Cuma Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

488. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُخْرِجَ مِنْهَا وَلاَ تَقُومُ السَّاعَةُ إِلاَّ فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي لُبَابَةَ وَسَلْمَانَ وَأَبِي ذَرٍّ وَسَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ وَأَوْسِ بْنِ أَوْسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Mugîre b. Abdurrahmân haber verdi; Ebû'z-Zinâd'dan; A'rec'den; Ebû Hüreyre'den; (naklen) Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (anlattı): "Güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün oradan çıkarıldı. Kıyamet de ancak cuma günü kopacaktır." Dedi ki: Bu konuda Ebû Lübâbe, Selmân, Ebû Zer, Sa'd b. Ubâde ve Evs b. Evs'ten [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir.

489. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ الْهَاشِمِيُّ الْبَصْرِيُّ الْعَطَّارُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ الْتَمِسُوا السَّاعَةَ الَّتِي تُرْجَى فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلَى غَيْبُوبَةِ الشَّمْسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ غَيْرِ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حُمَيْدٍ يُضَعَّفُ ضَعَّفَهُ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ وَيُقَالُ لَهُ حَمَّادُ بْنُ أَبِي حُمَيْدٍ وَيُقَالُ هُوَ أَبُو إِبْرَاهِيمَ الأَنْصَارِيُّ وَهُوَ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ ‏.‏ وَرَأَى بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ أَنَّ السَّاعَةَ الَّتِي تُرْجَى فِيهَا بَعْدَ الْعَصْرِ إِلَى أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ أَكْثَرُ الأَحَادِيثِ فِي السَّاعَةِ الَّتِي تُرْجَى فِيهَا إِجَابَةُ الدَّعْوَةِ أَنَّهَا بَعْدَ صَلاَةِ الْعَصْرِ وَتُرْجَى بَعْدَ زَوَالِ الشَّمْسِ ‏.‏

Bize Abdullâh b. es-Sabbâh el-Hâşimî el-Basrî el-Attâr anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullâh b. Abdilmecîd el-Hanefî haber verdi; dedi ki: Bize Muhammed b. Ebî Humeyd anlattı; dedi ki: Bize Mûsâ b. Verdân anlattı; Enes b. Mâlik'ten; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) şöyle buyurdu: "Cuma gününde (duaların kabulünün) umulduğu saati ikindiden sonra güneş batıncaya kadar (olan vakitte) arayın." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis bu veçhiyle gariptir. Bu hadis Enes'ten; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den başka veçhelerden de rivayet edilmiştir. Muhammed b. Ebî Humeyd zayıf görülür. İlim ehlinden bazıları onu hafızası yönünden zayıf saymıştır. Ona Hammâd b. Ebî Humeyd de denilir. Ebû İbrâhîm el-Ensârî olduğu da söylenir ve münkeru'l-hadistir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli, (kabulün) umulduğu saatin ikindiden sonra güneş batıncaya kadar olduğu görüşündedir. Ahmed ve İshâk bunu söyler. Ahmed dedi ki: "Duaların kabulünün umulduğu saat hakkındaki hadislerin çoğu, onun ikindi namazından sonra olduğu yönündedir; güneşin zevalinden sonra da umulur."

490. Hadis

حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ الْبَغْدَادِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ الْمُزَنِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ فِي الْجُمُعَةِ سَاعَةً لاَ يَسْأَلُ اللَّهَ الْعَبْدُ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ آتَاهُ اللَّهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيَّةُ سَاعَةٍ هِيَ قَالَ ‏"‏ حِينَ تُقَامُ الصَّلاَةُ إِلَى الاِنْصِرَافِ مِنْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي مُوسَى وَأَبِي ذَرٍّ وَسَلْمَانَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ وَأَبِي لُبَابَةَ وَسَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ وَأَبِي أُمَامَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ ‏.‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb el-Bağdâdî anlattı; dedi ki: Bize Ebû Âmir el-Akadî haber verdi; dedi ki: Bize Kesîr b. Abdillâh b. Amr b. Avf el-Müzenî anlattı; babasından; dedesinden; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) şöyle buyurdu: "Şüphesiz cumada bir saat vardır ki, kul o saatte Allah'tan bir şey isterse Allah mutlaka ona onu verir." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! O hangi saattir?" Buyurdu ki: "Namaz için kâmet getirilmesinden (namazdan) ayrılıncaya kadar (olan vakittir)." Dedi ki: Bu konuda Ebû Mûsâ, Ebû Zer, Selmân, Abdullâh b. Selâm, Ebû Lübâbe, Sa'd b. Ubâde ve Ebû Ümâme'den [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Amr b. Avf hadisi hasen gariptir.

491. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُهْبِطَ مِنْهَا وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ يُصَلِّي فَيَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَلَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ فَذَكَرْتُ لَهُ هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ أَنَا أَعْلَمُ بِتِلْكَ السَّاعَةِ ‏.‏ فَقُلْتُ أَخْبِرْنِي بِهَا وَلاَ تَضْنَنْ بِهَا عَلَىَّ قَالَ هِيَ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلَى أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ ‏.‏ فَقُلْتُ كَيْفَ تَكُونُ بَعْدَ الْعَصْرِ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مَسْلِمٌ وَهُوَ يُصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ وَتِلْكَ السَّاعَةُ لاَ يُصَلَّى فِيهَا فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ أَلَيْسَ قَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَلَسَ مَجْلِسًا يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ فَهُوَ فِي صَلاَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ بَلَى ‏.‏ قَالَ فَهُوَ ذَاكَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ طَوِيلَةٌ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ قَالَ وَمَعْنَى قَوْلِهِ ‏"‏ أَخْبِرْنِي بِهَا وَلاَ تَضْنَنْ بِهَا عَلَىَّ ‏"‏ ‏.‏ لاَ تَبْخَلْ بِهَا عَلَىَّ وَالضَّنُّ الْبُخْلُ وَالظَّنِينُ الْمُتَّهَمُ ‏.‏

Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n haber verdi; dedi ki: Bize Mâlik b. Enes haber verdi; Yezîd b. Abdillâh b. el-Hâd'dan; Muhammed b. İbrâhîm'den; Ebû Seleme'den; Ebû Hüreyre'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün oradan indirildi. Onda öyle bir saat vardır ki, Müslüman bir kul namaz kılarken o saate denk gelir de Allah'tan bir şey isterse, Allah mutlaka ona onu verir." Ebû Hüreyre dedi ki: Abdullâh b. Selâm ile karşılaştım ve ona bu hadisi zikrettim. Dedi ki: "Ben o saati en iyi bilenim." Dedim ki: "Bana onu haber ver, onu benden esirgeme (cimrilik etme)." Dedi ki: "O, ikindiden sonra güneş batıncaya kadar (olan vakit)tir." Dedim ki: "Nasıl ikindiden sonra olur? Oysa Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Müslüman bir kul namaz kılarken o saate denk gelir' buyurdu. O vakitte ise namaz kılınmaz." Abdullâh b. Selâm dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Kim bir mecliste oturup namazı beklerse o namazdadır' buyurmadı mı?" Dedim ki: "Evet." Dedi ki: "İşte o (buna işarettir)." Ebû Îsâ dedi ki: Hadiste uzun bir kıssa vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Dedi ki: "Onu bana haber ver, benden esirgeme (lâ tadnen)" sözünün manası: "Bana karşı cimrilik etme" demektir. "Dann" cimrilik; "zanîn" ise itham edilen (töhmet altındaki) kimse demektir.

492. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ أَتَى الْجُمُعَةَ فَلْيَغْتَسِلْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَأَبِي سَعِيدٍ وَجَابِرٍ وَالْبَرَاءِ وَعَائِشَةَ وَأَبِي الدَّرْدَاءِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân b. Uyeyne haber verdi; Zührî'den; Sâlim'den; babasından (naklen); o Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiştir: "Kim cumaya gelirse gusletsin." Dedi ki: Bu konuda Ömer, Ebû Saîd, Câbir, Berâ, Aişe ve Ebû'd-Derdâ'dan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir.

