2475. Hadis
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةٍ نَحْمِلُ زَادَنَا عَلَى رِقَابِنَا فَفَنِيَ زَادُنَا حَتَّى إِنْ كَانَ يَكُونُ لِلرَّجُلِ مِنَّا كُلَّ يَوْمٍ تَمْرَةٌ . فَقِيلَ لَهُ يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ وَأَيْنَ كَانَتْ تَقَعُ التَّمْرَةُ مِنَ الرَّجُلِ فَقَالَ لَقَدْ وَجَدْنَا فَقْدَهَا حِينَ فَقَدْنَاهَا وَأَتَيْنَا الْبَحْرَ فَإِذَا نَحْنُ بِحُوتٍ قَدْ قَذَفَهُ الْبَحْرُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ ثَمَانِيَةَ عَشَرَ يَوْمًا مَا أَحْبَبْنَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ . وَرَوَاهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ أَتَمَّ مِنْ هَذَا وَأَطْوَلَ .
Bize Hennâd anlattı; bize Abde anlattı; Hişâm b. Urve'den; Vehb b. Keysân'dan; Câbir b. Abdullah'tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi (bir sefere) gönderdi. Biz üç yüz kişiydik ve azığımızı omuzlarımızda taşıyorduk. Azığımız tükendi, hatta öyle ki bizden bir adama günde (sadece) bir hurma düşüyordu. (Ravi Vehb diyor ki): Ona: "Ey Ebû Abdullah! Bir hurma bir adama neresine yeter (ne fayda sağlar)?" denildi. O da: "Onu kaybettiğimiz (bulamadığımız) zaman, onun yokluğunu (acısını) hissettik," dedi. (Devamla şöyle dedi): Derken denize vardık. Bir de baktık ki denizin (kıyıya) attığı bir balık (Amber balığı) duruyor. Ondan on sekiz gün boyunca dilediğimiz kadar yedik. (Ebû Îsâ der ki: Bu hadis sahihtir. Mâlik b. Enes de bu hadisi Vehb b. Keysân'dan, bundan daha tam ve daha uzun olarak rivayet etmiştir.)