494. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الْعَصْرَ شَيْئًا فَقَالَ لَهُ عُرْوَةُ أَمَا إِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ قَدْ نَزَلَ فَصَلَّى أَمَامَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ عُمَرُ اعْلَمْ مَا تَقُولُ يَا عُرْوَةُ . فَقَالَ سَمِعْتُ بَشِيرَ بْنَ أَبِي مَسْعُودٍ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا مَسْعُودٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " نَزَلَ جِبْرِيلُ فَأَمَّنِي فَصَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ ثُمَّ صَلَّيْتُ مَعَهُ " . يَحْسُبُ بِأَصَابِعِهِ خَمْسَ صَلَوَاتٍ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys b. Sa'd, İbn Şihâb'dan; o da Ömer b. Abdülazîz’in ikindi namazını biraz geciktirdiğini [naklederek] anlattı. Bunun üzerine Urve ona: “Bilesin ki Cebrâîl aleyhisselâm inmiş ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in önünde namaz kılmıştır” dedi. Ömer: “Ne dediğini bil ey Urve!” deyince, [Urve] şöyle dedi: Beşîr b. Ebî Mes'ûd'u, Ebû Mes'ûd'dan; o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle buyururken işitmiş: “Cebrâîl indi ve bana imamlık yaptı, ben de onunla beraber namaz kıldım. Sonra [yine] onunla beraber namaz kıldım, sonra [yine] onunla beraber namaz kıldım, sonra [yine] onunla beraber namaz kıldım, sonra [yine] onunla beraber namaz kıldım.” [Resûlullah bunu söylerken] parmaklarıyla beş vakit namazı sayıyordu.
495. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيَّارُ بْنُ سَلاَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَسْأَلُ أَبَا بَرْزَةَ، عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ أَنْتَ سَمِعْتَهُ قَالَ كَمَا أَسْمَعُكَ السَّاعَةَ فَقَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَسْأَلُ عَنْ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ كَانَ لاَ يُبَالِي بَعْضَ تَأْخِيرِهَا - يَعْنِي الْعِشَاءَ - إِلَى نِصْفِ اللَّيْلِ وَلاَ يُحِبُّ النَّوْمَ قَبْلَهَا وَلاَ الْحَدِيثَ بَعْدَهَا . قَالَ شُعْبَةُ ثُمَّ لَقِيتُهُ بَعْدُ فَسَأَلْتُهُ قَالَ كَانَ يُصَلِّي الظُّهْرَ حِينَ تَزُولُ الشَّمْسُ وَالْعَصْرَ يَذْهَبُ الرَّجُلُ إِلَى أَقْصَى الْمَدِينَةِ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ وَالْمَغْرِبَ لاَ أَدْرِي أَىَّ حِينٍ ذَكَرَ ثُمَّ لَقِيتُهُ بَعْدُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ وَكَانَ يُصَلِّي الصُّبْحَ فَيَنْصَرِفُ الرَّجُلُ فَيَنْظُرُ إِلَى وَجْهِ جَلِيسِهِ الَّذِي يَعْرِفُهُ فَيَعْرِفُهُ . قَالَ وَكَانَ يَقْرَأُ فِيهَا بِالسِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ .
Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; dedi ki: Bize Seyyâr b. Selâme anlattı; dedi ki: Babamı, Ebû Berze’ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını sorarken işittim. [Şu'be Seyyâr'a]: “Sen [bunu bizzat] işittin mi?” diye sordum. O da: “Şu an seni işittiğim gibi [işittim]” dedi ve şöyle devam etti: Babamı, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazını sorarken işittim; [Ebû Berze] şöyle dedi: “Yatsı namazını gece yarısına kadar geciktirmeyi önemsemezdi [mübah görürdü]. Ondan önce uyumayı, ondan sonra da konuşmayı sevmezdi.” Şu'be dedi ki: Daha sonra onunla [Seyyâr ile] tekrar karşılaştım ve ona [yine] sordum. [Ebû Berze’den naklen] şöyle dedi: “Öğle namazını güneş [tepe noktasından] meylettiği zaman kılardı. İkindi namazını [kıldığında ise] bir adam Medine’nin en uzak noktasına giderdi de güneş hala canlı [parlak] olurdu. Akşam namazını hangi vakitte zikrettiğini [şimdi] hatırlamıyorum.” Daha sonra onunla [Seyyâr ile] tekrar karşılaştım ve sordum. [Ebû Berze’den naklen] şöyle dedi: “Sabah namazını [öyle erkenden] kılardı ki, adam [namazdan] ayrıldığında [önceden] tanıdığı meclis arkadaşının yüzüne bakınca onu tanırdı. [Resûlullah sabah namazında] altmış ile yüz ayet arası okurdu.”
496. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسٌ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى بِهِمْ صَلاَةَ الظُّهْرِ .
Bize Kesîr b. Ubeyd haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Harb, ez-Zübeydî'den; o ez-Zührî'den [naklederek] anlattı; [Zührî] şöyle dedi: Bana Enes haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güneş [tepe noktasından] meylettiği zaman [evinden] çıktı ve onlara öğle namazını kıldırdı.
497. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ خَبَّابٍ، قَالَ شَكَوْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَرَّ الرَّمْضَاءِ فَلَمْ يُشْكِنَا . قِيلَ لأَبِي إِسْحَاقَ فِي تَعْجِيلِهَا قَالَ نَعَمْ .
Bize Ya'kūb b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Humeyd b. Abdurrahman anlattı; dedi ki: Bize Züheyr, Ebû İshâk'tan; o Saîd b. Vehb'den; o da Habbâb'dan [naklederek] anlattı; [Habbâb] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e [namaz kılarken] yerin sıcaklığından (ramdâ) şikâyet ettik [biraz geciktirmesini istedik] ancak o şikâyetimizi kabul etmedi [namazı vaktin başında kıldırdı]. Ebû İshâk'a: “[Şikâyetiniz] namazın vaktin başında kılınması (ta'cîl) hakkında mıydı?” diye soruldu. O da: “Evet” dedi.
498. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي حَمْزَةُ الْعَائِذِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ مَنْزِلاً لَمْ يَرْتَحِلْ مِنْهُ حَتَّى يُصَلِّيَ الظُّهْرَ . فَقَالَ رَجُلٌ وَإِنْ كَانَتْ بِنِصْفِ النَّهَارِ قَالَ وَإِنْ كَانَتْ بِنِصْفِ النَّهَارِ .
Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; Yahyâ b. Saîd anlattı; o Şu'be'den; o bana Hamza el-Âizî'nin haber verdiğini söyledi; o Enes b. Mâlik'i [şöyle derken] işitmiş: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir konakta konakladığı zaman öğle namazını kılmadan oradan ayrılmazdı.” Bir adam: “Gün ortasında (sıcağında) olsa bile mi?” diye sordu. [Enes]: “Gün ortasında olsa bile” dedi.
499. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ، مَوْلَى بَنِي هَاشِمٍ قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ دِينَارٍ أَبُو خَلْدَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ الْحَرُّ أَبْرَدَ بِالصَّلاَةِ وَإِذَا كَانَ الْبَرْدُ عَجَّلَ .
Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Benî Hâşim’in azatlısı Ebû Saîd anlattı; dedi ki: Bize Hâlid b. Dînâr Ebû Halde anlattı; dedi ki: Enes b. Mâlik'i [şöyle derken] işitmiş: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hava sıcak olduğunda namazı serinliğe bırakır (ibrâd yapar), hava soğuk olduğunda ise vaktin başında kılardı.”
500. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ " .
Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o İbnü'l-Müseyyeb ve Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan; onlar da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sıcak şiddetlendiğinde namazı [kılmak için] serinliği bekleyin (ibrâd yapın). Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin nefesindendir [hararetindendir].”
501. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَأَنْبَأَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصٌ، ح وَأَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، يَرْفَعُهُ قَالَ " أَبْرِدُوا بِالظُّهْرِ فَإِنَّ الَّذِي تَجِدُونَ مِنَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ " .
Bize İbrâhîm b. Ya'kūb haber verdi; dedi ki: Bize Ömer b. Hafs anlattı; dedi ki: Bana babam anlattı. (H) Bize İbrâhîm b. Ya'kūb haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ b. Maîn anlattı; dedi ki: Bize Hafs anlattı. (H) Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Ömer b. Hafs b. Gıyâs anlattı; dedi ki: Bana babam, el-Hasen b. Abdullah'tan; o İbrâhîm'den; o Yezîd b. Evs'ten; o Sâbit b. Kays'tan; o da Ebû Mûsâ'dan merfû olarak [Peygamber’e dayandırarak] nakletti; [Resûlullah] şöyle buyurdu: “Öğle namazını serinliğe bırakın. Çünkü hissettiğiniz bu sıcaklık cehennemin nefesindendir.”
502. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَذَا جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ جَاءَكُمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينَكُمْ " . فَصَلَّى الصُّبْحَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ وَصَلَّى الظُّهْرَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ رَأَى الظِّلَّ مِثْلَهُ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ حِينَ غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَحَلَّ فِطْرُ الصَّائِمِ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ حِينَ ذَهَبَ شَفَقُ اللَّيْلِ ثُمَّ جَاءَهُ الْغَدَ فَصَلَّى بِهِ الصُّبْحَ حِينَ أَسْفَرَ قَلِيلاً ثُمَّ صَلَّى بِهِ الظُّهْرَ حِينَ كَانَ الظِّلُّ مِثْلَهُ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ الظِّلُّ مِثْلَيْهِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ بِوَقْتٍ وَاحِدٍ حِينَ غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَحَلَّ فِطْرُ الصَّائِمِ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ حِينَ ذَهَبَ سَاعَةٌ مِنَ اللَّيْلِ ثُمَّ قَالَ " الصَّلاَةُ مَا بَيْنَ صَلاَتِكَ أَمْسِ وَصَلاَتِكَ الْيَوْمَ " .
Bize el-Huseyn b. Hureys haber verdi; dedi ki: Bize el-Fadl b. Mûsâ, Muhammed b. Amr'dan; o Ebû Seleme'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şu gelen Cebrâîl aleyhisselâm’dır; size dininizi öğretmek için geldi.” [Resûlullah devamla olayı şöyle anlattı]: “[Cebrâîl] tan yeri ağardığında (fecir doğduğunda) sabah namazını kıldırdı. Güneş [tepe noktasından] meylettiğinde öğle namazını kıldırdı. Ardından gölge [eşyanın] kendi boyu kadar olduğunu görünce ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneş batıp oruçlunun iftar vakti gelince akşam namazını kıldırdı. Ardından akşamın kızıllığı (şafak) kaybolunca yatsı namazını kıldırdı. Ertesi gün [tekrar] geldi; sabah namazını [ortalık] biraz aydınlanınca kıldırdı. Sonra öğle namazını gölge [eşyanın] kendi boyu kadar olduğunda kıldırdı. Ardından ikindi namazını gölge [eşyanın] iki katı kadar olduğunda kıldırdı. Akşam namazını ise [önceki günle] aynı vakitte, güneş batıp oruçlunun iftar vakti gelince kıldırdı. Sonra yatsı namazını gecenin bir kısmı [üçte biri veya yarısı] geçince kıldırdı. Ardından: ‘Namaz [vakti], dünkü namazın ile bugünkü namazın arasındaki [zamandır]’ dedi.”
503. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الأَذْرَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ، سَعْدِ بْنِ طَارِقٍ عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُدْرِكٍ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ قَدْرُ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ فِي الصَّيْفِ ثَلاَثَةَ أَقْدَامٍ إِلَى خَمْسَةِ أَقْدَامٍ وَفِي الشِّتَاءِ خَمْسَةَ أَقْدَامٍ إِلَى سَبْعَةِ أَقْدَامٍ .
Bize Ebû Abdurrahman Abdullah b. Muhammed el-Ezremî haber verdi; dedi ki: Bize Abîde b. Humeyd, Ebû Mâlik el-Eşcaî’den -ki o Sa'd b. Târık'tır-; o Kesîr b. Müdrik'ten; o el-Esved b. Yezîd'den; o da Abdullah b. Mes'ûd'dan [naklederek] anlattı; [İbn Mes'ûd] şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in öğle namazını [kıldırdığı vakitteki gölge] miktarı yazın üç kademden (ayaktan) beş kademe kadar, kışın ise beş kademden yedi kademe kadardı.”
504. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَوْرٌ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ مَوَاقِيتِ الصَّلاَةِ فَقَالَ " صَلِّ مَعِي " . فَصَلَّى الظُّهْرَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ وَالْعَصْرَ حِينَ كَانَ فَىْءُ كُلِّ شَىْءٍ مِثْلَهُ وَالْمَغْرِبَ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ وَالْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ قَالَ ثُمَّ صَلَّى الظُّهْرَ حِينَ كَانَ فَىْءُ الإِنْسَانِ مِثْلَهُ وَالْعَصْرَ حِينَ كَانَ فَىْءُ الإِنْسَانِ مِثْلَيْهِ وَالْمَغْرِبَ حِينَ كَانَ قُبَيْلَ غَيْبُوبَةِ الشَّفَقِ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ ثُمَّ قَالَ فِي الْعِشَاءِ أُرَى إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ .
Bize Ubeydullah b. Saîd haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Hâris anlattı; dedi ki: Bize Sevr anlattı; bana Süleyman b. Mûsâ, Atâ b. Ebî Rabâh'tan; o da Câbir'den [naklederek] anlattı; bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e namaz vakitlerini sordu. [Resûlullah]: “Benimle beraber namaz kıl” buyurdu. Güneş [tepe noktasından] meylettiğinde öğleyi, her şeyin gölgesi kendisi kadar olduğunda ikindiyi, güneş battığında akşamı, akşamın kızıllığı (şafak) kaybolduğunda ise yatsıyı kıldı. Ertesi gün ise; insanın gölgesi kendisi kadar olduğunda öğleyi, insanın gölgesi iki katı olduğunda ikindiyi, akşamın kızıllığı kaybolmasından hemen önce akşamı kıldı. Abdullah b. el-Hâris [rivayetin devamında]: “Yatsı için sanırım gecenin üçte birine kadar [bekledi] dedi” [şeklinde nakletti].
505. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى صَلاَةَ الْعَصْرِ وَالشَّمْسُ فِي حُجْرَتِهَا لَمْ يَظْهَرِ الْفَىْءُ مِنْ حُجْرَتِهَا .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını, güneş henüz odasının içindeyken [yukarıdayken] ve odadan gölge belirmemişken kılardı.
506. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ ثُمَّ يَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى قُبَاءٍ فَقَالَ أَحَدُهُمَا فَيَأْتِيهِمْ وَهُمْ يُصَلُّونَ وَقَالَ الآخَرُ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Mâlik'ten; o ez-Zührî ve İshâk b. Abdullah'tan; onlar da Enes'ten [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını kılırdı, sonra bir kimse [yerinden kalkıp] Kubâ’ya giderdi. [Ravi ez-Zührî veya İshâk'tan] biri: “Onlar namaz kılarken yanlarına ulaşırdı” dedi. Diğeri ise: “Güneş henüz yüksekteyken [yanlarına ulaşırdı]” dedi.
507. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ حَيَّةٌ وَيَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى الْعَوَالِي وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, İbn Şihâb'dan; o da Enes b. Mâlik'ten [naklederek] haber verdi; [Enes] şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazını güneş henüz yüksekte ve canlıyken [parlakken] kılardı. Bir kimse [Medine’nin dışındaki] el-Avâlî köylerine giderdi de oraya vardığında güneş hala yüksekte olurdu.”
508. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ أَبِي الأَبْيَضِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِنَا الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ بَيْضَاءُ مُحَلِّقَةٌ .
Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan; o Rib'î b. Hırâş'tan; o Ebû'l-Ebyad'dan; o da Enes b. Mâlik'ten [naklederek] anlattı; [Enes] şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güneş beyaz ve yüksekteyken bize ikindi namazını kıldırırdı.”
509. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أُمَامَةَ بْنَ سَهْلٍ، يَقُولُ صَلَّيْنَا مَعَ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ الظُّهْرَ ثُمَّ خَرَجْنَا حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَوَجَدْنَاهُ يُصَلِّي الْعَصْرَ قُلْتُ يَا عَمِّ مَا هَذِهِ الصَّلاَةُ الَّتِي صَلَّيْتَ قَالَ الْعَصْرَ وَهَذِهِ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّتِي كُنَّا نُصَلِّي .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Ebû Bekr b. Osmân b. Sehl b. Huneyf'ten; o Ebû Ümâme b. Sehl'i [şöyle derken] işitmiş: “Ömer b. Abdülazîz ile birlikte öğle namazını kıldık. Sonra çıktık ve Enes b. Mâlik'in yanına girdik; onu ikindi namazını kılarken bulduk. ‘Ey amca! Bu kıldığın namaz nedir?’ dedim. ‘İkindi namazıdır; bu bizim [vaktiyle] kıldığımız Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazıdır’ dedi.”
510. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَلْقَمَةَ الْمَدَنِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ صَلَّيْنَا فِي زَمَانِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ ثُمَّ انْصَرَفْنَا إِلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فَوَجَدْنَاهُ يُصَلِّي فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ لَنَا أَصَلَّيْتُمْ قُلْنَا صَلَّيْنَا الظُّهْرَ . قَالَ إِنِّي صَلَّيْتُ الْعَصْرَ . فَقَالُوا لَهُ عَجَّلْتَ . فَقَالَ إِنَّمَا أُصَلِّي كَمَا رَأَيْتُ أَصْحَابِي يُصَلُّونَ .
Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Alkame el-Medenî anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Amr, Ebû Seleme'den [naklederek] anlattı; [Ebû Seleme] şöyle demiştir: Ömer b. Abdülazîz zamanında [onunla beraber] namaz kıldık, sonra Enes b. Mâlik'in yanına gittik; onu namaz kılarken bulduk. [Namazdan] ayrılınca bize: “Namaz kıldınız mı?” diye sordu. Biz de: “Öğle namazını kıldık” dedik. [Enes]: “Ben ise ikindi namazını kıldım” dedi. Ona: “Acele ettin [vaktinden önce kıldın]!” dediler. Bunun üzerine [Enes]: “Ben ancak arkadaşlarımı [sahabeyi] nasıl namaz kılarken gördüysem öyle kılıyorum” dedi.
511. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرِ بْنِ إِيَاسِ بْنِ مُقَاتِلِ بْنِ مُشَمْرِجِ بْنِ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ فِي دَارِهِ بِالْبَصْرَةِ حِينَ انْصَرَفَ مِنَ الظُّهْرِ - وَدَارُهُ بِجَنْبِ الْمَسْجِدِ - فَلَمَّا دَخَلْنَا عَلَيْهِ قَالَ أَصَلَّيْتُمُ الْعَصْرَ قُلْنَا لاَ إِنَّمَا انْصَرَفْنَا السَّاعَةَ مِنَ الظُّهْرِ . قَالَ فَصَلُّوا الْعَصْرَ . قَالَ فَقُمْنَا فَصَلَّيْنَا فَلَمَّا انْصَرَفْنَا قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " تِلْكَ صَلاَةُ الْمُنَافِقِ جَلَسَ يَرْقُبُ صَلاَةَ الْعَصْرِ حَتَّى إِذَا كَانَتْ بَيْنَ قَرْنَىِ الشَّيْطَانِ قَامَ فَنَقَرَ أَرْبَعًا لاَ يَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ فِيهَا إِلاَّ قَلِيلاً " .
Bize Alî b. Hucre b. İyâs b. Mukātil b. Müşemric b. Hâlid haber verdi; dedi ki: Bize İsmâîl anlattı; dedi ki: Bize el-Alâ anlattı; [el-Alâ] Basra’da, öğle namazından yeni çıktığında Enes b. Mâlik'in evine -ki evi mescidin yanındaydı- girmiş. [el-Alâ şöyle anlattı]: Yanına girdiğimizde: “İkindi namazını kıldınız mı?” diye sordu. “Hayır, öğle namazından şimdi çıktık” dedik. [Enes]: “Haydi ikindi namazını kılın!” dedi. Kalkıp [namazı] kıldık. Biz [namazdan] ayrılınca [Enes] şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “İşte bu münafığın namazıdır! Oturur ikindi namazını bekler; güneş şeytanın iki boynuzu arasına girince [batmaya yakın] kalkar, dört rekâtı [tavuğun yem yemesi gibi hızlıca] gagalayıverir de o namazda Allah azze ve celle’yi pek az zikreder.”
512. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الَّذِي تَفُوتُهُ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ " . أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الَّذِي تَفُوتُهُ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَكَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ " .
Bize İshâk b. İbrâhîm haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, ez-Zührî'den; o Sâlim'den; o da babasından [naklederek] anlattı. (H) Bize Kuteybe, Mâlik'ten; o Nâfi'den; o da İbn Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek] haber verdi; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesi ve malı elinden alınmış gibidir.”
513. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ وَاضِحٍ، قَالَ حَدَّثَنَا قُدَامَةُ، - يَعْنِي ابْنَ شِهَابٍ - عَنْ بُرْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ جِبْرِيلَ، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُهُ مَوَاقِيتَ الصَّلاَةِ فَتَقَدَّمَ جِبْرِيلُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهُ وَالنَّاسُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الظُّهْرَ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ وَأَتَاهُ حِينَ كَانَ الظِّلُّ مِثْلَ شَخْصِهِ فَصَنَعَ كَمَا صَنَعَ فَتَقَدَّمَ جِبْرِيلُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهُ وَالنَّاسُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ أَتَاهُ حِينَ وَجَبَتِ الشَّمْسُ فَتَقَدَّمَ جِبْرِيلُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهُ وَالنَّاسُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثُمَّ أَتَاهُ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ فَتَقَدَّمَ جِبْرِيلُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهُ وَالنَّاسُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الْعِشَاءَ ثُمَّ أَتَاهُ حِينَ انْشَقَّ الْفَجْرُ فَتَقَدَّمَ جِبْرِيلُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهُ وَالنَّاسُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الْغَدَاةَ ثُمَّ أَتَاهُ الْيَوْمَ الثَّانِيَ حِينَ كَانَ ظِلُّ الرَّجُلِ مِثْلَ شَخْصِهِ فَصَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعَ بِالأَمْسِ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَتَاهُ حِينَ كَانَ ظِلُّ الرَّجُلِ مِثْلَ شَخْصَيْهِ فَصَنَعَ كَمَا صَنَعَ بِالأَمْسِ فَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ أَتَاهُ حِينَ وَجَبَتِ الشَّمْسُ فَصَنَعَ كَمَا صَنَعَ بِالأَمْسِ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ فَنِمْنَا ثُمَّ قُمْنَا ثُمَّ نِمْنَا ثُمَّ قُمْنَا فَأَتَاهُ فَصَنَعَ كَمَا صَنَعَ بِالأَمْسِ فَصَلَّى الْعِشَاءَ ثُمَّ أَتَاهُ حِينَ امْتَدَّ الْفَجْرُ وَأَصْبَحَ وَالنُّجُومُ بَادِيَةٌ مُشْتَبِكَةٌ فَصَنَعَ كَمَا صَنَعَ بِالأَمْسِ فَصَلَّى الْغَدَاةَ ثُمَّ قَالَ " مَا بَيْنَ هَاتَيْنِ الصَّلاَتَيْنِ وَقْتٌ " .
Bize Yûsuf b. Vâdıh haber verdi; dedi ki: Bize Kudâme -yani İbn Şihâb- anlattı; o Burd'dan; o Atâ b. Ebî Rabâh'tan; o da Câbir b. Abdullah'tan [naklederek] anlattı; Cebrâîl, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e namaz vakitlerini öğretmek için geldi. Cebrâîl öne geçti, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun arkasında, insanlar da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında [saf tuttular]. Güneş [tepe noktasından] meylettiğinde öğle namazını kıldırdı. Gölge bir insan boyu kadar olduğunda tekrar geldi ve önceki gibi yaptı; Cebrâîl öne geçti, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun arkasında, insanlar da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında [saf tuttular] ve ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneş battığında (vecebet) geldi; Cebrâîl öne geçti, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun arkasında, insanlar da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında [saf tuttular] ve akşam namazını kıldırdı. Ardından şafak (kızıllık) kaybolunda geldi; Cebrâîl öne geçti, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun arkasında, insanlar da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında [saf tuttular] ve yatsı namazını kıldırdı. Sonra tan yeri ağardığında (fecir yarıldığında) geldi; Cebrâîl öne geçti, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun arkasında, insanlar da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkasında [saf tuttular] ve sabah namazını kıldırdı. İkinci gün ise gölge bir insan boyu kadar olduğunda geldi ve dün yaptığı gibi yaptı; öğle namazını kıldırdı. Gölge iki insan boyu kadar olduğunda geldi ve dün yaptığı gibi yaptı; ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneş battığında geldi ve dün yaptığı gibi yaptı; akşam namazını kıldırdı. [O gece] uyuduk, sonra kalktık, tekrar uyuduk ve tekrar kalktık; [Cebrâîl] geldi, dün yaptığı gibi yaptı ve yatsı namazını kıldırdı. Ardından ortalık iyice ağardığında, yıldızlar hala görünüyor ve birbirine girmiş (belirgin) haldeyken geldi; dün yaptığı gibi yaptı ve sabah namazını kıldırdı. Sonra: “Bu iki [vakit] arası, [namaz için] vakittir” dedi.
514. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ مَعْمَرًا، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - رضى الله عنه - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَتَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ أَوْ رَكْعَةً مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ " .
Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Ma'mer'i, İbn Tâvûs'tan; o babasından; o İbn Abbâs'tan; o da Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan [naklederek] işitmiş; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim güneş batmadan önce ikindi namazından iki rekâta veya güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekâta yetişirse, [o namaza] yetişmiş olur.”
515. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ مَعْمَرًا، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغِيبَ الشَّمْسُ أَوْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْفَجْرِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ فَقَدْ أَدْرَكَ " .
Bize Muhammed b. Abdü'l-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Ma'mer'i, ez-Zührî'den; o Ebû Seleme'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] işitmiş; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim güneş batmadan önce ikindi namazından bir rekâta yetişirse veya güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekâta yetişirse, [o namaza] yetişmiş olur.”
516. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَدْرَكَ أَحَدُكُمْ أَوَّلَ سَجْدَةٍ مِنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَلْيُتِمَّ صَلاَتَهُ وَإِذَا أَدْرَكَ أَوَّلَ سَجْدَةٍ مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَلْيُتِمَّ صَلاَتَهُ " .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize el-Fadl b. Dükeyn anlattı; dedi ki: Bize Şeybân, Yahyâ'dan; o Ebû Seleme'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri güneş batmadan önce ikindi namazının ilk secdesine (birinci rekâtına) yetişirse namazını tamamlasın. Güneş doğmadan önce sabah namazının ilk secdesine yetişirse namazını tamamlasın.”
517. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، وَعَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، وَعَنِ الأَعْرَجِ، يُحَدِّثُونَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الصُّبْحَ وَمَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَ الْعَصْرَ " .