493. Hadis

وَرُوِيَ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثُ أَيْضًا ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ ‏.‏ وَقَالَ مُحَمَّدٌ وَحَدِيثُ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ وَحَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ كِلاَ الْحَدِيثَيْنِ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُ أَصْحَابِ الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ حَدَّثَنِي آلُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ‏.‏

Zührî'den; Abdullâh b. Abdillâh b. Ömer'den; babasından; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadis ayrıca (şu şekilde) rivayet edilmiştir: Bize bunu Kuteybe anlattı; dedi ki: Bize Leys b. Sa'd haber verdi; İbn Şihâb'dan; Abdullâh b. Abdillâh b. Ömer'den; babasından (naklen); Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bunun mislini (rivayet etti). Muhammed (Buhârî) dedi ki: Zührî'nin Sâlim'den, (onun da) babasından rivayet ettiği hadis ile; Abdullâh b. Abdillâh'ın babasından rivayet ettiği hadisin her ikisi de sahihtir. Zührî'nin öğrencilerinden (ashabından) bazıları, Zührî'den (naklen) şöyle dediğini rivayet ettiler: "Bana Abdullâh b. Ömer'in ailesi; Abdullâh b. Ömer'den anlattı."

494. Hadis

قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَيْضًا وَهُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ رَوَاهُ يُونُسُ وَمَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ بَيْنَمَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ دَخَلَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَيَّةُ سَاعَةٍ هَذِهِ فَقَالَ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ سَمِعْتُ النِّدَاءَ وَمَا زِدْتُ عَلَى أَنْ تَوَضَّأْتُ ‏.‏ قَالَ وَالْوُضُوءَ أَيْضًا وَقَدْ عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِالْغُسْلِ ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ أَبُو بَكْرٍ مُحَمَّدُ بْنُ أَبَانَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Ebû Îsâ dedi ki: Cuma günü gusletmek hakkında İbn Ömer'den; (o da) Ömer'den; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den de rivayet edilmiştir ve o hasen sahih bir hadistir. Bunu Yûnus ve Ma'mer; Zührî'den, Sâlim'den, babasından (naklen) rivayet etti: Ömer b. el-Hattâb cuma günü hutbe okurken Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adam (mescide) girdi. (Ömer ona) dedi ki: "Bu ne vakit? (Neden geç kaldın?)" Dedi ki: "Ezanı duyar duymaz sadece abdest aldım (ve geldim)." (Ömer) dedi ki: "Sadece abdest mi? Oysa biliyorsun ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem guslü emretmişti." Bize bunu Ebû Bekir Muhammed b. Ebân anlattı; dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı; Ma'mer'den; Zührî'den (bunu nakletti).

495. Hadis

قَالَ وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا أَبُو صَالِحٍ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏ وَرَوَى مَالِكٌ، هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، قَالَ بَيْنَمَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏ فَذَكَرَ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا فَقَالَ الصَّحِيحُ حَدِيثُ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ مَالِكٍ أَيْضًا عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ نَحْوُ هَذَا الْحَدِيثِ ‏.‏

(Ebû Îsâ) dedi ki: Ve bize Abdullâh b. Abdurrahmân anlattı; dedi ki: Bize Ebû Sâlih Abdullâh b. Sâlih haber verdi; dedi ki: Bize Leys anlattı; Yûnus'tan; Zührî'den (naklen) bu hadisi (rivayet etti). Mâlik de bu hadisi Zührî'den, Sâlim'den (naklen) rivayet etti ve dedi ki: "Ömer b. el-Hattâb cuma günü hutbe okurken..." diyerek bu hadisi zikretti. Ebû Îsâ dedi ki: Muhammed (Buhârî)'ye bunu sordum. Dedi ki: "Sahih olan, Zührî'nin Sâlim'den, (onun da) babasından rivayet ettiği (merfu) hadistir." Muhammed dedi ki: "Mâlik'ten de; Zührî'den, Sâlim'den, babasından (naklen) bu hadisin benzeri rivayet edilmiştir."

496. Hadis

حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، وَأَبُو جَنَابٍ يَحْيَى بْنُ أَبِي حَيَّةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيسَى، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ أَوْسِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَغَسَّلَ وَبَكَّرَ وَابْتَكَرَ وَدَنَا وَاسْتَمَعَ وَأَنْصَتَ كَانَ لَهُ بِكُلِّ خَطْوَةٍ يَخْطُوهَا أَجْرُ سَنَةٍ صِيَامُهَا وَقِيَامُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَحْمُودٌ قَالَ وَكِيعٌ اغْتَسَلَ هُوَ وَغَسَّلَ امْرَأَتَهُ ‏.‏ قَالَ وَيُرْوَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ أَنَّهُ قَالَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ ‏"‏ مَنْ غَسَّلَ وَاغْتَسَلَ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي غَسَلَ رَأْسَهُ وَاغْتَسَلَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ وَعِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَسَلْمَانَ وَأَبِي ذَرٍّ وَأَبِي سَعِيدٍ وَابْنِ عُمَرَ وَأَبِي أَيُّوبَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَوْسِ بْنِ أَوْسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَأَبُو الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيُّ اسْمُهُ شَرَاحِيلُ بْنُ آدَةَ ‏.‏ وَأَبُو جَنَابٍ يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْقَصَّابُ الْكُوفِيُّ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân anlattı; dedi ki: Bize Vekî' anlattı; dedi ki: Bize Süfyân ve Ebû Cenâb Yahyâ b. Ebî Hayye haber verdi; Abdullâh b. Îsâ'dan; Yahyâ b. el-Hâris'ten; Ebû'l-Eş'as es-San'ânî'den; Evs b. Evs'ten; (naklen) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim cuma günü gusleder ve (eşine) guslettirirse (cünüp olursa), erkenden kalkar ve erkenden (mescide) giderse, (imama) yakın oturur, (onu) dinler ve susarsa (lağv yapmazsa), attığı her adım için kendisine bir senelik oruç ve kıyam (ibadet) ecri verilir." Mahmûd dedi ki: Vekî' şöyle dedi: "'Gusleder' yani kendisi; 'guslettirir' yani eşini (cünüp yaparak)." Dedi ki: Abdullâh b. el-Mübârek'ten rivayet edildiğine göre o bu hadis hakkında şöyle demiştir: "'Ğassele' (yıkadı/guslettirdi) yani başını yıkadı; 'iğtesele' (gusletti) yani (bütün vücudunu) yıkadı." Dedi ki: Bu konuda Ebû Bekir, İmrân b. Husayn, Selmân, Ebû Zer, Ebû Saîd, İbn Ömer ve Ebû Eyyûb'dan [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Evs b. Evs hadisi hasendir. Ebû'l-Eş'as es-San'ânî'nin adı Şerâhîl b. Âde'dir. Ebû Cenâb ise Yahyâ b. Habîb el-Kassâb el-Kûfî'dir.

497. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُفْيَانَ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَبِهَا وَنِعْمَتْ وَمَنِ اغْتَسَلَ فَالْغُسْلُ أَفْضَلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَعَائِشَةَ وَأَنَسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ بَعْضُ أَصْحَابِ قَتَادَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدَبٍ وَرَوَاهُ بَعْضُهُمْ عَنْ قَتَادَةَ عَنِ الْحَسَنِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُرْسَلٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمُ اخْتَارُوا الْغُسْلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَرَأَوْا أَنْ يُجْزِئَ الْوُضُوءُ مِنَ الْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ وَمِمَّا يَدُلُّ عَلَى أَنَّ أَمْرَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ أَنَّهُ عَلَى الاِخْتِيَارِ لاَ عَلَى الْوُجُوبِ حَدِيثُ عُمَرَ حَيْثُ قَالَ لِعُثْمَانَ وَالْوُضُوءَ أَيْضًا وَقَدْ عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِالْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏ فَلَوْ عَلِمَا أَنَّ أَمْرَهُ عَلَى الْوُجُوبِ لاَ عَلَى الاِخْتِيَارِ لَمْ يَتْرُكْ عُمَرُ عُثْمَانَ حَتَّى يَرُدَّهُ وَيَقُولَ لَهُ ارْجِعْ فَاغْتَسِلْ وَلَمَا خَفِيَ عَلَى عُثْمَانَ ذَلِكَ مَعَ عِلْمِهِ وَلَكِنْ دَلَّ فِي هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّ الْغُسْلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِيهِ فَضْلٌ مِنْ غَيْرِ وُجُوبٍ يَجِبُ عَلَى الْمَرْءِ فِي ذَلِكَ ‏.‏

