Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Dendi ki: Nuh, sana ve seninle beraber bulunanlardan türeyecek ümmetlere bizden gönderilen esenlikler ve bereketlerle in gemiden. Onlardan türeyecek ümmetler içinde öyleleri de var ki onları da bir müddet faydalandıracak, geçindireceğiz de sonra bizden elemli bir azaba uğrayacaktır onlar.
Besim Atalay (1965)
Nuh'a denildi ki: «Bizden yana, sana, seninle olanlara mutluluk ola, selâmetle inesin, birtakım ümmetleri geçindirerek, sonra acı bir azap onlara dokunacaktır»
Cemal Külünkoğlu
(Ona) denildi ki: “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanların soyundan gelecek toplumlara (ümmetlere) Bizim katımızdan bir esenlik ve bereketle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine (inanmayanlara) elem dolu bir azap dokunacak.”
Cemil Said (1924)
Dinildi ki: "Yâ Nûh bizim selâmımız ve lütfumuz senin ve sefînede seninle berâber olan ümmet içündir. Sizden gelecek ümmetlerden ba’zısını ezvâkına terk ideceğiz. Fakat bilâhare ânlar elîm ’azâba dûçâr olacaklardır."
Diyanet Vakfı
Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.
Edip Yüksel
Dendi ki: "Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan uluslara bizden barış ve bereketlerle in. Ayrıca öyle uluslar var ki onları bir süre yaşatacağız ve sonra onlara bizden acı bir azap dokunacaktır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ya Nuh! Denildi: in bizden bir selâm ve bir çok berekât ile sana ve beraberindeki kimselerden bir çok ümmetlere, daha bir çok ümmetler; ileride onları da müstefid edeceğiz, sonra onlara bizden bir elîm azâb dokunacak
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
"Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacaknice ümmetler olacaktır."
Emrah Demiryent
Ey Nûh! Sana ve (gemide) seninle birlikte olan (lardan türeyecek, mü’min) ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle (gemiden) in. (Ancak) kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı (kâfir) ümmetler de olacaktır.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Bunun üzerine) "Ey Nuh" denildi… "Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere (insan ve hayvan türlerine) Bizden selamet ve bereket (verilmiş olarak gemiden) inin… (Sabır ve sadakatinize karşılık onurlu ve huzurlu yaşayın… Kıyamete kadar; sizin gibi iman ve itaat ehli olup hidayet davetine uyan ve selamet gemisine oturan bütün topluluklar da barış, bereket ve emniyet içinde olacaklardır. Ama küfre ve nankörlüğe düşen) Diğer ümmetleri de (dünyada bir müddet) yararlandıracağız. Sonra (hidayet gemisine binmeyenlere, yine) Bizden çok acı (ve alçaltıcı) bir azap dokunacaktır." (Bu Allah’ın sünnetidir.)
Erhan Aktaş
Dendi ki: “Ey Nuh! Katımızdan esenlikle in. Sana ve sana tabi olan topluluklara bereketler olsun. Ama öyle toplumlar da olacak ki, onları dünya nimetlerinden yararlandıracağız, sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır.
Eski Anadolu Türkçesi
eyidildi “iy nūḥ! anı selāmatlıġ-ıla bizden daħı bereket-ile üzerüñe daħı bölükler üzere anlardan kim senüñ iledür daħı bölükler gönendürevüz anları andan yoķaña anlara bizden 'aźāb aġrıdıcı.”
Hasan Basri Çantay
Denildi ki: «Yâ Nuh, sana ve (gemide) maiyyetinde bulunanlardan (gelecek mü'min) ümmetlere bizden selâm (-ü selâmet) ve bereketlerle in (gemiden. Onlardan türeyecek diğer kâfir) ümmetler de vardır ki biz onları dahi (dünyâda bol rızıklarla) fâidelendireceğiz. Sonra ise (âhiretde) onları bizden acıklı bir azâb çarpacakdır..
