522. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أَيُّوبَ الأَزْدِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، - قَالَ شُعْبَةُ كَانَ قَتَادَةُ يَرْفَعُهُ أَحْيَانًا وَأَحْيَانًا لاَ يَرْفَعُهُ - قَالَ " وَقْتُ صَلاَةِ الظُّهْرِ مَا لَمْ تَحْضُرِ الْعَصْرُ وَوَقْتُ صَلاَةِ الْعَصْرِ مَا لَمْ تَصْفَرَّ الشَّمْسُ وَوَقْتُ الْمَغْرِبِ مَا لَمْ يَسْقُطْ ثَوْرُ الشَّفَقِ وَوَقْتُ الْعِشَاءِ مَا لَمْ يَنْتَصِفِ اللَّيْلُ وَوَقْتُ الصُّبْحِ مَا لَمْ تَطْلُعِ الشَّمْسُ " .
Bize Amr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Şu'be, Katâde'den anlattı; [Katâde] şöyle dedi: Ebû Eyyûb el-Ezdî'yi, Abdullah b. Amr'dan [şöyle naklederken] işittim -Şu'be dedi ki: Katâde bazen onu [hadisi] merfû (Peygamber’e dayandırarak) bazen de mevküf (sahabe sözü olarak) rivayet ederdi-: “Öğle namazının vakti, ikindi vakti gelinceye kadardır. İkindi namazının vakti, güneş sararıncaya kadardır. Akşam namazının vakti, şafaktaki kızıllığın [beyazlığın] yaygınlığı (sevrü’ş-şafak) kayboluncaya kadardır. Yatsı namazının vakti, gece yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise güneş doğuncaya kadardır.”