Hûd Suresi 72. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

72. Ayet

قَالَتْ يَا وَيْلَتٰٓى ءَاَلِدُ وَاَنَا۬ عَجُوزٌ وَهٰذَا بَعْل۪ي شَيْخًاۜ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عَج۪يبٌ

Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!” dedi.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

O, eyvahlar olsun dedi, ben mi doğuracağım? Ben bir kocakarıyım, şu kocam da ihtiyar. Şüphe yok ki bu, pek şaşılacak bir şey.

Besim Atalay (1965)

Kadın dedi ki : «Vay başıma gelene, ben nice doğururum? Bir kurutka karıyım, erim de kocalmıştır» evet, işte budur şaşılacak bir nesne

Cemal Külünkoğlu

Karısı: “Vay başıma gelenler! Ben kocamış bir kadın ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şeydir!” dedi.

Cemil Said (1924)

"Ben mi doğuracağım, ben ’acûze bir ihtiyâr kadınım kocam da ihtiyârdır. Bu pek ’acîb bir şey" didi.

Diyanet Vakfı

(İbrahim'in karısı:) Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey! dedi.

Edip Yüksel

"Vay başıma gelenler," dedi, "Ben bir yaşlı kadın ve kocam da ihtiyar bir adam iken çocuk mu doğuracağım? Bu çok garip bir şey!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay, dedi, doğuracak mıyım? Ben bir acuz, kocam da bu bir pir iken, her halde bu çok acîb bir şey

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Vay başıma gelene!" dedi, "Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!"

Emrah Demiryent

(İbrâhîm’in hanımı Sâre, duyduklarının şaşkınlığı ile) “Vay başıma gelenler! Ben kocamış bir kadın ve bu kocam da bir ihtiyarken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!” dedi.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Hz. İbrahim’in hanımı Sare validemiz;) "Vay bana (ve başıma gelene!)" dedi. "Ben ihtiyarlamış bir kadın iken ve şu kocam da yaşlılığın sonuna dayanmış iken (hâlâ) doğuracak mıyım? Gerçekten bu şaşırtıcı bir şeydir!"

Erhan Aktaş

“Vay başıma gelene! Ben bir koca karı, kocam da bir ihtiyar olduğumuz halde, doğuracak mıyım? Doğrusu bu çok hayret edilecek bir şey!” dedi.

Eski Anadolu Türkçesi

eyitti ya'nį śāra: vāveyli! ŧoġura mim ben ķarı 'avrat iken daħı uşbu erüm ķoca-y- iken bayıķ işbu nesenedür ŧañ.”

Hasan Basri Çantay

«(Kadın) vay, dedi, kendim bir koca karı, şu zevcim de bir ihtiyar iken ben mi doğuracak mışım? Bu, cidden pek şaşılacak bir şey»!

Hayrat Neşriyat

(İbrâhîm'in hanımı Sâre:) “Vay bana! Ben ihtiyar bir kadın, bu kocam da yaşlı bir kimse iken mi doğuracağım? Doğrusu bu gerçekten şaşılacak bir şey!” dedi.

İhsan Aktaş

(İbrahim’in eşi:) Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken, çocuk mu doğuracağım? Doğrusu bu şaşılacak bir şey” dedi.

İlyas Yorulmaz

İbrahim’in karısı “Vay başıma gelene, ben yaşlı, elden ayaktan düşmüş bir kadın, kocamda kocamış bir erkek hale gelmişken doğuracak mıyım? Gerçekten bu şaşılacak bir durum” dedi.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine İbrahim’in karısı dedi: "Başıma gelenler! Ben yaşlıyım. Kocam da yaşlı. Nasıl olurda doğururum? Doğrusu, şaşılacak şey!"

İsmail Hakkı İzmirli

Karısı dedi ki: Acayip! Ben mi doğuracağım! Ben kocamış; şu erimde bir ihtiyar iken doğurabilir miyim? Bu, âdet itibariyle pek taaccüp olunacak bir şeydir.

İsmail Yakıt

Karısı da: “Vay be! Ben bir kocakarı ve kocam da oldukça yaşlı bir ihtiyar iken ben çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey!” dedi.

Kadri Çelik

“Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı, kocam da ihtiyar olmuşken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey” dedi.

Abdullah Parlıyan

İbrahim'in hanımı: “Vay halime, ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken, çocuk mu doğuracağım? Doğrusu bu şaşılacak birşey” dedi.

Kuran Yolu

“Aman yâ rabbi! Ben mi doğuracağım: Ben yaşlı bir kadın, şu da ihtiyar kocam! Doğrusu şaşılacak bir şey!” dedi.

Mahmut Kısa

Bunun üzerine Sâre, hayretler içerisinde “Nasıl olur?Ben şu yaşlı hâlimle, üstelik de kocam bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu, gerçekten de şaşılacak bir şey!” dedi.

Mahmut Özdemir

-“Vay başıma gelenler! Ben acûz / yaşlanmış bir kadın, bu da suyu kalmamış bir ihtiyar iken doğururum ha? Bu, elbette şaşılacak bir şeydir” dedi.

Mehmet Çakır

Hanım: " Eyvaah! Yani şimdi ben çocuk mu doğuracağım? Ben yaşlı, kocam moruk. Olamaz böyle bir şey. "

Mehmet Çoban

İbrahim’in karısı: "Vay, ben bir koca karı, kocam da ihtiyarlamış biriyken doğuracak mıyım? Bu cidden şaşılacak bir şey!" dedi.

Mehmet Okuyan

(Sâre) “Aa, vay başıma gelenler! Ben bir yaşlı, bu kocam da bir ihtiyarken çocuk mu doğuracağım? Şüphesiz ki bu şaşılacak bir şey!” demişti. [*]

Mehmet Türk

(İbrahim’in karısı): “Vay başıma gelene! Şimdi ben bir kocakarı, şu kocam da bir ihtiyarken doğuracağım öyle mi? Cidden bu çok acayip bir şey!” dedi.

Muhammed Esed

“Vah bana!” ¹⁰⁴ dedi, “Ben yaşlı bir kadın, kocam da yaşlı bir adam iken, hâlâ çocuk mu doğuracağım? Doğrusu, yadırganacak bir şey bu!”

Mustafa Çavdar

– Ardından şaşkınlık içerisinde “Vay başıma gelene, ben bu ihtiyar halimle çocuk mu doğuracağım? Üstelik kocam da iyice ihtiyarlamışken, bu gerçekten şaşılacak bir şey” dedi. 51/29

Ahmet Tekin

İbrâhim'in karısı: “Vay başıma gelenlere! Ben bir kocakarı, kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım. Bu tuhaf bir şey.” dedi.

Mustafa İslamoğlu

“Ah benim dertli başım! Ben yaşlı bir kadın şu kocam da bir pîri fânî olduğu hâlde, ben çocuk doğuracağım ha? Bu gerçekten de çok garip bir şey!” dedi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Vay halime! Ben çocuk doğurabilir miyim? Ben bir koca kadınım, kocam da bir ihtiyardır. Şüphe yok ki bu acaip bir şeydir.»

Orhan Kuntman

(Karısının şaşkınlığı bu kez daha fazla arttı ve) "Olacak şey değil, ben bir kocakarı, kocam da yaşlı bir adam iken ben mi çocuk doğuracak mışım?" dedi.

Osman Fırat

Karısı, "Vay bana!... Ben bir koca karı iken ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok acayip bir şey!" dedi.

Şaban Piriş

-Vay başıma gelenler, Ben ihtiyar bir kadınım, kocam da yaşlı olduğu halde nasıl doğurabilirim? Bu şaşılacak bir şey! dedi.

Satıraltı Meal (1534)

İbrāhīm ‘avratı eyitdi: Vāveylā, ne ‘aceb ben doġurur mıyın ḳarı olduḳdanṣoñra ki yüz yigirmi yıl geçdi? Daḫı bu benüm erüm ḳocadur. Taḥḳīḳ bu ne‘aceb ḥāldür didi.

Suat Yıldırım

İbrâhim'in hanımı: “Ay! dedi, ben bir kocakarı, kocam da bir pir iken ben mi doğuracağım! Doğrusu bu çok şaşılacak bir şey! ” {KM, Tekvin 18, 12}

Süleyman Ateş

Vay, dedi, ben bir kocakarı, bu kocam da bir pir iken doğuracak mıyım? Bu, cidden şaşılacak bir şey!

Süleyman Tevfik (1927)

O: "Vay benim başıma! Ben ihtiyâr bir kadın, zevcim de ihtiyâr bir erkek iken çocuk doğurır mıyım? Tahkîk bu, çok 'acâyib bir şeydir" didi. [²]

Süleymaniye Vakfı

“Vay başıma gelenler!” dedi. “Doğum mu yapacağım?” Ben gücünü kaybetmiş bir kadınım; bu da kocam, iyice yaşlanmış! Bu gerçekten tuhaf bir şey!”

Ahmet Varol

"Vay halime! Ben böyle kocamış bir kadın kocam da bir ihtiyar iken ben doğuracak mıyım? Bu gerçekten şaşırtıcı bir şey!" dedi.

Ümit Şimşek

“Eyvahlar olsun!” dedi. “Bu kocamış halimle mi doğuracağım? Üstelik kocam da bir pir-i fani iken! Bu çok tuhaf birşey!”

Yaşar Nuri Öztürk

"Vay başıma, dedi. Doğuracak mıyım ben? Kendim bir kocakarı, kocam bir ihtiyar. Gerçekten şaşılacak şey bu."

Ali Bulaç

'Vay bana' dedi (kadın). 'Ben kocamış bir kadın iken ve şu kocam da bir ihtiyar iken doğuracak mıyım? Gerçekten bu şaşırtıcı bir şey!..'

Ali Fikri Yavuz

(İbrâhim'in hanımı) şöyle dedi: “- Ay! Ben doğuracak mıyım? Ben ihtiyar bir kadın ve bu kocam da bir ihtiyar iken!... Doğrusu bu, çok şaşılacak bir şey!...

Bahaeddin Sağlam

İbrahim’in hanımı: “Vay halime! Ben ihtiyar bir kocakarı iken, bu beyim de yaşlı iken, ben nasıl doğururum?! Bu çok acayip bir şeydir” dedi.

Bayraktar Bayraklı

Hanımı, “Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu, gerçekten şaşılacak bir şey!” dedi.