6. Ayet
لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ
Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
لَتَرَوُنَّ الْجَح۪يمَۙ
Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz.
Andolsun ki o koca cehennemi göreceksiniz.
Herhalde cehennemi görürsünüz
Elbette ki (siz bu yersiz övünmelerinizden dolayı) dünyayı cehenneme çevirdiğinizi göreceksiniz!
Cehennemi göreceksiniz.
5, 6, 7, 8. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
Cehennemi görürdünüz.
Kasem olsun o Cahimi çaresiz göreceksiniz
5,6. Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz.
(Kasem olsun ki, sizler öldükten sonra âhirette) muhakkak cehennemi göreceksiniz,
Andolsun, (zalimler için hazırlanan) o çılgınca yanan ateşi de elbette (ön)görecektiniz.
Bilesiniz ki kesinlikle alevli ateşle karşı karşıya kalacaksınız.
göresiz ŧamuyı.
Andolsun, siz o alevlenmiş ateşi mutlakaa göreceksiniz.
And olsun (siz) Cehennemi mutlaka göreceksiniz!
Elbette (zalim ve azgınları bekleyen) o cahimi (daha bu dünyada, iman, akıl ve bilinç gözüyle) görecektiniz (cehennemin varlığını gözle görmüş gibi kabul ederdiniz)! *
Cehennemi mutlaka göreceksiniz.
O alevli ateşi ne olursa olsun göreceksiniz.
6, 7. Evet evet, övünmenin sonunu yakın bir bilgiyle bilseydiniz gafil olmazdınız * Cehennemi uzaktan göreceksiniz.
Elbette cehennemi [cahîm] görürdünüz⁵
Şüphesiz o çılgınca yanan ateşi elbette göreceksiniz.
Cehennemin yakıcı ateşini mutlaka dünyada görüp anlayarak bu açgözlülükten vazgeçerdiniz.
Yemin olsun, cehennemi mutlaka göreceksiniz!
Zâlimleri bekleyen cehennemi daha bu dünyada, iman, akıl ve bilinç gözüyle görecek ve bu tavrınızdan vazgeçecektiniz!
Elbette, Cahîm’i / Yakıcı Alevli Ateş’i görürsünüz.
cehennemi de görecektiniz.
O zaman ahiret hayatıyla ilgili açıkladıklarımıza kesin olarak inanırdınız. Yaptığınız kötülüklerin, hataların, günahların, işlediğiniz haramların sonuncunda cehenneme doğru gittiğinizi görürdünüz.
5,6. Hayır! Şüphesiz ki kesin bir bilgiyle bilseydiniz, ateşi (önceden) elbette görürdünüz.
5,6. Doğrusu! Keşke cehennemi kesinlikle göreceğinize (dünyadayken) kesin bir bilgi¹ ile tam olarak inansaydınız.
[cehennemin] yakıcı ateşini ³ mutlaka görürdünüz!
Elbet (dünyayı) cehenneme çevirdiğinizi görecektiniz. 63/9, 68/17...33
Elbette kaynayan, köpüren Cehennem'i göreceksiniz.
elbet (dünyayı) cehenneme (çevirdiğinizi) de görürdünüz;[⁵⁸⁷⁶]
Andolsun ki, o cehennemi mutlaka göreceksiniz.
Andolsun ki (kıyâmet gününde) siz o alevli ateşi mutlaka göreceksiniz. (İlkin cehennem yaklaştırıldığında uzaktan göreceksiniz)
O cehennemi muhakkak göreceksiniz.
Elbette cehennemi görürsünüz.
Cehennemi göreceksiz ıraḳdan.
Siz cehennemi göreceksiniz.
Mutlaka cehennemi görür (onun varlığını gözle görmüş gibi kabul eder)diniz.
Cehennemi 'ilme'l yakîn görirdiniz. (Onı düşünürdiniz)
O alevli ateşi şimdiden görürsünüz[*].
Andolsun ki, o çılgınca yanan ateşi mutlaka göreceksiniz.
Cehennemi mutlaka göreceksiniz.
Yemin olsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz!
Andolsun, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.
And olsun, (kıyamet günü) o kızgın ateşi muhakkak göreceksiniz.
Cehennemi, (ilmen) görmüş olurdunuz.
6,7. “Elbette cehennemi önceden görecektiniz. Evet onu çıplak gözle göreceksiniz.”