1901. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ أَتَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْرَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ وَقَدْ وُضِعَ فِي حُفْرَتِهِ فَوَقَفَ عَلَيْهِ فَأَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ لَهُ فَوَضَعَهُ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَأَلْبَسَهُ قَمِيصَهُ وَنَفَثَ عَلَيْهِ مِنْ رِيقِهِ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ .
Bize Abdulcebbar b. el-Alâ b. Abdulcebbar haber verdi. Sufyan'dan, o Amr'dan nakletti. Dedi ki: Cabir'i şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdullah b. Übey'in kabrine geldi. O (Abdullah), çukuruna konulmuştu. (Nebi) onun başında durdu ve çıkarılmasını emretti. Çıkarılınca onu dizlerinin üzerine koydu, gömleğini ona giydirdi ve tükürüğünden (şifa/bereket olsun diye) üzerine üfledi. En doğrusunu Allah bilir.