Bize Kuteybe, Mâlik'ten; o Zeyd b. Eslem'den; o Atâ b. Yesâr'dan; o Büsr b. Saîd'den; o da el-A'rec'den [naklederek] haber verdi; onlar Ebû Hüreyre'den şöyle naklettiler: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekâta yetişirse sabah [namazına] yetişmiş olur. Kim de güneş batmadan önce ikindi namazından bir rekâta yetişirse ikindi [namazına] yetişmiş olur.”
518. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَدِّهِ، مُعَاذٍ أَنَّهُ طَافَ مَعَ مُعَاذِ ابْنِ عَفْرَاءَ فَلَمْ يُصَلِّ فَقُلْتُ أَلاَ تُصَلِّي فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ وَلاَ بَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ " .
Bize Ebû Dâvûd haber verdi; dedi ki: Bize Saîd b. Âmir anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Sa'd b. İbrâhîm'den; o Nasr b. Abdurrahman'dan; o da dedesi Muâz'dan [naklederek] anlattı; [Muâz] Muâz b. Afrâ ile birlikte [Kâbe’yi] tavaf etmiş ancak [tavaf namazı] kılmamış. ‘Niçin namaz kılmıyorsun?’ dedim. Şöyle cevap verdi: ‘Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: Güneş batıncaya kadar ikindi namazından sonra ve güneş doğuncaya kadar sabah namazından sonra [nafile] namaz yoktur, buyurdu.’”
519. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنْ وَقْتِ الصَّلاَةِ فَقَالَ " أَقِمْ مَعَنَا هَذَيْنِ الْيَوْمَيْنِ " . فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ عِنْدَ الْفَجْرِ فَصَلَّى الْفَجْرَ ثُمَّ أَمَرَهُ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ أَمَرَهُ حِينَ رَأَى الشَّمْسَ بَيْضَاءَ فَأَقَامَ الْعَصْرَ ثُمَّ أَمَرَهُ حِينَ وَقَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَقَامَ الْمَغْرِبَ ثُمَّ أَمَرَهُ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ فَأَقَامَ الْعِشَاءَ ثُمَّ أَمَرَهُ مِنَ الْغَدِ فَنَوَّرَ بِالْفَجْرِ ثُمَّ أَبْرَدَ بِالظُّهْرِ وَأَنْعَمَ أَنْ يُبْرِدَ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ بَيْضَاءُ وَأَخَّرَ عَنْ ذَلِكَ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ قَبْلَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ الْعِشَاءَ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ فَصَلاَّهَا ثُمَّ قَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ وَقْتِ الصَّلاَةِ وَقْتُ صَلاَتِكُمْ مَا بَيْنَ مَا رَأَيْتُمْ " .
Bana Amr b. Hişâm haber verdi; dedi ki: Bize Mahled b. Yezîd, Süfyân es-Sevrî'den; o Alkame b. Mersed'den; o Süleyman b. Büreyde'den; o da babasından [naklederek] anlattı; bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ye gelip namaz vaktini sordu. [Resûlullah]: “Bu iki gün bizimle beraber kal” buyurdu. Bilâl’e emretti; Bilâl tan yeri ağardığında (fecirde) kamet getirdi ve [Peygamber] sabah namazını kıldırdı. Sonra güneş [tepe noktasından] meylettiğinde ona emretti ve öğle namazını kıldırdı. Ardından güneşin hala beyaz olduğunu görünce ona emretti ve ikindi namazını kıldırdı. Sonra güneşin [üst] kenarı kaybolunca [batınca] ona emretti ve akşam namazını kıldırdı. Ardından şafak (kızıllık) kaybolunca ona emretti ve yatsı namazını kıldırdı. Ertesi gün ise [Bilâl’e] emretti; [Bilâl] sabah namazını ortalık iyice aydınlanınca [kıldırdı]. Sonra öğle namazını serinliğe bıraktı (ibrâd yaptı) ve iyice serinlemesini bekledi. Ardından güneş hala beyaz olduğu halde [önceki günden] daha geç bir vakitte ikindi namazını kıldırdı. Sonra akşam namazını şafak kaybolmadan hemen önce kıldırdı. Ardından ona emretti ve gecenin üçte biri geçince yatsı namazı için kamet getirdi de [Peygamber] onu kıldırdı. Sonra: “Namaz vakitlerini soran kimse nerede? Namaz vakitleriniz, [bu iki günde] gördüklerinizin arasıdır” buyurdu.
520. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ حَسَّانَ بْنَ بِلاَلٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَسْلَمَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ كَانُوا يُصَلُّونَ مَعَ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَغْرِبَ ثُمَّ يَرْجِعُونَ إِلَى أَهَالِيهِمْ إِلَى أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَرْمُونَ وَيُبْصِرُونَ مَوَاقِعَ سِهَامِهِمْ .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Ebû Bişr'den; o Hassân b. Bilâl'den; o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabından Eslem kabilesine mensup bir adamdan [naklederek] işitmiş; [naklettiğine göre] onlar Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte akşam namazını kılarlar, sonra Medine’nin en uzak noktasındaki ailelerinin yanına dönerlerdi de [bu esnada] ok atarlar ve [attıkları] okların düştüğü yerleri görebilirlerdi.
521. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ خَيْرِ بْنِ نُعَيْمٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنِ ابْنِ هُبَيْرَةَ، عَنْ أَبِي تَمِيمٍ الْجَيْشَانِيِّ، عَنْ أَبِي بَصْرَةَ الْغِفَارِيِّ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ بِالْمُخَمَّصِ قَالَ " إِنَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ عُرِضَتْ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ فَضَيَّعُوهَا وَمَنْ حَافَظَ عَلَيْهَا كَانَ لَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَهَا حَتَّى يَطْلُعَ الشَّاهِدُ " . وَالشَّاهِدُ النَّجْمُ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize el-Leys, Hayr b. Nuaym el-Hadramî'den; o İbn Hübeyre'den; o Ebû Temîm el-Ceyşânî'den; o da Ebû Basra el-Gıfârî'den [naklederek] anlattı; [Ebû Basra] şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem el-Muhammas denilen mevkide bize ikindi namazını kıldırdı ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz bu namaz sizden öncekilere de arz edilmişti ancak onlar onu zayi ettiler. Kim ona devam ederse onun için ecri (sevabı) iki kat olur. Ondan sonra, ‘şâhid’ doğuncaya kadar [başka] namaz yoktur.” ‘Şâhid’, yıldızdır.
522. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا أَيُّوبَ الأَزْدِيَّ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، - قَالَ شُعْبَةُ كَانَ قَتَادَةُ يَرْفَعُهُ أَحْيَانًا وَأَحْيَانًا لاَ يَرْفَعُهُ - قَالَ " وَقْتُ صَلاَةِ الظُّهْرِ مَا لَمْ تَحْضُرِ الْعَصْرُ وَوَقْتُ صَلاَةِ الْعَصْرِ مَا لَمْ تَصْفَرَّ الشَّمْسُ وَوَقْتُ الْمَغْرِبِ مَا لَمْ يَسْقُطْ ثَوْرُ الشَّفَقِ وَوَقْتُ الْعِشَاءِ مَا لَمْ يَنْتَصِفِ اللَّيْلُ وَوَقْتُ الصُّبْحِ مَا لَمْ تَطْلُعِ الشَّمْسُ " .
Bize Amr b. Alî haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd anlattı; bize Şu'be, Katâde'den anlattı; [Katâde] şöyle dedi: Ebû Eyyûb el-Ezdî'yi, Abdullah b. Amr'dan [şöyle naklederken] işittim -Şu'be dedi ki: Katâde bazen onu [hadisi] merfû (Peygamber’e dayandırarak) bazen de mevküf (sahabe sözü olarak) rivayet ederdi-: “Öğle namazının vakti, ikindi vakti gelinceye kadardır. İkindi namazının vakti, güneş sararıncaya kadardır. Akşam namazının vakti, şafaktaki kızıllığın [beyazlığın] yaygınlığı (sevrü’ş-şafak) kayboluncaya kadardır. Yatsı namazının vakti, gece yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise güneş doğuncaya kadardır.”
523. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَأَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ بَدْرِ بْنِ عُثْمَانَ، قَالَ إِمْلاَءً عَلَىَّ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سَائِلٌ يَسْأَلُهُ عَنْ مَوَاقِيتِ الصَّلاَةِ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ شَيْئًا فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ بِالْفَجْرِ حِينَ انْشَقَّ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالظُّهْرِ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ وَالْقَائِلُ يَقُولُ انْتَصَفَ النَّهَارُ وَهُوَ أَعْلَمُ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْعَصْرِ وَالشَّمْسُ مُرْتَفِعَةٌ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْمَغْرِبِ حِينَ غَرَبَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ أَمَرَهُ فَأَقَامَ بِالْعِشَاءِ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ ثُمَّ أَخَّرَ الْفَجْرَ مِنَ الْغَدِ حِينَ انْصَرَفَ وَالْقَائِلُ يَقُولُ طَلَعَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى قَرِيبٍ مِنْ وَقْتِ الْعَصْرِ بِالأَمْسِ ثُمَّ أَخَّرَ الْعَصْرَ حَتَّى انْصَرَفَ وَالْقَائِلُ يَقُولُ احْمَرَّتِ الشَّمْسُ ثُمَّ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ حَتَّى كَانَ عِنْدَ سُقُوطِ الشَّفَقِ ثُمَّ أَخَّرَ الْعِشَاءَ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ ثُمَّ قَالَ " الْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هَذَيْنِ " .
Bize Abde b. Abdullah ve -lafız ona ait olmak üzere- Ahmed b. Süleyman haber verdiler; dediler ki: Bize Ebû Dâvûd, Bedr b. Osmân'dan; o bana bizzat yazdırarak (imla yoluyla) anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekr b. Ebî Mûsâ, babasından [naklederek] anlattı; [babası] şöyle demiş: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip namaz vakitlerini sordu. [Nebi] ona [sözlü olarak] hiçbir cevap vermedi. Bilâl’e emretti; [Bilâl] fecir yarıldığında [tan yeri ağardığında] sabah namazı için kamet getirdi. Sonra güneş [tepe noktasından] meylettiğinde -birinin ‘gün ortası oldu’ dediği, o [Resûlullah]’ın ise [vakti] en iyi bildiği bir sırada- ona emretti ve öğle namazı için kamet getirdi. Sonra güneş henüz yüksekteyken ona emretti ve ikindi namazı için kamet getirdi. Ardından güneş battığında ona emretti ve akşam namazı için kamet getirdi. Sonra şafak (kızıllık) kaybolunca ona emretti ve yatsı namazı için kamet getirdi. Ertesi gün ise sabah namazını geciktirdi; öyle ki [namazdan] ayrıldığında birinin ‘güneş doğdu [doğacak]’ dediği bir vakitti. Sonra öğle namazını, dünkü ikindi vaktine yakın bir zamana kadar geciktirdi. Ardından ikindi namazını geciktirdi; öyle ki [namazdan] ayrıldığında birinin ‘güneş kızardı’ dediği bir vakitti. Sonra akşam namazını şafak kayboluncaya [kaybolmadan hemen önceye] kadar geciktirdi. Ardından yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirdi. Sonra: “Vakit, bu iki [gün kıldıklarımızın] arasıdır” buyurdu.
524. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَارِجَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُلَيْمَانَ بْنِ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحُسَيْنُ بْنُ بَشِيرِ بْنِ سَلاَّمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَمُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ، عَلَى جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ فَقُلْنَا لَهُ أَخْبِرْنَا عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَاكَ زَمَنُ الْحَجَّاجِ بْنِ يُوسُفَ . قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الظُّهْرَ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ وَكَانَ الْفَىْءُ قَدْرَ الشِّرَاكِ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ الْفَىْءُ قَدْرَ الشِّرَاكِ وَظِلِّ الرَّجُلِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ ثُمَّ صَلَّى الْفَجْرَ حِينَ طَلَعَ الْفَجْرُ ثُمَّ صَلَّى مِنَ الْغَدِ الظُّهْرَ حِينَ كَانَ الظِّلُّ طُولَ الرَّجُلِ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ حِينَ كَانَ ظِلُّ الرَّجُلِ مِثْلَيْهِ قَدْرَ مَا يَسِيرُ الرَّاكِبُ سَيْرَ الْعَنَقِ إِلَى ذِي الْحُلَيْفَةِ ثُمَّ صَلَّى الْمَغْرِبَ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ أَوْ نِصْفِ اللَّيْلِ - شَكَّ زَيْدٌ - ثُمَّ صَلَّى الْفَجْرَ فَأَسْفَرَ .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Zeyd b. el-Hubâb anlattı; dedi ki: Bize Hârice b. Abdullah b. Süleyman b. Zeyd b. Sâbit anlattı; dedi ki: Bana el-Huseyn b. Beşîr b. Sellâm, babasından [naklederek] anlattı; [babası] şöyle demiş: Ben ve Muhammed b. Alî, Câbir b. Abdullah el-Ensârî'nin yanına girdik. -Bu olay Haccâc b. Yûsuf zamanındaydı.- Ona: ‘Bize Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namazından haber ver’ dedik. Şöyle anlattı: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [evinden] çıktı; güneş [tepe noktasından] meylettiğinde ve gölge bir ayakkabı bağı (şirâk) kadar olduğunda öğle namazını kıldı. Sonra gölge [bir nesnenin] ayakkabı bağı kadar ve bir insan boyu kadar olduğunda ikindi namazını kıldı. Ardından güneş battığında akşam namazını kıldı. Sonra şafak (kızıllık) kaybolduğunda yatsı namazını kıldı. Daha sonra tan yeri ağardığında sabah namazını kıldı. Ertesi gün ise gölge bir insan boyu kadar olduğunda öğle namazını kıldı. Sonra gölge iki insan boyu kadar olduğunda; yani bir binicinin süratli bir yürüyüşle (anak) Zülhuleyfe’ye gidebileceği bir vakitte ikindi namazını kıldı. Ardından güneş battığında akşam namazını kıldı. Sonra gecenin üçte biri veya yarısı geçince -Zeyd şüphe etti- yatsı namazını kıldı. Daha sonra sabah namazını ortalık iyice ağardığında kıldı.”
525. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَوْفٌ، قَالَ حَدَّثَنِي سَيَّارُ بْنُ سَلاَمَةَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي بَرْزَةَ فَسَأَلَهُ أَبِي كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْمَكْتُوبَةَ قَالَ كَانَ يُصَلِّي الْهَجِيرَ الَّتِي تَدْعُونَهَا الأُولَى حِينَ تَدْحَضُ الشَّمْسُ وَكَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ حِينَ يَرْجِعُ أَحَدُنَا إِلَى رَحْلِهِ فِي أَقْصَى الْمَدِينَةِ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ وَنَسِيتُ مَا قَالَ فِي الْمَغْرِبِ وَكَانَ يَسْتَحِبُّ أَنْ يُؤَخِّرَ الْعِشَاءَ الَّتِي تَدْعُونَهَا الْعَتَمَةَ وَكَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَهَا وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا وَكَانَ يَنْفَتِلُ مِنْ صَلاَةِ الْغَدَاةِ حِينَ يَعْرِفُ الرَّجُلُ جَلِيسَهُ وَكَانَ يَقْرَأُ بِالسِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi; dedi ki: Bize Yahyâ anlattı; dedi ki: Bize Avf anlattı; dedi ki: Bana Seyyâr b. Selâme anlattı; [Seyyâr] şöyle demiştir: Ebû Berze’nin yanına girdim. Babam ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in farz namazları nasıl kıldırdığını sordu. [Ebû Berze] şöyle cevap verdi: “Güneş [tepe noktasından] meylettiği zaman, sizin ‘ilk namaz’ dediğiniz öğleyi (hecîr) kıldırırdı. İkindi namazını kıldırdığında ise bizden birimiz Medine’nin en uzak noktasındaki evine döndüğünde güneş hala canlı [parlak] olurdu. Akşam namazı hakkında ne dediğini [şu an] unuttum. Sizin ‘ateme’ dediğiniz yatsı namazını ise geciktirmeyi severdi. Ondan önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı hoş görmezdi. Sabah namazından (gadât) ayrıldığında ise kişi yanındaki arkadaşını [yüzünden] tanırdı. [Resûlullah sabah namazında] altmış ile yüz ayet arası okurdu.”
526. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي وَهْبُ بْنُ كَيْسَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ الظُّهْرَ حِينَ مَالَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى إِذَا كَانَ فَىْءُ الرَّجُلِ مِثْلَهُ جَاءَهُ لِلْعَصْرِ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ الْعَصْرَ . ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى إِذَا غَابَتِ الشَّمْسُ جَاءَهُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ الْمَغْرِبَ فَقَامَ فَصَلاَّهَا حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ سَوَاءً ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى إِذَا ذَهَبَ الشَّفَقُ جَاءَهُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ الْعِشَاءَ . فَقَامَ فَصَلاَّهَا ثُمَّ جَاءَهُ حِينَ سَطَعَ الْفَجْرُ فِي الصُّبْحِ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ . فَقَامَ فَصَلَّى الصُّبْحَ ثُمَّ جَاءَهُ مِنَ الْغَدِ حِينَ كَانَ فَىْءُ الرَّجُلِ مِثْلَهُ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ . فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ جَاءَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ حِينَ كَانَ فَىْءُ الرَّجُلِ مِثْلَيْهِ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ . فَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ جَاءَهُ لِلْمَغْرِبِ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ وَقْتًا وَاحِدًا لَمْ يَزُلْ عَنْهُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ . فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثُمَّ جَاءَهُ لِلْعِشَاءِ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ الأَوَّلُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ . فَصَلَّى الْعِشَاءَ ثُمَّ جَاءَهُ لِلصُّبْحِ حِينَ أَسْفَرَ جِدًّا فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ . فَصَلَّى الصُّبْحَ فَقَالَ " مَا بَيْنَ هَذَيْنِ وَقْتٌ كُلُّهُ " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Huseyn b. Alî b. Huseyn'den; o bana Vehb b. Keysân'ın haber verdiğini söyledi; o da Câbir b. Abdullah'tan [naklederek] şöyle anlattı: Cebrâîl aleyhisselâm, güneş [tepe noktasından] meylettiği zaman Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Kalk ey Muhammed! Güneş meylettiğinde öğle namazını kıl” dedi. Sonra bekledi; gölge bir insan boyu kadar olduğunda ikindi için geldi ve: “Kalk ey Muhammed! İkindi namazını kıl” dedi. Sonra bekledi; güneş battığında geldi ve: “Kalk, akşam namazını kıl” dedi. O da güneş tam battığında kalkıp namazı kıldı. Sonra bekledi; şafak (kızıllık) kaybolduğunda geldi ve: “Kalk, yatsı namazını kıl” dedi. [Resûlullah] kalkıp onu kıldı. Sonra sabahleyin tan yeri ağardığında (fecir parladığında) geldi ve: “Kalk ey Muhammed, namaz kıl!” dedi. Kalkıp sabah namazını kıldı. Ertesi gün ise gölge bir insan boyu kadar olduğunda geldi ve: “Kalk ey Muhammed, namaz kıl!” dedi. Öğle namazını kıldırdı. Sonra Cebrâîl aleyhisselâm gölge iki insan boyu kadar olduğunda geldi ve: “Kalk ey Muhammed, namaz kıl!” dedi. İkindi namazını kıldırdı. Ardından akşam için güneşin battığı [önceki günle] aynı vakitte, vakit hiç değişmeden geldi ve: “Kalk namaz kıl!” dedi. Akşam namazını kıldırdı. Sonra yatsı için gecenin ilk üçte biri geçtiğinde geldi ve: “Kalk namaz kıl!” dedi. Yatsı namazını kıldırdı. Ardından sabah namazı için ortalık iyice ağardığında geldi ve: “Kalk namaz kıl!” dedi. Sabah namazını kıldırdıktan sonra: “Bu ikisi arasındaki [zamanın] tamamı vakittir” dedi.
527. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَسَنٍ، قَالَ قَدِمَ الْحَجَّاجُ فَسَأَلْنَا جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الظُّهْرَ بِالْهَاجِرَةِ وَالْعَصْرَ وَالشَّمْسُ بَيْضَاءُ نَقِيَّةٌ وَالْمَغْرِبَ إِذَا وَجَبَتِ الشَّمْسُ وَالْعِشَاءَ أَحْيَانًا كَانَ إِذَا رَآهُمْ قَدِ اجْتَمَعُوا عَجَّلَ وَإِذَا رَآهُمْ قَدْ أَبْطَئُوا أَخَّرَ .
Bize Amr b. Alî ve Muhammed b. Beşşâr haber verdiler; dediler ki: Bize Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Şu'be, Sa'd b. İbrâhîm'den; o Muhammed b. Amr b. Hasen'den [naklederek] anlattı; [Muhammed b. Amr] şöyle demiştir: Haccâc [Medine’ye] geldiğinde Câbir b. Abdullah'a [namaz vakitlerini] sorduk. Şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle namazını gün ortasında (hâcir), ikindi namazını güneş beyaz ve berrak iken, akşam namazını ise güneş battığında kılardı. Yatsı namazına gelince; bazen [erkene alır], bazen de [geciktirirdi]. İnsanların toplandığını görünce erkene alır, geciktiklerini görünce de geç kıldırırdı.”
528. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ رَقَبَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ إِيَاسٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ أَنَا أَعْلَمُ النَّاسِ، بِمِيقَاتِ هَذِهِ الصَّلاَةِ عِشَاءِ الآخِرَةِ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهَا لِسُقُوطِ الْقَمَرِ لِثَالِثَةٍ .
Bize Muhammed b. Kudâme haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr, Rakabe'den; o Ca'fer b. İyâs'tan; o Habîb b. Sâlim'den; o da en-Nu'mân b. Beşîr'den [naklederek] anlattı; [en-Nu'mân] şöyle demiştir: “Bu namazın -son yatsı namazının- vaktini en iyi bileniniz benim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu namazı [ayın ilk göründüğü günlerden] üçüncü gününde ay battığı zaman kılardı.”
529. Hadis
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ سَالِمٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ وَاللَّهِ إِنِّي لأَعْلَمُ النَّاسِ بِوَقْتِ هَذِهِ الصَّلاَةِ صَلاَةِ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهَا لِسُقُوطِ الْقَمَرِ لِثَالِثَةٍ .
Bize Osmân b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Affân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Avâne, Ebû Bişr'den; o Beşîr b. Sâbit'ten; o Habîb b. Sâlim'den; o da en-Nu'mân b. Beşîr'den [naklederek] anlattı; [en-Nu'mân] şöyle demiştir: “Vallahi bu namazın -son yatsı namazının- vaktini en iyi bileniniz benim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu namazı [ayın ilk göründüğü günlerden] üçüncü gününde ay battığı zaman kılardı.”
530. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ سَيَّارِ بْنِ سَلاَمَةَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَأَبِي، عَلَى أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ فَقَالَ لَهُ أَبِي أَخْبِرْنَا كَيْفَ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْمَكْتُوبَةَ قَالَ كَانَ يُصَلِّي الْهَجِيرَ الَّتِي تَدْعُونَهَا الأُولَى حِينَ تَدْحَضُ الشَّمْسُ وَكَانَ يُصَلِّي الْعَصْرَ ثُمَّ يَرْجِعُ أَحَدُنَا إِلَى رَحْلِهِ فِي أَقْصَى الْمَدِينَةِ وَالشَّمْسُ حَيَّةٌ قَالَ وَنَسِيتُ مَا قَالَ فِي الْمَغْرِبِ قَالَ وَكَانَ يَسْتَحِبُّ أَنْ تُؤَخَّرَ صَلاَةُ الْعِشَاءِ الَّتِي تَدْعُونَهَا الْعَتَمَةَ قَالَ وَكَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَهَا وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا وَكَانَ يَنْفَتِلُ مِنْ صَلاَةِ الْغَدَاةِ حِينَ يَعْرِفُ الرَّجُلُ جَلِيسَهُ وَكَانَ يَقْرَأُ بِالسِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah, Avf'tan; o da Seyyâr b. Selâme'den [naklederek] anlattı; [Seyyâr] şöyle demiştir: Ben ve babam, Ebû Berze el-Eslemî'nin yanına girdik. Babam ona Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in farz namazları nasıl kıldırdığını sordu. [Ebû Berze] şöyle dedi: “Güneş [tepe noktasından] meylettiği zaman, sizin ‘ilk namaz’ dediğiniz öğleyi (hecîr) kıldırırdı. İkindi namazını kıldırdığında ise bizden birimiz Medine’nin en uzak noktasındaki evine döndüğünde güneş hala canlı [parlak] olurdu. Akşam namazı hakkında ne dediğini [şu an] unuttum. Sizin ‘ateme’ dediğiniz yatsı namazını ise geciktirmeyi severdi. Ondan önce uyumayı ve ondan sonra konuşmayı hoş görmezdi. Sabah namazından (gadât) ayrıldığında ise kişi yanındaki arkadaşını [yüzünden] tanırdı. [Resûlullah sabah namazında] altmış ile yüz ayet arası okurdu.”
531. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، وَيُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ قُلْتُ لِعَطَاءٍ أَىُّ حِينٍ أَحَبُّ إِلَيْكَ أَنْ أُصَلِّيَ الْعَتَمَةَ إِمَامًا أَوْ خِلْوًا قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ يَقُولُ أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ بِالْعَتَمَةِ حَتَّى رَقَدَ النَّاسُ وَاسْتَيْقَظُوا وَرَقَدُوا وَاسْتَيْقَظُوا فَقَامَ عُمَرُ فَقَالَ الصَّلاَةَ الصَّلاَةَ قَالَ عَطَاءٌ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ خَرَجَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ الآنَ يَقْطُرُ رَأْسُهُ مَاءً وَاضِعًا يَدَهُ عَلَى شِقِّ رَأْسِهِ قَالَ وَأَشَارَ فَاسْتَثْبَتُّ عَطَاءً كَيْفَ وَضَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ عَلَى رَأْسِهِ فَأَوْمَأَ إِلَىَّ كَمَا أَشَارَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَبَدَّدَ لِي عَطَاءٌ بَيْنَ أَصَابِعِهِ بِشَىْءٍ مِنْ تَبْدِيدٍ ثُمَّ وَضَعَهَا فَانْتَهَى أَطْرَافُ أَصَابِعِهِ إِلَى مُقَدَّمِ الرَّأْسِ ثُمَّ ضَمَّهَا يَمُرُّ بِهَا كَذَلِكَ عَلَى الرَّأْسِ حَتَّى مَسَّتْ إِبْهَامَاهُ طَرَفَ الأُذُنِ مِمَّا يَلِي الْوَجْهَ ثُمَّ عَلَى الصَّدْغِ وَنَاحِيَةِ الْجَبِينِ لاَ يَقْصُرُ وَلاَ يَبْطُشُ شَيْئًا إِلاَّ كَذَلِكَ ثُمَّ قَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ أَنْ لاَ يُصَلُّوهَا إِلاَّ هَكَذَا " .
