Yusuf Suresi 15. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

15. Ayet

فَلَمَّا ذَهَبُوا بِه۪ وَاَجْمَعُٓوا اَنْ يَجْعَلُوهُ ف۪ي غَيَابَتِ الْجُبِّۚ وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُمْ بِاَمْرِهِمْ هٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonucu onu götürüp kuyuya atmaya hep beraber karar verdikleri zaman ona, andolsun ki farkında bile olmadıkları bir anda şu yaptıklarını haber vereceksin onlara diye vahyetmiştik.

Besim Atalay (1965)

Onu götürdüler, kuyunun dibine atmak üzere, toplanmışlardı, «Yaptıkları bu işi, sonra sen onlara söyliyeceksin, seni bilmiyecekler» diyerek Yusuf'a bildirmiştik

Cemal Külünkoğlu

Nihayet (babalarını ikna ederek Yusuf'u yanlarına alıp yola çıktılar), kardeşleri onu götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz Yusuf'a: “Andolsun ki, gün gelecek sen, onların bu yaptıklarını (senin kim olduğunu) kavrayamayacakları bir anda kendilerine hatırlatacaksın!” diye ilham ettik.

Cemil Said (1924)

Bunun üzerine Yûsuf’ı götürdiler ve hep birlikde ânı bir kuyuya atdılar biz Yûsuf’a vahy itdik "Bir gün yapdıklarını ânlara anlatırsın halbuki ânlar anlamazlar." didik.

Diyanet Vakfı

Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar (işin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.

Edip Yüksel

Onu götürdükleri ve kuyunun dibine atmak için topluca karar verdikleri sırada biz ona: "(Üzülme) Onların bu yaptıklarını, hiç farkında olmayacakları bir anda onlara anlatacaksın," diye vahyettik

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine vaktâ ki onu götürdüler ve kuyunun dibine koymağa karar verdiler, biz de ona şöyle vahyettik, kasem olsun ki sen onlara hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin".

Emrah Demiryent

Nihâyet kardeşleri onu götürüp kuyunun dibine atmaya karar verdikleri zaman, biz Yûsuf’a, “Kasem olsun ki, ilerde hiç beklemedikleri bir anda (ve seni tanımadıkları bir zamanda) bu yaptıkları (çirkin) işi onlara sen haber vereceksin” diye vahyettik.

Abdullah-Ahmet Akgül

Nitekim vaktâki (hain kardeşleri) onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca karar verdikleri zaman, Biz ona (Hz. Yusuf’a şöyle) vahyettik: "Andolsun sen (ileride) onlara, kendileri (şuursuz vaziyette gelişmelerin) farkında olmadıkları bir süreçte, bu yaptıkları (kötü) işlerini (ve hıyanet girişimlerini tek tek) haber verecek (ve mahcup edecek)sin."

Erhan Aktaş

O'nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yûsuf'a: “Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın.” diye vahyettik.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ol vaķt kim ilttiler anı [120a] daħı ķaśd eylediler kim ķılalar anı dibine ķuyınuñ daħı vaḥy eyledük aña ya'nį yūsuf’a “ħaber viresin anlara işlerini uşbu ol ḥalde kim anlar bilmezler.”

Hasan Basri Çantay

Nihayet vaktaki onu götürdüler, onu kuyunun dibine bırakmayı elbirlik kararlaşdırdılar. Biz de kendisine: «Andolsun ki sen onlara, hiç farkında değillerken, (bir gün) bu işlerini haber vereceksin» diye vahyetdik.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (kardeşleri) onu götürüp, kendisini kuyunun dibine bırakmaya hep berâber karar verdiklerinde (ona eziyet ettiler de biz) ona: “Şânım hakkı için, bu işlerini onlar hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine haber vereceksin!” diye vahyettik.

İhsan Aktaş

(Babalarını ikna ederek Yusuf’u yanlarına aldıktan sonra) onu götürüp kuyunun görünmeyen bir yerine bırakmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz de ona (Yusuf’a): ‘’Elbette, sen onlara bu yaptıklarını (senin kim olduğunu) kavramayacakları bir sırada haber vereceksin” diye vahyettik (ilham ettik).*

İlyas Yorulmaz

Kardeşleri Yusuf’u götürüp, kuyunun dibine atmak için bir araya geldiklerinde, haberleri olmadan (seni tanımadıkları bir zamanda), yaptıkları bu işi onlara mutlaka haber vereceksin diye Yusuf’a vahyettik.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bunun üzerine Yusuf’u alıp götürdüler. Kuyunun dibine bırakmak için anlaştılar. Biz de Yusuf’un gönlüne şunu bildirdik: "işte bir gün gelecek sen onların bütün bu yaptıklarını kendilerine anlatacaksın, onlar ise seni hiç tanımıyacaklar."