Bize Ebû Mûsâ Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; dedi ki: Bize Saîd b. Süfyân el-Cahderî haber verdi; dedi ki: Bize Şu'be haber verdi; Katâde'den; Hasan'dan; Semure b. Cündeb'den; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim cuma günü abdest alırsa, ne âlâ, ne güzel (bir sünneti yerine getirmiş olur)! Kim de guslederse, gusül daha faziletlidir." Dedi ki: Bu konuda Ebû Hüreyre, Aişe ve Enes'ten [da hadis] vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Semure hadisi hasendir. Katâde'nin öğrencilerinden bazıları bunu Katâde'den; Hasan'dan; Semure b. Cündeb'den rivayet ederken, bazıları da Katâde'den; Hasan'dan; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak rivayet etmiştir. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından ve onlardan sonrakilerden ilim ehli katında uygulama böyledir: Onlar cuma günü gusletmeyi tercih etmişler, (ancak) cuma günü abdestin gusül yerine geçeceğini (yeterli olacağını) uygun görmüşlerdir. Şâfiî dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in cuma günü gusül emrinin vücub (farz) değil ihtiyar (tercih/fazilet) olduğuna delalet eden şeylerden biri de Ömer'in hadisidir. Hani o, Osman'a şöyle demişti: "Sadece abdest mi? Oysa biliyorsun ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem cuma günü guslü emretmişti." Eğer (Ömer ve Osman) bu emrin ihtiyar değil de vücub üzere olduğunu bilselerdi, Ömer Osman'ı (öylece) bırakmaz, onu geri çevirir ve ona "Dön ve guslet" derdi. Osman da ilmine rağmen (bunu terk etmesi) ona gizli kalmazdı. Lakin bu hadis, cuma günü gusülde kişiye vacip olan bir zorunluluk olmaksızın fazilet olduğuna delalet etmiştir.

498. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ أَتَى الْجُمُعَةَ فَدَنَا وَاسْتَمَعَ وَأَنْصَتَ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ وَزِيَادَةُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ وَمَنْ مَسَّ الْحَصَى فَقَدْ لَغَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Hennâd anlattı; dedi ki: Bize Ebû Muâviye haber verdi; A'meş'ten, Ebû Sâlih'ten, [o da] Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim abdest alır ve abdestini güzelce yaparsa, sonra Cuma namazına gelir, [imama] yaklaşır, dinler ve susarsa, o Cuma ile [diğer] Cuma arasındaki ve buna ilaveten üç günlük [günahları] bağışlanır. Kim de [oyalanmak maksadıyla] çakıl taşlarına dokunursa boş bir iş yapmış olur." Ebû Îsâ dedi ki: Bu, hasen sahih bir hadistir.

499. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنِ اغْتَسَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ ثُمَّ رَاحَ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَدَنَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّانِيَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَقَرَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الثَّالِثَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ كَبْشًا أَقْرَنَ وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الرَّابِعَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ دَجَاجَةً وَمَنْ رَاحَ فِي السَّاعَةِ الْخَامِسَةِ فَكَأَنَّمَا قَرَّبَ بَيْضَةً فَإِذَا خَرَجَ الإِمَامُ حَضَرَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَسْتَمِعُونَ الذِّكْرَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَسَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize İshâk b. Mûsâ el-Ensârî anlattı; dedi ki: Bize Ma'n haber verdi; dedi ki: Bize Mâlik haber verdi; Sümeyy'den, Ebû Sâlih'ten, [o da] Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Cuma günü cünüplük guslü gibi gusleder, sonra [erkenden camiye] giderse, sanki bir deve kurban etmiş gibi olur. Kim ikinci saatte giderse, sanki bir inek kurban etmiş gibi olur. Kim üçüncü saatte giderse, sanki boynuzlu bir koç kurban etmiş gibi olur. Kim dördüncü saatte giderse, sanki bir tavuk kurban etmiş gibi olur. Kim beşinci saatte giderse, sanki bir yumurta kurban etmiş gibi olur. İmam [hutbe için] çıktığında ise melekler hazır bulunur ve Zikri (hutbeyi) dinlerler." [Ebû Îsâ dedi ki:] Bu konuda Abdullah b. Amr ve Semüre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hureyre hadisi hasen sahih bir hadistir.

500. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ عَبِيدَةَ بْنِ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الْجَعْدِ يَعْنِي الضَّمْرِيَّ، وَكَانَتْ، لَهُ صُحْبَةٌ فِيمَا زَعَمَ مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَرَكَ الْجُمُعَةَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ تَهَاوُنًا بِهَا طَبَعَ اللَّهُ عَلَى قَلْبِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَسَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي الْجَعْدِ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنِ اسْمِ أَبِي الْجَعْدِ الضَّمْرِيِّ فَلَمْ يَعْرِفِ اسْمَهُ وَقَالَ لاَ أَعْرِفُ لَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَلاَ نَعْرِفُ هَذَا الْحَدِيثَ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو ‏.‏

Bize Ali b. Haşrem anlattı; dedi ki: Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi; Muhammed b. Amr'dan, Ubeyde b. Süfyân'dan, [o da] Ebû'l-Ca'd'dan (yani ed-Damrî'den) naklettiğine göre -ki Muhammed b. Amr onun [sahabe] sohbetinde bulunduğunu iddia etmiştir- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim önemsemeyerek üç Cuma namazını terk ederse, Allah onun kalbini mühürler." [Ebû Îsâ dedi ki:] Bu konuda İbn Ömer, İbn Abbâs ve Semüre'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû'l-Ca'd hadisi hasen bir hadistir. Muhammed'e (Buhârî'ye) Ebû'l-Ca'd ed-Damrî'nin ismini sordum, ismini bilemedi ve şöyle dedi: Onun Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisten başka bir hadisini bilmiyorum. Ebû Îsâ dedi ki: Biz bu hadisi sadece Muhammed b. Amr'ın rivayetinden biliyoruz.

501. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ مَدُّويَهْ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ ثُوَيْرٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَهْلِ قُبَاءَ عَنْ أَبِيهِ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - قَالَ أَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَشْهَدَ الْجُمُعَةَ مِنْ قُبَاءَ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا وَلاَ يَصِحُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ وَلاَ يَصِحُّ فِي هَذَا الْبَابِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَيْءٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ الْجُمُعَةُ عَلَى مَنْ آوَاهُ اللَّيْلُ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَهَذَا حَدِيثٌ إِسْنَادُهُ ضَعِيفٌ إِنَّمَا يُرْوَى مِنْ حَدِيثِ مُعَارِكِ بْنِ عَبَّادٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ ‏.‏ وَضَعَّفَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيَّ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ قَالَ وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ عَلَى مَنْ تَجِبُ الْجُمُعَةُ فَقَالَ بَعْضُهُمْ تَجِبُ الْجُمُعَةُ عَلَى مَنْ آوَاهُ اللَّيْلُ إِلَى مَنْزِلِهِ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ تَجِبُ الْجُمُعَةُ إِلاَّ عَلَى مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Bize Abd b. Humeyd ve Muhammed b. Meddûyeh anlattı; dediler ki: Bize Fadl b. Dukeyn anlattı; Bize İsrâîl anlattı; Süveyr'den, Kübâ halkından bir adamdan, [o da] babasından naklettiğine göre -ki babası Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabındandı- o şöyle demiştir: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bize Kübâ'dan [gelip] Cuma namazına katılmamızı emretti." [Ebû Îsâ dedi ki:] Bu konuda Ebû Hureyre'den de Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayet edilmiştir ancak sahih değildir. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadisi sadece bu vechinden biliyoruz. Bu konuda Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den sahih bir şey yoktur. Ebû Hureyre'den Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Cuma namazı, geceleyin ailesine dönebilen herkese [farzdır]." Bu, isnadı zayıf bir hadistir; sadece Muârik b. Abbâd'ın Abdullah b. Saîd el-Makburî'den rivayetiyle bilinir. Yahyâ b. Saîd el-Kattân, hadis konusunda Abdullah b. Saîd el-Makburî'yi zayıf saymıştır. Ebû Îsâ dedi ki: İlim ehli Cuma namazının kime farz olduğu konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: "Geceleyin evine dönebilen herkese Cuma namazı farzdır" demişlerdir. Bazıları ise: "Cuma namazı sadece ezanı işitenlere farzdır" demişlerdir. Bu, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür.

502. Hadis

سَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ الْحَسَنِ، يَقُولُ كُنَّا عِنْدَ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ فَذَكَرُوا عَلَى مَنْ تَجِبُ الْجُمُعَةُ فَلَمْ يَذْكُرْ أَحْمَدُ فِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا ‏.‏ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ فَقُلْتُ لأَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ فِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ أَحْمَدُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ الْحَسَنِ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ نُصَيْرٍ حَدَّثَنَا مُعَارِكُ بْنُ عَبَّادٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْجُمُعَةُ عَلَى مَنْ آوَاهُ اللَّيْلُ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَغَضِبَ عَلَىَّ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَقَالَ لِي اسْتَغْفِرْ رَبَّكَ اسْتَغْفِرْ رَبَّكَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى إِنَّمَا فَعَلَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ هَذَا لأَنَّهُ لَمْ يَعُدَّ هَذَا الْحَدِيثَ شَيْئًا وَضَعَّفَهُ لِحَالِ إِسْنَادِهِ ‏.‏

Ahmed b. el-Hasan'ı şöyle derken işittim: Ahmed b. Hanbel'in yanındaydık. Cuma namazının kime farz olduğunu müzakere ettiler. Ahmed bu konuda Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bir şey zikretmedi. Ahmed b. el-Hasan dedi ki: Ben Ahmed b. Hanbel'e: "Bu konuda Ebû Hureyre'nin Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivayeti var" dedim. Ahmed: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den mi?" dedi. Ben: "Evet" dedim. [Ahmed b. el-Hasan isnadı şöyle zikretti:] Bize Haccâc b. Nusayr anlattı; bize Muârik b. Abbâd anlattı; Abdullah b. Saîd el-Makburî'den, babasından, [o da] Ebû Hureyre'den naklettiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cuma namazı, geceleyin ailesine dönebilen herkese [farzdır]." [Ahmed b. el-Hasan] dedi ki: Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel bana kızdı ve şöyle dedi: "Rabbinden mağfiret dile, Rabbinden mağfiret dile." Ebû Îsâ dedi ki: Ahmed b. Hanbel'in böyle yapmasının sebebi, senedindeki [zayıflık] sebebiyle bu hadisi bir şey (delil) saymaması ve onu zayıf görmesidir.

503. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا سُرَيْجُ بْنُ النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي الْجُمُعَةَ حِينَ تَمِيلُ الشَّمْسُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Süreyc b. en-Nu'mân anlattı; dedi ki: Bize Füleyh b. Süleyman anlattı; Osman b. Abdurrahman et-Teymî'den, [o da] Enes b. Mâlik'ten naklettiğine göre: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma namazını güneş meylettiği (zevâle erdiği) zaman kılardı."

504. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ وَجَابِرٍ وَالزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَنَسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهُوَ الَّذِي أَجْمَعَ عَلَيْهِ أَكْثَرُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنَّ وَقْتَ الْجُمُعَةِ إِذَا زَالَتِ الشَّمْسُ كَوَقْتِ الظُّهْرِ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَرَأَى بَعْضُهُمْ أَنَّ صَلاَةَ الْجُمُعَةِ إِذَا صُلِّيَتْ قَبْلَ الزَّوَالِ أَنَّهَا تَجُوزُ أَيْضًا ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَمَنْ صَلاَّهَا قَبْلَ الزَّوَالِ فَإِنَّهُ لَمْ يَرَ عَلَيْهِ إِعَادَةً ‏.‏

Bize Yahyâ b. Mûsâ anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; dedi ki: Bize Füleyh b. Süleyman anlattı; Osman b. Abdurrahman et-Teymî'den, [o da] Enes'ten naklettiğine göre o, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisin benzerini rivayet etmiştir. [Ebû Îsâ dedi ki:] Bu konuda Seleme b. Ekva', Câbir ve Zübeyr b. Avvâm'dan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Enes hadisi hasen sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğunluğunun üzerinde icmâ ettiği görüş şudur: Cuma namazının vakti, öğle namazının vakti gibi güneşin zevâle ermesiyledir. Bu, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşüdür. Onlardan bazıları, Cuma namazının zevâlden önce kılınması halinde de caiz olacağı görüşündedirler. Ahmed: "Zevâlden önce kılan kimsenin [namazını] iade etmesi gerektiğini düşünmüyorum" demiştir.

505. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو حَفْصٍ، عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ الْفَلاَّسُ الصَّيْرَفِيُّ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، وَيَحْيَى بْنُ كَثِيرٍ أَبُو غَسَّانَ الْعَنْبَرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ الْعَلاَءِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْطُبُ إِلَى جِذْعٍ فَلَمَّا اتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمِنْبَرَ حَنَّ الْجِذْعُ حَتَّى أَتَاهُ فَالْتَزَمَهُ فَسَكَنَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَجَابِرٍ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ وَأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأُمِّ سَلَمَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَمُعَاذُ بْنُ الْعَلاَءِ هُوَ بَصْرِيٌّ وَهُوَ أَخُو أَبِي عَمْرِو بْنِ الْعَلاَءِ ‏.‏

Bize Ebû Hafs Amr b. Alî el-Fellâs es-Sayrafî anlattı; dedi ki: Bize Osman b. Ömer ve Yahyâ b. Kesîr Ebû Gassân el-Anberî anlattı; dediler ki: Bize Muâz b. Alâ anlattı; Nâfi'den, [o da] İbn Ömer'den naklettiğine göre: "Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bir hurma kütüğüne [dayanarak] hutbe verirdi. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem minber edinince kütük inledi. Nihayet [Resûlullah] ona gelip sarılınca sakinleşti." [Ebû Îsâ dedi ki:] Bu konuda Enes, Câbir, Sehl b. Sa'd, Übey b. Ka'b, İbn Abbâs ve Ümmü Seleme'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen garip sahih bir hadistir. Muâz b. Alâ Basralıdır ve Ebû Amr b. Alâ'nın kardeşidir.

506. Hadis

حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ يَجْلِسُ ثُمَّ يَقُومُ فَيَخْطُبُ قَالَ مِثْلَ مَا تَفْعَلُونَ الْيَوْمَ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَهُوَ الَّذِي رَآهُ أَهْلُ الْعِلْمِ أَنْ يَفْصِلَ بَيْنَ الْخُطْبَتَيْنِ بِجُلُوسٍ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade el-Basrî anlattı; dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris anlattı; dedi ki: Bize Ubeydullah b. Ömer anlattı; (o) Nâfi'den, (o da) İbn Ömer'den nakletti ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü hutbe irad eder, sonra oturur, sonra kalkar ve (tekrar) hutbe irad ederdi. (Ravi Nâfi) dedi ki: Bugün sizin yaptığınız gibi."

507. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، وَهَنَّادٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كُنْتُ أُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَانَتْ صَلاَتُهُ قَصْدًا وَخُطْبَتُهُ قَصْدًا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe ve Hennâd anlattılar; dediler ki: Bize Ebu'l-Ahvas anlattı; (o) Simâk b. Harb'den, (o da) Câbir b. Semure'den nakletti; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılardım. O'nun namazı da orta yollu (mutedil), hutbesi de orta yollu (mutedil) idi."

508. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏(‏ونَادَوُا يَا مَالِكُ‏)‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ وَجَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ غَرِيبٌ وَهُوَ حَدِيثُ ابْنِ عُيَيْنَةَ ‏.‏ وَقَدِ اخْتَارَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يَقْرَأَ الإِمَامُ فِي الْخُطْبَةِ آيًا مِنَ الْقُرْآنِ ‏.‏ قَالَ الشَّافِعِيُّ وَإِذَا خَطَبَ الإِمَامُ فَلَمْ يَقْرَأْ فِي خُطْبَتِهِ شَيْئًا مِنَ الْقُرْآنِ أَعَادَ الْخُطْبَةَ ‏.‏

Kuteybe bize rivayet etti, Süfyan b. Uyeyne bize rivayet etti, Amr b. Dinar’dan, Atâ’dan, Safvan b. Ya’lâ b. Ümeyye’den, o da babasından rivayet ettiğine göre babası şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde: { وَنَادَوْا يَا مَالِكُ } "Ey Mâlik! diye seslendiler" ayetini okurken işittim."

