2814. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ الصَّفَّارُ أَبُو عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حَسَّانَ، أَنَّهُ حَدَّثَتْهُ جَدَّتَاهُ، صَفِيَّةُ بِنْتُ عُلَيْبَةَ وَدُحَيْبَةُ بِنْتُ عُلَيْبَةَ حَدَّثَتَاهُ عَنْ قَيْلَةَ بِنْتِ مَخْرَمَةَ، وَكَانَتَا، رَبِيبَتَيْهَا وَقَيْلَةُ جَدَّةُ أَبِيهِمَا أُمُّ أُمِّهِ أَنَّهَا قَالَتْ قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَتِ الْحَدِيثَ بِطُولِهِ حَتَّى جَاءَ رَجُلٌ وَقَدِ ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ " . وَعَلَيْهِ تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - أَسْمَالُ مُلَيَّتَيْنِ كَانَتَا بِزَعْفَرَانٍ وَقَدْ نَفَضَتَا وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عُسَيْبُ نَخْلَةٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ قَيْلَةَ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَسَّانَ .
Bize Abd b. Humeyd anlattı; dedi ki: Bize 'Ebû Osmân' Affân b. Müslim es-Saffâr anlattı; dedi ki: Bize Abdullah b. Hassân anlattı. Ona da nineleri Safiyye bint Uleybe ile Duheybe bint Uleybe, Kayle bint Mahreme'den anlatmışlardır. –O ikisi (Safiyye ve Duheybe), Kayle'nin üvey kızlarıydı; Kayle de onların babasının annesinin annesi (büyük ninesi) idi.– Kayle şöyle demiştir: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldik." (Ravi) hadisi uzunca zikretti. (Devamında şöyle denilmiştir): "Nihayet güneş yükselmişken bir adam geldi ve: 'Selâm üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü!' dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Ve aleykesselâm ve rahmetullâh' buyurdu. (O sırada) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in üzerinde zafranla boyanmış, sonra rengi uçmuş iki parça eskice bez (döküntüsü) vardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in elinde bir hurma dalı bulunuyordu." Ebû Îsâ dedi ki: Kayle hadisini sadece Abdullah b. Hassân'ın hadisinden biliyoruz.