İsmail Hakkı İzmirli

Onlar Yusuf/u götürüp kuyu dibine bırakmaya karar verince yapacaklarını yaptılar. Biz de ona «— Onların bu işini ileride onlara haber vereceksin. Onlar ise seni tanımayacaklar» diye vahiy ettik.

İsmail Yakıt

Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmaya hep birlikte karar verdikleri zaman, Biz ona/Yûsuf’a³, “Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmadıkları bir sırada onlara haber vereceksin” diye vahyettik.

Kadri Çelik

Yusuf'u götürüp bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdıklarında, biz ona, “Şüphesiz sen, farkında olmadıkları bir sırada, bu yaptıklarını onlara haber vereceksin” diye vahyettik.

Abdullah Parlıyan

Ne zaman ki, Yûsuf'u alıp götürdüler ve toplanıp onu, kuyunun dibine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz de ona: “Andolsun ki, sen bir gün onların bu yaptıklarını, kendilerine farkına varmadıkları bir sırada, haber verceksin” diye vahyettik.

Kuran Yolu

Onu götürüp (kör) kuyunun dibine bırakmaya ittifakla karar verince bunu yaptılar. Onlar farkında değilken biz de Yûsuf’a vahyettik ki, “Onlara bu yaptıklarını elbet bir gün anlatacağız.”

Mahmut Kısa

Böylece, babalarını iknâ ederekYûsuf’u yanlarına alıp yola çıktılar.Onu götürüp kervanların uğrak yeri olan eski bir kuyunun içine atmaya karar verdiklerinde, büyük bir üzüntü ve endişe içinde olan Yûsuf’a şöyle vahyettik: “Ey Yûsuf! Sakın korkma, ümitsizliğe kapılma! Çünkü Biz seni buradan kurtaracak ve yüce makâmlara ulaştıracağız. Yıllar sonra, kardeşlerinle tekrar karşılaşacaksın. İşte o gün, onlarseni tanımadıkları için olup bitenlerin farkında bile değillerken, bu çirkin davranışlarını onlara haber vereceksin. O zaman, hepsi utanç ve pişmanlıkla başlarını öne eğip senden özür dileyecekler.”

Mahmut Özdemir

Bunun üzerine onu götürdüler. Kuyu’nun dibine bırakma kararında birleştiler / anlaştılar. “Onlar farkında olmazken onların bu işini onlara haber verirsin" diye ona vahyettik.

Mehmet Çakır

Onu götürdüler. Tam kuyuya atmaya karar verdikleri sırada Yusuf'a fısıldadık: " Sen, ilerde onların yaptıklarını çaktırmadan yüzlerine vuracaksın " diye güç verdik.

Mehmet Çoban

Kardeşleri onu kıra götürdüler. Kararlaştırdıkları gibi Yusuf’u kuyuya atmak için harekete geçtiklerinde; Yusuf’a: "Muhakkak ki sen onların bu işlerini hiç farkında olmayacakları bir zamanda kendilerine haber vereceksin." diye vahyettik!

Mehmet Okuyan

Onu götürüp de o kuyunun görünmeyen yerine bırakmaya birlikte karar verdikleri zaman, (Yusuf’a) “Şüphesiz ki sen onlar farkına varamadan onların bu işlerini kendilerine bildireceksin.” diye vahyetmiştik (bildirmiştik). [*]

Mehmet Türk

(Kardeşleri,) onu götürüp kuyunun dibine atmaya karar verdikleri zaman Biz (Yûsuf’a): “Sen onlara bu yaptıklarını hiç beklemedikleri bir sırada mutlaka haber vereceksin.” diye vahyettik.¹

Muhammed Esed

Ve böylece, o’nu kuyunun dibine atmaya karar verip yanlarında götürürlerken, kendisine “Gün gelecek [senin kim olduğunu] kavrayamayacakları bir anda bu yaptıklarını kendilerine hatırlatacaksın!” diye vahyettik. ¹⁶

Mustafa Çavdar

Yusuf’u alıp götürdüler ve onu bir kuyuya bırakma hususunda fikir birliğine vardıklarında; biz de Yusuf’a “Şimdi onlar bunun farkında değil ama günü geldiğinde sen onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin” diye vahyettik. 12/89-90

Ahmet Tekin

Onu götürüp, suyu çekilmek üzere olan bir kuyuya atmaya birlikte karar verdikleri zaman biz Yûsuf'a: “Andolsun ki, sen onların bu planlarını, onlar farkında değillerken, kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.

