Cuma Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

491. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُهْبِطَ مِنْهَا وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ يُصَلِّي فَيَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَلَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ فَذَكَرْتُ لَهُ هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ أَنَا أَعْلَمُ بِتِلْكَ السَّاعَةِ ‏.‏ فَقُلْتُ أَخْبِرْنِي بِهَا وَلاَ تَضْنَنْ بِهَا عَلَىَّ قَالَ هِيَ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلَى أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ ‏.‏ فَقُلْتُ كَيْفَ تَكُونُ بَعْدَ الْعَصْرِ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مَسْلِمٌ وَهُوَ يُصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ وَتِلْكَ السَّاعَةُ لاَ يُصَلَّى فِيهَا فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ أَلَيْسَ قَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَلَسَ مَجْلِسًا يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ فَهُوَ فِي صَلاَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بَلَى ‏.‏ قَالَ فَهُوَ ذَاكَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ طَوِيلَةٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ أَخْبِرْنِي بِهَا وَلاَ تَضْنَنْ بِهَا عَلَىَّ ‏"‏ ‏.‏ لاَ تَبْخَلْ بِهَا عَلَىَّ وَالضَّنُّ الْبُخْلُ وَالظَّنِينُ الْمُتَّهَمُ ‏.‏

Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n haber verdi; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes haber verdi; Yezîd b. Abdillâh b. el-Hâd'dan; Muhammed b. İbrâhîm'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün oradan indirildi. Onda öyle bir saat vardır ki, Müslüman bir kul namaz kılarken o saate denk gelir de Allah'tan bir şey isterse, Allah mutlaka ona onu verir." Ebû Hüreyre dedi ki: Abdullâh b. Selâm ile karşılaştım ve ona bu hadisi zikrettim. Dedi ki: "Ben o saati en iyi bilenim." Dedim ki: "Bana onu haber ver, onu benden esirgeme (cimrilik etme)." Dedi ki: "O, ikindiden sonra güneş batıncaya kadar (olan vakit)tir." Dedim ki: "Nasıl ikindiden sonra olur? Oysa Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Müslüman bir kul namaz kılarken o saate denk gelir' buyurdu. O vakitte ise namaz kılınmaz." Abdullâh b. Selâm dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Kim bir mecliste oturup namazı beklerse o namazdadır' buyurmadı mı?" Dedim ki: "Evet." Dedi ki: "İşte o (buna işarettir)." Ebû Îsâ dedi ki: Hadiste uzun bir kıssa vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: "Onu bana haber ver, benden esirgeme (lâ tadnen)" sözünün manası: "Bana karşı cimrilik etme" demektir. "Dann" cimrilik; "zanîn" ise itham edilen (töhmet altındaki) kimse demektir.