509. Hadis

حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ يَعْقُوبَ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفَضْلِ بْنِ عَطِيَّةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اسْتَوَى عَلَى الْمِنْبَرِ اسْتَقْبَلْنَاهُ بِوُجُوهِنَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَحَدِيثُ مَنْصُورٍ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ مُحَمَّدِ بْنِ الْفَضْلِ بْنِ عَطِيَّةَ ‏.‏ وَمُحَمَّدُ بْنُ الْفَضْلِ بْنِ عَطِيَّةَ ضَعِيفٌ ذَاهِبُ الْحَدِيثِ عِنْدَ أَصْحَابِنَا ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ يَسْتَحِبُّونَ اسْتِقْبَالَ الإِمَامِ إِذَا خَطَبَ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَلاَ يَصِحُّ فِي هَذَا الْبَابِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَيْءٌ ‏.‏

Abbâd b. Yakûb el-Kûfî bize rivayet etti, Muhammed b. el-Fadl b. Atiyye bize rivayet etti, Mansûr’dan, İbrahim’den, Alkame’den, Abdullah b. Mesud’dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minberin üzerine çıktığında biz de yüzümüzle ona dönerdik."

510. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِذْ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَصَلَّيْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قُمْ فَارْكَعْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ أَصَحُّ شَيْءٍ فِي هَذَا الْبَابِ ‏.‏

Kuteybe bize anlattı, Hammâd b. Zeyd bize anlattı, Amr b. Dînâr'dan, (o da) Câbir b. Abdillâh'tan, dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cuma günü hutbe verirken bir adam geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (ona): 'Namaz kıldın mı?' buyurdu. (Adam): 'Hayır' dedi. (Bunun üzerine): 'Kalk ve (iki rekat) namaz kıl' buyurdu." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir, bu konuda gelen en sahih şeydir.

511. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، دَخَلَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَمَرْوَانُ يَخْطُبُ فَقَامَ يُصَلِّي فَجَاءَ الْحَرَسُ لِيُجْلِسُوهُ فَأَبَى حَتَّى صَلَّى فَلَمَّا انْصَرَفَ أَتَيْنَاهُ فَقُلْنَا رَحِمَكَ اللَّهُ إِنْ كَادُوا لَيَقَعُوا بِكَ ‏.‏ فَقَالَ مَا كُنْتُ لأَتْرُكَهُمَا بَعْدَ شَيْءٍ رَأَيْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ أَنَّ رَجُلاً جَاءَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِي هَيْئَةٍ بَذَّةٍ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَأَمَرَهُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ كَانَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ إِذَا جَاءَ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ وَكَانَ يَأْمُرُ بِهِ وَكَانَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُقْرِئُ يَرَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَسَمِعْتُ ابْنَ أَبِي عُمَرَ يَقُولُ قَالَ سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ كَانَ مُحَمَّدُ بْنُ عَجْلاَنَ ثِقَةً مَأْمُونًا فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا دَخَلَ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَإِنَّهُ يَجْلِسُ وَلاَ يُصَلِّي ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ ‏.‏ وَالْقَوْلُ الأَوَّلُ أَصَحُّ ‏.‏ حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ خَالِدٍ الْقُرَشِيُّ قَالَ رَأَيْتُ الْحَسَنَ الْبَصْرِيَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ جَلَسَ ‏.‏ إِنَّمَا فَعَلَ الْحَسَنُ اتِّبَاعًا لِلْحَدِيثِ وَهُوَ رَوَى عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏

Muhammed b. Ebî Ömer bize anlattı, Süfyân b. Uyeyne bize anlattı, Muhammed b. Aclân'dan, (o da) İyâz b. Abdillâh b. Ebî Serh'ten; Ebû Saîd el-Hudrî cuma günü, Mervân hutbe verirken (mescide) girdi ve namaz kılmaya durdu. Muhafızlar onu oturtmak için geldiler fakat o (namazı) kılıncaya kadar (oturmaktan) kaçındı. (Namazdan) ayrılınca ona geldik ve: "Allah sana rahmet etsin, neredeyse sana (müdahale edip) çullanacaklardı" dedik. O da şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den gördüğüm bir şeyden sonra o iki rekatı (kılmayı) asla terk etmem." Sonra (şöyle) zikretti: "Cuma günü pejmürde kılıklı bir adam gelmişti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem cuma günü hutbe veriyordu. Ona emretti ve o da iki rekat namaz kıldı; (bu sırada) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe veriyordu." İbn Ebî Ömer dedi ki: Süfyân b. Uyeyne imam hutbe verirken (birisi) geldiğinde iki rekat namaz kılardı ve bunu emrederdi. Ebû Abdirrahmân el-Mukri onu (böyle yaparken) görürdü. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ebî Ömer'i şöyle derken işittim: Süfyân b. Uyeyne dedi ki: Muhammed b. Aclân hadiste sika (güvenilir) ve emîn birisidir. (Ebû Îsâ) Dedi ki: Bu konuda Câbir, Ebû Hureyre ve Sehl b. Sa'd'dan da hadis vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin bazısına göre amel buna göredir. Şâfiî, Ahmed ve İshâk bu görüştedir. Bazıları ise imam hutbe verirken (birisi) girdiğinde oturur ve namaz kılmaz dediler. Bu Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşüdür. Ancak ilk görüş daha sahihtir. Kuteybe bize anlattı, Alâ b. Hâlid el-Kureşî bize anlattı, dedi ki: Hasan el-Basrî'yi cuma günü imam hutbe verirken mescide girerken gördüm; iki rekat namaz kıldı sonra oturdu. Hasan bunu ancak hadise uymak için yaptı ki o, Câbir'den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu hadisi rivayet etmiştir.

512. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَالَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ أَنْصِتْ فَقَدْ لَغَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ أَبِي أَوْفَى وَجَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ كَرِهُوا لِلرَّجُلِ أَنْ يَتَكَلَّمَ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ وَقَالُوا إِنْ تَكَلَّمَ غَيْرُهُ فَلاَ يُنْكِرْ عَلَيْهِ إِلاَّ بِالإِشَارَةِ ‏.‏ وَاخْتَلَفُوا فِي رَدِّ السَّلاَمِ وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ فَرَخَّصَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي رَدِّ السَّلاَمِ وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ وَهُوَ قَوْلُ أَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏ وَكَرِهَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنَ التَّابِعِينَ وَغَيْرِهِمْ ذَلِكَ وَهُوَ قَوْلُ الشَّافِعِيِّ ‏.‏

Kuteybe, Leys vasıtasıyla Ukayl'den, o Zührî'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da Ebû Hüreyre'den rivayet ettiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Cuma günü imam hutbe okurken (yanındakine) 'Sus (dinle)!' dersen boş konuşmuş (lâğv yapmış) olursun." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda İbn Ebî Evfâ ve Câbir b. Abdillah'tan da hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinin uygulaması buna göredir. İmam hutbe verirken kişinin konuşmasını kerih görmüşlerdir. Dediler ki: Başkası konuşsa bile onu ancak işaretle uyarabilir. İmam hutbe verirken selamı almaya ve aksırana (yerhamükellah demeye) gelince ihtilaf ettiler. Bazı ilim ehli, imam hutbe verirken selamı almaya ve aksırana dua etmeye ruhsat vermiştir. Bu Ahmed ve İshak'ın görüşüdür. Tabiinden ve diğerlerinden bazı ilim ehli ise bunu kerih görmüştür. Bu da Şâfiî'nin görüşüdür.

513. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَبَّانَ بْنِ فَائِدٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ الْجُهَنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ اتَّخَذَ جِسْرًا إِلَى جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ الْجُهَنِيِّ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ رِشْدِينَ بْنِ سَعْدٍ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَيْهِ عِنْدَ أَهْلِ الْعِلْمِ كَرِهُوا أَنْ يَتَخَطَّى الرَّجُلُ رِقَابَ النَّاسِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَشَدَّدُوا فِي ذَلِكَ ‏.‏ وَقَدْ تَكَلَّمَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ فِي رِشْدِينَ بْنِ سَعْدٍ وَضَعَّفَهُ مِنْ قِبَلِ حِفْظِهِ ‏.‏

Ebû Küreyb, Rişdîn b. Sa'd vasıtasıyla Zebbân b. Fâid'den, o Sehl b. Muâz b. Enes el-Cühenî'den, o da babasından rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim Cuma günü insanların omuzlarına basarak (ön saflara) geçerse, cehenneme giden bir köprü edinmiş olur." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Câbir'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Sehl b. Muâz b. Enes el-Cühenî hadisi gariptir. Bunu sadece Rişdîn b. Sa'd'ın rivayetinden biliyoruz. İlim ehlinin uygulaması buna göredir. Cuma günü kişinin insanların omuzlarına basarak geçmesini kerih görmüşler ve bu konuda şiddetli davranmışlardır. Bazı ilim ehli Rişdîn b. Sa'd hakkında konuşmuş ve hafızası yönünden onu zayıf saymıştır.

514. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ الرَّازِيُّ، وَعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُقْرِئُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي أَبُو مَرْحُومٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْحَبْوَةِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَأَبُو مَرْحُومٍ اسْمُهُ عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ مَيْمُونٍ ‏.‏ وَقَدْ كَرِهَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ الْحَبْوَةَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ وَرَخَّصَ فِي ذَلِكَ بَعْضُهُمْ مِنْهُمْ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَغَيْرُهُ وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ لاَ يَرَيَانِ بِالْحَبْوَةِ وَالإِمَامُ يَخْطُبُ بَأْسًا ‏.‏

Muhammed b. Humeyd er-Râzî ve Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî, Ebu Abdurrahman el-Mukri’den, o Saîd b. Ebî Eyyûb’dan, o Ebû Merhûm’dan, o Sehl b. Muaz’dan, o da babasından (Muaz b. Enes’den) rivayet ettiğine göre: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Cuma günü imam hutbe verirken ihtibâ (dizleri karna çekip oturmak) yapmayı yasakladı."

515. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا حُصَيْنٌ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَارَةَ بْنَ، رُوَيْبَةَ الثَّقَفِيَّ، وَبِشْرُ بْنُ مَرْوَانَ، يَخْطُبُ فَرَفَعَ يَدَيْهِ فِي الدُّعَاءِ فَقَالَ عُمَارَةُ قَبَّحَ اللَّهُ هَاتَيْنِ الْيُدَيَّتَيْنِ الْقُصَيِّرَتَيْنِ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا يَزِيدُ عَلَى أَنْ يَقُولَ هَكَذَا وَأَشَارَ هُشَيْمٌ بِالسَّبَّابَةِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Ahmed b. Menî', Hüşeym’den, o Husayn’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: Umâre b. Ruveybe es-Sakafî’den işittim; Bişr b. Mervan hutbe verirken (dua esnasında) ellerini kaldırmıştı. Bunun üzerine Umâre şöyle dedi: "Allah şu iki kısa elciği çirkinleştirsin (kahretsin)! Andolsun ki ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördüm; o, (hutbede dua ederken) şundan fazlasını yapmazdı." (Ravi) Hüşeym, şehadet parmağıyla işaret etti.

516. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ كَانَ الأَذَانُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ إِذَا خَرَجَ الإِمَامُ وَإِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلَمَّا كَانَ عُثْمَانُ رضى الله عنه زَادَ النِّدَاءَ الثَّالِثَ عَلَى الزَّوْرَاءِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' anlattı; dedi ki: Bize Hammâd b. Hâlid el-Hayyât anlattı; İbn Ebû Zi'b'den; Zührî'den; Sâib b. Yezîd'den; dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer zamanında ezan, imam (minbere) çıktığı ve namaz için kamet getirildiği zamandı. Osman radıyallahu anh (halife) olunca Zevrâ üzerinde üçüncü nidayı (ezanı) ilave etti." Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

517. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُكَلَّمُ بِالْحَاجَةِ إِذَا نَزَلَ عَنِ الْمِنْبَرِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ جَرِيرِ بْنِ حَازِمٍ ‏.‏ قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ وَهِمَ جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ فِي هَذَا الْحَدِيثِ وَالصَّحِيحُ مَا رُوِيَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ قَالَ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَأَخَذَ رَجُلٌ بِيَدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَمَا زَالَ يُكَلِّمُهُ حَتَّى نَعَسَ بَعْضُ الْقَوْمِ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَالْحَدِيثُ هُوَ هَذَا ‏.‏ وَجَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ رُبَّمَا يَهِمُ فِي الشَّىْءِ وَهُوَ صَدُوقٌ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَهِمَ جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ فِي حَدِيثِ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ وَيُرْوَى عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ قَالَ كُنَّا عِنْدَ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ فَحَدَّثَ حَجَّاجٌ الصَّوَّافُ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَقُومُوا حَتَّى تَرَوْنِي ‏"‏ ‏.‏ فَوَهِمَ جَرِيرٌ فَظَنَّ أَنَّ ثَابِتًا حَدَّثَهُمْ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı; dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî anlattı; dedi ki: Bize Cerîr b. Hâzim anlattı; Sâbit'ten; Enes b. Mâlik'ten; dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem minberden indiği zaman bir ihtiyaç hakkında kendisiyle konuşulurdu." Ebu İsa dedi ki: Bu hadisi sadece Cerîr b. Hâzim'in rivayetiyle biliyoruz. Dedi ki: Muhammed'i şöyle derken işittim: "Cerîr b. Hâzim bu hadiste yanılgıya düşmüştür. Sahih olan, Sâbit kanalıyla Enes'ten rivayet edilen şu hadistir: 'Namaz için kamet getirildi, derken bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in elini tuttu. (Nebi ile) o kadar konuştu ki sonunda cemaatten bazıları uyukladı.'" Muhammed dedi ki: "Hadis budur. Cerîr b. Hâzim sadûk (doğru sözlü) biridir ancak bazen bir şeyde yanılgıya düşebilir." Muhammed dedi ki: "Cerîr b. Hâzim, Sâbit kanalıyla Enes'ten, (onun da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklettiği) şu hadiste de yanılgıya düşmüştür: 'Namaz için kamet getirildiğinde beni görünceye kadar kalkmayın.'" Muhammed dedi ki: "Hammâd b. Zeyd'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Biz Sâbit el-Bünânî'nin yanındaydık. Haccâc es-Savvâf bize Yahyâ b. Ebû Kesîr'den; (o) Abdullah b. Ebû Katâde'den; (o) babasından; (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu anlattı: 'Namaz için kamet getirildiğinde beni görünceye kadar kalkmayın.' İşte Cerîr (b. Hâzim) burada yanılgıya düşmüş ve Sâbit'in onlara bunu Enes'ten, (onun da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den anlattığını zannetmiştir."

518. Hadis

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ مَا تُقَامُ الصَّلاَةُ يُكَلِّمُهُ الرَّجُلُ يَقُومُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْقِبْلَةِ فَمَا يَزَالُ يُكَلِّمُهُ فَلَقَدْ رَأَيْتُ بَعْضَنَا يَنْعَسُ مِنْ طُولِ قِيَامِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Hasan b. Ali el-Hallâl bize aktardı. Abdürrezzak bize aktardı. Ma'mer, Sâbit'ten, o da Enes'ten rivayet etti. Enes dedi ki: "Kamet getirildikten sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir adamla konuştuğunu gördüm. Adam onunla kıble arasında duruyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onunla konuşmaya devam etti. O kadar ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in onun için uzun süre ayakta durmasından dolayı bazılarımızın uyukladığını gördüm." Ebu İsa dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

519. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ اسْتَخْلَفَ مَرْوَانُ أَبَا هُرَيْرَةَ عَلَى الْمَدِينَةِ وَخَرَجَ إِلَى مَكَّةَ فَصَلَّى بِنَا أَبُو هُرَيْرَةَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَرَأَ سُورَةَ الْجُمُعَةِ وَفِي السَّجْدَةِ الثَّانِيَةِ‏:‏ ‏(‏ِإذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ ‏)‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَأَدْرَكْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ فَقُلْتُ لَهُ تَقْرَأُ بِسُورَتَيْنِ كَانَ عَلِيٌّ يَقْرَأُ بِهِمَا بِالْكُوفَةِ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ بِهِمَا ‏.‏ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَالنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ وَأَبِي عِنَبَةَ الْخَوْلاَنِيِّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَرُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْجُمُعَةِ بِـ ‏(‏ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى ‏)‏ وَ ‏(‏هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ ‏)‏ ‏.‏ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي رَافِعٍ كَاتِبُ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ ‏.‏

