2. Ayet
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Malı da bir fayda vermedi ona, kazandığı da.
Ne malı yaradı, ne de kazancı
Serveti de kazandığı (parası) da ona bir fayda sağlamayacak!
Emvâli ve kesb iylediği servet hiç bir işe yaramayacakdır.
1, 2, 3, 4, 5. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).
Ne parası, ne de bir kazancı ona yaramadı.
Ne malı fâide verdi ona ne kazandığı
Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.
Malı ve kazandıkları da kendisine hiçbir fayda sağlamadı.
Malı ve kazandıkları da kendisine hiçbir yarar sağlayamadı (ve zararları savamadı).
Ne malı ve ne de kazandıkları ona bir yarar sağlamadı.
aśśı eylemedi aña malı daħı ol kim kesb eyledi.
Ona ne malı, ne kazandığı fâide vermedi.
Ona, ne malı fayda verdi ne de kazandığı!
Ne malı ne de kazandığı ona (hiçbir) fayda vermedi (bunlar onu ölüp helâk olmaktan kurtaramadı). *
Malı ve kazandıkları ona hiçbir fayda sağlamadı.
Onu ne malı ne de kazancı kurtaramıyacak.
Ne malı, ne kazandığı ona yaramayacak.
Onun malı/serveti ve kazancı kendisine fayda vermedi.
Malı da kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamadı.
Ona ne malı, ne de kazancı bir yarar sağlamadı. Allah'ın bu dünyada ve ahirette vereceği azabından kurtaramadı. Mal, mülk, çevre ve imkanlarının hiçbir faydası olmadı.
Ona ne malı fayda verdi ne de kazandığı başka şeyler.
Ne o güvendiği malı ve serveti kurtarabildi onu o korkunç âkıbetten, ne dediğer kazandıkları.
Ona, malı ve kazandığı şeyler yaramadı.
Ne malı işine yarayacak ne de kazandıkları.
Zannediyor ki; ayetlerimize engel olabilecek! Mallarını kurtarabilecek! Kazançlarına sahip çıkabilecek! Hâlbuki ona kazandıklarını biz verdik! Kazandıklarında yoksullar, yetimler, yolda kalmışlar için haklar belirledik! Biz ona malları verirken bize engel olamıyorsa, ona verdiklerimizi bolca veriyorsak, ondan alırken de bize engel olamaz! Elindekileri almaya kalktığımızda hiçbir şey yapamaz! Verdiğimiz zenginlikleri ondan alırız! Elindeki gücü kuruturuz! Böylece ortalıkta fakir, yoksul kalır! Bir dilim ekmeğe muhtaç olur! O, kazandığı mevkiler, makamlar, mallar ve evlatlarla elinin güçlü olduğunu zannediyor. Hayır! Öyle değil! Onun elini güçlendiren biziz! Elini kurutacak da biziz! Ona elini güçlendiren zenginliği nasıl verdiysek, öylece alırız! Böylece elleri kupkuru kalır! Artık ona sahip çıkacak da bulunmaz!
Malı da kazancı da ona yarar sağlamadı.
2,3. Ona (dünyada) malı¹ da kazancı² da bir yarar sağlamadığı gibi o, (âhirette de) gâyet alevli bir ateşe girecek.
Ne faydası olacak servetinin ve kazancının?
Zira ona, ne malı ne de kazandığı serveti fayda sağladı. 18/32.44, 68/17...33
Malları, paraları, kazandıkları itibarları, ele geçirdikleri makamlar, Muhammed'e harp ilanı, yaptıkları gayr-i meşru icraatlar, sahip oldukları çocuklar, topladıkları avaneler onlara fayda sağlamadı.
Malı da kazancı da ona hiçbir yarar sağlamadı![⁵⁹²⁸]
Ona ne malı bir zenginlik verdi ve ne de kazandığı şey.
Ne malı ne kazandığı (çocukları) ona yarar sağlayabildi! (Onu helâk olmaktan kurtaramadı)
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
Ona, malı ve kazandıkları fayda vermedi.
Daḫı aṣṣı idüp ‘aẕābı ḳaytarmadı özinden mālı, ne daḫı ḳazanduġı nesneler.
Ona ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi!
Ne malı, ne de kazandığı onu (Allah'ın kahrından) kurtaramadı.
Onun malı ve kesb itdiği ticâreti ondan bu ticâreti def'a müfîd olmaz.
Ne malı işine yaradı ne de kazancı!
Malı ve kazandığı ona bir yarar sağlamadı.
Ne malı bir fayda verdi ona, ne kazandıkları.
Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı.
Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı.
Ne malı fayda verdi ona, ne kazandığı...
Ne malı ona fayda verdi ne de kazandıkları.
Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.