرْآنِ لَمَا يَشْفِيكُمْ { أَلاَّ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى } وَلَكِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ لَيَزِيدُ الْكَافِرَ عَذَابًا بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ " .
Bize Süleyman b. Mansur el-Belhî haber verdi. Dedi ki: Bize Abdulcebbar b. el-Verd anlattı. İbn Ebi Müleyke'yi şöyle derken işittim: Ümmü Eban vefat ettiğinde insanlarla birlikte ben de orada bulundum. Abdullah b. Ömer ile İbn Abbas'ın arasına oturdum. Kadınlar ağlamaya başladılar. İbn Ömer dedi ki: "Şunları ağlamaktan men etmeyecek misin? Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: 'Ölü, ailesinin üzerine ağlamasının bir kısmı sebebiyle azap görür,' buyurduğunu işittim." İbn Abbas dedi ki: "Ömer de buna benzer şeyler söylerdi. Ömer ile birlikte yola çıkmıştım. Beydâ mevkiine geldiğimizde bir ağacın altında bir binekli kafilesi gördü. 'Bak bakalım şu kafile kim?' dedi. Gittim, baktım ki Suhayb ve ailesi. Ona geri dönüp: 'Ey Müminlerin Emiri! Bu Suhayb ve ailesidir,' dedim. 'Suhayb'i bana çağır,' dedi. Medine'ye girdiğimizde Ömer vuruldu (yaralandı). Suhayb onun yanında oturup: 'Vah kardeşim! Vah kardeşim!' diyerek ağlamaya başladı. Ömer dedi ki: 'Ey Suhayb! Ağlama. Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: Muhakkak ki ölü, ailesinin üzerine ağlamasının bir kısmı sebebiyle azap görür.'" (İbn Abbas) dedi ki: Bunu Aişe'ye zikrettim. Şöyle dedi: "Vallahi siz bu hadisi iki yalancıdan veya yalanla itham edilen kimseden nakletmiyorsunuz. Fakat kulak hata edebilir (yanlış duyabilir). Kur'an'da size yetecek (şifa olacak) şey vardır: {Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.} Ancak Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Allah, kâfirin azabını, ailesinin onun üzerine ağlaması sebebiyle artırır.'"
1859. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - هُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، أَنَّ سَلَمَةَ بْنَ الأَزْرَقِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ مَاتَ مَيِّتٌ مِنْ آلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَمَعَ النِّسَاءُ يَبْكِينَ عَلَيْهِ فَقَامَ عُمَرُ يَنْهَاهُنَّ وَيَطْرُدُهُنَّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُنَّ يَا عُمَرُ فَإِنَّ الْعَيْنَ دَامِعَةٌ وَالْقَلْبَ مُصَابٌ وَالْعَهْدَ قَرِيبٌ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail -ki o İbn Cafer'dir-, Muhammed b. Amr b. Halhale'den, o Muhammed b. Amr b. Atâ'dan, o Seleme b. el-Ezrak'tan, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ailesinden biri vefat etti. Kadınlar toplanıp üzerine ağlamaya başladılar. Ömer kalkıp onları engellemeye ve kovmaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bırak onları Ey Ömer! Çünkü göz yaşarır, kalp hüzünlenir ve (olay) henüz çok yenidir."
1860. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى، عَنِ الأَعْمَشِ، ح أَنْبَأَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ مِنَّا مَنْ ضَرَبَ الْخُدُودَ وَشَقَّ الْجُيُوبَ وَدَعَا بِدُعَاءِ الْجَاهِلِيَّةِ " . وَاللَّفْظُ لِعَلِيٍّ وَقَالَ الْحَسَنُ " بِدَعْوَى " .
Bize Ali b. Haşrem haber verdi. Dedi ki: Bize İsa, A'meş'ten anlattı. (H) Yine bize Hasan b. İsmail haber verdi. Dedi ki: Bize İbn İdris, A'meş'ten, o Abdullah b. Mürre'den, o Mesruk'tan, o da Abdullah'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanaklarını döven, yakalarını yırtan ve cahiliye adetince feryat eden bizden değildir." (Bu) lafız Ali'ye aittir. Hasan, "Cahiliye davası ile (feryadı ile)" dedi.
1861. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ خَالِدٍ الأَحْدَبِ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ مُحْرِزٍ، قَالَ أُغْمِيَ عَلَى أَبِي مُوسَى فَبَكَوْا عَلَيْهِ فَقَالَ أَبْرَأُ إِلَيْكُمْ كَمَا بَرِئَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ مِنَّا مَنْ حَلَقَ وَلاَ خَرَقَ وَلاَ سَلَقَ .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Süleyman b. Harb anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Avf'tan, o Halid el-Ahdeb'den, o da Safvan b. Muhriz'den naklederek anlattı. Dedi ki: Ebu Musa bayıldı. (İnsanlar öleceğini sanıp) üzerine ağlaştılar. (Ayılınca) şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize (onlardan) beri olduğunu bildirdiği gibi, ben de sizden beriyim. (Saçını) kazıtan, (üstünü başını) yırtan ve yüksek sesle feryat eden bizden değildir."
1862. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي زُبَيْدٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ مِنَّا مَنْ ضَرَبَ الْخُدُودَ وَشَقَّ الْجُيُوبَ وَدَعَا بِدَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ " .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Dedi ki: Bana Zübeyd, İbrahim'den, o Mesruk'tan, o da Abdullah'tan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanaklarını döven, yakalarını yırtan ve cahiliye adetince feryat eden bizden değildir."
1863. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْفٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنْ أَبِي صَخْرَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، وَأَبِي، بُرْدَةَ قَالاَ لَمَّا ثَقُلَ أَبُو مُوسَى أَقْبَلَتِ امْرَأَتُهُ تَصِيحُ - قَالاَ - فَأَفَاقَ فَقَالَ أَلَمْ أُخْبِرْكِ أَنِّي بَرِيءٌ مِمَّنْ بَرِئَ مِنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالاَ وَكَانَ يُحَدِّثُهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَنَا بَرِيءٌ مِمَّنْ حَلَقَ وَخَرَقَ وَسَلَقَ " .
Bize Ahmed b. Osman b. Hakim haber verdi. Dedi ki: Bize Cafer b. Avf haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Umeys, Ebu Sahra'dan, o Abdurrahman b. Yezid ve Ebu Bürde'den naklederek anlattı. (Bu ikisi) dediler ki: Ebu Musa ağırlaşınca karısı feryat etmeye başladı. -Dediler ki:- Ebu Musa ayılınca (karısına): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kendisinden beri (uzak) olduğundan benim de beri olduğumu sana haber vermemiş miydim?" dedi. Dediler ki: Ebu Musa ona (karısına), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlatırdı: "Ben, (saçını) kazıtan, (üstünü) yırtan ve feryat eden kimseden beriyim."
1864. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَيْسَ مِنَّا مَنْ ضَرَبَ الْخُدُودَ وَشَقَّ الْجُيُوبَ وَدَعَا بِدَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ " .
Bize İshak b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı. Dedi ki: Bize Süfyan, Zübeyd'den, o İbrahim'den, o Mesruk'tan, o da Abdullah'tan naklederek anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanaklarını döven, yakalarını yırtan ve cahiliye adetince feryat eden bizden değildir."
1865. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّهُ أُغْمِيَ عَلَيْهِ فَبَكَتْ أُمُّ وَلَدٍ لَهُ فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ لَهَا أَمَا بَلَغَكِ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْنَاهَا فَقَالَتْ قَالَ " لَيْسَ مِنَّا مَنْ سَلَقَ وَحَلَقَ وَخَرَقَ " .
Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Mansur'dan, o İbrahim'den, o Yezid b. Evs'ten, o da Ebu Musa'dan naklederek anlattı: Ebu Musa bayıldı. Bunun üzerine bir ümmü veledi (cariye eşi) ağladı. Ebu Musa ayılınca ona: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ne buyurduğu sana ulaşmadı mı?" dedi. Biz (daha sonra) kadına sorduk. Şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Feryat eden, (saçını) kazıtan ve (üstünü) yırtan bizden değildir."
1866. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ أُمِّ عَبْدِ اللَّهِ، امْرَأَةِ أَبِي مُوسَى عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ مِنَّا مَنْ حَلَقَ وَسَلَقَ وَخَرَقَ " .
Bize Abde b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Adem anlattı. Dedi ki: Bize İsrail, Mansur'dan, o İbrahim'den, o Yezid b. Evs'ten, o Ebu Musa'nın karısı Ümmü Abdullah'tan, o da Ebu Musa'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Saçını) kazıtan, feryat eden ve (üstünü) yırtan bizden değildir."
1867. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادٌ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ سَهْمِ بْنِ مِنْجَابٍ، عَنِ الْقَرْثَعِ، قَالَ لَمَّا ثَقُلَ أَبُو مُوسَى صَاحَتِ امْرَأَتُهُ فَقَالَ أَمَا عَلِمْتِ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ بَلَى . ثُمَّ سَكَتَتْ فَقِيلَ لَهَا بَعْدَ ذَلِكَ أَىُّ شَىْءٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ مَنْ حَلَقَ أَوْ سَلَقَ أَوْ خَرَقَ .
Bize Hennâd haber verdi. Ebu Muaviye'den, o A'meş'ten, o İbrahim'den, o Sehm b. Mincab'dan, o da Karsa'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Ebu Musa ağırlaşınca karısı çığlık attı. Ebu Musa dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ne buyurduğunu bilmiyor musun?" Kadın: "Evet (biliyorum)," dedi ve sustu. Daha sonra kendisine: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne buyurmuştu?" diye soruldu. Kadın dedi ki: "Muhakkak ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (saçını) kazıtan, feryat eden veya (üstünü) yırtan kimseyi lanetledi."
1868. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ أَرْسَلَتْ بِنْتُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِ أَنَّ ابْنًا لِي قُبِضَ فَأْتِنَا . فَأَرْسَلَ يَقْرَأُ السَّلاَمَ وَيَقُولُ " إِنَّ لِلَّهِ مَا أَخَذَ وَلَهُ مَا أَعْطَى وَكُلُّ شَىْءٍ عِنْدَ اللَّهِ بِأَجَلٍ مُسَمًّى فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ " . فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ تُقْسِمُ عَلَيْهِ لَيَأْتِيَنَّهَا فَقَامَ وَمَعَهُ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ وَمُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَزَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ وَرِجَالٌ فَرُفِعَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّبِيُّ وَنَفْسُهُ تَقَعْقَعُ فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ فَقَالَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا هَذَا قَالَ " هَذَا رَحْمَةٌ يَجْعَلُهَا اللَّهُ فِي قُلُوبِ عِبَادِهِ وَإِنَّمَا يَرْحَمُ اللَّهُ مِنْ عِبَادِهِ الرُّحَمَاءَ " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Asım b. Süleyman'dan, o Ebu Osman'dan, o da Üsame b. Zeyd'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı, kendisine: "Oğlum ölmek üzere, bize gel," diye haber gönderdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem selam gönderip şöyle buyurdu: "Muhakkak ki aldığı da Allah'ındır, verdiği de O'nundur. Her şey O'nun katında belirli bir ecelledir. Sabretsin ve ecrini Allah'tan beklesin." Kızı tekrar haber gönderip gelmesi için yemin etti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; beraberinde Sa'd b. Ubâde, Muaz b. Cebel, Übey b. Ka'b, Zeyd b. Sabit ve başka adamlarla birlikte kalktı (gitti). Çocuk Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kucağına verildi. Nefesi hırıldıyordu (can çekişiyordu). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in gözleri yaşardı. Sa'd: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu nedir?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu, Allah'ın kullarının kalplerine koyduğu bir rahmettir. Allah ancak merhametli olan kullarına merhamet eder."
1869. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Sabit'ten anlattı. Dedi ki: Enes'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sabır, (musibetin vurduğu) ilk sarsıntı anındadır."
1870. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِيَاسٍ، - وَهُوَ مُعَاوِيَةُ بْنُ قُرَّةَ - عَنْ أَبِيهِ، رضى الله عنه أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ابْنٌ لَهُ فَقَالَ لَهُ " أَتُحِبُّهُ " . فَقَالَ أَحَبَّكَ اللَّهُ كَمَا أُحِبُّهُ . فَمَاتَ فَفَقَدَهُ فَسَأَلَ عَنْهُ فَقَالَ " مَا يَسُرُّكَ أَنْ لاَ تَأْتِيَ بَابًا مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ إِلاَّ وَجَدْتَهُ عِنْدَهُ يَسْعَى يَفْتَحُ لَكَ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bize Ebu İyas -ki o Muaviye b. Kurra'dır-, babasından naklederek anlattı: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Yanında bir de oğlu vardı. (Resûlullah) ona: "Onu seviyor musun?" dedi. Adam: "Onu sevdiğim gibi Allah da seni sevsin," dedi. (Bir süre sonra çocuk) öldü. Adam onu kaybetti (ve meclise gelmez oldu). (Resûlullah) onu sordu. (Adam gelince veya ona haber gönderince) şöyle buyurdu: "Cennet kapılarından hangi kapıya gelsen, onu orada sana (kapıyı) açmak için koşarken bulman seni sevindirmez mi?"
1871. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَنْبَأَنَا عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ شُعَيْبٍ، كَتَبَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ يُعَزِّيهِ بِابْنٍ لَهُ هَلَكَ وَذَكَرَ فِي كِتَابِهِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَاهُ يُحَدِّثُ عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَرْضَى لِعَبْدِهِ الْمُؤْمِنِ إِذَا ذَهَبَ بِصَفِيِّهِ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ فَصَبَرَ وَاحْتَسَبَ وَقَالَ مَا أُمِرَ بِهِ بِثَوَابٍ دُونَ الْجَنَّةِ " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Ömer b. Said b. Ebi Hüseyin haber verdi. Amr b. Şuayb, Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Hüseyin'e, vefat eden oğlu için taziye mektubu yazdı ve mektubunda şunları zikretti: Babasından, o da dedesi Abdullah b. Amr b. el-As'tan işittiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah, mümin kulunun dünya ehli arasından sevdiği bir yakınını alıp götürdüğünde, kul sabreder, ecrini Allah'tan bekler ve emrolunduğu sözü söylerse, onun için Cennetten daha aşağı bir sevaba razı olmaz."
1872. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي عَمْرٌو، قَالَ حَدَّثَنِي بُكَيْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ احْتَسَبَ ثَلاَثَةً مِنْ صُلْبِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَ " . فَقَامَتِ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ أَوِ اثْنَانِ قَالَ " أَوِ اثْنَانِ " . قَالَتِ الْمَرْأَةُ يَا لَيْتَنِي قُلْتُ وَاحِدًا .
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. (Dedi ki): Bana Amr anlattı. Dedi ki: Bana Bükeyr b. Abdullah, İmran b. Nafi'den, o Hafs b. Ubeydullah'tan, o da Enes'ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kendi sulbünden (öz) üç çocuğu(nun acısına) sabredip ecrini Allah'tan beklerse Cennete girer." Bir kadın kalktı ve: "Ya iki (çocuk olursa)?" dedi. Buyurdu ki: "İki (olursa) da." Kadın: "Keşke 'bir' deseydim," dedi.
1873. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُتَوَفَّى لَهُ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ أَدْخَلَهُ اللَّهُ الْجَنَّةَ بِفَضْلِ رَحْمَتِهِ إِيَّاهُمْ " .
Bize Yusuf b. Hammad haber verdi. Dedi ki: Bize Abdulvaris, Abdulaziz'den, o da Enes'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hiçbir Müslüman yoktur ki, ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu vefat etsin de, Allah (çocuklara olan) rahmetinin bolluğu sebebiyle onu Cennete koymasın."
1874. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ صَعْصَعَةَ بْنِ مُعَاوِيَةَ، قَالَ لَقِيتُ أَبَا ذَرٍّ قُلْتُ حَدِّثْنِي . قَالَ نَعَمْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مُسْلِمَيْنِ يَمُوتُ بَيْنَهُمَا ثَلاَثَةُ أَوْلاَدٍ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ غَفَرَ اللَّهُ لَهُمَا بِفَضْلِ رَحْمَتِهِ إِيَّاهُمْ " .
Bize İsmail b. Mesud haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal, Yunus'tan, o Hasan'dan, o Sa'sa'a b. Muaviye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Ebu Zer ile karşılaştım ve "Bana hadis anlat," dedim. "Olur," dedi (ve şöyle anlattı): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Hiçbir Müslüman anne-baba yoktur ki, aralarında (kendilerinden olma) ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuk ölsün de, Allah (çocuklara olan) rahmetinin bolluğu sebebiyle o ikisini bağışlamasın."
1875. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَمُوتُ لأَحَدٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَتَمَسَّهُ النَّارُ إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ " .
Bize Kuteybe b. Said, Malik'ten, o İbn Şihab'dan, o Said'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslümanlardan hiç kimse yoktur ki, üç çocuğu ölsün de ona -yeminin yerine gelmesi (ayetin hükmü gereği sıratı geçme) dışında- cehennem ateşi dokunsun."
1876. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ ابْنِ عُلَيَّةَ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، - وَهُوَ الأَزْرَقُ - عَنْ عَوْفٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ مُسْلِمَيْنِ يَمُوتُ بَيْنَهُمَا ثَلاَثَةُ أَوْلاَدٍ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ أَدْخَلَهُمَا اللَّهُ بِفَضْلِ رَحْمَتِهِ إِيَّاهُمُ الْجَنَّةَ " . قَالَ " يُقَالُ لَهُمُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ فَيَقُولُونَ حَتَّى يَدْخُلَ آبَاؤُنَا فَيُقَالُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ " .
Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim İbn Uleyye ve Abdurrahman b. Muhammed haber verdi. Dediler ki: Bize İshak -ki o Ezrak'tır-, Avf'tan, o Muhammed'den, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hiçbir Müslüman anne-baba yoktur ki, aralarında ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuk ölsün de, Allah (çocuklara olan) rahmetinin bolluğu sebebiyle o ikisini Cennete koymasın." Buyurdu ki: "Onlara (çocuklara): 'Cennete girin,' denilir. Onlar: 'Babalarımız girmedikçe girmeyiz,' derler. Bunun üzerine: 'Siz ve babalarınız (birlikte) Cennete girin,' denilir."
1877. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، قَالَ حَدَّثَنِي طَلْقُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، وَحَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، قَالَ حَدَّثَنِي جَدِّي، طَلْقُ بْنُ مُعَاوِيَةَ عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لَهَا يَشْتَكِي فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخَافُ عَلَيْهِ وَقَدْ قَدَّمْتُ ثَلاَثَةً . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقَدِ احْتَظَرْتِ بِحِظَارٍ شَدِيدٍ مِنَ النَّارِ " .
Bize İshak haber verdi. Dedi ki: Bize Cerir haber verdi. Dedi ki: Bana Talk b. Muaviye anlattı. (H) Ve (bize) Hafs b. Gıyas (haber verdi). Dedi ki: Bana dedem Talk b. Muaviye, Ebu Zür'a'dan, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Bir kadın Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, hasta olan bir oğlunu getirdi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Onun hakkında (ölmesinden) korkuyorum. Daha önce üç (çocuk) gönderdim (kaybettim)," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki sen, ateşe karşı çok sağlam bir surla korunmuş oldun."
1878. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَعَى زَيْدًا وَجَعْفَرًا قَبْلَ أَنْ يَجِيءَ خَبَرُهُمْ فَنَعَاهُمْ وَعَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ .
Bize İshak haber verdi. Dedi ki: Bize Süleyman b. Harb haber verdi. Dedi ki: Bize Hammad b. Zeyd, Eyyub'dan, o Humeyd b. Hilal'den, o da Enes'ten naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Zeyd ve Cafer'in (şehadet) haberleri gelmeden önce onların ölüm haberini (na'y) verdi. Gözlerinden yaşlar akarak onların ölüm haberini duyurdu.
1879. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، وَابْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَعَى لَهُمُ النَّجَاشِيَّ صَاحِبَ الْحَبَشَةِ الْيَوْمَ الَّذِي مَاتَ فِيهِ وَقَالَ " اسْتَغْفِرُوا لأَخِيكُمْ " .
Bize Ebu Davud haber verdi. Dedi ki: Bize Yakub anlattı. Dedi ki: Bize babam, Salih'ten, o İbn Şihab'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Bana Ebu Seleme ve İbnü'l-Müseyyeb anlattı ki, Ebu Hureyre onlara şöyle haber vermiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Habeşistan hükümdarı Necaşi'nin ölüm haberini (na'y), (Necaşi'nin) öldüğü gün onlara verdi ve: "Kardeşiniz için bağışlanma dileyin," buyurdu.
