526. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي وَهْبُ بْنُ كَيْسَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ جَاءَ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ الظُّهْرَ حِينَ مَالَتِ الشَّمْسُ ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى إِذَا كَانَ فَىْءُ الرَّجُلِ مِثْلَهُ جَاءَهُ لِلْعَصْرِ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ الْعَصْرَ . ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى إِذَا غَابَتِ الشَّمْسُ جَاءَهُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ الْمَغْرِبَ فَقَامَ فَصَلاَّهَا حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ سَوَاءً ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى إِذَا ذَهَبَ الشَّفَقُ جَاءَهُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ الْعِشَاءَ . فَقَامَ فَصَلاَّهَا ثُمَّ جَاءَهُ حِينَ سَطَعَ الْفَجْرُ فِي الصُّبْحِ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ . فَقَامَ فَصَلَّى الصُّبْحَ ثُمَّ جَاءَهُ مِنَ الْغَدِ حِينَ كَانَ فَىْءُ الرَّجُلِ مِثْلَهُ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ . فَصَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ جَاءَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ حِينَ كَانَ فَىْءُ الرَّجُلِ مِثْلَيْهِ فَقَالَ قُمْ يَا مُحَمَّدُ فَصَلِّ . فَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ جَاءَهُ لِلْمَغْرِبِ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ وَقْتًا وَاحِدًا لَمْ يَزُلْ عَنْهُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ . فَصَلَّى الْمَغْرِبَ ثُمَّ جَاءَهُ لِلْعِشَاءِ حِينَ ذَهَبَ ثُلُثُ اللَّيْلِ الأَوَّلُ فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ . فَصَلَّى الْعِشَاءَ ثُمَّ جَاءَهُ لِلصُّبْحِ حِينَ أَسْفَرَ جِدًّا فَقَالَ قُمْ فَصَلِّ . فَصَلَّى الصُّبْحَ فَقَالَ " مَا بَيْنَ هَذَيْنِ وَقْتٌ كُلُّهُ " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi; dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek, Huseyn b. Alî b. Huseyn'den; o bana Vehb b. Keysân'ın haber verdiğini söyledi; o da Câbir b. Abdullah'tan [naklederek] şöyle anlattı: Cebrâîl aleyhisselâm, güneş [tepe noktasından] meylettiği zaman Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Kalk ey Muhammed! Güneş meylettiğinde öğle namazını kıl” dedi. Sonra bekledi; gölge bir insan boyu kadar olduğunda ikindi için geldi ve: “Kalk ey Muhammed! İkindi namazını kıl” dedi. Sonra bekledi; güneş battığında geldi ve: “Kalk, akşam namazını kıl” dedi. O da güneş tam battığında kalkıp namazı kıldı. Sonra bekledi; şafak (kızıllık) kaybolduğunda geldi ve: “Kalk, yatsı namazını kıl” dedi. [Resûlullah] kalkıp onu kıldı. Sonra sabahleyin tan yeri ağardığında (fecir parladığında) geldi ve: “Kalk ey Muhammed, namaz kıl!” dedi. Kalkıp sabah namazını kıldı. Ertesi gün ise gölge bir insan boyu kadar olduğunda geldi ve: “Kalk ey Muhammed, namaz kıl!” dedi. Öğle namazını kıldırdı. Sonra Cebrâîl aleyhisselâm gölge iki insan boyu kadar olduğunda geldi ve: “Kalk ey Muhammed, namaz kıl!” dedi. İkindi namazını kıldırdı. Ardından akşam için güneşin battığı [önceki günle] aynı vakitte, vakit hiç değişmeden geldi ve: “Kalk namaz kıl!” dedi. Akşam namazını kıldırdı. Sonra yatsı için gecenin ilk üçte biri geçtiğinde geldi ve: “Kalk namaz kıl!” dedi. Yatsı namazını kıldırdı. Ardından sabah namazı için ortalık iyice ağardığında geldi ve: “Kalk namaz kıl!” dedi. Sabah namazını kıldırdıktan sonra: “Bu ikisi arasındaki [zamanın] tamamı vakittir” dedi.