Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonucu onu götürüp kuyuya atmaya hep beraber karar verdikleri zaman ona, andolsun ki farkında bile olmadıkları bir anda şu yaptıklarını haber vereceksin onlara diye vahyetmiştik.
Besim Atalay (1965)
Onu götürdüler, kuyunun dibine atmak üzere, toplanmışlardı, «Yaptıkları bu işi, sonra sen onlara söyliyeceksin, seni bilmiyecekler» diyerek Yusuf'a bildirmiştik
Cemal Külünkoğlu
Nihayet (babalarını ikna ederek Yusuf'u yanlarına alıp yola çıktılar), kardeşleri onu götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz Yusuf'a: “Andolsun ki, gün gelecek sen, onların bu yaptıklarını (senin kim olduğunu) kavrayamayacakları bir anda kendilerine hatırlatacaksın!” diye ilham ettik.
Cemil Said (1924)
Bunun üzerine Yûsuf’ı götürdiler ve hep birlikde ânı bir kuyuya atdılar biz Yûsuf’a vahy itdik "Bir gün yapdıklarını ânlara anlatırsın halbuki ânlar anlamazlar." didik.
Diyanet Vakfı
Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar (işin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.
Edip Yüksel
Onu götürdükleri ve kuyunun dibine atmak için topluca karar verdikleri sırada biz ona: "(Üzülme) Onların bu yaptıklarını, hiç farkında olmayacakları bir anda onlara anlatacaksın," diye vahyettik
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine vaktâ ki onu götürdüler ve kuyunun dibine koymağa karar verdiler, biz de ona şöyle vahyettik, kasem olsun ki sen onlara hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin".
Emrah Demiryent
Nihâyet kardeşleri onu götürüp kuyunun dibine atmaya karar verdikleri zaman, biz Yûsuf’a, “Kasem olsun ki, ilerde hiç beklemedikleri bir anda (ve seni tanımadıkları bir zamanda) bu yaptıkları (çirkin) işi onlara sen haber vereceksin” diye vahyettik.
Abdullah-Ahmet Akgül
Nitekim vaktâki (hain kardeşleri) onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca karar verdikleri zaman, Biz ona (Hz. Yusuf’a şöyle) vahyettik: "Andolsun sen (ileride) onlara, kendileri (şuursuz vaziyette gelişmelerin) farkında olmadıkları bir süreçte, bu yaptıkları (kötü) işlerini (ve hıyanet girişimlerini tek tek) haber verecek (ve mahcup edecek)sin."
Erhan Aktaş
O'nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yûsuf'a: “Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın.” diye vahyettik.
Eski Anadolu Türkçesi
pes ol vaķt kim ilttiler anı [120a] daħı ķaśd eylediler kim ķılalar anı dibine ķuyınuñ daħı vaḥy eyledük aña ya'nį yūsuf’a “ħaber viresin anlara işlerini uşbu ol ḥalde kim anlar bilmezler.”
Hasan Basri Çantay
Nihayet vaktaki onu götürdüler, onu kuyunun dibine bırakmayı elbirlik kararlaşdırdılar. Biz de kendisine: «Andolsun ki sen onlara, hiç farkında değillerken, (bir gün) bu işlerini haber vereceksin» diye vahyetdik.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet (kardeşleri) onu götürüp, kendisini kuyunun dibine bırakmaya hep berâber karar verdiklerinde (ona eziyet ettiler de biz) ona: “Şânım hakkı için, bu işlerini onlar hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine haber vereceksin!” diye vahyettik.
İhsan Aktaş
(Babalarını ikna ederek Yusuf’u yanlarına aldıktan sonra) onu götürüp kuyunun görünmeyen bir yerine bırakmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz de ona (Yusuf’a): ‘’Elbette, sen onlara bu yaptıklarını (senin kim olduğunu) kavramayacakları bir sırada haber vereceksin” diye vahyettik (ilham ettik).*
İlyas Yorulmaz
Kardeşleri Yusuf’u götürüp, kuyunun dibine atmak için bir araya geldiklerinde, haberleri olmadan (seni tanımadıkları bir zamanda), yaptıkları bu işi onlara mutlaka haber vereceksin diye Yusuf’a vahyettik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Bunun üzerine Yusuf’u alıp götürdüler. Kuyunun dibine bırakmak için anlaştılar. Biz de Yusuf’un gönlüne şunu bildirdik: "işte bir gün gelecek sen onların bütün bu yaptıklarını kendilerine anlatacaksın, onlar ise seni hiç tanımıyacaklar."