1880. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ فَضَالَةَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، هُوَ ابْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَعِيدٌ حَدَّثَنِي رَبِيعَةُ بْنُ سَيْفٍ الْمَعَافِرِيُّ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نَسِيرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ بَصُرَ بِامْرَأَةٍ لاَ تَظُنُّ أَنَّهُ عَرَفَهَا فَلَمَّا تَوَسَّطَ الطَّرِيقَ وَقَفَ حَتَّى انْتَهَتْ إِلَيْهِ فَإِذَا فَاطِمَةُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا " مَا أَخْرَجَكِ مِنْ بَيْتِكِ يَا فَاطِمَةُ " . قَالَتْ أَتَيْتُ أَهْلَ هَذَا الْمَيِّتِ فَتَرَحَّمْتُ إِلَيْهِمْ وَعَزَّيْتُهُمْ بِمَيِّتِهِمْ . قَالَ " لَعَلَّكِ بَلَغْتِ مَعَهُمُ الْكُدَى " . قَالَتْ مَعَاذَ اللَّهِ أَنْ أَكُونَ بَلَغْتُهَا وَقَدْ سَمِعْتُكَ تَذْكُرُ فِي ذَلِكَ مَا تَذْكُرُ . فَقَالَ لَهَا " لَوْ بَلَغْتِهَا مَعَهُمْ مَا رَأَيْتِ الْجَنَّةَ حَتَّى يَرَاهَا جَدُّ أَبِيكِ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ رَبِيعَةُ ضَعِيفٌ .
Bize Ubeydullah b. Fadale b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah -ki o İbn Yezid el-Mukri'dir- anlattı. (H) Yine bize Muhammed b. Abdullah b. Yezid el-Mukri haber verdi. Dedi ki: Bize babam anlattı. Dedi ki: Said, bana Rabia b. Seyf el-Meâfirî'den, o Ebu Abdurrahman el-Hubulî'den, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yürürken, o bir kadın gördü. (Başta) kadının onu tanıdığını zannetmiyordu. Yolun ortasına gelince durdu, kadın ona ulaşıncaya kadar bekledi. Bir de baktık ki o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fatıma imiş. (Resûlullah) ona: "Ey Fatıma! Seni evinden çıkaran nedir?" dedi. Fatıma: "Şu ölünün ailesine geldim, onlara rahmet diledim ve ölülerinden dolayı onlara taziyede bulundum," dedi. Resûlullah: "Belki de sen onlarla birlikte mezarlığa (el-Küdâ'ya) kadar gittin?" buyurdu. Fatıma: "Bu konuda senin neler söylediğini işitmişken, oraya kadar gitmekten Allah'a sığınırım," dedi. Bunun üzerine (Resûlullah) ona şöyle buyurdu: "Eğer onlarla birlikte oraya (mezarlığa) kadar gitmiş olsaydın, babanın dedesi görünceye kadar (veya babanın dedesi cenneti görünceye kadar) sen cenneti göremezdin." (Ebu Abdurrahman En-Nesâî) dedi ki: Rabia zayıftır.
1881. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، أَنَّ أُمَّ عَطِيَّةَ الأَنْصَارِيَّةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَتِ ابْنَتُهُ فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَعْطَانَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " .
Bize Kuteybe, Malik'ten, o Eyyub'dan, o Muhammed b. Şîrîn'den, o da Ümmü Atiyye el-Ensâriyye'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Kızı vefat ettiğinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi ve şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile üç, beş veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin." Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını (belden aşağısına sarılan örtüyü) verdi ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu.
1882. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْحَسَنِ، مَوْلَى أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ عَنْ أُمِّ قَيْسٍ، قَالَتْ تُوُفِّيَ ابْنِي فَجَزِعْتُ عَلَيْهِ فَقُلْتُ لِلَّذِي يَغْسِلُهُ لاَ تَغْسِلِ ابْنِي بِالْمَاءِ الْبَارِدِ فَتَقْتُلَهُ . فَانْطَلَقَ عُكَّاشَةُ بْنُ مِحْصَنٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ بِقَوْلِهَا فَتَبَسَّمَ ثُمَّ قَالَ " مَا قَالَتْ طَالَ عُمْرُهَا " . فَلاَ نَعْلَمُ امْرَأَةً عُمِرَتْ مَا عُمِرَتْ .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yezid b. Ebi Habib'den, o Ümmü Kays bint Mihsan'ın azatlısı Ebu'l-Hasan'dan, o da Ümmü Kays'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Oğlum vefat etti. Onun için çok üzüldüm (sızlandım). Onu yıkayan kişiye: "Oğlumu soğuk suyla yıkama, onu öldüreceksin," dedim. Ukkaşe b. Mihsan, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gitti ve kadının sözünü ona haber verdi. (Resûlullah) gülümsedi ve sonra: "Ne dedi? Ömrü uzun olsun!" buyurdu. (Ravi) dedi ki: Biz onun kadar uzun yaşayan başka bir kadın bilmiyoruz.
1883. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَيُّوبُ سَمِعْتُ حَفْصَةَ، تَقُولُ حَدَّثَتْنَا أُمُّ عَطِيَّةَ، أَنَّهُنَّ جَعَلْنَ رَأْسَ ابْنَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَةَ قُرُونٍ . قُلْتُ نَقَضْنَهُ وَجَعَلْنَهُ ثَلاَثَةَ قُرُونٍ قَالَتْ نَعَمْ .
Bize Yusuf b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Haccac, İbn Cüreyc'den anlattı. Eyyub dedi ki: Hafsa'yı şöyle derken işittim: Ümmü Atiyye bize anlattı ki: Onlar (yıkayan kadınlar), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızının saçını üç örgü yaptılar. (Eyyub diyor ki:) "Onu çözüp sonra mı üç örgü yaptılar?" dedim. (Hafsa): "Evet," dedi.
1884. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ حَفْصَةَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِي غُسْلِ ابْنَتِهِ " ابْدَأْنَ بِمَيَامِنِهَا وَمَوَاضِعِ الْوُضُوءِ مِنْهَا " .
Bize Amr b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Ahmed b. Muhammed b. Hanbel anlattı. Dedi ki: Bize İsmail, Halid'den, o Hafsa'dan, o da Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kızının yıkanması hakkında şöyle buyurdu: "Onun sağ tarafından ve abdest azalarından başlayın."
1885. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَتْنَا حَفْصَةُ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ مَاتَتْ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ إِلَيْنَا فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاغْسِلْنَهَا وَتْرًا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " . وَمَشَطْنَاهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ وَأَلْقَيْنَاهَا مِنْ خَلْفِهَا .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Hişam anlattı. Dedi ki: Bize Hafsa, Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızlarından biri vefat etti. Bize haber gönderip şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile yıkayın. Onu üç, beş veya -gerekli görürseniz- yedi defa olmak üzere tek (sayıda) yıkayın. Sonuncusunda kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin." Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu. Biz onun saçını üç örgü yaptık ve arkasına attık.
1886. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَغْسِلُ ابْنَتَهُ فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " .
Bize İsmail b. Mesud, Yezid'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Bize Eyyub, Muhammed b. Şîrîn'den, o da Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Biz kızını yıkarken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi ve şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile üç, beş veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin." Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu.
