5. Ayet
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ
Hayır, kesin olarak bir bilseniz..
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَق۪ينِۜ
Hayır, kesin olarak bir bilseniz..
İş öyle değil, şüphesiz olarak iyideniyiye bir bilseniz.
Yine öyle değil, yakın bir bilgiyle bilmiş olsaydınız
İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Eğer siz bu övünmenin neye mal olduğunu tam kavramış olsaydınız (böyle yapmaz, mal mülk ve evlat gibi dünyalıklarla övünmezdiniz).
Eğer yakînen bilmiş ola idiniz.
5, 6, 7, 8. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
Doğrusu, kesin olarak bilseydiniz.
Öyle değil, ilmelyakîn bilseniz
5,6. Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz.
Hayır! Eğer ilme’l-yakîn/kesin bir ilimle bilseydiniz (dünya malının çokluğu ile övünmek, Allah’a itaatten sizi alıkoymaz ve geçici dünya nimetlerine aldanıp âhiretin sıkıntılı ve korkunç hâllerinden gâfil olmazdınız).
Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle (ahireti ve akıbetinizi keşke) bilseydiniz!
Hayır, asla bildiğiniz gibi değil, keşke kesin bilgi ile bilseydiniz.
andan degül eyle! eger bilmiş-mişse-düñüz gümānsuz bilmek.
Sakının. Eğer şübhesiz (ve kat'î) bir bilgi ile bilseydiniz (böyle yapmazdınız).
Hayır! Eğer (gerçeği) kat'î bir ilimle bilseydiniz (böyle yapmazdınız)!
Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle (gerçeği) bilmiş olsaydınız,
Keşke gerçek, doğru ve kesin bir bilgiye dayanarak bilseydiniz.
Böyle değil. Eğer kesin olarak bilmiş olsaydınız.
Ne olacağını yakında bileceksiniz [⁷].
Gerçekten de eğer siz kesin bir bilgiyle bilseydiniz [ilme’l-yakîn]⁴
Hayır! Eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, (bu işin bir hata olduğunu anlardınız).
Hayır, hayır kesin bir bilgiyle yaptıklarınızın ne kazandırdığını bir bilseydiniz.
Hayır! Keşke kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız!
Yoo; şayet aklınızı kullanıp ilâhî vahye kulak vererek gerçeği doğru kaynaktan ve kesin olarak bilmiş olsaydınız,
Hayır! Şayet “İlm el-Yakîn” / Kesin bilgi ile bilseniz!
Zaten işin iç yüzünü yakînen bilebilseydiniz,
Keşke başınıza gelecekleri kabul edip inansaydınız. Size bildirdiğimiz gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz olmasaydınız. Şüpheyle bakmasaydınız.
5,6. Hayır! Şüphesiz ki kesin bir bilgiyle bilseydiniz, ateşi (önceden) elbette görürdünüz.
5,6. Doğrusu! Keşke cehennemi kesinlikle göreceğinize (dünyadayken) kesin bir bilgi¹ ile tam olarak inansaydınız.
Hayır, [onu] tartışılmaz bir kesinlikle anlasaydınız,
Yok eğer bu tutkunun neye mal olduğunu tam kavramış olsaydınız. 9/24, 18/32…45
Böyle düşünmeniz, böyle yaşamanız doğru değil! Kesin bir bilgi ile bilmiş olursanız, göreceksiniz.
Hayır, hayır![⁵⁸⁷⁴] eğer bu (tutkunun neye mal olduğunu) tam kavramış olsaydınız,[⁵⁸⁷⁵]
Vazgeçin. Sizin anladığınız gibi değil, eğer yakın bir bilgi ile bilecek olsa idiniz. (öyle yapmazdınız).
Şayet (küfürde direnmeyip imana gelseniz, kıyâmet, mahşer ve ceza günü hakkında) kesin bilgi sahibi olsanız. (İşlediğiniz günahların hepsinden elbette vaz geçersiniz, bu uyarılara rağmen imana gelmezseniz)
Hayır kesin bir bilgiyle bileceksiniz.
Hayır, Kesin bir bilgiyle bilseniz ..
Eger yaḳīn bilse‐y‐düñüz elüñüzde olan nesneleri, dünyāya meşġūl ol‐mazduñuz.
Sakının bundan! Eğer kesin bir tarzda (ilmelyakin) bilseydiniz böyle yapmazdınız.
Hayır, (gerçeği) kesin bilgi ile bilseydiniz;
Öyle değildir. Eğer (bundaki hatânızı) 'ilme'l yakîn bilsenizdi. (Kesretle mübâhât ve iftihârdan vazgeçer ve âhiret işleriyle meşgûl olurdınız)
Yok; eğer kesin olarak öğrenseniz
Hayır. Kesin bilgiyle bilseydiniz.
Onu kesin olarak bir bilseydiniz!
İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Ne olurdu, şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz!
Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız,
Sakının; eğer (kıyamet günü size ne yapılacağını) kesin bir bilgiyle bilseydiniz, (dünyada öğünüp durmazdınız).
Gerçekten eğer kesin bir bilgi ile bilmiş olsaydınız.
Hayır! Gerçeği kesin bilgi ile bilseydiniz.