5232. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ، عَنْ أُمَيَّةَ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجِلاً مَرْبُوعًا عَرِيضَ مَا بَيْنَ الْمَنْكِبَيْنِ كَثَّ اللِّحْيَةِ تَعْلُوهُ حُمْرَةٌ جُمَّتُهُ إِلَى شَحْمَتَىْ أُذُنَيْهِ لَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مَا رَأَيْتُ أَحْسَنَ مِنْهُ .
Ali b. el-Hüseyin bize haber verdi, Ümeyye b. Hâlid'den, Şu'be'den, Ebu İshak'tan, Berâ'dan naklen. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem orta boylu, omuzları arası geniş, gür sakallı, teni kırmızıya çalan (beyaz) bir adamdı. Saçı (cümme) kulak yumuşaklarına kadar inerdi. Onu kırmızı bir takım elbise (hulle) içinde gördüm, ondan daha güzelini görmedim.