İsmail Hakkı İzmirli
Onlar Yusuf/u götürüp kuyu dibine bırakmaya karar verince yapacaklarını yaptılar. Biz de ona «— Onların bu işini ileride onlara haber vereceksin. Onlar ise seni tanımayacaklar» diye vahiy ettik.
İsmail Yakıt
Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmaya hep birlikte karar verdikleri zaman, Biz ona/Yûsuf’a³, “Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmadıkları bir sırada onlara haber vereceksin” diye vahyettik.
Kadri Çelik
Yusuf'u götürüp bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdıklarında, biz ona, “Şüphesiz sen, farkında olmadıkları bir sırada, bu yaptıklarını onlara haber vereceksin” diye vahyettik.
Abdullah Parlıyan
Ne zaman ki, Yûsuf'u alıp götürdüler ve toplanıp onu, kuyunun dibine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz de ona: “Andolsun ki, sen bir gün onların bu yaptıklarını, kendilerine farkına varmadıkları bir sırada, haber verceksin” diye vahyettik.
Kuran Yolu
Onu götürüp (kör) kuyunun dibine bırakmaya ittifakla karar verince bunu yaptılar. Onlar farkında değilken biz de Yûsuf’a vahyettik ki, “Onlara bu yaptıklarını elbet bir gün anlatacağız.”
Mahmut Kısa
Böylece, babalarını iknâ ederekYûsuf’u yanlarına alıp yola çıktılar.Onu götürüp kervanların uğrak yeri olan eski bir kuyunun içine atmaya karar verdiklerinde, büyük bir üzüntü ve endişe içinde olan Yûsuf’a şöyle vahyettik: “Ey Yûsuf! Sakın korkma, ümitsizliğe kapılma! Çünkü Biz seni buradan kurtaracak ve yüce makâmlara ulaştıracağız. Yıllar sonra, kardeşlerinle tekrar karşılaşacaksın. İşte o gün, onlarseni tanımadıkları için olup bitenlerin farkında bile değillerken, bu çirkin davranışlarını onlara haber vereceksin. O zaman, hepsi utanç ve pişmanlıkla başlarını öne eğip senden özür dileyecekler.”
Mahmut Özdemir
Bunun üzerine onu götürdüler. Kuyu’nun dibine bırakma kararında birleştiler / anlaştılar. “Onlar farkında olmazken onların bu işini onlara haber verirsin" diye ona vahyettik.
Mehmet Çakır
Onu götürdüler. Tam kuyuya atmaya karar verdikleri sırada Yusuf'a fısıldadık: " Sen, ilerde onların yaptıklarını çaktırmadan yüzlerine vuracaksın " diye güç verdik.
Mehmet Çoban
Kardeşleri onu kıra götürdüler. Kararlaştırdıkları gibi Yusuf’u kuyuya atmak için harekete geçtiklerinde; Yusuf’a: "Muhakkak ki sen onların bu işlerini hiç farkında olmayacakları bir zamanda kendilerine haber vereceksin." diye vahyettik!
Mehmet Okuyan
Onu götürüp de o kuyunun görünmeyen yerine bırakmaya birlikte karar verdikleri zaman, (Yusuf’a) “Şüphesiz ki sen onlar farkına varamadan onların bu işlerini kendilerine bildireceksin.” diye vahyetmiştik (bildirmiştik). [*]
Mehmet Türk
(Kardeşleri,) onu götürüp kuyunun dibine atmaya karar verdikleri zaman Biz (Yûsuf’a): “Sen onlara bu yaptıklarını hiç beklemedikleri bir sırada mutlaka haber vereceksin.” diye vahyettik.¹
Muhammed Esed
Ve böylece, o’nu kuyunun dibine atmaya karar verip yanlarında götürürlerken, kendisine “Gün gelecek [senin kim olduğunu] kavrayamayacakları bir anda bu yaptıklarını kendilerine hatırlatacaksın!” diye vahyettik. ¹⁶
Mustafa Çavdar
Yusuf’u alıp götürdüler ve onu bir kuyuya bırakma hususunda fikir birliğine vardıklarında; biz de Yusuf’a “Şimdi onlar bunun farkında değil ama günü geldiğinde sen onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin” diye vahyettik. 12/89-90
Ahmet Tekin
Onu götürüp, suyu çekilmek üzere olan bir kuyuya atmaya birlikte karar verdikleri zaman biz Yûsuf'a: “Andolsun ki, sen onların bu planlarını, onlar farkında değillerken, kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.