Mustafa İslamoğlu

İşte bu minval üzre, onu kuyunun derinliklerine atmada söz birliği etmiş bir hâlde yanlarında götürüyorlardı ki, Biz ona “(Bir gün gelecek) kendileri hiç farkında değilken onlara bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin” diye ilham ettik.[¹⁸³⁵]

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, Yusuf ile beraber gittiler ve O'nu kuyunun dibine atmaya müttefikan karar verdiler. Biz de O'na şöyle vahyettik: «Kasem olsun ki, sen onlara hiç farkında olmadıkları halde bu işlerinden elbette haber vereceksin.»

Orhan Kuntman

Ne zaman ki Yusuf'u alıp götürdüler, onu kuyunun dibine atmaya elbirlik karar verdiler -kuyuya tam atacakları sırada biz de-Yusuf'a "Andolsun ki sen onlara, -ileride hiç beklemedikleri bir anda- yaptıkları bu kötü işlerini hatırlatacaksın" dedik. (Böylece onu teselli ettik)

Osman Fırat

Ne zaman ki onu götürüp de kuyunun dibine bırakmak için toplandıkları zaman biz, Yûsuf’a: "Muhakkak ki sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada (sonradan) kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.

Şaban Piriş

Yusuf'u götürdüler, kararlaştırdıkları gibi onu bir kuyunun dibine bıraktılar. Biz de ona, onlara bu yaptıklarını haber vereceksin, fakat onlar seni tanımayacak diye vahyettik.

Satıraltı Meal (1534)

Pes ol vaḳt ki Yūsufı aldılar gitdiler. Daḫı danışdılar kim anı ḳuyuya bı‐raġalar. Vaḥy eyledi Yūsufa ki sen anlara ḫaber vireceksin bu işlerini anlarbilmezler iken.

Suat Yıldırım

Derken kardeşleri onu alıp götürünce ve onu kuyunun dibine bırakma konusunda görüş birliğine varınca, Biz de Yusuf'a şöyle vahyettik: “Zamanı gelecek, onların hiç hatırlarına gelmediği ve seni hiç tanımadıkları bir sırada, kendilerine yaptıkları bu işi hatırlatacaksın. ”

Süleyman Ateş

Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmağa topluca karar verdikleri zaman biz, Yusuf'a: "Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.

Süleyman Tevfik (1927)

Vaktâ ki Yûsuf'ı alub sahrâya gitdiler ve onı, kuyuya atmağa ittifâk iylediler. Biz Yûsuf'a: "Sen bir vakit olacak ki onlara bu işlerinden haber vireceksin. Onlar bunı bilmezler" diye vahy itdik.

Süleymaniye Vakfı

Su çukurunun görünmeyen yerine bırakmak için söz birliği içinde götürdükleri sırada Yusuf’un içine şunu vahyettik: “Bir gün, hiç beklemedikleri bir anda onlara, yaptıkları bu işi bildireceksin.”

Ahmet Varol

Sonuçda onu götürdüklerinde ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca karar verdiklerinde biz de ona: "Andolsun sen, onların bu işlerini farkında olmayacakları bir sırada kendilerine bildireceksin" diye vahyettik.

Ümit Şimşek

Yusuf'u götürdüklerinde, onu kuyu dibine bırakmaya karar verdiler. Biz de ona “Sen onlara bu yaptıklarını, farkında olmadıkları bir sırada haber vereceksin” diye vahyettik.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu götürüp kuyunun dibine koymaya karar verdiklerinde biz de ona şöyle vahyettik: Yemin olsun ki sen onlara, şu yaptıklarını hiç farkında olmayacakları bir sırada haber vereceksin."

Ali Bulaç

Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine birlikte atmaya davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: 'Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin.'

Ali Fikri Yavuz

Nihayet kardeşleri, Yûsuf'u alıp götürünce, onu kuyunun dibine koymaya karar verdiler. Biz de Yûsuf'a şöyle vahyettik: “- Muhakkak sen onlara, hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin.”

Bahaeddin Sağlam

Onu alıp götürdükleri, kuyunun derinliklerine koymak için toplandıkları zaman, (Biz onu koruduk) ve ona: “Sen, kardeşlerinin bu durumlarını onlara sonra haber vereceksin” diye vahyettik. Fakat kardeşleri bunun farkında değillerdi.

Bayraktar Bayraklı

Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yûsuf'a, “Andolsun ki sen onların bu işlerini, onlar farkına varmadan kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik.