5746. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ إِنَّمَا سُمِّيَتِ الْخَمْرُ لأَنَّهَا تُرِكَتْ حَتَّى مَضَى صَفْوُهَا وَبَقِيَ كَدَرُهَا . وَكَانَ يَكْرَهُ كُلَّ شَىْءٍ يُنْبَذُ عَلَى عَكَرٍ .
Suveyd, Abdullah'tan, o Şu'be'den, o Katâde'den, o da Saîd b. el-Müseyyeb'den rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir: "Şarap (hamr) ancak, duru kısmı gidip bulanık kısmı kalıncaya kadar (kendi haline) bırakıldığı için bu isimle isimlendirilmiştir." (Ravi dedi ki): O (Saîd), tortu üzerine kurulan her türlü nebizi kerih görürdü.