Kuteybe bize aktardı. Hâtim b. İsmail, Cafer b. Muhammed'den, o babasından, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in azatlısı Ubeydullah b. Ebi Râfi'den rivayet etti. Ubeydullah dedi ki: "Mervan (Medine valisiyken) Mekke'ye gittiği sırada Ebu Hüreyre'yi Medine'ye vekil bıraktı. Ebu Hüreyre bize Cuma namazını kıldırdı ve (ilk rekâtta) Cuma suresini, ikinci rekâtta ise { إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ } "Münafıklar sana geldikleri zaman..." (Münafikun suresini) okudu." Ubeydullah dedi ki: Ebu Hüreyre'ye yetiştim ve ona dedim ki: "Ali'nin Kufe'de okuduğu iki sureyi okudun." Ebu Hüreyre dedi ki: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bu ikisini okurken işittim." Bu konuda İbn Abbas, Nu'man b. Beşir ve Ebu İnbe el-Havlânî'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebu İsa dedi ki: Ebu Hüreyre hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den Cuma namazında { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى } "Rabbinin o yüce adını tesbih et" (A'lâ suresi) ve { هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ } "Dehşeti her şeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?" (Gâşiye suresi) ile kıraat ettiği de rivayet edilmiştir. Ubeydullah b. Ebi Râfi', Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh'ın kâtibidir.

520. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مُخَوَّلِ بْنِ رَاشِدٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ * ‏(‏تَنْزِيلُ ‏)‏ السَّجْدَةَ وَ ‏(‏هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ ‏)‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ سَعْدٍ وَابْنِ مَسْعُودٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عَبَّاسٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رَوَاهُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَشُعْبَةُ وَغَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ مُخَوَّلٍ ‏.‏

Ali b. Hucr bize anlattı, Şerîk bize haber verdi, (o) Muhavvel b. Râşid’den, (o) Müslim el-Batîn’den, (o) Saîd b. Cübeyr’den, (o da) İbn Abbâs’tan radıyallahu anh naklettiğine göre, o şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma günü sabah namazında { الم * تَنْزِيلُ } (Secde) Suresini ve { هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنْسَانِ } (İnsan) Suresini okurdu." Bu konuda Sa’d, İbn Mes’ûd ve Ebû Hureyre’den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Süfyân es-Sevrî, Şu’be ve başkaları da bunu Muhavvel’den rivayet etmişlerdir.

521. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ جَابِرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ ابْنِ عُمَرَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَيْضًا ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ الشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ ‏.‏

İbn Ebî Ömer bize anlattı, Süfyân b. Uyeyne bize anlattı, (o) Amr b. Dînâr’dan, (o) Zührî’den, (o) Sâlim’den, (o da) babasından (İbn Ömer radıyallahu anh'den) naklettiğine göre: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Cuma namazından sonra iki rekat namaz kılardı." Bu konuda Câbir'den de hadis rivayet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Nâfi’ aracılığıyla İbn Ömer’den de rivayet edilmiştir. Bazı ilim ehlinin uygulaması buna göredir. Şâfiî ve Ahmed de bu görüştedir.

522. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ إِذَا صَلَّى الْجُمُعَةَ انْصَرَفَ فَصَلَّى سَجْدَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Kuteybe anlattı, bize Leys anlattı, Nâfi'den, o İbn Ömer'den: "O (İbn Ömer), Cuma'yı kıldığı zaman (evine) döner ve evinde iki rekat namaz kılardı. Sonra da şöyle derdi: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle yapardı.'" (Ebû Îsâ dedi ki): Bu hadis hasen sahihtir.

523. Hadis

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الْجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ قَالَ كُنَّا نَعُدُّ سُهَيْلَ بْنَ أَبِي صَالِحٍ ثَبْتًا فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ بَعْضِ أَهْلِ الْعِلْمِ ‏.‏ وَرُوِيَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي قَبْلَ الْجُمُعَةِ أَرْبَعًا وَبَعْدَهَا أَرْبَعًا ‏.‏ وَقَدْ رُوِيَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ رضى الله عنه أَنَّهُ أَمَرَ أَنْ يُصَلَّى بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَرْبَعًا ‏.‏ وَذَهَبَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ إِلَى قَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ ‏.‏ وَقَالَ إِسْحَاقُ إِنْ صَلَّى فِي الْمَسْجِدِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ صَلَّى أَرْبَعًا وَإِنْ صَلَّى فِي بَيْتِهِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ ‏.‏ وَاحْتَجَّ بِأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ وَحَدِيثِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ مُصَلِّيًا بَعْدَ الْجُمُعَةِ فَلْيُصَلِّ أَرْبَعًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَابْنُ عُمَرَ هُوَ الَّذِي رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ فِي بَيْتِهِ وَابْنُ عُمَرَ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى فِي الْمَسْجِدِ بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّى بَعْدَ الرَّكْعَتَيْنِ أَرْبَعًا ‏.‏ حَدَّثَنَا بِذَلِكَ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ صَلَّى بَعْدَ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ صَلَّى بَعْدَ ذَلِكَ أَرْبَعًا ‏.‏ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيُّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَنَصَّ لِلْحَدِيثِ مِنَ الزُّهْرِيِّ وَمَا رَأَيْتُ أَحَدًا الدَّنَانِيرُ وَالدَّرَاهِمُ أَهْوَنُ عَلَيْهِ مِنْهُ إِنْ كَانَتِ الدَّنَانِيرُ وَالدَّرَاهِمُ عِنْدَهُ بِمَنْزِلَةِ الْبَعْرِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْت ابْنَ أَبِي عُمَرَ قَال سَمِعْتُ سُفْيَانَ بْنَ عُيَيْنَةَ يَقُولُ كَانَ عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ أَسَنَّ مِنْ الزُّهْرِيِّ

Bize İbn Ebî Ömer anlattı, bize Süfyân anlattı, Süheyl b. Ebî Salih'ten, o babasından, o Ebû Hureyre'den rivayet ettiğine göre: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Sizden kim Cuma'dan sonra namaz kılacaksa dört rekat kılsın.'" (Ebû Îsâ dedi ki): Bu hadis hasen sahihtir. Bize Hasan b. Ali anlattı, bize Ali b. el-Medînî anlattı, Süfyân b. Uyeyne'den (naklen) dedi ki: "Biz Süheyl b. Ebî Sâlih'i hadiste 'sebt' (güvenilir/sağlam) sayardık." İlim ehlinin bazısının uygulaması buna göredir. Abdullah b. Mes'ûd'dan, onun Cuma'dan önce dört, ondan sonra da dört (rekat) kıldığı rivayet edilmiştir. Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh'den de onun, Cuma'dan sonra iki rekat, sonra dört rekat kılınmasını emrettiği rivayet edilmiştir. Süfyân es-Sevrî ve İbnü'l-Mübârek, İbn Mes'ûd'un görüşüne gitmişlerdir. İshâk dedi ki: "Eğer Cuma günü mescitte kılarsa dört rekat kılar, evinde kılarsa iki rekat kılar." O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in Cuma'dan sonra evinde iki rekat kılmasıyla ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in "Sizden kim Cuma'dan sonra namaz kılacaksa dört rekat kılsın" hadisiyle delil getirmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in Cuma'dan sonra evinde iki rekat kıldığını rivayet eden İbn Ömer'dir. İbn Ömer, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den sonra, Cuma'dan sonra mescitte iki rekat kılmış, o iki rekattan sonra da dört rekat kılmıştır. Bize bunu İbn Ebî Ömer anlattı, bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, İbn Cüreyc'den, o Atâ'dan (naklen) dedi ki: "İbn Ömer'i Cuma'dan sonra iki rekat kılarken gördüm, sonra bunun ardından dört rekat kıldı." Bize Saîd b. Abdurrahman el-Mahzûmî anlattı, bize Süfyân b. Uyeyne anlattı, Amr b. Dinar'dan (naklen) dedi ki: "Zührî'den hadis konusunda metne daha sadık (ve ezberi daha kuvvetli) kimse görmedim. Yine onun yanında dinar ve dirhemin, kendisinden daha değersiz olduğu bir kimse de görmedim. Dinar ve dirhemler onun katında adeta hayvan dışkısı (gibi) idi." Ebû Îsâ dedi ki: İbn Ebî Ömer'den işittim, şöyle diyordu: Süfyân b. Uyeyne'yi şöyle derken işittim: "Amr b. Dinar, yaşça Zührî'den daha büyüktü."