1887. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ تُوُفِّيَتْ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ إِلَيْنَا فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hammad anlattı. Dedi ki: Bize Eyyub, Muhammed'den, o da Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızlarından biri vefat etti. Bize haber gönderip şöyle buyurdu: "Onu su ve sidr ile üç, beş veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin." Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu.
1888. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حَفْصَةَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، نَحْوَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hammad, Eyyub'dan, o Hafsa'dan, o da Ümmü Atiyye'den benzerini nakletti. Ancak o (bu rivayette) şöyle dedi: "Üç, beş, yedi veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla (yıkayın)."
1889. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ بَعْضِ، إِخْوَتِهِ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ تُوُفِّيَتِ ابْنَةٌ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَنَا بِغَسْلِهَا فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ " . قَالَتْ قُلْتُ وِتْرًا قَالَ " نَعَمْ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَعْطَانَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " .
Bize İsmail b. Mesud haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr, Seleme b. Alkame'den, o Muhammed'den, o kardeşlerinden bazısından, o da Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir kızı vefat etti. Bize onu yıkamamızı emretti ve: "Onu üç, beş, yedi veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın," buyurdu. Ümmü Atiyye dedi ki: "Tek sayıda mı?" dedim. (Resûlullah): "Evet. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin," buyurdu. Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını verdi ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu.
1890. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ أَتَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ نَغْسِلُ ابْنَتَهُ فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا آذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " . قَالَ أَوْ قَالَتْ حَفْصَةُ اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا . قَالَ وَقَالَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ مَشَطْنَاهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ .
Bize Amr b. Zürâre haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail, Eyyub'dan, o Muhammed'den, o da Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Biz kızını yıkarken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza geldi ve: "Onu su ve sidr ile üç, beş veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin," buyurdu. Bitirdiğimizde ona haber verdik. Bize izarını attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın," buyurdu. (Ravi) dedi ki: Veya Hafsa (şöyle rivayet etti): "Onu üç, beş veya yedi defa yıkayın." (Ravi) dedi ki: Ümmü Atiyye şöyle dedi: "Onun saçını üç örgü yaptık."
1891. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي حَفْصَةُ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ وَجَعَلْنَا رَأْسَهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ .
Bize Muhammed b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Dedi ki: Bize Eyyub, Muhammed'den anlattı. Dedi ki: Bana Hafsa, Ümmü Atiyye'den naklederek haber verdi. (Ümmü Atiyye) dedi ki: "Biz onun (Nebi'nin kızının) saçını üç örgü yaptık."
1892. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، وَقَالَتْ، حَفْصَةُ عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، وَجَعَلْنَا، رَأْسَهَا ثَلاَثَةَ قُرُونٍ .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Hammad, Eyyub'dan anlattı. Hafsa da Ümmü Atiyye'den naklederek (şöyle) dedi: "Biz onun saçını üç örgü yaptık."
1893. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَيُّوبُ بْنُ أَبِي تَمِيمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ سِيرِينَ، يَقُولُ كَانَتْ أُمُّ عَطِيَّةَ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ قَدِمَتْ تُبَادِرُ ابْنًا لَهَا فَلَمْ تُدْرِكْهُ حَدَّثَتْنَا قَالَتْ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَيْنَا وَنَحْنُ نَغْسِلُ ابْنَتَهُ فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ إِنْ رَأَيْتُنَّ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَاجْعَلْنَ فِي الآخِرَةِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . فَلَمَّا فَرَغْنَا أَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ وَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " . وَلَمْ يَزِدْ عَلَى ذَلِكَ . قَالَ لاَ أَدْرِي أَىُّ بَنَاتِهِ . قَالَ قُلْتُ مَا قَوْلُهُ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " . أَتُؤَزَّرُ بِهِ قَالَ لاَ أُرَاهُ إِلاَّ أَنْ يَقُولَ الْفُفْنَهَا فِيهِ .
Bize Yusuf b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Haccac, İbn Cüreyc'den anlattı. Dedi ki: Bana Eyyub b. Ebi Temîme haber verdi. O, Muhammed b. Şîrîn'i şöyle derken işitmiş: Ümmü Atiyye, Ensar'dan bir kadındı. (Hasta olan) bir oğluna yetişmek için aceleyle gelmiş ama ona (sağken) yetişememişti. Bize (şöyle) anlattı: Dedi ki: Biz kızını yıkarken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi ve: "Onu su ve sidr ile üç, beş veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin," buyurdu. Bitirdiğimizde ona izarını attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu. (Muhammed b. Şîrîn) dedi ki: "Buna (bu sözlere) bir şey eklemedi." Yine dedi ki: "(Ümmü Atiyye) hangi kızı olduğunu bilmiyordu (söylemedi)." (İbn Cüreyc) dedi ki: (Eyyub'a): "'Onu ona iç gömlek yapın (Eş'irnâhâ iyyâh)' sözü nedir? Ona izar olarak mı sarılır?" dedim. (Eyyub): "Bence 'Onu bununla sarın,' demekten başka bir manası yoktur," dedi.
1894. Hadis
أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ النَّسَائِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ تُوُفِّيَ إِحْدَى بَنَاتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اغْسِلْنَهَا ثَلاَثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكِ إِنْ رَأَيْتُنَّ ذَلِكِ وَاغْسِلْنَهَا بِالسِّدْرِ وَالْمَاءِ وَاجْعَلْنَ فِي آخِرِ ذَلِكِ كَافُورًا أَوْ شَيْئًا مِنْ كَافُورٍ فَإِذَا فَرَغْتُنَّ فَآذِنَّنِي " . قَالَتْ فَآذَنَّاهُ فَأَلْقَى إِلَيْنَا حَقْوَهُ فَقَالَ " أَشْعِرْنَهَا إِيَّاهُ " .
Bize Şuayb b. Yusuf en-Nesâî haber verdi. Dedi ki: Bize Yezid anlattı. Dedi ki: Bize İbn Avn, Muhammed'den, o da Ümmü Atiyye'den naklederek anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızlarından biri vefat etti. Şöyle buyurdu: "Onu üç, beş veya -gerekli görürseniz- bundan daha fazla yıkayın. Onu sidr ve su ile yıkayın. Sonuncusunda kâfur veya kâfurdan bir miktar koyun. Bitirdiğinizde bana haber verin." (Ümmü Atiyye) dedi ki: Ona haber verdik. Bize izarını attı ve: "Bunu ona iç gömlek yapın (vücuduna sarın)," buyurdu.
1895. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ الرَّقِّيُّ الْقَطَّانُ، وَيُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ أَنْبَأَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِهِ مَاتَ فَقُبِرَ لَيْلاً وَكُفِّنَ فِي كَفَنٍ غَيْرِ طَائِلٍ فَزَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْبَرَ إِنْسَانٌ لَيْلاً إِلاَّ أَنْ يُضْطَرَّ إِلَى ذَلِكَ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا وَلِيَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُحَسِّنْ كَفَنَهُ " .