Bana İbrâhîm b. el-Hasen ve -lafız ona ait olmak üzere- Yûsuf b. Saîd haber verdiler; dediler ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den anlattı; [İbn Cüreyc] şöyle dedi: Atâ’ya: ‘İster imam olayım ister tek başıma olayım, yatsı namazını (ateme) hangi vakitte kılmam senin daha çok hoşuna gider?’ diye sordum. Şöyle dedi: İbn Abbâs’ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece yatsı namazını o kadar geciktirdi ki; insanlar uyudular, uyandılar, tekrar uyudular ve tekrar uyandılar. Bunun üzerine Ömer kalktı ve: ‘Namaz! Namaz!’ [vakti geçti] diye seslendi. Atâ dedi ki: İbn Abbâs [şöyle devam etti]: ‘Allah’ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem [evinden] çıktı; şu an sanki ona bakıyor gibiyim; başından su damlıyordu ve elini başının bir tarafına koymuştu.’ [İbn Abbâs eliyle] işaret etti. Bunun üzerine Atâ’ya, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in elini başının üzerine nasıl koyduğunu iyice sormak istedim. Atâ, İbn Abbâs’ın işaret ettiği gibi bana işaret ederek gösterdi; parmaklarını biraz açtı, sonra onları [başının üzerine] koydu; öyle ki parmak uçları başının ön tarafına ulaştı. Ardından onları bitiştirerek başının üzerinde gezdirdi; başparmakları yüzüne yakın olan kulak kenarlarına değdi, sonra şakaklarına ve alnının yanlarına kadar [elini] sürdü. [Atâ bu hareketi] ne yavaşlattı ne de acele etti, aynen böyle yaptı. Sonra [Resûlullah] şöyle buyurdu: ‘Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydfım, bu namazı [yatsıyı] ancak bu şekilde [bu kadar geciktirerek] kılmalarını emrederdim.’”
532. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ الْمَكِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَعَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَخَّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْعِشَاءَ ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَ مِنَ اللَّيْلِ فَقَامَ عُمَرُ - رضى الله عنه - فَنَادَى الصَّلاَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَقَدَ النِّسَاءُ وَالْوِلْدَانُ . فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمَاءُ يَقْطُرُ مِنْ رَأْسِهِ وَهُوَ يَقُولُ " إِنَّهُ الْوَقْتُ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي " .
Bize Muhammed b. Mansûr el-Mekkî haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân, Amr'dan; o Atâ'dan; o İbn Abbâs'tan; [yine Süfyân] İbn Cüreyc'den; o Atâ'dan; o da İbn Abbâs'tan [naklederek] anlattı; [İbn Abbâs] şöyle demiştir: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece yatsı namazını gecenin bir kısmı geçinceye kadar geciktirdi. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh kalkıp: “Ey Allah'ın Resûlü, namaz! Kadınlar ve çocuklar uyudu” diye seslendi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem başından [abdest suyu] damlayarak dışarı çıktı ve: “Eğer ümmetime zorluk verecek olmasaydım, gerçek vakit budur” buyurdu.
533. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُؤَخِّرُ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Ebü’l-Ahvas, Simâk'tan; o da Câbir b. Semure'den [naklederek] anlattı; şöyle demiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem son yatsı namazını geciktirirdi.”
534. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي لأَمَرْتُهُمْ بِتَأْخِيرِ الْعِشَاءِ وَبِالسِّوَاكِ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Bize Ebû'z-Zinâd, el-A'rec'den; o da Ebû Hüreyre'den [naklederek] anlattı; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer ümmetime zorluk verecek olmasaydım, onlara yatsı namazını geciktirmelerini ve her namazda misvak kullanmalarını emrederdim.”
535. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ حِمْيَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَبْلَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، وَأَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أَعْتَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً بِالْعَتَمَةِ فَنَادَاهُ عُمَرُ رضى الله عنه نَامَ النِّسَاءُ وَالصِّبْيَانُ . فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " مَا يَنْتَظِرُهَا غَيْرُكُمْ " . وَلَمْ يَكُنْ يُصَلَّى يَوْمَئِذٍ إِلاَّ بِالْمَدِينَةِ ثُمَّ قَالَ " صَلُّوهَا فِيمَا بَيْنَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ " . وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حِمْيَرَ .
Bana Amr b. Osmân haber verdi; dedi ki: Bize İbn Himyer anlattı; dedi ki: Bize İbn Ebî Able, ez-Zührî'den anlattı. (H) Yine bana Amr b. Osmân haber verdi; dedi ki: Bana babam, Şu'ayb'dan; o ez-Zührî'den; o Urve'den; o da Âişe'den [naklederek] anlattı; Âişe şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece yatsı namazını (ateme) o kadar geciktirdi ki; Ömer radıyallahu anh: “Kadınlar ve çocuklar uyudu!” diye ona seslendi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [evinden] çıktı ve: “Sizden başka hiç kimse bu namazı beklemiyor” buyurdu. O günlerde Medine’den başka bir yerde [bu namaz] kılınmıyordu. Resûlullah devamla: “Bu namazı şafak kaybolduğundan itibaren gecenin üçte birine kadar olan [zaman] içinde kılın” buyurdu. Lafız İbn Himyer'e aittir.
536. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ ح وَأَخْبَرَنِي يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْمُغِيرَةُ بْنُ حَكِيمٍ، عَنْ أُمِّ كُلْثُومٍ ابْنَةِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّهَا أَخْبَرَتْهُ عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ أَعْتَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ حَتَّى ذَهَبَ عَامَّةُ اللَّيْلِ وَحَتَّى نَامَ أَهْلُ الْمَسْجِدِ ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى وَقَالَ " إِنَّهُ لَوَقْتُهَا لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي " .
Bana İbrahim b. el-Hasan haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc anlattı; dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: (H) Ve bana Yusuf b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Haccâc anlattı; İbn Cüreyc'den; dedi ki: Bana Muğîre b. Hakîm haber verdi; Ebû Bekir'in kızı Ümmü Gülsüm'den; onun da kendisine Müminlerin annesi Âişe'den haber verdiğine göre; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir gece (yatsıyı) geciktirdi; hatta gecenin çoğu geçti ve mescit ahalisi uyudu. Sonra çıktı, namazı kıldırdı ve şöyle buyurdu: ‘Eğer ümmetime meşakkat vermeyecek olsam, şüphesiz (yatsının en faziletli) vakti budur.’”
537. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ مَكَثْنَا ذَاتَ لَيْلَةٍ نَنْتَظِرُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِعِشَاءِ الآخِرَةِ فَخَرَجَ عَلَيْنَا حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ أَوْ بَعْدَهُ فَقَالَ حِينَ خَرَجَ " إِنَّكُمْ تَنْتَظِرُونَ صَلاَةً مَا يَنْتَظِرُهَا أَهْلُ دِينٍ غَيْرُكُمْ وَلَوْلاَ أَنْ يَثْقُلَ عَلَى أُمَّتِي لَصَلَّيْتُ بِهِمْ هَذِهِ السَّاعَةَ " . ثُمَّ أَمَرَ الْمُؤَذِّنَ فَأَقَامَ ثُمَّ صَلَّى .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr haber verdi; Mansûr'dan; Hakem'den; Nâfi'den; İbn Ömer'den; dedi ki: “Bir gece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i son yatsı (namazı) için bekledik. Gecenin üçte biri veya biraz sonrası geçince yanımıza çıktı. Çıktığında şöyle buyurdu: ‘Şüphesiz siz, sizden başka hiçbir dinden kimsenin beklemediği bir namazı bekliyorsunuz. Eğer ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, onlara (namazı) şu saatte kıldırırdım.’ Sonra müezzine emretti, (müezzin) kâmet getirdi; sonra namazı kıldırdı.”
538. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْمَغْرِبِ ثُمَّ لَمْ يَخْرُجْ إِلَيْنَا حَتَّى ذَهَبَ شَطْرُ اللَّيْلِ فَخَرَجَ فَصَلَّى بِهِمْ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ النَّاسَ قَدْ صَلُّوا وَنَامُوا وَأَنْتُمْ لَمْ تَزَالُوا فِي صَلاَةٍ مَا انْتَظَرْتُمُ الصَّلاَةَ وَلَوْلاَ ضَعْفُ الضَّعِيفِ وَسُقْمُ السَّقِيمِ لأَمَرْتُ بِهَذِهِ الصَّلاَةِ أَنْ تُؤَخَّرَ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ " .
Bize İmrân b. Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize Abdulvâris anlattı; dedi ki: Bize Dâvûd anlattı; Ebû Nadra'dan; Ebû Saîd el-Hudrî'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize akşam namazını kıldırdı. Sonra gecenin yarısı gidinceye kadar yanımıza çıkmadı. (Sonra) çıktı ve onlara (yatsıyı) kıldırdı; sonra şöyle buyurdu: ‘İnsanlar namazı kılıp uyudular. Siz ise namazı beklediğiniz sürece namazda olmaya devam ettiniz. Şayet zayıfın zayıflığı ve hastanın hastalığı olmasaydı, bu namazın gece yarısına kadar geciktirilmesini emrederdim.’”
539. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، قَالَ سُئِلَ أَنَسٌ هَلِ اتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا قَالَ نَعَمْ أَخَّرَ لَيْلَةً صَلاَةَ الْعِشَاءِ الآخِرَةِ إِلَى قَرِيبٍ مِنْ شَطْرِ اللَّيْلِ فَلَمَّا أَنْ صَلَّى أَقْبَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ ثُمَّ قَالَ " إِنَّكُمْ لَنْ تَزَالُوا فِي صَلاَةٍ مَا انْتَظَرْتُمُوهَا " . قَالَ أَنَسٌ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِ خَاتَمِهِ . فِي حَدِيثِ عَلِيٍّ إِلَى شَطْرِ اللَّيْلِ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail anlattı; (H) Ve bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid anlattı. İkisi dediler ki: Bize Humeyd anlattı; dedi ki: Enes'e, “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yüzük edindi mi?” diye soruldu. (Enes) dedi ki: “Evet. Bir gece son yatsı namazını gece yarısına yakın bir vakte kadar geciktirdi. Namazı kıldırınca Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem yüzünü bize döndü; sonra: ‘Siz onu beklediğiniz sürece namazda olmaya devam edeceksiniz,’ buyurdu.” Enes dedi ki: “Şu an onun yüzüğünün parıltısına bakıyor gibiyim.” Ali'nin hadisinde: “Gece yarısına kadar” (ifadesi geçer).
540. Hadis
أَخْبَرَنَا عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الأَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلاَّ أَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لاَسْتَهَمُوا وَلَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي التَّهْجِيرِ لاَسْتَبَقُوا إِلَيْهِ وَلَوْ عَلِمُوا مَا فِي الْعَتَمَةِ وَالصُّبْحِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا " .
Bize Utbe b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Mâlik b. Enes'e okudum. Ve Hâris b. Miskîn -ona okunurken ben dinliyordum- İbnü'l-Kâsım'dan haber verdi; dedi ki: Bana Mâlik anlattı; Sümeyy'den; Ebû Sâlih'ten; Ebû Hureyre'den (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu (rivayet edilmiştir): “Eğer insanlar ezanda ve ilk safta olanı (sevabı) bilselerdi, sonra da (bunu elde etmek için) kura çekmekten başka yol bulamasalardı, mutlaka onun için kura çekerlerdi. Eğer insanlar erkenden (namaza) gitmekte olanı bilselerdi, onun için yarışırlardı. Eğer Ateme (yatsı) ve sabah namazlarında olanı bilselerdi, onlara emekleyerek de olsa gelirlerdi.”
541. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، - هُوَ الْحَفَرِيُّ - عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عن أَبِي سَلَمَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمْ هَذِهِ فَإِنَّهُمْ يُعْتِمُونَ عَلَى الإِبِلِ وَإِنَّهَا الْعِشَاءُ " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd -ki o el-Haferî'dir- anlattı; Süfyân'dan; Abdullah b. Ebî Lebîd'den; Ebû Seleme'den; İbn Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bu namazınızın ismi konusunda bedeviler sakın size galip gelmesin. Çünkü onlar develeri gecenin koyu karanlığında (sağıp) dinlendirirler. Oysa o (namaz), Yatsı'dır.”
542. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي لَبِيدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى الْمِنْبَرِ " لاَ تَغْلِبَنَّكُمُ الأَعْرَابُ عَلَى اسْمِ صَلاَتِكُمْ أَلاَ إِنَّهَا الْعِشَاءُ " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübarek anlattı; İbn Uyeyne'den; Abdullah b. Ebî Lebîd'den; Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan; İbn Ömer'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde şöyle derken işittim: “Namazınızın ismi konusunda bedeviler sakın size galip gelmesin. Dikkat edin! O (namaz), Yatsı'dır.”
543. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ حِينَ تَبَيَّنَ لَهُ الصُّبْحُ .
Bize İbrahim b. Hârûn haber verdi; dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail anlattı; dedi ki: Bize Cafer b. Muhammed b. Ali b. el-Hüseyin anlattı; babasından; Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediğini (nakletti): “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazını, kendisine sabah (vakti) iyice belli olunca kıldı.”
544. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنْ وَقْتِ صَلاَةِ الْغَدَاةِ فَلَمَّا أَصْبَحْنَا مِنَ الْغَدِ أَمَرَ حِينَ انْشَقَّ الْفَجْرُ أَنْ تُقَامَ الصَّلاَةُ فَصَلَّى بِنَا فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ أَسْفَرَ ثُمَّ أَمَرَ فَأُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّى بِنَا ثُمَّ قَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ وَقْتِ الصَّلاَةِ مَا بَيْنَ هَذَيْنِ وَقْتٌ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail anlattı; dedi ki: Bize Humeyd anlattı; Enes'ten; (şöyle dediği nakledildi): Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip sabah namazının vaktini sordu. (Enes dedi ki): Ertesi sabah olunca, fecir doğduğu sırada (Resûlullah) namaz için kâmet getirilmesini emretti ve bize namazı kıldırdı. Sonraki gün olunca ortalık aydınlanıncaya kadar (bekledi); sonra emretti, namaz için kâmet getirildi ve bize namazı kıldırdı. Sonra şöyle buyurdu: “Namaz vaktini soran nerede? Bu ikisinin arası vakittir.”
545. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُصَلِّي الصُّبْحَ فَيَنْصَرِفُ النِّسَاءُ مُتَلَفِّعَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ مَا يُعْرَفْنَ مِنَ الْغَلَسِ .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Yahya b. Said'den; Amre'den; Âişe'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazını kıldırırdı da kadınlar örtülerine bürünmüş olarak dönerlerdi; alacakaranlıktan dolayı tanınmazlardı.”
546. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنَّ النِّسَاءُ يُصَلِّينَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ مُتَلَفِّعَاتٍ بِمُرُوطِهِنَّ فَيَرْجِعْنَ فَمَا يَعْرِفْهُنَّ أَحَدٌ مِنَ الْغَلَسِ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Zührî'den; Urve'den; Âişe'den; dedi ki: “Kadınlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber sabah namazını, örtülerine bürünmüş olarak kılarlardı. Sonra dönerlerdi; alacakaranlıktan dolayı onları hiç kimse tanıyamazdı.”
547. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ صَلاَةَ الصُّبْحِ بِغَلَسٍ وَهُوَ قَرِيبٌ مِنْهُمْ فَأَغَارَ عَلَيْهِمْ وَقَالَ " اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ - مَرَّتَيْنِ - إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Süleyman b. Harb haber verdi; dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd anlattı; Sâbit'ten; Enes'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü, sabah namazını alacakaranlıkta kıldırdı; o sırada onlara (Hayber halkına) yakındı. Sonra onlara baskın yaptı ve şöyle buyurdu: ‘Allâhü Ekber! Harab oldu Hayber! -bunu iki defa söyledi- Şüphesiz biz bir kavmin sahasına indiğimizde, uyarılanların sabahı ne kötü olur!’”
548. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَاصِمُ بْنُ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَسْفِرُوا بِالْفَجْرِ " .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; İbn Aclân'dan; dedi ki: Bana Âsım b. Ömer b. Katâde anlattı; Mahmûd b. Lebîd'den; Râfi b. Hadîc'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Sabah namazını ortalık aydınlandığında kılın.”
549. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ قَتَادَةَ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ، عَنْ رِجَالٍ، مِنْ قَوْمِهِ مِنَ الأَنْصَارِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا أَسْفَرْتُمْ بِالْفَجْرِ فَإِنَّهُ أَعْظَمُ بِالأَجْرِ " .
Bana İbrahim b. Yakub haber verdi; dedi ki: Bize İbn Ebî Meryem anlattı; dedi ki: Bize Ebû Gassân haber verdi; dedi ki: Bana Zeyd b. Eslem anlattı; Âsım b. Ömer b. Katâde'den; Mahmûd b. Lebîd'den; kavminden, Ensar'dan bazı adamlardan (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (rivayet ettiler): “Sabah namazını ne kadar aydınlıkta kılarsanız, ecri o kadar büyük olur.”
550. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ سَجْدَةً مِنَ الصُّبْحِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَهَا وَمَنْ أَدْرَكَ سَجْدَةً مِنَ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَهَا " .
Bize İbrahim b. Muhammed ve Muhammed b. el-Müsennâ -lafız ona aittir- haber verdiler; dediler ki: Bize Yahya anlattı; Abdullah b. Said'den; dedi ki: Bana Abdurrahman el-A'rec anlattı; Ebû Hureyre'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Güneş doğmadan önce sabah namazından bir secdeye (rekâta) yetişen kimse, o namaza yetişmiş demektir. Güneş batmadan önce ikindi namazından bir secdeye (rekâta) yetişen kimse de o namaza yetişmiş demektir.”
551. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ عَدِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْفَجْرِ قَبْلَ أَنْ تَطْلُعَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَهَا وَمَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْعَصْرِ قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَقَدْ أَدْرَكَهَا " .
Bize Muhammed b. Râfi haber verdi; dedi ki: Bize Zekeriyyâ b. Adî anlattı; dedi ki: Bize İbnü'l-Mübarek haber verdi; Yunus b. Yezîd'den; Zührî'den; Urve'den; Âişe'den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekâta yetişen kimse, o namaza yetişmiş demektir. Güneş batmadan önce ikindi namazından bir rekâta yetişen kimse de o namaza yetişmiş demektir.”
552. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي صَدَقَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الظُّهْرَ إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ وَيُصَلِّي الْعَصْرَ بَيْنَ صَلاَتَيْكُمْ هَاتَيْنِ وَيُصَلِّي الْمَغْرِبَ إِذَا غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَيُصَلِّي الْعِشَاءَ إِذَا غَابَ الشَّفَقُ - ثُمَّ قَالَ عَلَى إِثْرِهِ - وَيُصَلِّي الصُّبْحَ إِلَى أَنْ يَنْفَسِحَ الْبَصَرُ .
Bize İsmail b. Mes'ûd ve Muhammed b. Abdil-A'lâ haber verdiler; dediler ki: Bize Hâlid anlattı; Şu'be'den; Ebû Sadaka'dan; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğleyi güneş zevale erince kılardı. İkindiyi şu iki namazınızın arasında kılardı. Akşamı güneş batınca kılardı. Yatsıyı şafak kaybolunca kılardı.” -Sonra (Enes) bunun peşine şunu ekledi:- “Sabah namazını da ortalık gözle görülecek kadar aydınlanıncaya dek kılardı.”
553. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، . أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ " .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; İbn Şihâb'dan; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu (rivayet edilmiştir): “Namazdan bir rekâta yetişen kimse, namaza yetişmiş demektir.”
554. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَهَا " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. İdris anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; Zührî'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Namazdan bir rekâta yetişen kimse, o namaza yetişmiş demektir.”
555. Hadis
أَخْبَرَنِي يَزِيدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ الْعَطَّارُ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ سَمَاعَةَ - عَنْ مُوسَى بْنِ أَعْيَنَ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ " .
Bana Yezîd b. Muhammed b. Abdis-Samed haber verdi; dedi ki: Bize Hişâm el-Attâr anlattı; dedi ki: Bize İsmail -ki o İbn Semâa'dır- anlattı; Mûsâ b. A'yen'den; Ebû Amr el-Evzâî'den; Zührî'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hureyre'den (naklen); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namazdan bir rekâta yetişen kimse, namaza yetişmiş demektir.”
556. Hadis
أَخْبَرَنِي شُعَيْبُ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَهَا " .
Bana Şuayb b. Şuayb b. İshak haber verdi; dedi ki: Bize Ebu'l-Muğîre anlattı; dedi ki: Bize Evzâî anlattı; Zührî'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den; Ebû Hureyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namazdan bir rekâta yetişen kimse, o namaza yetişmiş demektir.”
557. Hadis
أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْجُمُعَةِ أَوْ غَيْرِهَا فَقَدْ تَمَّتْ صَلاَتُهُ " .
Bana Mûsâ b. Süleyman b. İsmail b. el-Kâsım haber verdi; dedi ki: Bize Bakiyye anlattı; Yunus'tan; dedi ki: Bana Zührî anlattı; Sâlim'den; babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); buyurdu ki: “Cuma veya başkasından bir rekâta yetişen kimsenin namazı tamam olmuştur.”
558. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ التِّرْمِذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلاَةٍ مِنَ الصَّلَوَاتِ فَقَدْ أَدْرَكَهَا إِلاَّ أَنَّهُ يَقْضِي مَا فَاتَهُ " .
Bize Muhammed b. İsmail et-Tirmizî haber verdi; dedi ki: Bize Eyyûb b. Süleyman anlattı; dedi ki: Bize Ebû Bekir anlattı; Süleyman b. Bilâl'den; Yunus'tan; İbn Şihâb'dan; Sâlim'den (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Namazlardan bir namazın bir rekâtına yetişen kimse, o namaza yetişmiş demektir; ancak kaçırdığı kısmını kaza eder.”
559. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ الصُّنَابِحِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الشَّمْسُ تَطْلُعُ وَمَعَهَا قَرْنُ الشَّيْطَانِ فَإِذَا ارْتَفَعَتْ فَارَقَهَا فَإِذَا اسْتَوَتْ قَارَنَهَا فَإِذَا زَالَتْ فَارَقَهَا فَإِذَا دَنَتْ لِلْغُرُوبِ قَارَنَهَا فَإِذَا غَرَبَتْ فَارَقَهَا " . وَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّلاَةِ فِي تِلْكَ السَّاعَاتِ .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Zeyd b. Eslem'den; Atâ b. Yesâr'dan; Abdullah es-Sunâbihî'den (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Güneş, şeytanın boynuzu ile beraber doğar. Yükseldiğinde ondan ayrılır. (Tam tepede) istiva ettiğinde ona eşlik eder. Zevale erince ondan ayrılır. Batmaya yaklaştığında ona eşlik eder. Battığında ondan ayrılır.” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu saatlerde namaz kılmayı yasakladı.
560. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُلِيِّ بْنِ رَبَاحٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ ثَلاَثُ سَاعَاتٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَانَا أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِنَّ أَوْ نَقْبُرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ بَازِغَةً حَتَّى تَرْتَفِعَ وَحِينَ يَقُومُ قَائِمُ الظَّهِيرَةِ حَتَّى تَمِيلَ وَحِينَ تَضَيَّفُ الشَّمْسُ لِلْغُرُوبِ حَتَّى تَغْرُبَ .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah haber verdi; Mûsâ b. Uley b. Rabâh'tan; dedi ki: Babamı şöyle derken işittim: Ukbe b. Âmir el-Cühenî'yi şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize, kendilerinde namaz kılmamızı veya ölülerimizi defnetmemizi yasakladığı üç vakit vardır: Güneş (ufuktan) doğarken yükselinceye kadar; öğle vakti (güneş tam tepede) dikilip (batıya) meyletmeye başlayıncaya kadar; güneş batmaya meylettiği (yaklaştığı) sırada batıncaya kadar.”
561. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حِبَّانَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ وَعَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ .
Bize Kuteybe haber verdi; Mâlik'ten; Muhammed b. Yahya b. Hibbân'dan; A'rec'den; Ebû Hureyre'den (naklen); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılmayı; sabah namazından sonra da güneş doğuncaya kadar namaz kılmayı yasakladığı (rivayet edilmiştir).
562. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ سَمِعْتُ غَيْرَ، وَاحِدٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْهُمْ عُمَرُ - وَكَانَ مِنْ أَحَبِّهِمْ إِلَىَّ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَعَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ .
Bize Ahmed b. Menî' haber verdi; dedi ki: Bize Hüşeym anlattı; dedi ki: Bize Mansûr haber verdi; Katâde'den; dedi ki: Bize Ebu'l-Âliye anlattı; İbn Abbas'tan; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından -içlerinde Ömer de vardı ki o benim için onların en sevimlisidir- birden fazla kişiyi şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar namaz kılmayı; ikindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı.”
563. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَتَحَرَّ أَحَدُكُمْ فَيُصَلِّيَ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَعِنْدَ غُرُوبِهَا " .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi; Mâlik'ten; Nâfi'den; İbn Ömer'den (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Sizden biriniz güneşin doğuşunu ve batışını kollayıp da o vakitlerde namaz kılmasın.”
564. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، أَنْبَأَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُصَلَّى مَعَ طُلُوعِ الشَّمْسِ أَوْ غُرُوبِهَا .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; dedi ki: Bize Hâlid haber verdi; dedi ki: Bize Ubeydullah anlattı; Nâfi'den; İbn Ömer'den (naklen); Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in, güneşin doğuşu veya batışı sırasında namaz kılınmasını yasakladığı (rivayet edilmiştir).
565. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - وَهُوَ ابْنُ حَبِيبٍ - عَنْ مُوسَى بْنِ عُلَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ، يَقُولُ ثَلاَثُ سَاعَاتٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَانَا أَنْ نُصَلِّيَ فِيهِنَّ أَوْ نَقْبُرَ فِيهِنَّ مَوْتَانَا حِينَ تَطْلُعُ الشَّمْسُ بَازِغَةً حَتَّى تَرْتَفِعَ وَحِينَ يَقُومُ قَائِمُ الظَّهِيرَةِ حَتَّى تَمِيلَ وَحِينَ تَضَيَّفُ لِلْغُرُوبِ حَتَّى تَغْرُبَ .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân -ki o İbn Habîb'dir- anlattı; Mûsâ b. Uley'den; babasından; dedi ki: Ukbe b. Âmir'i şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bize, kendilerinde namaz kılmamızı veya ölülerimizi defnetmemizi yasakladığı üç vakit vardır: Güneş (ufuktan) doğarken yükselinceye kadar; öğle vakti (güneş tam tepede) dikilip (batıya) meyletmeye başlayıncaya kadar; güneş batmaya meylettiği (yaklaştığı) sırada batıncaya kadar.”
566. Hadis
أَخْبَرَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ ضَمْرَةَ بْنِ سَعِيدٍ، سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى الطُّلُوعِ وَعَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى الْغُرُوبِ .
Bize Mücâhid b. Mûsâ haber verdi; dedi ki: Bize İbn Uyeyne anlattı; Damra b. Said'den; Ebû Saîd el-Hudrî'yi şöyle derken işitti: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sabah namazından sonra (güneş) doğuncaya kadar; ikindi namazından sonra da (güneş) batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı.”
567. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَبْزُغَ الشَّمْسُ وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ " .
Bize Abdulhamîd b. Muhammed anlattı; dedi ki: Bize Mahled anlattı; İbn Cüreyc'den; İbn Şihâb'dan; Atâ b. Yezîd'den; Ebû Saîd el-Hudrî'yi şöyle derken işittiğine göre; (Ebû Saîd) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: “Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar namaz yoktur. İkindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar namaz yoktur.”
568. Hadis
أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ نَمِرٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَحْوِهِ .
Bana Mahmûd b. Gaylân haber verdi; dedi ki: Bize Velîd anlattı; dedi ki: Bana Abdurrahman b. Nemir haber verdi; İbn Şihâb'dan; Atâ b. Yezîd'den; Ebû Saîd el-Hudrî'den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen); bunun benzerini (rivayet etti).
569. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حُجَيْرٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ .
Bize Ahmed b. Harb haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Hişâm b. Huceyr'den; Tâvûs'tan; İbn Abbas'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ikindi namazından sonra namaz kılmayı yasakladığı (rivayet edilmiştir).
570. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ عَنْبَسَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ رضى الله عنها أَوْهَمَ عُمَرُ - رضى الله عنه - إِنَّمَا نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَتَحَرَّوْا بِصَلاَتِكُمْ طُلُوعَ الشَّمْسِ وَلاَ غُرُوبَهَا فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübarek el-Muharrimî haber verdi; dedi ki: Bize Fadl b. Anbese anlattı; dedi ki: Bize Vuheyb anlattı; İbn Tâvûs'tan; babasından; dedi ki: Âişe radıyallahu anhâ dedi ki: “Ömer -radıyallahu anh- vehme kapıldı (yanıldı). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sadece şöyle diyerek yasaklamıştı: ‘Namazınızla güneşin doğuşunu ve batışını kollamayın. Çünkü o, bir şeytanın iki boynuzu arasından doğar.’”
571. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا طَلَعَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلاَةَ حَتَّى تُشْرِقَ وَإِذَا غَابَ حَاجِبُ الشَّمْسِ فَأَخِّرُوا الصَّلاَةَ حَتَّى تَغْرُبَ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi; dedi ki: Bize Yahya b. Said anlattı; dedi ki: Bize Hişâm b. Urve anlattı; dedi ki: Bana babam haber verdi; dedi ki: Bana İbn Ömer haber verdi; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Güneşin ucu doğduğu zaman, (iyice) parlayıp yükselinceye kadar namazı geciktirin. Güneşin ucu battığı (kaybolduğu) zaman da (tamamen) batıncaya kadar namazı geciktirin.”
572. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو يَحْيَى، سُلَيْمُ بْنُ عَامِرٍ وَضَمْرَةُ بْنُ حَبِيبٍ وَأَبُو طَلْحَةَ نُعَيْمُ بْنُ زِيَادٍ قَالُوا سَمِعْنَا أَبَا أُمَامَةَ الْبَاهِلِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ عَبَسَةَ، يَقُولُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ مِنْ سَاعَةٍ أَقْرَبُ مِنَ الأُخْرَى أَوْ هَلْ مِنْ سَاعَةٍ يُبْتَغَى ذِكْرُهَا قَالَ " نَعَمْ إِنَّ أَقْرَبَ مَا يَكُونُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ مِنَ الْعَبْدِ جَوْفُ اللَّيْلِ الآخِرِ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ فَإِنَّ الصَّلاَةَ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ إِلَى طُلُوعِ الشَّمْسِ فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَىِ الشَّيْطَانِ وَهِيَ سَاعَةُ صَلاَةِ الْكُفَّارِ فَدَعِ الصَّلاَةَ حَتَّى تَرْتَفِعَ قِيدَ رُمْحٍ وَيَذْهَبَ شُعَاعُهَا ثُمَّ الصَّلاَةُ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تَعْتَدِلَ الشَّمْسُ اعْتِدَالَ الرُّمْحِ بِنِصْفِ النَّهَارِ فَإِنَّهَا سَاعَةٌ تُفْتَحُ فِيهَا أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَتُسْجَرُ فَدَعِ الصَّلاَةَ حَتَّى يَفِيءَ الْفَىْءُ ثُمَّ الصَّلاَةُ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ فَإِنَّهَا تَغِيبُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ وَهِيَ صَلاَةُ الْكُفَّارِ " .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Âdem b. Ebî İyâs haber verdi; dedi ki: Bize Leys b. Sa'd anlattı; dedi ki: Bize Muâviye b. Sâlih anlattı; dedi ki: Bana Ebû Yahya, Süleym b. Âmir ve Damra b. Habîb ve Ebû Talha Nuaym b. Ziyâd haber verdi; dediler ki: Ebû Umâme el-Bâhilî'yi şöyle derken işittik: Amr b. Abese'yi şöyle derken işittim: Dedim ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Vakitlerden biri diğerinden (Allah'a) daha yakın mıdır? Veya (özellikle) zikri aranan bir vakit var mıdır?” Buyurdu ki: “Evet. Rabbin -azze ve celle- kula en yakın olduğu vakit, gecenin sonunun iç kısmıdır. Eğer o saatte Allah'ı -azze ve celle- zikredenlerden olmaya gücün yeterse ol! Çünkü (o vakitte kılınan) namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerce) hazır bulunulan ve şahit olunan bir namazdır. Çünkü o (güneş), şeytanın iki boynuzu arasından doğar. O, kâfirlerin namaz saatidir. Bu yüzden mızrak boyu yükselinceye ve (doğuş) ışınları gidinceye kadar namazı bırak. Sonra namaz, güneş günün ortasında mızrağın (gölgesinin) dikleştiği anına kadar (meleklerce) hazır bulunulan ve şahit olunan bir namazdır. Çünkü o, cehennem kapılarının açıldığı ve (cehennemin) kızdırıldığı bir saattir. Gölge (doğuya) dönünceye kadar namazı bırak. Sonra namaz, güneş batıncaya kadar (meleklerce) hazır bulunulan ve şahit olunan bir namazdır. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından batar ve o, kâfirlerin namazıdır.”
573. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ الأَجْدَعِ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّلاَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ الشَّمْسُ بَيْضَاءَ نَقِيَّةً مُرْتَفِعَةً .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr anlattı; Mansûr'dan; Hilâl b. Yisâf'tan; Vehb b. el-Ecda'dan; Ali'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, güneş bembeyaz, parlak ve yüksekte olması durumu dışında, ikindi namazından sonra namaz kılmayı yasakladı.”
574. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، قَالَتْ عَائِشَةُ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم السَّجْدَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ عِنْدِي قَطُّ .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi; dedi ki: Bize Yahya anlattı; Hişâm'dan; dedi ki: Bana babam haber verdi; dedi ki: Âişe şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim yanımdayken ikindi namazından sonraki iki secdeyi (iki rekâtı) asla terk etmedi.”
575. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ رضى الله تعالى عنها مَا دَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ الْعَصْرِ إِلاَّ صَلاَّهُمَا .
Bana Muhammed b. Kudâme haber verdi; dedi ki: Bize Cerîr anlattı; Mugîre'den; İbrahim'den; Esved'den; dedi ki: Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindi namazından sonra yanıma her girdiğinde mutlaka o ikisini (iki rekâtı) kılardı.”
576. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ مَسْرُوقًا، وَالأَسْوَدَ، قَالاَ نَشْهَدُ عَلَى عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ عِنْدِي بَعْدَ الْعَصْرِ صَلاَّهُمَا .
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi; Hâlid b. el-Hâris'ten; Şu'be'den; Ebû İshak'tan; dedi ki: Mesrûk'u ve Esved'i işittim; dediler ki: Âişe'nin şöyle dediğine şahitlik ederiz: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden sonra yanımda olduğu zaman mutlaka o ikisini (iki rekâtı) kılardı.”
577. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ صَلاَتَانِ مَا تَرَكَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِي سِرًّا وَلاَ عَلاَنِيَةً رَكْعَتَانِ قَبْلَ الْفَجْرِ وَرَكْعَتَانِ بَعْدَ الْعَصْرِ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize Ali b. Müshir haber verdi; Ebû İshak'tan; Abdurrahman b. el-Esved'den; babasından; Âişe'den; dedi ki: “İki namaz vardır ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem evimde ne gizli ne de açık (hiçbir zaman) onları terk etmedi: Sabah (namazın)dan önceki iki rekât ile ikindi (namazın)dan sonraki iki rekât.”
578. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ عَنِ السَّجْدَتَيْنِ اللَّتَيْنِ، كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّيهِمَا بَعْدَ الْعَصْرِ فَقَالَتْ إِنَّهُ كَانَ يُصَلِّيهِمَا قَبْلَ الْعَصْرِ ثُمَّ إِنَّهُ شُغِلَ عَنْهُمَا أَوْ نَسِيَهُمَا فَصَلاَّهُمَا بَعْدَ الْعَصْرِ وَكَانَ إِذَا صَلَّى صَلاَةً أَثْبَتَهَا .
Bize Ali b. Hucr haber verdi; dedi ki: Bize İsmail anlattı; dedi ki: Bize Muhammed b. Ebî Harmele anlattı; Ebû Seleme'den (naklen); o, Âişe'ye Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ikindiden sonra kıldığı iki secdeyi (iki rekâtı) sordu; (Âişe) dedi ki: “O, o iki rekâtı ikindiden önce kılardı. Sonra onlardan (alıkonulup) meşgul edildi veya onları unuttu da onları ikindiden sonra kıldı. O, bir namazı kıldığı zaman onu (devamlı kılarak) sabitlerdi.”
579. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ مَعْمَرًا، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى فِي بَيْتِهَا بَعْدَ الْعَصْرِ رَكْعَتَيْنِ مَرَّةً وَاحِدَةً وَأَنَّهَا ذَكَرَتْ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " هُمَا رَكْعَتَانِ كُنْتُ أُصَلِّيهِمَا بَعْدَ الظُّهْرِ فَشُغِلْتُ عَنْهُمَا حَتَّى صَلَّيْتُ الْعَصْرَ " .
Bana Muhammed b. Abdil-A'lâ haber verdi; dedi ki: Bize Mu'temir anlattı; dedi ki: Ma'mer'i işittim; Yahya b. Ebî Kesîr'den; Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan; Ümmü Seleme'den (naklen); Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in: Onun (Ümmü Seleme'nin) evinde ikindiden sonra bir keresinde iki rekât kıldığı ve (Ümmü Seleme'nin) bunu ona zikrettiği (söylediği); bunun üzerine (Resûlullah'ın) şöyle buyurduğu (rivayet edilmiştir): “O ikisi, öğleden sonra kılmakta olduğum iki rekâttır. Onlardan alıkonuldum (meşgul edildim); ta ki ikindiyi kıldım.”
580. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا طَلْحَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ شُغِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْعَصْرِ فَصَلاَّهُمَا بَعْدَ الْعَصْرِ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Vekî' haber verdi; dedi ki: Bize Talha b. Yahya anlattı; Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den; Ümmü Seleme'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden önceki iki rekâttan alıkonuldu da onları ikindiden sonra kıldı.”
581. Hadis
أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ حُدَيْرٍ، قَالَ سَأَلْتُ لاَحِقًا عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ، قَبْلَ غُرُوبِ الشَّمْسِ فَقَالَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ يُصَلِّيهِمَا فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ مُعَاوِيَةُ مَا هَاتَانِ الرَّكْعَتَانِ عِنْدَ غُرُوبِ الشَّمْسِ فَاضْطَرَّ الْحَدِيثَ إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْعَصْرِ فَشُغِلَ عَنْهُمَا فَرَكَعَهُمَا حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ فَلَمْ أَرَهُ يُصَلِّيهِمَا قَبْلُ وَلاَ بَعْدُ .
Bize Osman b. Abdullah haber verdi; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Muâz anlattı; dedi ki: Bana babam haber verdi; dedi ki: Bize İmrân b. Hudeyr anlattı; dedi ki: Lâhik'a güneş batmadan önceki iki rekâtı sordum; dedi ki: Abdullah b. Zübeyr o ikisini kılardı. Muâviye ona haber gönderip “Güneş batarken (kılınan) bu iki rekât nedir?” diye sordu. O da sözü (hadisi) Ümmü Seleme'ye dayandırdı. Ümmü Seleme dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ikindiden önce iki rekât kılardı. Onlardan alıkonuldu da onları güneş battığı zaman kıldı. Ben onun ne daha önce ne de daha sonra bunları kıldığını gördüm.”
582. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُفَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ مُضَرَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ أَبَا الْخَيْرِ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا تَمِيمٍ الْجَيْشَانِيَّ قَامَ لِيَرْكَعَ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْمَغْرِبِ فَقُلْتُ لِعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ انْظُرْ إِلَى هَذَا أَىَّ صَلاَةٍ يُصَلِّي فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ فَرَآهُ فَقَالَ هَذِهِ صَلاَةٌ كُنَّا نُصَلِّيهَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ali b. Osman b. Muhammed b. Said b. Abdullah b. Nufeyl haber verdi; dedi ki: Bize Said b. İsa anlattı; dedi ki: Bize Abdurrahman b. el-Kâsım anlattı; dedi ki: Bize Bekr b. Mudar anlattı; Amr b. el-Hâris'ten; Yezid b. Ebî Habîb'den; Ebu'l-Hayr'ın kendisine anlattığına göre; Ebû Temîm el-Ceyşânî akşamdan önce iki rekât kılmak üzere kalktı. Bunun üzerine ben Ukbe b. Âmir'e dedim ki: “Şuna bak! Hangi namazı kılıyor?” (Ukbe) ona döndü, onu gördü ve dedi ki: “Bu, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde kıldığımız bir namazdır.”
583. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ نَافِعًا، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ حَفْصَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ لاَ يُصَلِّي إِلاَّ رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ .
Bize Ahmed b. Abdullah b. el-Hakem haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı; dedi ki: Bize Şu'be anlattı; Zeyd b. Muhammed'den; dedi ki: Nâfi'yi, İbn Ömer'den; Hafsa'dan (naklen) anlatırken işittim; (Hafsa) dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem fecir doğduğu zaman iki hafif rekâttan başka namaz kılmazdı.”
584. Hadis
أَخْبَرَنِي الْحَسَنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سُلَيْمَانَ، وَأَيُّوبُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ أَيُّوبُ حَدَّثَنَا وَقَالَ، حَسَنٌ أَخْبَرَنِي شُعْبَةُ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ طَلْقٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْبَيْلَمَانِيِّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَسْلَمَ مَعَكَ قَالَ " حُرٌّ وَعَبْدٌ " . قُلْتُ هَلْ مِنْ سَاعَةٍ أَقْرَبُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ أُخْرَى قَالَ " نَعَمْ جَوْفُ اللَّيْلِ الآخِرُ فَصَلِّ مَا بَدَا لَكَ حَتَّى تُصَلِّيَ الصُّبْحَ ثُمَّ انْتَهِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَمَا دَامَتْ " . وَقَالَ أَيُّوبُ فَمَا دَامَتْ " كَأَنَّهَا حَجَفَةٌ حَتَّى تَنْتَشِرَ ثُمَّ صَلِّ مَا بَدَا لَكَ حَتَّى يَقُومَ الْعَمُودُ عَلَى ظِلِّهِ ثُمَّ انْتَهِ حَتَّى تَزُولَ الشَّمْسُ فَإِنَّ جَهَنَّمَ تُسْجَرُ نِصْفَ النَّهَارِ ثُمَّ صَلِّ مَا بَدَا لَكَ حَتَّى تُصَلِّيَ الْعَصْرَ ثُمَّ انْتَهِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ فَإِنَّهَا تَغْرُبُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ وَتَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ " .
Bana Hasan b. İsmail b. Süleyman ve Eyyûb b. Muhammed haber verdiler; dediler ki: Bize Haccâc b. Muhammed anlattı. Eyyûb “Bize anlattı”, Hasan ise “Bana haber verdi” dedi; Şu'be'den; Ya'lâ b. Atâ'dan; Yezid b. Talk'tan; Abdurrahman b. el-Beylemânî'den; Amr b. Abese'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim ve “Ey Allah'ın Resûlü! Seninle beraber kim İslam'a girdi?” dedim. “Hür bir adam ve bir köle,” buyurdu. “Allah'a -azze ve celle- diğerinden daha yakın olan bir saat var mıdır?” diye sordum. Buyurdu ki: “Evet, gecenin sonunun iç kısmı. Sabah namazını kılıncaya kadar dilediğin gibi namaz kıl. Sonra güneş doğup da -Eyyûb (rivayetinde) dedi ki: Kalkan gibi göründüğü sürece (bekle); ta ki (ışığı) yayılıncaya kadar- (namazdan) el çek. Sonra direk gölgesinin üzerine dikilinceye kadar dilediğin gibi namaz kıl. Sonra güneş zevale erinceye kadar (namazdan) el çek. Çünkü günün yarısında cehennem kızdırılır. Sonra ikindiyi kılıncaya kadar dilediğin gibi namaz kıl. Sonra güneş batıncaya kadar (namazdan) el çek. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından batar ve şeytanın iki boynuzu arasından doğar.”
585. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ مِنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ بَابَاهْ، يُحَدِّثُ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَا بَنِي عَبْدِ مَنَافٍ لاَ تَمْنَعُوا أَحَدًا طَافَ بِهَذَا الْبَيْتِ وَصَلَّى أَيَّةَ سَاعَةٍ شَاءَ مِنْ لَيْلٍ أَوْ نَهَارٍ " .
Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; dedi ki: Ebû Zübeyr'den işittim; dedi ki: Abdullah b. Bâbâh'ı, Cübeyr b. Mut'im'den (naklen) anlatırken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Abdümenâfoğulları! Bu Beyt'i (Kâbe'yi) tavaf eden ve gece veya gündüz dilediği saatte namaz kılan hiç kimseye engel olmayın.”
586. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُفَضَّلٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَزِيغَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ نَزَلَ فَجَمَعَ بَيْنَهُمَا فَإِنْ زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحِلَ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ رَكِبَ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Mufaddal anlattı; Ukayl'den; İbn Şihâb'dan; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem güneş zevale ermeden (batıya kaymadan) önce yola çıkarsa, öğleyi ikindi vaktine kadar geciktirir; sonra (mola verip) iner ve ikisini cem ederdi (birleştirerek kılardı). Şayet yola çıkmadan önce güneş zevale ererse, öğleyi kılar, sonra binerdi.”
587. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَامِرِ بْنِ وَاثِلَةَ أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُمْ، خَرَجُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ تَبُوكَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْمَعُ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ فَأَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا ثُمَّ دَخَلَ ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ .
Bize Muhammed b. Seleme ve Hâris b. Miskîn -ona okunurken ben dinliyordum ve lafız ona aittir- haber verdiler; İbnü'l-Kâsım'dan; dedi ki: Bana Mâlik anlattı; Ebû Zübeyr el-Mekkî'den; Ebû Tufeyl Âmir b. Vâsile'den; Muâz b. Cebel'in ona haber verdiğine göre; onlar Tebük senesi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber (yola) çıktılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı cem ediyordu (birleştiriyordu). Bir gün namazı geciktirdi; sonra çıktı, öğle ve ikindiyi birlikte kıldı. Sonra girdi; sonra (tekrar) çıktı, akşam ve yatsıyı kıldı.
588. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ قَارَوَنْدَا، قَالَ سَأَلْتُ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ صَلاَةِ، أَبِيهِ فِي السَّفَرِ وَسَأَلْنَاهُ هَلْ كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ شَىْءٍ مِنْ صَلاَتِهِ فِي سَفَرِهِ فَذَكَرَ أَنَّ صَفِيَّةَ بِنْتَ أَبِي عُبَيْدٍ كَانَتْ تَحْتَهُ فَكَتَبَتْ إِلَيْهِ وَهُوَ فِي زَرَّاعَةٍ لَهُ أَنِّي فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنْ أَيَّامِ الدُّنْيَا وَأَوَّلِ يَوْمٍ مِنَ الآخِرَةِ . فَرَكِبَ فَأَسْرَعَ السَّيْرَ إِلَيْهَا حَتَّى إِذَا حَانَتْ صَلاَةُ الظُّهْرِ قَالَ لَهُ الْمُؤَذِّنُ الصَّلاَةَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ . فَلَمْ يَلْتَفِتْ حَتَّى إِذَا كَانَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ نَزَلَ فَقَالَ أَقِمْ فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ . فَصَلَّى ثُمَّ رَكِبَ حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ قَالَ لَهُ الْمُؤَذِّنُ الصَّلاَةَ . فَقَالَ كَفِعْلِكَ فِي صَلاَةِ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ . ثُمَّ سَارَ حَتَّى إِذَا اشْتَبَكَتِ النُّجُومُ نَزَلَ ثُمَّ قَالَ لِلْمُؤَذِّنِ أَقِمْ فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ . فَصَلَّى ثُمَّ انْصَرَفَ فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الأَمْرُ الَّذِي يَخَافُ فَوْتَهُ فَلْيُصَلِّ هَذِهِ الصَّلاَةَ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; dedi ki: Bize Kesîr b. Kâravendâ anlattı; dedi ki: Sâlim b. Abdullah'a babasının seferdeki namazını sordum. Ve ona seferinde namazlarından herhangi birini cem edip etmediğini sorduk. O da (şunu) zikretti: Safiyye bint Ebî Ubeyd (İbn Ömer'in) nikahı altındaydı. (İbn Ömer) kendine ait bir tarlada iken (Safiyye) ona şöyle yazdı: “Ben dünya günlerinin sonuncusunda, ahiret günlerinin ilk günündeyim.” Bunun üzerine (İbn Ömer) bindi ve ona doğru süratle yola çıktı. Öğle namazı vakti girdiğinde müezzin ona: “Namaz! Ey Ebû Abdurrahman!” dedi. Fakat (İbn Ömer) aldırmadı. İki namazın arası olunca indi ve “Kâmet getir. Selam verdiğim zaman (tekrar) kâmet getir,” dedi. (Namazı) kıldı, sonra bindi. Güneş batınca müezzin ona: “Namaz!” dedi. O da: “Öğle ve ikindi namazında yaptığın gibi yap,” dedi. Sonra yol aldı; yıldızlar (gökyüzünü) kaplayınca indi. Sonra müezzine: “Kâmet getir. Selam verdiğim zaman (tekrar) kâmet getir,” dedi. Namazı kıldı, sonra (namazdan) ayrıldı. Bize döndü ve dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birine, kaçırmaktan korktuğu bir iş gelip çatarsa şu (şekildeki) namazı kılsın.”
589. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ ثَمَانِيًا جَمِيعًا وَسَبْعًا جَمِيعًا أَخَّرَ الظُّهْرَ وَعَجَّلَ الْعَصْرَ وَأَخَّرَ الْمَغْرِبَ وَعَجَّلَ الْعِشَاءَ .
Bize Kuteybe haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân anlattı; Amr'dan; Câbir b. Zeyd'den; İbn Abbas'tan; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile Medine'de sekizi birlikte, yediyi birlikte kıldım. Öğleyi geciktirdi, ikindiyi acele etti (öne aldı); akşamı geciktirdi, yatsıyı acele etti (öne aldı).”
590. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو عَاصِمٍ، خُشَيْشُ بْنُ أَصْرَمَ قَالَ حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا حَبِيبٌ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي حَبِيبٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ هَرِمٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ صَلَّى بِالْبَصْرَةِ الأُولَى وَالْعَصْرَ لَيْسَ بَيْنَهُمَا شَىْءٌ وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ لَيْسَ بَيْنَهُمَا شَىْءٌ فَعَلَ ذَلِكَ مِنْ شُغْلٍ وَزَعَمَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَّهُ صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ الأُولَى وَالْعَصْرَ ثَمَانِ سَجَدَاتٍ لَيْسَ بَيْنَهُمَا شَىْءٌ .
Bize Ebû Âsım Huşeyş b. Esram haber verdi; dedi ki: Bize Habbân b. Hilâl anlattı; Bize Habîb -ki o İbn Ebî Habîb'dir- anlattı; Amr b. Herim'den; Câbir b. Zeyd'den; İbn Abbas'tan (naklen) ki: O (İbn Abbas), Basra'da öğle ve ikindiyi aralarında hiçbir şey olmaksızın (peş peşe); akşam ve yatsıyı da aralarında hiçbir şey olmaksızın kıldı. Bunu meşguliyetten dolayı yaptı. Ve İbn Abbas, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Medine'de öğle ve ikindiyi, aralarında hiçbir şey olmaksızın sekiz secde (sekiz rekât) olarak kıldığını belirtti.
591. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، - شَيْخٌ مِنْ قُرَيْشٍ - قَالَ صَحِبْتُ ابْنَ عُمَرَ إِلَى الْحِمَى فَلَمَّا غَرَبَتِ الشَّمْسُ هِبْتُ أَنْ أَقُولَ لَهُ الصَّلاَةَ فَسَارَ حَتَّى ذَهَبَ بَيَاضُ الأُفُقِ وَفَحْمَةُ الْعِشَاءِ ثُمَّ نَزَلَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثَلاَثَ رَكَعَاتٍ ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ عَلَى إِثْرِهَا ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi; dedi ki: Bize Süfyân haber verdi; İbn Ebî Necîh'ten; İsmail b. Abdurrahman'dan -ki o Kureyş'ten bir şeyhtir-; dedi ki: “İbn Ömer ile Hımâ'ya kadar arkadaşlık ettim. Güneş batınca ona ‘Namaz!’ demekten çekindim. Ufkun beyazlığı gidip yatsının karanlığı çökünceye kadar yol aldı. Sonra indi; üç rekât akşam namazını kıldı. Sonra onun peşinden iki rekât (yatsıyı) kıldı. Sonra dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i böyle yaparken gördüm.”
592. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي حَمْزَةَ، ح وَأَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ فِي السَّفَرِ يُؤَخِّرُ صَلاَةَ الْمَغْرِبِ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ .
Bana Amr b. Osman haber verdi; dedi ki: Bize Bakiyye anlattı; İbn Ebî Hamza'dan; (H) Ve bize Ahmed b. Muhammed b. el-Muğîre haber verdi; dedi ki: Bize Osman anlattı -lafız ona aittir-; Şuayb'dan; Zührî'den; dedi ki: Bana Sâlim haber verdi; babasından; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i, yolculukta yürüyüşü acele olduğu zaman, akşam namazını, yatsı ile birleştirinceye kadar geciktirirken gördüm.”
593. Hadis
أَخْبَرَنَا الْمُؤَمَّلُ بْنُ إِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ مُحَمَّدٍ الْجَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ غَابَتِ الشَّمْسُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ فَجَمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ بِسَرِفَ .
Bize Müemmel b. İhâb haber verdi; dedi ki: Bana Yahya b. Muhammed el-Cârî anlattı; dedi ki: Bize Abdulaziz b. Muhammed anlattı; Mâlik b. Enes'ten; Ebû Zübeyr'den; Câbir'den; dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'de iken güneş battı. (Yola çıktı ve) iki namazı Serif'te cem etti (birleştirdi).”