2517. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيَاضٌ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنَّا نُخْرِجُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ أَوْ تَمْرٍ أَوْ زَبِيبٍ أَوْ أَقِطٍ فَلَمْ نَزَلْ كَذَلِكَ حَتَّى كَانَ فِي عَهْدِ مُعَاوِيَةَ قَالَ مَا أَرَى مُدَّيْنِ مِنْ سَمْرَاءِ الشَّامِ إِلاَّ تَعْدِلُ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ .
Bize Amr b. Aliyy haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Dâvûd b. Kays anlattı; dedi ki: Bize Iyâz anlattı; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde (fıtır sadakasını) arpadan veya hurmadan veya kuru üzümden veya 'akit'ten bir sâ' olarak çıkarırdık. Muâviye zamanı gelip de (Muâviye): "Ben şu Şam buğdayından iki müddün (yarım sâ'ın), bir sâ' arpaya denk olduğunu görüyorum" diyene kadar da böyle devam ettik.