Bize Abdurrahman b. Halid er-Rakkî el-Kattân ve Yusuf b. Said -lafız Yusuf'a aittir- haber verdi. Dedi ki: Bize Haccac, İbn Cüreyc'den anlattı. Dedi ki: Bana Ebu'z-Zübeyr haber verdi. O, Cabir'i şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe verdi ve ashabından ölen, geceleyin gömülen ve yetersiz bir kefenle kefenlenen bir adamı zikretti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, mecbur kalınmadıkça insanın geceleyin gömülmesini yasakladı. Ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri kardeşinin (cenaze işini) üstlendiğinde kefenini güzel yapsın."
1896. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ أَبِي عَرُوبَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْبَسُوا مِنْ ثِيَابِكُمُ الْبَيَاضَ فَإِنَّهَا أَطْهَرُ وَأَطْيَبُ وَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Said haber verdi. Dedi ki: Said b. Ebi Arube'yi, Eyyub'dan, o Ebu Kılâbe'den, o Ebu'l-Mühelleb'den, o da Semüre'den naklederek anlatırken işittim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Elbiselerinizden beyaz olanı giyin. Çünkü o daha temiz ve daha hoştur. Ölülerinizi de beyaz (kefen) ile kefenleyin."
1897. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُفِّنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ سُحُولِيَّةٍ بِيضٍ .
Bize İshak haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrezzak haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer, Zühri'den, o Urve'den, o da Aişe'den naklederek anlattı. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, üç parça beyaz Suhul (Yemen) bezinden kefenlendi."
1898. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُفِّنَ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ سُحُولِيَّةٍ لَيْسَ فِيهَا قَمِيصٌ وَلاَ عِمَامَةٌ .
Bize Kuteybe, Malik'ten, o Hişam b. Urve'den, o babasından, o da Aişe'den naklederek haber verdi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, üç parça beyaz Suhul bezinden kefenlendi. Bunların içinde (ayrıca giydirilmiş) ne gömlek ne de sarık vardı."
1899. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ بِيضٍ يَمَانِيَةٍ كُرْسُفٍ لَيْسَ فِيهَا قَمِيصٌ وَلاَ عِمَامَةٌ فَذُكِرَ لِعَائِشَةَ قَوْلُهُمْ فِي ثَوْبَيْنِ وَبُرْدٍ مِنْ حِبَرَةٍ فَقَالَتْ قَدْ أُتِيَ بِالْبُرْدِ وَلَكِنَّهُمْ رَدُّوهُ وَلَمْ يُكَفِّنُوهُ فِيهِ .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hafs, Hişam'dan, o babasından, o da Aişe'den naklederek anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, üç parça beyaz Yemen pamuklusu ile kefenlendi. Bunların içinde gömlek ve sarık yoktu." Aişe'ye, insanların "iki parça (elbise) ve bir hiber (yollu/desenli) kaftan" dedikleri zikredilince şöyle dedi: "Kaftan (bürde) getirildi fakat onu geri çevirdiler ve onunla kefenlemediler."
1900. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا مَاتَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ جَاءَ ابْنُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَعْطِنِي قَمِيصَكَ حَتَّى أُكَفِّنَهُ فِيهِ وَصَلِّ عَلَيْهِ وَاسْتَغْفِرْ لَهُ . فَأَعْطَاهُ قَمِيصَهُ ثُمَّ قَالَ " إِذَا فَرَغْتُمْ فَآذِنُونِي أُصَلِّي عَلَيْهِ " . فَجَذَبَهُ عُمَرُ وَقَالَ قَدْ نَهَاكَ اللَّهُ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى الْمُنَافِقِينَ . فَقَالَ " أَنَا بَيْنَ خِيرَتَيْنِ " . قَالَ { اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ } فَصَلَّى عَلَيْهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى { وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ } فَتَرَكَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِمْ .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Ubeydullah anlattı. Dedi ki: Bize Nafi, Abdullah b. Ömer'den naklederek anlattı. Dedi ki: Abdullah b. Übey (münafıkların reisi) öldüğünde, oğlu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Gömleğini bana ver de onu onunla kefenleyeyim. Üzerine namaz kıl ve onun için bağışlanma dile," dedi. (Resûlullah) gömleğini ona verdi ve: "Bitirdiğinizde bana haber verin de üzerine namaz kılayım," buyurdu. (Namaz kıldıracağı sırada) Ömer onu çekti ve: "Allah seni münafıklar üzerine namaz kılmaktan nehyetti," dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Ben iki seçenek arasındayım." Sonra şu ayeti okudu: {Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme...} Bunun üzerine onun cenaze namazını kıldı. Akabinde Allah Teâlâ şu ayeti indirdi: {Onlardan ölen hiçbirinin üzerine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma.} Bunun üzerine (Resûlullah) onlar üzerine namaz kılmayı terk etti."
1901. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ أَتَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْرَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ وَقَدْ وُضِعَ فِي حُفْرَتِهِ فَوَقَفَ عَلَيْهِ فَأَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ لَهُ فَوَضَعَهُ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَأَلْبَسَهُ قَمِيصَهُ وَنَفَثَ عَلَيْهِ مِنْ رِيقِهِ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ .
Bize Abdulcebbar b. el-Alâ b. Abdulcebbar haber verdi. Sufyan'dan, o Amr'dan nakletti. Dedi ki: Cabir'i şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdullah b. Übey'in kabrine geldi. O (Abdullah), çukuruna konulmuştu. (Nebi) onun başında durdu ve çıkarılmasını emretti. Çıkarılınca onu dizlerinin üzerine koydu, gömleğini ona giydirdi ve tükürüğünden (şifa/bereket olsun diye) üzerine üfledi. En doğrusunu Allah bilir.
1902. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ وَكَانَ الْعَبَّاسُ بِالْمَدِينَةِ فَطَلَبَتِ الأَنْصَارُ ثَوْبًا يَكْسُونَهُ فَلَمْ يَجِدُوا قَمِيصًا يَصْلُحُ عَلَيْهِ إِلاَّ قَمِيصَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ فَكَسَوْهُ إِيَّاهُ .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman ez-Zührî el-Basrî haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan, Amr'dan, o da Cabir'i şöyle derken işitti: Abbas (esir olarak) Medine'deydi. Ensar ona giydirecek bir elbise (gömlek) aradı. Abdullah b. Übey'in gömleğinden başka ona uyacak bir gömlek bulamadılar. Bunun üzerine ona o gömleği giydirdiler.
