16. Ayet
وَجَٓاؤُٓ۫ اَبَاهُمْ عِشَٓاءً يَبْكُونَۜ
(Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَجَٓاؤُٓ۫ اَبَاهُمْ عِشَٓاءً يَبْكُونَۜ
(Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Akşam olunca ağlayaağlaya babalarına gelmişlerdi.
Akşamleyin, ağlaya ağlaya, geldiler yanına babalarının
(Onlar, Yusuf'u kuyuya bıraktıktan sonra) havanın karardığı (yatsı) vakti (yalandan) ağlayarak babalarına geldiler.
Akşam birâderleri babalarının yanına ağlayarak geldiler.
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Bıraktılar ve yatsıleyin ağlıyarak babalarına geldiler
Ve yatsı vakti, ağlayarak babalarına geldiler.
(Kardeşleri, Yûsuf’u kuyuya attıktan sonra) yatsı vaktinde (yalandan) ağlayarak babalarına geldiler.
(Kardeşleri onu kuyuda bırakıp) Akşamüstü babalarına (yalandan) ağlar vaziyette gelmişlerdi.
Ve akşam olunca, ağlayarak babalarına geldiler.
daħı geldiler atalarına giceye yaķın aġlarlar.
Akşam ağlaya ağlaya babalarına geldiler.
Derken yatsı vakti ağlayarak babalarına geldiler.
Ve (onlar, Yusuf’u kuyuya bıraktıktan sonra) akşamleyin (yalandan) ağlayarak babalarına geldiler.
Bir akşam vaktinde babalarına ağlayarak geldiler.
Geceleyin ağlıya ağlıya babalarının yanına döndüler.
Yatsı vakti ağlaya ağlaya babalarına geldiler.
Onlar akşam olunca ağlaşarak babalarına geldiler.
Akşamüstü ağlayarak babalarına geldiler.
Ve akşam olunca, babalarının karşısına ağlayarak çıkıp geldiler.
Akşam ağlayarak babalarına geldiler.
Yûsuf’un kardeşleri, onu kuyuya atmadan önce gömleğini almışlardı. Öldürdükleri bir hayvanın kanına buladıkları bu gömleği de yanlarına alarak, hava kararırken, ağlaya ağlaya babalarının yanına geldiler.
Ağlayarak akşamleyin babalarına geldiler.
Akşam üzeri, ağlaşarak babalarına geldiler.
Kardeşleri düşündükleri gibi Yusuf’u kuyunun dibine indirdiler. Kuyunun dibinde bırakıp akşam ağlayarak babalarına geldiler.
(Oğulları) yatsı vakti ağlayarak babalarına gelmişlerdi: [*]
(Kardeşleri) akşam sonu¹ babalarına ağlayarak geldiler.
Ve akşam olunca babalarının karşısına ağlayarak çıkıp geldiler,
Ve akşam olunca, ağlaşarak babalarına geldiler.
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Derken akşam vakti babalarına ağlayarak geldiler:
Ve babalarına yatsı vakti ağlar oldukları halde geldiler.
(Kardeşleri) Akşam üstü, ağlaya ağlaya babalarına geldiler:
Ve akşam geç vakit ağlayarak babalarına geldiler.
Akşamleyin, ağlaşarak babalarına geldiler.
Geldiler atalarına giçe‐y‐ile aġlayup.
16, 17. Yatsı vakti, ağlayarak babalarının yanına dönüp dediler ki: “Sevgili babamız, biz yarışmak üzere bulunduğumuz yerden ayrılırken Yusuf'u da eşyalarımızın yanında bıraktık. Bir de döndük ki onu kurt yemiş! Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın! ”
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
(Yûsuf'ı kuyuya atdıkdan sonra) Akşam vakti ağlayarak babalarının yanına geldiler.
Akşamüzeri babalarına geldiler, ağlıyorlardı.
Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Gece ağlayarak babalarına geldiler.
Akşamdan sonra babalarına geldiler; ağlıyorlardı.
Akşam üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler.
Kardeşleri, akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
Ve karanlık çökünce, ağlayarak babalarına geldiler.
Akşamleyin, ağlayarak babalarına geldiler.