7. Ayet
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ
Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَق۪ينِۙ
Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
Sonra da andolsun ki gözlerinizle göreceksiniz.
Şüphesiz onu yakından görürsünüz!
Daha sonra, onu kendi gözlerinizle kesin olarak (ahirette) göreceksiniz!
Sonra göziniz ile göreceksiniz.
5, 6, 7, 8. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
Zaten, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz.
Sonra kasem olsun onu çaresiz aynelyakîn göreceksiniz
Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz.
(Yine kasem olsun ki, öldükten) sonra (âhirette) onu (cehennemi), ayne’l-yakîn/kendi gözlerinizle kesin olarak göreceksiniz!
Sonra onu, (zaten) gerçekten yakîn gözüyle (ayne’l yakîn) göreceksiniz.
Sonra onu gözlerinizle kesin olarak göreceksiniz.
andan göresiz anı [319a] gümānsuz varlıġı ya'nį gümānsuz görmek.
Yine andolsun, onu ayn-ı yakıyn ile mutlak göreceksiniz.
Sonra (yine) and olsun, siz onu gözün(üzün) kat'î bilişiyle göreceksiniz!
Sonra (yine) onu (kıyamet günü) gözünüzle (de) kesin bir şekilde göreceksiniz. *
O cehennemi kesin ve mutlak olarak göreceksiniz.
Ne olursa olsun o alevli ateşi göreceksiniz.
6, 7. Evet evet, övünmenin sonunu yakın bir bilgiyle bilseydiniz gafil olmazdınız * Cehennemi uzaktan göreceksiniz.
Sonra onu elbette gözle kesin olarak (zaten) göreceksiniz [ayne’l-yakîn].
Sonra onu gözünüzle kesin bir şekilde göreceksiniz.
Sonunda yani öteki dünyada keskin bir gözle o cehennemi mutlaka göreceksiniz.
Sonra kuşkusuz onu gözünüzle ayan beyan göreceksiniz.
Fakat bugün görmezlikten gelseniz bile, onu Mahşer gününde gözlerinizle apaçık göreceksiniz!
Sonra “ayn el-Yakîn” / Kesin göz ile görürsünüz.
Ama daha sonra, nasıl olsa onu göreceksiniz.
Öldükten sonra hesaba çekileceğiniz gün bütün gerçekleri görecek, duyacak, hissedeceksiniz! O gün kaçışınız olmayacak! Size vahiyle bildirilen bütün gerçekler başınıza gelecektir!
Sonra onu (ahirette) bizzat göreceksiniz.
Yemin olsun ki daha sonra, cehennemi (âhirette) gözlerinizle¹ göreceksiniz.
Sonunda onu keskin bir gözle ⁴ mutlaka göreceksiniz:
Tutun ki burada göremediniz yarın onu zaten gözlerinizle göreceksiniz. 18/53, 42/44-45
Onu, elbette, bir daha çıplak gözle göreceksiniz.
(Tutun ki burada göremediniz), ama daha sonra (âhirette) onu zaten gözlerinizle göreceksiniz;
Sonra onu elbette ki, ayne'lyakîn göreceksiniz.
Andolsun ki sonra (da cehenneme sevk edileceksiniz) siz o alevli ateşi yakînen göreceksiniz.
Sonra da muhakkak onu yakinen gözle göreceksiniz.
Nitekim onu, yakın bir gözle göreceksiniz.
Andan ṣoñra göreceksiz anı ‘ayne‘l‐yaḳīn aña girgende.
Evet, evet onu mutlaka gözlerinizle göreceksiniz!
Sonra onu kesin olarak gözle göreceksiniz.
Sonra onı (içine girerek) 'ayne'l yakîn görirsiniz.
Sonra onu çıplak gözle zaten göreceksiniz.
Sonra onu kesin görüşle (ayne'l-yakin) göreceksiniz.
Onu gözünüzle göreceksiniz.
Yine yemin olsun, onu gözünüzle apaçık göreceksiniz!
Sonra onu, gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn) görmüş olacaksınız.
Yine and olsun, onu, muhakkak kesin bir görüşle göreceksiniz.
Sonra onu gözle kesin bir şekilde göreceksiniz.
6,7. “Elbette cehennemi önceden görecektiniz. Evet onu çıplak gözle göreceksiniz.”