1903. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَأَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، قَالَ سَمِعْتُ الأَعْمَشَ، قَالَ سَمِعْتُ شَقِيقًا، قَالَ حَدَّثَنَا خَبَّابٌ، قَالَ هَاجَرْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَبْتَغِي وَجْهَ اللَّهِ تَعَالَى فَوَجَبَ أَجْرُنَا عَلَى اللَّهِ فَمِنَّا مَنْ مَاتَ لَمْ يَأْكُلْ مِنْ أَجْرِهِ شَيْئًا مِنْهُمْ مُصْعَبُ بْنُ عُمَيْرٍ قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ فَلَمْ نَجِدْ شَيْئًا نُكَفِّنُهُ فِيهِ إِلاَّ نَمِرَةً كُنَّا إِذَا غَطَّيْنَا رَأْسَهُ خَرَجَتْ رِجْلاَهُ وَإِذَا غَطَّيْنَا بِهَا رِجْلَيْهِ خَرَجَتْ رَأْسُهُ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نُغَطِّيَ بِهَا رَأْسَهُ وَنَجْعَلَ عَلَى رِجْلَيْهِ إِذْخِرًا وَمِنَّا مَنْ أَيْنَعَتْ لَهُ ثَمَرَتُهُ فَهُوَ يَهْدِبُهَا . وَاللَّفْظُ لإِسْمَاعِيلَ .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, A'meş'ten anlattı. (H) Yine bize İsmail b. Mesud haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Said el-Kattân anlattı. Dedi ki: A'meş'i şöyle derken işittim: Şakik (Ebu Vail) dedi ki: Bize Habbab anlattı. Dedi ki: Allah Teâlâ'nın rızasını dileyerek Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte hicret ettik. Ecrini vermek Allah'a düştü. Bizden kimisi öldü ve ecrinden (dünyalık) hiçbir şey yemedi. Mus'ab b. Umeyr bunlardandır. Uhud günü öldürüldü. Onu kefenleyecek bir nemireden (yünlü çizgili bir giysi) başka bir şey bulamadık. Başını örttüğümüzde ayakları açıkta kalıyor, ayaklarını örttüğümüzde başı açıkta kalıyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize, başını onunla örtmemizi ve ayaklarının üzerine de izhir otu koymamızı emretti. Bizden kimisinin de meyvesi olgunlaştı, şimdi o onu devşiriyor (dünya nimetlerine kavuştu). Lafız İsmail'e aittir.
1904. Hadis
أَخْبَرَنَا عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اغْسِلُوا الْمُحْرِمَ فِي ثَوْبَيْهِ اللَّذَيْنِ أَحْرَمَ فِيهِمَا وَاغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَكَفِّنُوهُ فِي ثَوْبَيْهِ وَلاَ تُمِسُّوهُ بِطِيبٍ وَلاَ تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ فَإِنَّهُ يُبْعَثُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُحْرِمًا " .
Bize Utbe b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Yunus b. Nafi, Amr b. Dinar'dan, o Said b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas'tan naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhrimi (ihramlı iken öleni), ihrama girdiği iki elbisesi içinde yıkayın. Onu su ve sidr ile yıkayın, o iki elbisesi ile kefenleyin. Ona koku sürmeyin ve başını örtmeyin. Çünkü o, Kıyamet Günü telbiye getirerek (ihramlı olarak) diriltilecektir."
1905. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، وَشَبَابَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُلَيْدِ بْنِ جَعْفَرٍ، سَمِعَ أَبَا نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَطْيَبُ الطِّيبِ الْمِسْكُ " .
Bize Mahmud b. Gaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Davud ve Şebâbe anlattı. Dediler ki: Bize Şu'be, Huleyd b. Cafer'den anlattı. O, Ebu Nadra'dan, o da Ebu Said'den işitmiş. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kokuların en güzeli misktir."
1906. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ الدِّرْهَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ الْمُسْتَمِرِّ بْنِ الرَّيَّانِ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مِنْ خَيْرِ طِيبِكُمُ الْمِسْكُ " .
Bize Ali b. Hüseyin ed-Dirhemî haber verdi. Dedi ki: Bize Ümeyye b. Halid, Müstemir b. er-Reyyân'dan, o Ebu Nadra'dan, o da Ebu Said'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizin en hayırlı kokularınızdan biri misktir."
1907. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ مِسْكِينَةً مَرِضَتْ فَأُخْبِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَرَضِهَا وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُ الْمَسَاكِينَ وَيَسْأَلُ عَنْهُمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا مَاتَتْ فَآذِنُونِي " . فَأُخْرِجَ بِجَنَازَتِهَا لَيْلاً وَكَرِهُوا أَنْ يُوقِظُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا أَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُخْبِرَ بِالَّذِي كَانَ مِنْهَا فَقَالَ " أَلَمْ آمُرْكُمْ أَنْ تُؤْذِنُونِي بِهَا " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَرِهْنَا أَنْ نُوقِظَكَ لَيْلاً . فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى صَفَّ بِالنَّاسِ عَلَى قَبْرِهَا وَكَبَّرَ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ .
Bize Kuteybe, hadisinde Malik'ten, o İbn Şihab'dan, o da Ebu Ümame b. Sehl b. Huneyf'ten naklederek haber verdi ki: Zavallı (kimsesiz) bir kadın hastalandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e onun hastalığı haber verildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, miskinleri (fakirleri) ziyaret eder ve hallerini sorardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Öldüğünde bana haber verin." Cenazesi geceleyin çıkarıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i (uykudan) uyandırmayı hoş görmediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabahlayınca kadının durumu kendisine haber verildi. "Onu bana haber vermenizi size emretmemiş miydim?" buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Geceleyin seni uyandırmayı hoş görmedik." Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (mezarlığa) çıktı, insanlarla birlikte kadının kabri üzerinde saf tuttu ve dört tekbir getirdi (cenaze namazını kıldı).
1908. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مِهْرَانَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا وُضِعَ الرَّجُلُ الصَّالِحُ عَلَى سَرِيرِهِ قَالَ قَدِّمُونِي قَدِّمُونِي وَإِذَا وُضِعَ الرَّجُلُ - يَعْنِي السُّوءَ - عَلَى سَرِيرِهِ قَالَ يَا وَيْلِي أَيْنَ تَذْهَبُونَ بِي " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, İbn Ebi Zib'den, o Said el-Makburî'den, o Abdurrahman b. Mihran'dan, o da Ebu Hureyre'den naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: "Salih bir kimse tabutuna konulduğunda: 'Beni acele götürün, beni acele götürün!' der. Kötü bir adam tabutuna konulduğunda ise: 'Eyvah bana! Beni nereye götürüyorsunuz?' der."
1909. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا وُضِعَتِ الْجَنَازَةُ فَاحْتَمَلَهَا الرِّجَالُ عَلَى أَعْنَاقِهِمْ فَإِنْ كَانَتْ صَالِحَةً قَالَتْ قَدِّمُونِي قَدِّمُونِي وَإِنْ كَانَتْ غَيْرَ صَالِحَةٍ قَالَتْ يَا وَيْلَهَا إِلَى أَيْنَ تَذْهَبُونَ بِهَا يَسْمَعُ صَوْتَهَا كُلُّ شَىْءٍ إِلاَّ الإِنْسَانَ وَلَوْ سَمِعَهَا الإِنْسَانُ لَصَعِقَ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Said b. Ebi Said'den, o babasından, o da Ebu Said el-Hudrî'den işiterek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cenaze (tabuta) konulup da erkekler onu omuzlarına yüklendiklerinde, eğer salih biriyse: 'Beni acele götürün, beni acele götürün!' der. Eğer salih biri değilse: 'Eyvah ona! Onu nereye götürüyorsunuz?' der. Onun sesini insan dışında her şey duyar. Eğer insan duysaydı (korkudan) bayılırdı."
