Kur'an Tefsiri Kitabı

Et-Tirmizi · Sünen-i Tirmizi (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3165. Hadis

حَدَّثَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، - بَغْدَادِيٌّ - وَالْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ الأَعْرَجُ بَغْدَادِيٌّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ غَزْوَانَ أَبُو نُوحٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَجُلاً، قَعَدَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي مَمْلُوكَيْنِ يُكْذِبُونَنِي وَيَخُونُونَنِي وَيَعْصُونَنِي وَأَشْتُمُهُمْ وَأَضْرِبُهُمْ فَكَيْفَ أَنَا مِنْهُمْ قَالَ ‏"‏ يُحْسَبُ مَا خَانُوكَ وَعَصَوْكَ وَكَذَبُوكَ وَعِقَابُكَ إِيَّاهُمْ فَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ بِقَدْرِ ذُنُوبِهِمْ كَانَ كَفَافًا لاَ لَكَ وَلاَ عَلَيْكَ وَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ دُونَ ذُنُوبِهِمْ كَانَ فَضْلاً لَكَ وَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ فَوْقَ ذُنُوبِهِمُ اقْتُصَّ لَهُمْ مِنْكَ الْفَضْلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَنَحَّى الرَّجُلُ فَجَعَلَ يَبْكِي وَيَهْتِفُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا تَقْرَأُ كِتَابَ اللَّهِ ‏:‏ ‏(‏ ونَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلاَ تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ ‏)‏ الآيَةَ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَجِدُ لِي وَلِهَؤُلاَءِ شَيْئًا خَيْرًا مِنْ مُفَارَقَتِهِمْ أُشْهِدُكُمْ أَنَّهُمْ أَحْرَارٌ كُلَّهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَزْوَانَ وَقَدْ رَوَى أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَزْوَانَ هَذَا الْحَدِيثَ ‏.‏

Bize Mücahid b. Musa (Bağdatlıdır), Fadl b. Sehl el-A'rec (Bağdatlıdır) ve birden çok kişi anlattı. Dediler ki bize Abdurrahman b. Gazvan Ebu Nuh anlattı, bize Leys b. Sa'd anlattı, Malik b. Enes'ten, o Zühri'den, o Urve'den, o da Aişe'den naklettiğine göre: Bir adam Nebi (s.a.v.)'in önünde oturdu ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim iki kölem var. Bana yalan söylüyorlar, ihanet ediyorlar ve isyan ediyorlar. Ben de onlara sövüp sayıyor ve onları dövüyorum. Benim onlarla durumum (ahirette) nasıl olacak?" Buyurdu ki: "Onların sana ihanetleri, isyanları ve yalanları ile senin onlara verdiğin ceza hesap edilir. Eğer senin cezan onların günahları kadarsa bu başa baş olur; ne lehine ne de aleyhine olur. Eğer senin cezan onların günahlarından az ise bu senin lehine bir fazilet olur. Eğer senin cezan onların günahlarından fazla ise, o fazlalık (kısas olarak) senden alınıp onlara verilir." Bunun üzerine adam bir kenara çekildi, ağlamaya ve feryat etmeye başladı. Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Allah'ın Kitabı'nı okumuyor musun? 'Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz...' (Enbiya 21:47)." Adam dedi ki: "Vallahi ey Allah'ın Resûlü! Kendim ve bunlar için onlardan ayrılmaktan daha hayırlı bir şey bulamıyorum. Sizi şahit tutuyorum ki onların hepsi hürdür." Ebu İsa dedi ki: Bu hadis gariptir. Bunu sadece Abdurrahman b. Gazvan'ın hadisinden biliyoruz. Ahmed b. Hanbel de bu hadisi Abdurrahman b. Gazvan'dan rivayet etmiştir.