Hayrat Neşriyat
(Tarafımızdan) buyuruldu ki: “Ey Nûh! Sana ve berâberindekilerden (çoğalarak tüm dünyaya yayılacak) olan ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle (gemiden) in!(Onlardan ileride) öyle ümmetler de olacaktır ki, kendilerini yakında (dünyada)faydalandıracağız, sonra (inkâr etmelerinden dolayı) bizden onlara (yine pek) elemli bir azab dokunacaktır.”
İhsan Aktaş
Sular çekilip gemi Cudi’ye yerleşince ona) şöyle denmişti: “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Ve (kavminden olmayan) nice toplumlar da var ki; onları bir süre yaşatıp geçindiririz, sonra da (ahirette, inkâr, zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) bizden onlara acı bir azap dokunacaktır.*
İlyas Yorulmaz
Rabbi “Ey Nuh! Bizden bir güvence ve bereket (bolluk) senin ve seninle beraber olan topluluğun üzerine olmak üzere gemiden inin. O Topluluğa yaşamaları ve geçinmeleri için belirli bir süre veririz, sonra bizden acıklı bir azap onları yakalayıverir” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Buyruldu: Ey Nuh in artık. Bizden sana, seninle birlikte olan uluslara esenlik, genlik olsun. Ancak bundan sonra öyle uluslar gelecek ki önce Biz onları gönendireceğiz, sonra da onları acıklı bir azaba uğratacağız.
İsmail Hakkı İzmirli
Ona denildi: Nuh! Bizden selâmet ile gemiden in, sana ve seninle beraber olan zürriyetlerinden gelen ümmetlere de [²] hayır ve bereketler olsun. Birtakım ümmetler olacak ki onları geçindireceğiz. Sonra tarafımızdan onlara acıklı bir azap dokunacaktır.
İsmail Yakıt
Denildi ki: “Ey Nûh! Bizden, sana ve seninle birlikte olanlar/topluluklar [umem] üzerine olan esenlik ve bereketle (gemiden) in [ihbit]. Ama öyle topluluklar [umem] da var ki, onları bir süre daha yaşatacağız sonra da onlara bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır.
Kadri Çelik
“Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden bir esenlik ve bereketle gemiden in. (Elbette sizden türeyecek olan diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acıklı bir azap dokunacaktır” denildi.
Abdullah Parlıyan
Ey Nuh! denildi. Sana ve seninle beraber olanlardan meydana gelecek ümmetlere, bizden bir selamet ve bereketlerle gemiden in. Fakat senin ve onların soyundan gelecek olan, zalim ve inkârcı insanlara gelince, biz onların bu dünyada belli bir süre yaşayıp geçinmelerine fırsat verecek, sonra da katımızdan bir azaba çarptıracağız.
Kuran Yolu
Denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan gruplar üzerine bizden selâm ve bereketlerle gemiden in! İleride, bir süre faydalandıracağımız, sonra tarafımızdan can yakıcı bir azapla cezalandırılacak topluluklar da olacaktır.
Mahmut Kısa
Ve derken, “Ey Nûh!” denildi, “Sana ve seninle birlikte olanlardan türeyecek tertemiz nesillere bizim tarafımızdan bağışlanan esenlik ve bereketlerle, suların çekildiği vadilere doğru in!Şunu da bil ki, zamanla onların arasından da kötü insanlar türeyecek. Öyle nesiller gelecek ki, onları bu dünyada kısa bir süre nîmetler içinde yaşatacağız, fakat sonunda, tarafımızdan gelecek can yakıcı bir azap hepsini perişan edecek! Böylece, iyilerle kötüler arasındaki mücâdele, kıyâmete kadar sürüp gidecek.”
Mahmut Özdemir
-“Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere bereketler ve bizden selâm ile in! Ümmetler ki onları geçindireceğiz; sonra bizden onlara acıveren bir azap dokunur” denildi.
Mehmet Çakır
Ferman: " Ey Nuh! haydi esenlikle aşağı in. Sana da senin yanında yer alan milletlere de hayırlı olsun. " Artık bu milletler arasında bir süre yaşatıp sonra canını fena yakacaklarımız olacak.
