588. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ قَارَوَنْدَا، قَالَ سَأَلْتُ سَالِمَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ صَلاَةِ، أَبِيهِ فِي السَّفَرِ وَسَأَلْنَاهُ هَلْ كَانَ يَجْمَعُ بَيْنَ شَىْءٍ مِنْ صَلاَتِهِ فِي سَفَرِهِ فَذَكَرَ أَنَّ صَفِيَّةَ بِنْتَ أَبِي عُبَيْدٍ كَانَتْ تَحْتَهُ فَكَتَبَتْ إِلَيْهِ وَهُوَ فِي زَرَّاعَةٍ لَهُ أَنِّي فِي آخِرِ يَوْمٍ مِنْ أَيَّامِ الدُّنْيَا وَأَوَّلِ يَوْمٍ مِنَ الآخِرَةِ . فَرَكِبَ فَأَسْرَعَ السَّيْرَ إِلَيْهَا حَتَّى إِذَا حَانَتْ صَلاَةُ الظُّهْرِ قَالَ لَهُ الْمُؤَذِّنُ الصَّلاَةَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ . فَلَمْ يَلْتَفِتْ حَتَّى إِذَا كَانَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ نَزَلَ فَقَالَ أَقِمْ فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ . فَصَلَّى ثُمَّ رَكِبَ حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ قَالَ لَهُ الْمُؤَذِّنُ الصَّلاَةَ . فَقَالَ كَفِعْلِكَ فِي صَلاَةِ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ . ثُمَّ سَارَ حَتَّى إِذَا اشْتَبَكَتِ النُّجُومُ نَزَلَ ثُمَّ قَالَ لِلْمُؤَذِّنِ أَقِمْ فَإِذَا سَلَّمْتُ فَأَقِمْ . فَصَلَّى ثُمَّ انْصَرَفَ فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الأَمْرُ الَّذِي يَخَافُ فَوْتَهُ فَلْيُصَلِّ هَذِهِ الصَّلاَةَ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' haber verdi; dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı; dedi ki: Bize Kesîr b. Kâravendâ anlattı; dedi ki: Sâlim b. Abdullah'a babasının seferdeki namazını sordum. Ve ona seferinde namazlarından herhangi birini cem edip etmediğini sorduk. O da (şunu) zikretti: Safiyye bint Ebî Ubeyd (İbn Ömer'in) nikahı altındaydı. (İbn Ömer) kendine ait bir tarlada iken (Safiyye) ona şöyle yazdı: “Ben dünya günlerinin sonuncusunda, ahiret günlerinin ilk günündeyim.” Bunun üzerine (İbn Ömer) bindi ve ona doğru süratle yola çıktı. Öğle namazı vakti girdiğinde müezzin ona: “Namaz! Ey Ebû Abdurrahman!” dedi. Fakat (İbn Ömer) aldırmadı. İki namazın arası olunca indi ve “Kâmet getir. Selam verdiğim zaman (tekrar) kâmet getir,” dedi. (Namazı) kıldı, sonra bindi. Güneş batınca müezzin ona: “Namaz!” dedi. O da: “Öğle ve ikindi namazında yaptığın gibi yap,” dedi. Sonra yol aldı; yıldızlar (gökyüzünü) kaplayınca indi. Sonra müezzine: “Kâmet getir. Selam verdiğim zaman (tekrar) kâmet getir,” dedi. Namazı kıldı, sonra (namazdan) ayrıldı. Bize döndü ve dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birine, kaçırmaktan korktuğu bir iş gelip çatarsa şu (şekildeki) namazı kılsın.”