Mustafa İslamoğlu
İşte bu minval üzre, onu kuyunun derinliklerine atmada söz birliği etmiş bir hâlde yanlarında götürüyorlardı ki, Biz ona “(Bir gün gelecek) kendileri hiç farkında değilken onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin” diye ilham ettik.[¹⁸³⁵]
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, Yusuf ile beraber gittiler ve O'nu kuyunun dibine atmaya müttefikan karar verdiler. Biz de O'na şöyle vahyettik: «Kasem olsun ki, sen onlara hiç farkında olmadıkları halde bu işlerinden elbette haber vereceksin.»
Orhan Kuntman
Ne zaman ki Yusuf'u alıp götürdüler, onu kuyunun dibine atmaya elbirlik karar verdiler -kuyuya tam atacakları sırada biz de-Yusuf'a "Andolsun ki sen onlara, -ileride hiç beklemedikleri bir anda- yaptıkları bu kötü işlerini hatırlatacaksın" dedik. (Böylece onu teselli ettik)
Osman Fırat
Ne zaman ki onu götürüp de kuyunun dibine bırakmak için toplandıkları zaman biz, Yûsuf’a: "Muhakkak ki sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada (sonradan) kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.
Şaban Piriş
Yusuf'u götürdüler, kararlaştırdıkları gibi onu bir kuyunun dibine bıraktılar. Biz de ona, onlara bu yaptıklarını haber vereceksin, fakat onlar seni tanımayacak diye vahyettik.
Satıraltı Meal (1534)
Pes ol vaḳt ki Yūsufı aldılar gitdiler. Daḫı danışdılar kim anı ḳuyuya bı‐raġalar. Vaḥy eyledi Yūsufa ki sen anlara ḫaber vireceksin bu işlerini anlarbilmezler iken.
Suat Yıldırım
Derken kardeşleri onu alıp götürünce ve onu kuyunun dibine bırakma konusunda görüş birliğine varınca, Biz de Yusuf'a şöyle vahyettik: “Zamanı gelecek, onların hiç hatırlarına gelmediği ve seni hiç tanımadıkları bir sırada, kendilerine yaptıkları bu işi hatırlatacaksın. ”
Süleyman Ateş
Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmağa topluca karar verdikleri zaman biz, Yusuf'a: "Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.
Süleyman Tevfik (1927)
Vaktâ ki Yûsuf'ı alub sahrâya gitdiler ve onı, kuyuya atmağa ittifâk iylediler. Biz Yûsuf'a: "Sen bir vakit olacak ki onlara bu işlerinden haber vireceksin. Onlar bunı bilmezler" diye vahy itdik.
Süleymaniye Vakfı
Su çukurunun görünmeyen yerine bırakmak için söz birliği içinde götürdükleri sırada Yusuf’un içine şunu vahyettik: “Bir gün, hiç beklemedikleri bir anda onlara, yaptıkları bu işi bildireceksin.”
Ahmet Varol
Sonuçda onu götürdüklerinde ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca karar verdiklerinde biz de ona: "Andolsun sen, onların bu işlerini farkında olmayacakları bir sırada kendilerine bildireceksin" diye vahyettik.
Ümit Şimşek
Yusuf'u götürdüklerinde, onu kuyu dibine bırakmaya karar verdiler. Biz de ona “Sen onlara bu yaptıklarını, farkında olmadıkları bir sırada haber vereceksin” diye vahyettik.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: Yemin olsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin."
Ali Bulaç
Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine birlikte atmaya davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: 'Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin.'
Ali Fikri Yavuz
Nihayet kardeşleri, Yûsuf'u alıp götürünce, onu kuyunun dibine koymaya karar verdiler. Biz de Yûsuf'a şöyle vahyettik: “- Muhakkak sen onlara, hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin.”
Bahaeddin Sağlam
Onu alıp götürdükleri, kuyunun derinliklerine koymak için toplandıkları zaman, (Biz onu koruduk) ve ona: “Sen, kardeşlerinin bu durumlarını onlara sonra haber vereceksin” diye vahyettik. Fakat kardeşleri bunun farkında değillerdi.
Bayraktar Bayraklı
Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yûsuf'a, “Andolsun ki sen onların bu işlerini, onlar farkına varmadan kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.