524. Hadis

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ قَالُوا مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنَ الْجُمُعَةِ صَلَّى إِلَيْهَا أُخْرَى وَمَنْ أَدْرَكَهُمْ جُلُوسًا صَلَّى أَرْبَعًا ‏.‏ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ ‏.‏

Nasr b. Ali, Saîd b. Abdurrahman ve birden çok kimse bize tahdîs edip dediler ki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o Ebû Hureyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen haber verdi. (Efendimiz) buyurdu ki: "Namazdan bir rekâta yetişen kimse, o namaza yetişmiş demektir." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashâbından ve diğerlerinden ilim ehlinin çoğunluğuna göre amel bunun üzerinedir. Dediler ki: Cuma'dan bir rekâta yetişen kimse, buna bir rekât daha ekleyerek kılar. Kim de imamı (son) oturuşta yakalarsa (öğle namazı olarak) dört rekât kılar. Süfyân-ı Sevrî, İbnü'l-Mübârek, Şâfiî, Ahmed ve İshâk da böyle derler.

525. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، رضى الله عنه قَالَ مَا كُنَّا نَتَغَدَّى فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ نَقِيلُ إِلاَّ بَعْدَ الْجُمُعَةِ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضى الله عنه ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Ali b. Hucr bize tahdîs etti. Bize Abdulazîz b. Ebî Hâzim ve Abdullah b. Cafer; Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd radıyallahu anh'den naklen haber verdi. (Sehl) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında biz öğle yemeğini yemez ve öğle uykusunu (kaylûle) uyumazdık; bunları ancak Cuma namazından sonraya bırakırdık." (Tirmizî) dedi ki: Bu konuda Enes b. Mâlik radıyallahu anh'den de hadis rivâyet edilmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Sehl b. Sa'd hadisi hasen sahihtir.

526. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَأَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَلْيَتَحَوَّلْ مِنْ مَجْلِسِهِ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏

Bize Ebû Saîd El-Eşecc rivâyet etti. Bize Abde b. Süleyman ve Ebû Hâlid El-Ahmer, Muhammed b. İshâk'tan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den, o da Nebi'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle rivâyet etti: "Sizden biriniz Cuma günü uyuklarsa, oturduğu yeri değiştirsin." Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

527. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَبْدَ اللَّهِ بْنَ رَوَاحَةَ فِي سَرِيَّةٍ فَوَافَقَ ذَلِكَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَغَدَا أَصْحَابُهُ فَقَالَ أَتَخَلَّفُ فَأُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ أَلْحَقُهُمْ ‏.‏ فَلَمَّا صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَآهُ فَقَالَ ‏"‏ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَغْدُوَ مَعَ أَصْحَابِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَرَدْتُ أَنْ أُصَلِّيَ مَعَكَ ثُمَّ أَلْحَقَهُمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ أَنْفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ جَمِيعًا مَا أَدْرَكْتَ فَضْلَ غَدْوَتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ ‏.‏ قَالَ عَلِيُّ بْنُ الْمَدِينِيِّ قَالَ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ قَالَ شُعْبَةُ لَمْ يَسْمَعِ الْحَكَمُ مِنْ مِقْسَمٍ إِلاَّ خَمْسَةَ أَحَادِيثَ ‏.‏ وَعَدَّهَا شُعْبَةُ وَلَيْسَ هَذَا الْحَدِيثُ فِيمَا عَدَّ شُعْبَةُ فَكَأَنَّ هَذَا الْحَدِيثَ لَمْ يَسْمَعْهُ الْحَكَمُ مِنْ مِقْسَمٍ ‏.‏ وَقَدِ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي السَّفَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَلَمْ يَرَ بَعْضُهُمْ بَأْسًا بِأَنْ يَخْرُجَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فِي السَّفَرِ مَا لَمْ تَحْضُرِ الصَّلاَةُ ‏.‏ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِذَا أَصْبَحَ فَلاَ يَخْرُجْ حَتَّى يُصَلِّيَ الْجُمُعَةَ ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' rivâyet etti. Bize Ebû Muâviye, Haccâc'dan, o Hakem'den, o Miksem'den, o da İbn Abbâs'tan şöyle rivâyet etti: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Abdullah b. Ravâha'yı bir seriyye içinde (göreve) gönderdi. Bu olay Cuma gününe denk geldi. Arkadaşları sabah erkenden yola çıktılar. Abdullah ise: 'Ben geride kalayım, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile namaz kılayım, sonra onlara yetişirim' dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile namazı kılınca, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu gördü ve: "Arkadaşlarınla beraber sabah erkenden gitmene ne engel oldu?" diye sordu. Abdullah: 'Seninle namaz kılıp sonra onlara yetişmek istedim' dedi. Bunun üzerine Resûlullah: "Yeryüzündeki her şeyi infak etsen, onların sabah erkenden yola çıkışlarının faziletine erişemezsin" buyurdu. Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis gariptir. Bu hadisi sadece bu vechile biliyoruz. Ali b. el-Medînî dedi ki: Yahyâ b. Saîd şöyle dedi: Şu'be dedi ki: Hakem, Miksem'den sadece beş hadis işitmiştir. Şu'be bunları saydı ve bu hadis Şu'be'nin saydıkları arasında yoktur. Sanki Hakem bu hadisi Miksem'den işitmemiş gibidir. İlim ehli Cuma günü yolculuğa çıkma konusunda ihtilaf ettiler. Bazıları, namaz vakti girmediği sürece Cuma günü yolculuğa çıkmakta bir sakınca görmediler. Bazıları ise, sabah olduktan sonra Cuma namazını kılıncaya kadar yola çıkmamalıdır, dediler.

528. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو يَحْيَى، إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيُّ عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ حَقٌّ عَلَى الْمُسْلِمِينَ أَنْ يَغْتَسِلُوا يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَلْيَمَسَّ أَحَدُهُمْ مِنْ طِيبِ أَهْلِهِ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَالْمَاءُ لَهُ طِيبٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَشَيْخٍ مِنَ الأَنْصَارِ ‏.‏

Bize Ali b. el-Hasen el-Kûfî rivayet etti. Bize Ebû Yahyâ İsmail b. İbrâhim et-Teymî, Yezîd b. Ebû Ziyâd'dan, o Abdurrahman b. Ebû Leylâ'dan, o da Berâ b. Âzib'den (radıyallahu anh) nakletti. O şöyle dedi: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Müslümanların Cuma günü yıkanmaları ve ailelerinin (evlerinin) kokusundan sürünmeleri üzerlerine bir haktır (bir görevdir). Eğer (koku) bulamazsa, su onun için güzel kokudur." (Ebû Îsâ) dedi ki: Bu konuda Ebû Saîd ve Ensar'dan bir şeyhten de hadis rivayet edilmiştir.

529. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ الْبَرَاءِ حَدِيثٌ حَسَنٌ ‏.‏ وَرِوَايَةُ هُشَيْمٍ أَحْسَنُ مِنْ رِوَايَةِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ ‏.‏ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيُّ يُضَعَّفُ فِي الْحَدِيثِ ‏.‏ أَبْوَابُ الْعِيدَيْنِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Ahmed b. Menî' rivayet etti. Bize Huşeym, Yezîd b. Ebû Ziyâd'dan bu senedle (önceki hadisin) benzerini nakletti. Ebû Îsâ dedi ki: Berâ hadisi hasen bir hadistir. Huşeym'in rivayeti İsmail b. İbrâhim et-Teymî'nin rivayetinden daha güzeldir (sahih kabul edilir). İsmail b. İbrâhim et-Teymî hadis konusunda zayıf kabul edilir.