Mehmet Çoban
Dedik ki: "Ey Nuh! Sen ve seninle beraber olanlardan üreyecek toplumlar; esenlikle, bereketle gemiden insin! Seninle beraber olanlardan gelecek öyle insanlar var ki, onları bir süre yaşatacağız. Sonra inkâr edip azmalarından dolayı onlara acı bir azap dokunacaktır."
Mehmet Okuyan
(Nuh’a) şöyle denmişti: “Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere bizden bir selam ve pek çok bereketle (gemiden) in! [*] Kendilerini yararlandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.”
Mehmet Türk
(Allah tarafından Nûh’a): “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden (verilecek) bir güven ve bereketlerle (gemiden) in. (İleride sizden nice inkârcı) ümmetler de olacak ki¹ onları (dünyadan) yararlandıracağız sonra da onlara (âhirette) Bizden acıklı bir azap dokunacaktır.” Denildi
Muhammed Esed
Bunun üzerine [Nûh’a] “Ey Nûh!” denildi, “Sana ve seninle beraber [olanlara; senin ve] onlar(ın soyun)dan gelecek olan [iyi] insanlara katımızdan bir barış ve güvenlik, ⁷¹ bir bolluk bereket (vaadi) ile gemiden in. Fakat [senin ve onların soyundan gelecek olan zalim ve inkarcı] insanlara gelince, ⁷² Biz onların [bu dünyada belli bir süre] tutunup geçinmelerine fırsat verecek, sonra da başlarına katımızdan bir azap saracağız.”
Mustafa Çavdar
Bunun üzerine denildi ki : - Ey Nuh, sen ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan selam mutluluk ve bereket müjdesiyle gemiden inip yerleşin. Ve daha sonra gelecek toplumları geçici bir süre nimetlerden faydalandıracağız ama sonra (hak edenlere) katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır. 7/25, 28/77
Ahmet Tekin
“Ey Nuh, sana, seninle beraber olanlardan türeyen milletlere katımızdan barış, güvenlik, bolluk ve bereket va'dimizle gemidekilerle birlikte gemiden in. Onların neslinden yoldan çıkmış milletler de türeyecek, onlara da dünyada zevk ü sefa tattıracağız. Sonra onlara, tarafımızdan verilen can yakıp inleten müthiş bir azap dokunacak.” denildi.
Mustafa İslamoğlu
(Nûh’a) “Ey Nûh! Senin ve seninle birlikte olanların nesillerinden (gelecek) olanlara, katımızdan bir esenlik ve mutluluk, bir bereket ve bolluk (muştusuyla) inip yerleş. Ama (gelecek) kuşaklar (arasında öyleleri) bulunacak ki; (önce) onlara geçici zevkleri tattıracağız, sonra tarafımızdan elem verici bir azaba çarptıracağız!” denildi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Denildi ki: «Ey Nûh! Bizden bir selâm ile ve senin üzerine ve seninle beraber olanlardan neş'et edecek ümmetler üzerine birçok bereketler ile (gemiden) in. Ve birtakım milletleri de ileride faidelendireceğiz, sonra onlara Bizden acıklı bir azap dokunacaktır.»
Orhan Kuntman
O zaman "Ey Nuh katımızdan bir selamet ile (gemiden) inin, senin ve seninle beraber olanlardan türeyecek ümmetler üzerine bizden bereketler yağsın. Ama (içlerinden) öyle ümmetler olacak ki (şirke ve küfre sapacaklar) onları dünyada bir süre geçindireceğiz, fakat (ahirette) onlara çetin bir azap dokunacaktır" buyuruldu.
Osman Fırat
Ve denildi ki: "Ey Nuh, sen ve seninle beraber bulunan topluluğun üzerine bizden selamet ve bereketle (gemiden yeryüzüne) inin. Ve bir topluluğu da dünya nimetleriylle nimetlendireceğiz ve sonra da onlara bizden acıklı bir azap dokunacaktır.
