12. Ayet
كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۙ
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.[296]
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۙ
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.[296]
Biz böylece, Kur'an'ı, yüreklerine kadar sokarız da.
İşte böyle günahlılar gönlüne, alayı yerleştirdik
Böylece biz, (mesajımızdan yana bu alaycı tutumu) o günaha gömülüp gitmiş olan kimselerin kalplerine sokarız.
Senin zamânındaki mücrimlerin kalblerine de aynı hissiyâtı vireceğiz.
İşte böylece biz onu, (inkârcılığı) suçluların kalplerine sokarız.
İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.
Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir sülûk veririz
Biz o küfrü suçluların kalbine işte böyle sokarız.
İşte böylece *biz onu, (müstahak oldukları üzere) kâfirlerin kalbine sokarız.
İşte böylece Biz onu (İlahi gerçekleri alay konusu edinme hastalığını), suçlu-günahkârların kalplerine sokuveririz.
Böylece onu¹ mücrimlerin² kalplerine sokarız.
Şundayuķ givürürüz anı yazuķlular göñülleri içine.
Biz böylece o (istihzâyi) günahkârların kalblerine sokarız.
İşte böylece onu (o alayı, bir azâb olarak) günahkârların kalblerine sokarız.
Böylece biz (tebliğ yoluyla) onu (zikri, Kur’an’daki mesajları) da suçluların kalblerine (akıl, zihin, idrak ve düşünce merkezi olan beyinlerine) yerleştiririz (onlara tebliğini yaparız).*
Bizde bu özelliği, tüm günahkârların kalplerine yerleştirdik.
İşte biz suçluların yüreklerine onu böyle işleriz.
Bunun gibi günahkârların kalplerinin içine onu sokarız [⁶].
İşte Biz onu/zikri böylece suçluların kalplerine sokarız.⁵
Böylece biz (özürleri kalmasın diye) onu (Kur'an'ı), suçluların kalplerine sokarız.
Biz böylece alay edip inanmadıkları Kur'ân'ı, günaha gömülüp giden o alaycıların kalplerinin derinliklerine kadar sokarız da veya biz o alaycı tutumları, günaha gömülüp gidenlerin kalplerine kadar sokarız.
12-13. İşte onu (Kur’an’ı) inkârcıların kalplerine, inanmadıkları halde böyle yerleştiririz. Nitekim daha öncekilere de bu ilâhî kanun uygulanmıştır.
İşte böylece Biz onu, tavır ve davranışlarıyla kâfirliği hak eden suçluların kalplerine sokarız. Bundan dolayıdır ki:
Suç İşleyenler’in kalblerine onu böyle sokarız.
Biz Kuran’ı, suçlu beyinlere yine böyle bir alay ortamında sokacağız.
Onlar ne derse desin! Kalplerindeki inkârı gizlemek için ne yaparlarsa yapsınlar! Rabbin onların gerçeğini açığa vurur. Kalplerinde olanlar kitabımızda açıklandıkça ne yapacaklarını şaşırırlar.
İşte böylece biz onu (alaycılığı) suçluların kalplerine sokarız. [*]
Böylece Biz de o (alaycılığı) günâhkâr (kâfirlerin) ahlâkı haline getiriyorduk.
Biz [mesajımızdan yana] bu [alaycı tutumu], ¹² işte böylece, o günaha gömülüp gitmiş kimselerin yüreklerine sokarız,
İşte biz de vahyin, günahkârların kalplerine etki etmeden böylece geçip gitmesini sağlarız... 6/25, 7/146, 45/23
Alayı, inkârı, yalanlamayı, hidayeti, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların akıllarına, kalplerine soktuğumuz gibi onun, Kur'ân'ın günahkârların kafalarında, kalplerinde yankı bulmadan geçip gitmesine de biz yol açarız.
Biz (vahyin, etki etmeden) günahkârların yüreklerinden geçip gitmesini işte böyle sağlarız;[²⁰³⁰]
İşte böylece onu (o istihzâyı) günahkâr olanların kalplerine sokarız.
(Ey Muhammed, müşrikler de seninle alay ederler) İşte biz onu (o küfrü, o alayı) günahkarların kalplerine sokarız da, (bu yüzden)
İşte biz onu (alay etme hasletini) suçluların kalblerine böyle sokarız.
İşte biz onu suçluların kalplerine sokarız.
Gine ançılayın givürevüz anı, ya‘nī şirki yazuḳlular göñline.
12, 13. Biz böylece o inkâr ve alayı suçluların kalplerine sokarız. Geçmiş ümmetlerin başlarına gelen felaketler ibret teşkil ettiği halde yine de onlar iman etmezler.
İşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız.
Bunun gibi kavminden mücrim olanların kalbine de onı (inkâr ve istihzâyı) idhâl itdik.
Hep böyle olur. Onu (Zikri) suçluların kalplerine[*] işleriz.
İşte onu suçluların kalplerine böyle sokarız.
Alaycılığı o mücrimlerin kalplerine Biz böyle yerleştiririz.
Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.
Böylece biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalblerine sokarız.
Biz, o küfrü (istihzâyı) mücrimlerin kalblerine işte böyle geçiririz.
Böylece Biz, o zikri, (kâfir olan) suçluların kalbine (gözüne) sokarız.
Böylece biz de o alayı suçluların kalplerine sokarız.