1910. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَسْرِعُوا بِالْجَنَازَةِ فَإِنْ تَكُ صَالِحَةً فَخَيْرٌ تُقَدِّمُونَهَا إِلَيْهِ وَإِنْ تَكُ غَيْرَ ذَلِكَ فَشَرٌّ تَضَعُونَهُ عَنْ رِقَابِكُمْ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan, Zühri'den, o Said'den, o da Ebu Hureyre'den, (sözü) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştırarak (merfu olarak) haber verdi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Cenazeyi (kabre götürmekte) acele edin. Çünkü eğer o salih biriyse, onu (bir an önce) hayra kavuşturmuş olursunuz. Eğer bundan başkası (kötü biri) ise, omuzlarınızdan attığınız bir şerdir."
1911. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ بْنُ سَهْلٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَسْرِعُوا بِالْجَنَازَةِ فَإِنْ كَانَتْ صَالِحَةً قَدَّمْتُمُوهَا إِلَى الْخَيْرِ وَإِنْ كَانَتْ غَيْرَ ذَلِكَ كَانَتْ شَرًّا تَضَعُونَهُ عَنْ رِقَابِكُمْ " .
Bize Süveyd haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Yunus'tan, o Zühri'den, o Ebu Ümame b. Sehl'den naklederek anlattı ki, Ebu Hureyre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim, dedi: "Cenazeyi (kabre götürmekte) acele edin. Çünkü eğer o salih biriyse, onu hayra kavuşturmuş olursunuz. Eğer bundan başkası (kötü biri) ise, omuzlarınızdan attığınız bir şerdir."
1912. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عُيَيْنَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جَوْشَنٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، شَهِدْتُ جَنَازَةَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ وَخَرَجَ زِيَادٌ يَمْشِي بَيْنَ يَدَىِ السَّرِيرِ فَجَعَلَ رِجَالٌ مِنْ أَهْلِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَمَوَالِيهِمْ يَسْتَقْبِلُونَ السَّرِيرَ وَيَمْشُونَ عَلَى أَعْقَابِهِمْ وَيَقُولُونَ رُوَيْدًا رُوَيْدًا بَارَكَ اللَّهُ فِيكُمْ . فَكَانُوا يَدِبُّونَ دَبِيبًا حَتَّى إِذَا كُنَّا بِبَعْضِ طَرِيقِ الْمِرْبَدِ لَحِقَنَا أَبُو بَكْرَةَ عَلَى بَغْلَةٍ فَلَمَّا رَأَى الَّذِي يَصْنَعُونَ حَمَلَ عَلَيْهِمْ بِبَغْلَتِهِ وَأَهْوَى إِلَيْهِمْ بِالسَّوْطِ وَقَالَ خَلُّوا فَوَالَّذِي أَكْرَمَ وَجْهَ أَبِي الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم لَقَدْ رَأَيْتُنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنَّا لَنَكَادُ نَرْمُلُ بِهَا رَمْلاً . فَانْبَسَطَ الْقَوْمُ .
Bize Muhammed b. Abdil-A'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize Halid anlattı. Dedi ki: Bize Uyeyne b. Abdurrahman b. Cevşen haber verdi. Dedi ki: Babam bana (şöyle) anlattı: Abdurrahman b. Semüre'nin cenazesine katıldım. Ziyad, tabutun önünde yürüyerek çıktı. Abdurrahman'ın ailesinden ve azatlılarından bazı adamlar, tabuta dönerek (yüzleri tabuta dönük) ökçeleri üzerine (geri geri) yürümeye ve: "Yavaş olun, yavaş olun, Allah sizi mübarek kılsın," demeye başladılar. Adeta karınca gibi (çok yavaş) yürüyorlardı. Mirbed yolunun bir kısmına geldiğimizde Ebu Bekre bir katır üzerinde bize yetişti. Onların yaptıklarını görünce katırını üzerlerine sürdü, onlara kırbacını kaldırdı ve: "Bırakın (yolu açın/hızlanın)! Ebu'l-Kasım sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzünü keremli kılan Allah'a yemin olsun ki, ben bizi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte (cenaze taşırken) gördüm; biz neredeyse koşar adımlarla (remel yaparak) giderdik," dedi. Bunun üzerine topluluk (hızlanıp) yayıldı.
1913. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، وَهُشَيْمٍ، عَنْ عُيَيْنَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنَّا لَنَكَادُ نَرْمُلُ بِهَا رَمَلاً . وَاللَّفْظُ حَدِيثُ هُشَيْمٍ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi, (o) İsmail ve Hüşeym'den, (onlar) Uyeyne b. Abdurrahman'dan, (o) babasından, (o da) Ebû Bekre'den nakletti. Dedi ki: "Kendimizi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte (cenaze taşırken) gördüm. Neredeyse (hızlı yürümekten dolayı) koşar adımlarla gidiyorduk." (Bu lafız, Hüşeym'in hadisine aittir.)
1914. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَحْيَى، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا مَرَّتْ بِكُمْ جَنَازَةٌ فَقُومُوا فَمَنْ تَبِعَهَا فَلاَ يَقْعُدْ حَتَّى تُوضَعَ " .
Bize Yahya b. Dürüst haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû İsmail anlattı, (o) Yahya'dan, (o) Ebû Seleme'nin kendisine Ebû Saîd'den anlattığına göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanınızdan bir cenaze geçtiği zaman ayağa kalkın. Onu takip eden kimse de, (cenaze yere) konuluncaya kadar oturmasın."
1915. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَأَى أَحَدُكُمُ الْجَنَازَةَ فَلَمْ يَكُنْ مَاشِيًا مَعَهَا فَلْيَقُمْ حَتَّى تُخَلِّفَهُ أَوْ تُوضَعَ مِنْ قَبْلِ أَنْ تُخَلِّفَهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys anlattı, (o) Nâfi'den, (o) İbn Ömer'den, (o) Âmir b. Rebîa'dan naklettiğine göre, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biri cenazeyi görür de onunla birlikte yürüyor değilse, (cenaze) kendisini geçinceye veya kendisini geçmeden (yere) konuluncaya kadar ayağa kalksın."
1916. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ الْعَدَوِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " إِذَا رَأَيْتُمُ الْجَنَازَةَ فَقُومُوا حَتَّى تُخَلِّفَكُمْ أَوْ تُوضَعَ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys anlattı, (o) İbn Şihâb'dan, (o) Sâlim'den, (o) babasından, (o) Âmir b. Rebîa el-Adeviy'den naklettiğine göre, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cenazeyi gördüğünüz zaman, sizi geçinceye veya (yere) konuluncaya kadar ayağa kalkın."
1917. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ هِشَامٍ، ح وَأَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا رَأَيْتُمُ الْجَنَازَةَ فَقُومُوا فَمَنْ تَبِعَهَا فَلاَ يَقْعُدْ حَتَّى تُوضَعَ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail anlattı, Hişam'dan. (H) Yine bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid anlattı. Dedi ki: Bize Hişam anlattı, Yahya'dan, (o) Ebû Seleme'den, (o) Ebû Saîd'den. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cenazeyi gördüğünüz zaman ayağa kalkın. Onu takip eden kimse de, (cenaze yere) konuluncaya kadar oturmasın."