Şaban Piriş
-Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereketle in. Ve daha sonraki toplumlara da geçimlikler vereceğiz. Sonra onlara katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır, denildi.
Satıraltı Meal (1534)
Eyidildi: İy Nūḥ in gemiden bizüm selāmetlıġumuzla ve bereketler daḫıüstüñüze, senüñle olan ümmetler üstine daḫı. Daḫı ol ümmetler üstine kimgönendürsevüz gerek anları dünyāda. Andan ṣoñra yitişür anlara ulu ‘aẕāb.
Suat Yıldırım
“Ey Nuh! denildi, sana ve beraberinde bulunan mümin topluluklara Bizim tarafımızdan bir selâmet ve çok bereketlerle gemiden in! Gelecek nesiller içinde niceleri de olacak ki onları dünyada bir müddet yaşatacağız, sonra da Biz den onlara gayet acı bir azap dokunacaktır. ” [2, 38]
Süleyman Ateş
Ey Nuh, denildi, sana ve seninle beraber bulunan ümmetlerden bir bölüme bizden selamet ve bolluklarla (gemiden) in. Ama öyle ümmetler de var ki, onları bir süre yaşatacağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır!
Süleyman Tevfik (1927)
Ey Nûh! Tarafımızdan selâmetle, sana ve seninle berâber bulunanlardan hâsıl olacak ümmetlere bereketimle oldığı halde gemiden in. Onlardan neş'et idecek diğer bir ümmeti de dünyâdan müstefîd ideriz. Ve sonra onları tarafımızdan elemli 'azâb mess ider, buyuruldı.
Süleymaniye Vakfı
“Ey Nuh! İn artık” dendi. “Sana ve seninle birlikte olanların soyundan gelecek toplumların (ümmetlerin) üzerinde, bizden esenlik, güvenlik ve bereketler olacak; öyle toplumlar (ümmetler) da var ki önce onlara nimet vereceğiz, sonra acıklı azabımız onları çarpacaktır.
Ahmet Varol
"Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olanlardan (türeyecek) ümmetlere bizden selam ve bereketlerle in. Ancak öyle ümmetler de olacak ki onları bir süre yararlandıracağız. Sonra kendilerine bizden acıklı bir azap dokunacaktır" denildi.
Ümit Şimşek
“Ey Nuh,” denildi. “Sana ve beraberindekilerden gelecek topluluklara Bizim katımızdan bir esenlik ve bereketle in. Onlardan gelen daha başka topluluklar da olacak ki, onları bir müddet nasiplendireceğiz; sonra da tarafımızdan onlara acı bir azap dokunacak.”
Yaşar Nuri Öztürk
Şöyle denildi: "Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olanlardan diğer gruplara bizden bereketler ve bir selamla aşağıya in. Bazı ümmetler de var, kendilerini önce nimetlendireceğiz sonra bizden acıklı bir azap hepsini kucaklayacak."
Ali Bulaç
'Ey Nuh' denildi. 'Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır.'
Ali Fikri Yavuz
Şöyle denildi: “- Ey Nûh! Sana ve gemide seninle beraber bulunan müminlere (veya soylarına) bizden bir selâmet ve bereketlerle (gemiden) in. Onlardan bir takım kâfir ümmetler olacak ki, biz onları dünyada rızıklarla faydalandıracağız. Sonra da, âhirette kendilerine, bizden acıklı bir azâp dokunacaktır.
Bahaeddin Sağlam
Denildi ki: “Ey Nuh! Bizden sana ve seninle beraber olan toplumlara selam ve bereketlerle in. (Diğer) toplumlar ise, onları yaşatacağız. Sonra bizim tarafımızdan, onlara elem verici bir azap dokunacaktır.
Bayraktar Bayraklı
“Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereket olmak üzere gemiden in!” denildi. Ama birçok topluluğun geçimini de sağlayacağız. Sonra onlara, bizden acıklı bir azap değecektir.